Yörükler Kimlerdir?

Yörükler hayvancılıkla uğraşan göçebe Türkmenlerdir. En çok keçi, koyun, sığır ve deve beslerler ve bu hayvanlardan elde ettikleri mahsullerle geçimlerini temin ederler. Yörüklerin belirli bir sabit yerleşim yerleri yoktur. Ancak hayvanlarına bol ot ve su bulabilmek için yaz aylarında serin yaylak adı verilen yerlere, kış aylarında ise iklimi daha ılıman kışlak adı verilen yerlere göç ederler. Bu göçler Yörükler açısından ayrı bir anlam taşır, büyük bir sevinç ve neşe kaynağı olur, özel eğlenceler yapılır.
Yörükler kıldan yapılmış çadırlarda otururlar. Çadırlarının içini keçe, kilim, halı, heybe gibi kendi dokudukları eşyalar ile döşerler.
Yörümek ”Yürümek” mastarından türetilen Yörük adı , köyler kurarak yerleşen veya yarı göçebe durumuna gelen Türkmenler için olduğu gibi, Göçebe Türkmenleri ve onların veya olduğunu ifade etmek için de kullanılmıştır. Oruç Bey tarihinde, Yörükler için göçer Yörükler, Oğuz tayfası deyimleri geçmektedir. Fatih ve Kanuni devri kanunnamelerinde de kelimesine rastlanmaktadır. Yörük sözünün göçebe Oğuz Türklerini ifade edişi, yalnız Anadolu ve Rumeli için söz konusudur. Öteki Türk ülkelerinde bu kelime bilinmemektedir. Nitekim Kaşkarlı Mahmut, Oğuz göçebelerine ”Türkmen” demektedir. Osmanlı belgelerinde , Halep ve Şam Türkmenlerine , Halep ve Şam Yörükleri dendiği de bilinmektedir. Ayrıca Türkiye’ye gelen Bulgar, Türklerinden göçebe olanlarına da Yörük denmiştir. Toroslarda Akseki ile Hadim arasında.Selçuklular ve Osmanlılar Türk göçebelerini sistemli bir şekilde toprağa yerleştirmeye çalışmışlardır. Bunun için, tımar ve zeamet sisteminden yararlanmışlardır. Orhan Gazi ve Yıldırım Beyazıt devrinde, derbentlerin korunması ve ordunun güvenliği bakımından Rumeliye bir çok yörük yerleştirilmiş ve Kıbrıs’a da yörük gönderilmiştir. Anadolu ve Rumeli’deki Oğuz boy ve oymak adları ( Avşar, Bayat, Kayı, Kınık, Bayındır, Çepni, Karkın, Beydili, Yiva, Iğdır, Yüreğir, Dodurga, Yabırlı, Akaevli, Karaevli) bu yerleşmeleri göstermektedir. Bugün yerleşik hayata geçen Yörükler gittikçe artmaktadır.
Yörükler kışlakları, yaylakları, güzleleri ve belirli gidiş yolları olan bir düzen içinde yaşarlar. Yörüklerde, yaylaklar oymakların malıdır. Herkesin hayvanı burada serbestçe otlar. Hayvanlar, kışlaklardaki ve yaylaklardaki evler ve çevrelerindeki küçük bahçeler kişilerin malıdır . Bu çadır ve bahçeye ”yurt yeri” denir. Hayvanların karışmasını önlemek amacıyla vurulan damgalardan ”töyün” olarak sözedilir. Bir başka işaret de hayvanın kulağının yanından çentilmesidir. Buna Yörükler ”en” derler.

Yörüklerde eskiden mirasın, örfi hukuka göre paylaşıldığı anlaşılmaktadır. Koyun, keçi, sığır, deve, at besleyen Yörükler, yaylak ve kışlaklarında buğday, arpa, mısır ve bazı sebzeler yetiştirirler. Süt mamülleri ve et esas gıdalarıdır. Giyim ve ev eşyalarını kendileri dokurlar. Bununla birlik kapalı bir ekonomi içinde değildirler. Köy ve kasabalardaki pazara iner, ürünlerini satarak kendi ihtiyaçlarını satın alırlar. yaylaklara gelen celeplere hayvanlarını satarlar. Bazı oymaklar, yayla yakınında mandıra kuran peynircilere süt satarlar.

Yörükler, Osmanlılar devrinde de aynı şekilde yaşarlar ve develeriyle şehirler arasında yük taşırlardı. İstanbul gibi büyük şehirlere buğday v.b. tüketim maddelerini develeriyle Yörükler getirirdi. Yörük kadınları evin bütün işleri, su getirme, odun bulma, hayvanları sağma;erkekler ise gece yaylıma çıkarılan koyunlar ve deve gütmekle uğraşmaktadır. Keçi besleyen Yörükler keçe çadırı bırakarak, kıldan yapılmış kara çadıra geçmişlerdir. Köylere geçinceyse, mutaflığa, çulculuğa, halıcılığa devam eden Yörükler çoktur. Kubbe şeklindeki çadırın ağaç kısımlarını (derim) yapan oymaklara ”evciler” denir.

Yörüklerde sınıf ve tabaka ayrımı belli değildir. Ancak eskiden Yörükler arasında torunlar adı verilen soylular olduğu söylenmektedir. Yörüklerde aile, erkek hakimiyetine dayanır. Esas evlilik şekli, tek evliliktir. Genellikle evlenen çocuklar babalarıyla birlikte yaşar ve bu yüzden büyük aileler meydana getirirler. Yörükler, amca kızı, dayı kızı gibi yakın akrabayla da evlenirler

yaylak ve kışlaklarda bir soyun yaşadığı alana Oba denir. Bu terim zamanla kaybolmuş ve yerini mahalle kelimesi almıştır. Bir veya iki oba halkına oymak denir. Osmanlı devrinde oymakların başında birer Kethüda vardı ki, Yörükler buna kahya derler. Bir kaç oymağın birleşmesinden meydana gelen topluluklara boy adı verilir ve başlarındaki beylere Beylerbeyi denir. Daha büyüklerine ise yörük Başbuğu da denir. Bir kaç boyun birleşmesinden ulus meydana gelir. Osmanlılar devrinde, Boz Ulus ve Kara Ulus vardı. Bunların başlarına Ulus beyi denirdi.

Yörükler genellikle sünni müslümanlardır. Alevi olanları da vardır. Yörükler arı ve duru bir Türkçe konuşurlar. Zengin bir folklorları vardır.

Eski yörük göçleri baharda yapılırdı. Bütün eşyalar develere yüklenir, üzerlerine kilim atılır, develerin alnına süs olarak küçük ve büyük çanlar takılırdı. Kervanın başında en yeni elbiselerini giymiş, elinde kirmanı , yün eğiren gelin yer alırdı. Şimdilerde sadece Sarıkeçililer küçük bir bölük kalmıştır.

Çevrede ata binmiş genç erkekler silah atarak, at sürerek yaylak yollarını geçerdi. Göçten önce hazırlıklar yapılırdı. Oymak ve boy başkanları ne gün göçüleceğini bildirirdi. Konak yerlerinde, kışlak ve yaylaklarda herkesin yeri (Orun) eski Türk töresine göre olurdu.

Yorum yapın, mutlaka cevaplandırılacaktır

Güvenlik Kodu: 1 + 2= sonucu kutuya yazın

Her Hakkı Saklıdır © 2011 ingilizceogretim.com - Copyright © 2011 ingilizceogretim.com All rights reserved.
Şimdiye kadar sitemize 1,923 adet yorum yazılmıştır.

28 adet sorgulama 0,368 saniye içinde yüklendi.