Etiket arşivi: Ulaşım

Türkiye’de Ekonomi

Türkiye’nin Ekonomisini Etkileyen

Coğrafi Etmenler

Türkiye’de Ekonomi

Bir bölgede ekonomi, doğal ortamın etkileri altında doğmuş ve gelişmiştir. Türkiye’de ekonominin gelişmesini etkileyen coğrafi etmenler şunlardır.


Coğrafi Konum

Türkiye enlemine bağlı olarak ılıman kuşakta yer alır. 4 mevsim belirgin olarak görülür. Bu durum tarımsal ürün çeşitliliğini artırıp, turizm faaliyetlerini çeşitlendirmiştir. Kıtalar arasındaki konuma bağlı olarak endüstrileşmiş Batı Avrupa ülkeleriyle petrol üreten Orta Doğu ülkeleri arasında en kısa kara, deniz ve  hava ulaşımı Türkiye üzerinden yapılır. Bu durum ticari faaliyetleri olumlu etkiler.


Yer şekilleri

Türkiye’nin ortalama yüksekliğinin fazla olması, yüzölçümünüm % 60’ını 750 m’nin üstündeki toprakların oluşturması, dağlık bir ülke olması nedeniyle, ekonomik faaliyetler genellikle olumsuz etkilenmiştir. Yüksek yerlerde tarımsal faaliyetlerin sınırlanıp, hayvancılık faaliyetlerinin ön plana çıkmasına yol açmıştır. Kıyılarında denizel iklimlerin görülmesi alçak kıyı ovalarında ürün çeşidini artırmış, ekonomiyi olumlu etkilemiştir. Yüksekliğin fazlalığı ve arazinin dağlık olması ulaşımı yer yer olumsuz etkilemiştir.


İklim

Ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayanan Türkiye’de iklim koşullarının önemi fazladır. Tarımsal üretim büyük ölçüde yağışlara bağlıdır. Akdeniz ikliminin etkisiyle sıcak ve kurak geçen yaz mevsiminde tarım yapabilmek için sulamaya gereksinim vardır. Sulamanın yapılmadığı bölgelerde tarımsal üretim iklim koşullarına bağlı olarak değişir. Kışların ılık geçtiği kıyı kesimlerinde don olayları çok enderdir. Sıcaklığın çok düşük değerlere indiği iç ve doğu bölgelerde don olayları uzun sürer. Buna bağlı olarak tarımsal ürün çeşitliliği ve tarım yapabilme süresi kıyıdan iç kesimlere, batıdan doğuya doğru azalır. Kış ılıklığı isteyen ürünler ancak kıyılarda yetiştirilir.


Nüfus ve Yerleşme

Genç nüfus oranı fazla olan Türkiye’de hızlı kentleşmeye bağlı olarak kırsal nüfus oranı azalmakta, tarım topraklarının miras yoluyla parçalanıp küçülmesi, makineli tarımın yaygınlaşması ve ileri tarım tekniklerinin uygulanmaya  başlaması nedeniyle, artan nüfusun gereksinimini karşılayacak ölçüde tarımda verim artışları olmuştur. Genç nüfusun eğitim seviyesinin yükselmesi, tarım dışı sektörlerde çalışan nüfusun artmasına ekonomik faaliyetlerin çeşitlenmesine yol açmıştır.

İç Anadolu Bölgesi

İç Anadolu Bölgesi

Kuzeyinden Kuzey Anadolu, güneyinden Toros Dağları ile çevrili olan bölge, topoğrafik yönden Anadolu’nun ortasında bir çanak şeklindedir. Yer şekilleri ölçüt alınarak bölge 4 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Konya Bölümü, Yukarı Sakarya Bölümü, Orta Kızılırmak Bölümü ve Yukarı Kızılırmak Bölümü’dür.


Yer şekilleri

Yüzölçümü bakımından 2. büyük bölge olan İç Anadolu’da yüksek ve uzun dağ sıraları bulunmaz. Ortalama yüksekliği 1000 m olan platolarla ovalar yaygındır. Bölgenin yüksekliği doğuya doğru artar.


UYARI : İç Anadolu Bölgesi’nde yağışların yetersiz olmasının nedeni çevresindeki yüksek dağlardır.


Dağlar : Bölgede orojenik ve volkanik dağ sıraları bulunur. Bunlar Akdağlar, Hınzır ve Tecer Dağları’dır. Elmadağı ve Sündiken gibi dağ kuşaklarının yükseltisi fazla değildir. Erciyes, Hasan Dağı, Melendiz Dağı, Karacadağ ve Karadağ bölgenin sönmüş volkanlarıdır.


Ovalar : Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Konya bölgenin önemli ovalarıdır.


Platolar : Yer şekilleri sade olan bölgede Haymana, Cihanbeyli, Obruk, Orta Kızılırmak, Bozok ve Yazılıkaya platolarının yüksekliği 1000 metreyi bulur. Kireçtaşlarından  oluşmuş bu platolarda  karstik şekillerden obruk yaygın olarak görülür.


