FACEBOOKTA BEĞEN
LIKE US ON FACEBOOK

FACEBOOK’ta Paylaş !


Tus’ta çıkan İngilizce  Kelimeler – E 

  E

each: her bir, her, baslı basına

early: erken

edema: ödem

edge: kenar

effect: etki

effectively: etkili bir şekilde

efficacious: etkili

elasticity: elastiklik

elbow: dirsek

elderly: yaslı

elevate: yükseltmek, arttırmak

elevated: yükselmiş

elicit: meydana çıkarmak

eligible: haklı, hak sahibi

eliminate: çıkarmak, ortadan kaldırmak, bertaraf

elimination: ortadan kaldırma

elsewhere: diğer yerlerde

elusive: kolay tutulmayan, bulunması zor

emaciated: zayıf düşmüş

embarras: utandırmak

embed: sokmak, gömmek

emerge: ortaya çıkarmak

emergency: acil

emission: yayılım

emit: yaymak, salıvermek göndermek

emotion: emosyon, heyecan, his

emphasizes: vurgulamak

empirically: deneysel olarak

employ: kullanmak, is vermek, çalıstırmak

empty: boş, boşaltmak

enact: (yasa) çıkarmak

encircle: çevrelemek, etrafını çevirmek

enclose: çevresini sarmak

encompass: kapsamak

encounter: karşılaşmak

end: bitmek, sonlanmak son

endemic: yaygın

endevor: çabalamak

endproduct: son ürün

endurance: tahammül, dayanma, dayanıklılık

enhance: yükseltmek artırmak

enlarge: büyütmek

enlarged: büyümüs

enlargement: genişleme

enormous: çok büyük

ensue: izleme

entail: gerekli kılmak

enter: girmek

entire: tamamen, tümüyle

entity: mevcudiyet

entry: giris

envelop: zerf

environmental: çevresel

epidemic: salgın

episode: vaka, olay, kriz

equate: eşit saymak

equivalent: eşdeğer, denk

era: devir, dönem

erratic: düzensiz

eschew: kaçınmak

especially: özellikle

essential: esas temel, gerekli

establish: tesis etmek, tanı koymak,yerleştirmek

estimate: tahmin etmek, değerlendirmek, hesap

estimation: tahmin, değerlendirme

etiology: etiyoloji, neden

evaluate: taktir etmek, değerlendirmek

evalutation: değerlendirme, taktir

evanescent: kısa süreli, kısa ömürlü

even if: -se bile

even though: -e rağmen

even: bile

eventually: en sonunda, neticede

ever: hiç

every: her

everybody: herkes

everyone: herkes

evidence: delil, tanık, tanıklık

evident: aşikar, kanıt

exacerbate: kötüleşmek, ağırlaşmak

exact: tam

exaggerate: abartmak, büyütmek

examin: incelemek, muayene etmek

examination: inceleme, muayene

exceed: geçmek, aşmak

excellent: üstün

except: -den başka, müstesna, hariç

exception: istisna, ayrı, başka

excess: aşırı, fazla

excessive: asırı miktarda, fazlaca

exchange: değiş tokus yapmak

excision: eksizyon, kesme

excitability: kolay heyecanlanma, uyarılabilir

exclusion: çıkarma

excrete: boşaltmak, vücuttan atmak

excretion: atılım, boşaltım

exercise: egzersiz, idman, kullanma

exert: kullanmak, yapmak, göstermek

exertion: çabalama, uğraş, kullanma

exhaustion: yorgunluk

exhibit: sergileme

exist: var olmak

expand: genişleme, büyüme

expect: umma

expectancy: ümit beklenti

experience: deneyim kazanmak, tecrübe experienced: deneyimli, tecrübeli

experiment: deney

experimental: deneysel

expert: uzman

explain: açıklamak

expose: maruz bırakmak

exposure: maruz kalma

expression: ifade, anlam, terim

extend: uzatmak, sürmek, yayılmak

extensive: genis, yaygın, aşırı miktarda

extent: derece, miktar, mertebe

extract: çıkarmak, özetlemek, özünü çıkarmak

extraction: çıkarma, sökme, soyma

extreme: asırı

exudate: eksüda, sızıntı

eyebrow: kaş

eyelash: kirpik

Yorum yapın, mutlaka cevaplandırılacaktır

Güvenlik Kodu: 7 + 9= sonucu kutuya yazın

Her Hakkı Saklıdır © 2011 ingilizceogretim.com - Copyright © 2011 ingilizceogretim.com All rights reserved.
Şimdiye kadar sitemize 1,369 adet yorum yazılmıştır.

35 adet sorgulama 0,815 saniye içinde yüklendi.