Tus’ta çıkan İngilizce Kelimeler – N - O
N
name: isimlendirmek
namely: yani
narrow: dar
narrowing: darlık, daralma
nation: ulus
natural: doğal
nature: doğa, tabiat
nausea: bulantı
nearby: yakın
nearly: hemen hemen
neatly: düzenli bir şekilde
necessary: gerekli
necessitate: gereksinim duymak
neck: boyun
need: ihtiyaç
neglect: ihmal etmek
nervousnesss: sinirlilik
neverthless: yine de
newborn: yeni doğan
next: sonraki, diğer
night: gece
nocturnal: geceye ait
node: düğüm, nod
nonetheless: bununla birlikte
nonsensicial: saçma
nose: burun
nostril: burun deliği
notably: özellikle
notch: girinti, çentik
note: farkına varma
notoriously: .. ile ünlü olmak
nourishment: beslenme
nowadays: bu günlerde
nuch: ense
nucleus: çekirdek
numbness: hissizlik
numerous: çok sayıda, sayısız
nutrition: beslenme
O
obesity: şişmanlık, obesite
object: cisim, nesne
objective: nesnel, objektif
obligate: mecbur bırakmak, mecbur
obligatory: zorunlu
observation: gözlem, inceleme
observe: gözlemek
obstacle: engel
obstruct: tıkamak
obstruction: tıkanıklık
obstructive: tıkayıcı
obtain: elde etmek
obvious: aşikar
occasion: hal, durum
occasional: ara sıra
occasionally: ara sıra, nadiren
occur: olmak, meydana gelmek
oddly set: asimetrik yerleştirilmiş
odds: olasılık, şans
offer: teklif etmek, imkan vermek
offspring: döl, çoluk çocuk
often: sık, sıklıkla
old: eski, yaşlı
omen: kötüye alamet
on a large scale: büyük ölçüde
on the alert: tetikte
on the contrary: tersine
once: bir kere, tek
ongoing: sürmekte olan
onset: baslangıç, ortaya çıkış
open to invasion: saldırıya karşı korumasız
operate: ameliyat etmek
operation: ameliyat
opinion: fikir, teşhis
opposite: zıt
order: emir, düzen, sıra, kural
orderly: düzenli
ordinary: basit, sıradan, olağan
originate: -den kaynaklanmak
oscillation: salınım
other: baska, diğer
otherwise: aksi takdirde
outbreak: patlak vermek
outcome: sonuç
outermost: en dış
output: verim gücü, randıman
outstrecthed: uzanmış
outward: dışa doğru
outweight: daha ağır basmak
ovary: over, yumurtalık
overall: tüm, baştan başa tamamı
overcrowding: aşırı kalabalık
overdose: aşırı doz
overlap: üstüste binmek
overlie: üzerinde uzanmak
overlook: görmezlikten gelme
overlying: üzerinde uzanan
overriding: umursamamak
overt: açık
ovulation: yumurtlama
owing to: yüzünden