Akarsular ve Göller

Akarsular : Kızılırmak ve Sakarya Nehri ile Zamantı Çayı denize ulaşan önemli akarsulardır. İç Anadolu’nun güneyinde Tuz Gölü, Konya, Develi ve Afyon kapalı havzalarında çok sayıda kısa boylu akarsu boşalır.


Göller : Tuz Gölü, Eber, Akşehir, Çavuşçu, Seyfe Gölleri tektonik oluşumlu başlıca göllerdir. Acıgöl ve Meke Tuzlası Gölleri volkanik oluşumludur. Bölgedeki en büyük baraj gölü Kızılırmak üzerindeki Hirfanlı’dır.


İklim

Çevresindeki yüksek dağların etkisi ile deniz etkilerine kapalı olan bölgede iklim karasallaştığından ılıman karasal (step) iklim özellikleri görülür. Kış mevsimi Doğu Anadolu’daki kadar sert geçmez. Ancak doğuya doğru iklim sertleşir. Yaz mevsimi odlukça sıcak geçer. Yağış miktarı en az olan bölgedir. Tuz Gölü ve çevresi Türkiye’nin en az yağış düşen yöresidir. Bölgenin kuzeyine doğru yağışlar biraz artar.


Doğal Bitki Örtüsü

Doğal bitki örtüsü yazın kuruyan ot topluluklarının oluşturduğu bozkırdır. Yağışların azlığı ve ormanların çok tahrip edilmiş olması nedeniyle antropojen bozkırlar geniş yer kaplar. Akarsu kıyılarında kavak ve söğüt ağaçları yoğunlaşır. Yozgat, Akdağlar’da ve Sündiken Dağları’nda bölgenin en geniş ormanları yer alır. Ancak mevcut ormanlar bölgenin sadece %7’lik bir bölümünü kaplar.


Nüfus ver Yerleşme

Marmara’dan sonra en kalabalık bölgedir. Genişliğine oranla az nüfusludur. Nüfusun büyük bölümü su kaynaklarının daha bol olduğu, bölge kenarındaki dağ eteklerinde toplanmıştır. En yoğun nüfuslanan bölüm ulaşım yollarının kavşağında olan ve endüstrinin geliştiği Yukarı Sakarya’dır. En az nüfuslanan bölüm ise yüksek, engebeli ve iklimi sert olan Yukarı Kızılırmak’tır. Tuz Gölü çevresi Türkiye’nin en tenha yeridir. Kırsal kesimde evlerin bir arada olduğu toplu yerleşmeler yaygındır.


İller

Aksaray, Ankara, Çankırı, Eskişehir, Karaman, Sivas, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Yozgat


Ekonomik Özellikler

Tarım

Bölgenin ekonomisi tarıma dayanır. Ekili-dikili arazi bölgenin yaklaşık üçte birini kaplar. Nadasa bırakılan arazi fazladır. Yaz kuraklığı tarımsal faaliyetleri sınırlandırır. Erozyon nedeniyle tarımsal faaliyetler olumsuz etkilenir. Bölgenin iklimi tahıl tarımını yaygınlaştırır. Sulama yapılamayan alanlarda tahıl tarımı ön plandadır. Arpanın %39’u, buğdayın %31’i bu bölgede üretilir.


Tarım Ürünleri

Tahıllar : En önemli buğday ve arpa üretim alanı Konya Ovası’dır. Burayı Ankara, Yozgat ve Kayseri takip eder.


Baklagiller : Nohut, fasulye, yeşil mercimek gibi baklagillerin üretimi önemlidir. Bu ürünler üretimde ilk sırayı alır. Konya ve Yozgat mercimek üretiminde birinci sırada gelir.


Patates : Üretiminde bölge ilk sırayı alır. Niğde ve Nevşehir’de üretilir. Buralardaki volkanik arazi patatesin büyümesi açısından çok elverişlidir.


Şekerpancarı : Sulama yapılan yerlerde özellikle Konya, Eskişehir ve Aksaray’daki tarım alanlarının büyük bölümü şekerpancarına ayrılmıştır.


Sebze : Sulamanın yaygın olmayışı sebze tarımını olumsuz etkilemiştir. Sulanabilen yerlerdeki sebze üretimi yetersiz kalmaktadır.


Meyve : Volkanik alanlarda bağcılık gelişmiştir. Kayısı gibi meyve üretimi yaygındır.


Hayvancılık

Kurak iklimi, bitki örtüsünün bozkır olması ve düzlüklerin geniş yer kaplaması küçükbaş hayvancılığı yaygınlaştırır. Tiftik keçisinin %78’i bu bölgede beslenir. Torosların İç Anadolu’ya bakan yamaçlarında yaygındır: Özellikle Konya başta olmak üzere Karaman, Kayseri ve Sivas’ta karaman ırkı koyun beslenir. En çok koyun beslenen bölge olan İç Anadolu’da mera hayvancılığı yaygındır. Kırsal kesimde ailenin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik beslenen büyükbaş hayvanların sayısında son yıllarda artış olmuştur. Bölgede kümes hayvancılığı ile arıcılık (Toros yamaçlarında) da gelişmiştir.


