Türk Mutfağı
Türkler, Asyali olarak zengin bir malzemeye sahiptirler.Mezopotamyalilarin baharatli, çig etli tatlilarini Asyali malzemeyle birlestirmisler, Anadolu ekolojisinin çok çesitli otlarin, Dogu Karadeniz kiyilarinin hayvansal ürün elde etme yöntemlerini ekleyerek çok çesitli bir yemek kültürü olusturmuslardir.Yani çesitli kültürlerin karisimindan, zengin bir yemek kültürü yaratmislardir. Türk Mutfağınin dört büyük özelliginden ikisi, malzemedir.Bunlar:Koyun eti ve sogandir.Diger ikisi ise pisirilme ile ilgilidir.Odun kömürü atesi ve bakir tencere.Beslenme, tüm canlilarin yasamlarini sürdürebilmeleri için vazgeçilmez bir olgudur.Canli kalmamiz için yapilmasi gereken bir ihtiyaçtir.Türk beslenmesi, Türk Mutfağı derken, konuya çok çesitli açilardan bakilabilir.
Kisinin, yemekleri tercih olanagi oldugu zaman neyi seçtigi, onu ne biçimde sagladigi, nasil pisirdigi, nasil, ne zamanlar ve nerede yedigi, kendi toplumsal grubunun aliskanliklarina göre degisir.Türk toplumu da yemek türü, tadi, özelligi bakimindan diger kültürlerden oldukça farklilik göstermektedir.
Ülkemizde yemek yeme aliskanliklari tarihsel olarak, bölgesel olarak hatta köy, kent gibi yerlesme birimlerine göre de degisiklik göstermektedir.Bununla birlikte, bu farkliliklara ragmen toplumumuzda yine de bu konuda ortak özellikler söz konusudur.Baska bir deyimle bu ortak özellikler, davranis kaliplarini ifade etmektedir. Uzun bir tarihsel geçmise sahip Türkler, mutfak konusunda zengin bir kültüre sahiptirler. Bu zenginlik, kendisini bol çesitli yemeklerde göstermektedir.Ayrica, tüm yiyecek ve içeceklere iliskin davranis kaliplari gelistirilmistir.Yemek zenginligini ifade eden birkaç örnek verebiliriz.
Örnegin sadece Karadeniz bölgesinde bilinen misir karisimi yemekler yirmiyi geçer.Yine Karadeniz yöresinde hamsiden yapilan yemek türlerinin asagida belirtecegimiz isimleri de mutfak zenginligimizi gösterir.Hamsinin içli tavasi, hamsili ekmek, hamsi pilavi, hamsi kayganasi, tavasi, köftesi, hamsi içli tavasi, hamsi diblesi, hamsi haslamasi, hamsi izgarasi, hamsi böregi, hamsi bugulamasi gibi.
Kayseri’de yirmi türlü pastirma söz konusudur.Bir yazarimiz söyle diyor: “Yirmi türlü pastirmanin her birinin ayri özelligi, ayri tadi var.Bir Kayseriliye say yirmi türlü pastirmanin adini dediginiz zaman saymaya baslar: sirt, kusgömü, kenar mehle, egrice, omuz, dilme, sekerpare, kürek, kapak, dös, etek, bacak, ortabez, kavrama, meme, kelle, kanlibez, arkabas, tütünlük.”
Patlicandan yapilan yemek türleri, salatalar ve kebap türlerimiz oldukça zengindir.Bildircin kebabi, çevirme kebabi, kuzu çevirme, çöp kebabi, çubuk kebabi, sis kebabi, deri kebabi, pideli kebap, Adana kebap, saç kebabi, tas kebabi, tandir kebabi bunlardan sadece birkaç örnektir.Anadolu yemeklerinin genellikle bitkilerden, etlerden ve hamurdan olmak üzere üç kaynaktan olustugunu görmekteyiz.Bunlarin çogu eski çagdan itibaren kullanilmistir.Esasen uygarlikla yemek türleri arasinda bir baglanti vardir.
Yemek yapiminda kullanilan araç gereçlerin niteligi, sayisi, türü, düzenlenisi, pisirilen maddenin kendisi, pisirilis biçimi, dogadan oldugu gibi elde edilip yenip yenmedigi gibi hususlar o ülkenin uygarlik düzeyi ve yasam zevki hakkinda bir fikir verebilir.Yemek yeme aliskanliklari, antropolojik deyimle bir kültür karmasigidir.Yani yemek faaliyetinde birçok kültürel özellikler bir arada bulunur.
Özetle, mutfak, bir uygarlik belirtisidir.Tarim bitkilerinden yararlanmayan, genellikle etle, av hayvanlariyla beslenen toplumlarin ilkel düzeyde olduklarini söylenebilir.Türkler çesitli uygarlik asamalarinda çesitli yemekler yapmislardir.Her uygarlik asamasinin bugünkü yemek yeme aliskanliklarina etkisi olmustur.