Ormancılık

Yağışların çok az olduğu ve ormanların tahrip edildiği İç Anadolu Bölgesi’nde ormanlar çok dar bir alanda görülür. Ormanlar daha çok Sündiken Dağları ve Akdağlar’da bulunur ve bölgenin sadece %7’lik bölümünü kaplar. Bu nedenle bölgede ormancılık gelişmemiştir.


Madenler ve Enerji Kaynakları

Madenler : Eskişehir’de bor ve borasit, Ankara’da manganez, Kayseri’de demir çıkarılır. Tuz Gölü, Çankırı, Kırşehir ve Sivas’ta tuz üretimi yapılır.


Enerji Kaynakları  : Ankara’da linyit çıkarılır.


Enerji Üretim Tesisleri : Enerji üretimi fazla değildir.  Ankara Çayırhan ve Sivas Kangal’da linyitle çalışan termik santraller kuruludur. Sarıyar, Gökçekaya, Hirfanlı ve Kesikköprü önemli hidroelektrik santralleridir.


Endüstri


Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :


Şeker : Eskişehir, Ankara, Konya, kayseri, Sivas, Niğde


İçki : Ankara, Nevşehir, Yozgat


Lokomotif : Eskişehir


Vagon – Demiryolu Malzemesi : Sivas


Uçak : Eskişehir, Ankara


Silah : Kırıkkale


Çelik : Kırıkkale


Petrol Rafinerisi : Kırıkkale


Pamuklu Dokuma : Eskişehir, Ereğli, Karaman, Kayseri ve Nevşehir


Madeni Eşya : Kayseri


Ulaşım

Topoğrafyasının fazla engebeli olmaması nedeniyle kara ve demiryolu ağının en çok geliştiği bölgedir. Demiryolu ağı tüm bölgelerle bağlantıyı sağlayacak durumdadır. Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Sivas önemli yolların kavşağı durumundadır. Ayrıca bölgede Ankara, Eskişehir, Konya ve Sivas’ta havaalanı bulunmaktadır.


Turizm

Bölgenin çok çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış olması nedeniyle tarihi turizm açısından zengindir. Neolitik döneme ait yerleşmeler, Hititler’den kalma çeşitli eserler önemli turizm çekicilikleridir. Kayseri, Nevşehir, Niğde arasındaki Kapadokya Yöresi’nde peribacası oluşumları, yer altı kentleri ve kiliseler turizm bakımından önem taşıyan yerlerdir. Konya, Selçuklu eserleri ve Mevlana Müzesi ile turizmin geliştiği bir merkezdir. Ayrıca Eskişehir, Ankara, Konya, Niğde ve Kayseri’de kaplıca turizmi önem taşımaktadır.


Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri

İç Anadolu Türkiye’nin gelişmişlik açısından 3. büyük bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.


Arpa

Şekerpancarı

Baklagiller

Buğday

Yapağı

Hayvancılık

Akdeniz Bölgesi

Akdeniz Bölgesi

Bölge adını komşu olduğu Akdeniz’den alır. Bölge, yer şekilleri ve bun bağlı olarak ekonomik özelliklerin farklılığı nedeniyle iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar Antalya ve Adana Bölümü’dür.


Yer şekilleri

Bölgede yüksek dağlar ve platolar geniş alan kaplar.


Dağlar : Bölgenin çatısını oluşturan Toros Dağları, Alp kıvrım kuşağının ülkemizdeki uzantısıdır. Teke Yarımadası’ndan itibaren başlayan Toroslar Batı, Orta ve Güneydoğu Toros Dağları adını alarak Anadolu’nun güneyinde uzanır. Bölgenin doğusunda yükseltisi  3500 metreyi aşan dağlar burada kıyıdan uzaklaşır. İskenderun körfezinin doğusunda yer alan Amanos Dağları kırılma ile oluşmuş horstlardır.


Ovalar : Adana Bölümü’ndeki Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu Çukurova ile Göksu’nun oluşturduğu Silifke Ovası bölgedeki delta ovalarıdır. Bu bölümde yer alan Amik ve Maraş ovaları ise çöküntü ovalarıdır. Antalya Bölümü’nde yer alan Acıpayam, Tefenni, Elmalı ve Göller Yöresi ovaları karstik oluşumlu polyelerdir.


Platolar : Batı ve Orta Toroslar arasında, yüksekliği 2000 metreyi bulan, Göksu Irmağı ve kollarınca parçalanmış Taşeli Platosu yer alır. Bölgede kalker taşlar yaygın olduğundan karstik oluşumlar fazladır. Teke Yarımadası ve Taşeli Platosu karstik oluşumların en sık görüldüğü alanlardır.


Akarsular ve Göller

Akarsular : Antalya Bölümü’nde Dalaman, Aksu, Köprüçayı ve Manavgat çayları, Adana Bölümü’nde ise Göksu, Seyhan, Ceyhan ve Asi ırmakları Akdeniz’e dökülen önemli akarsulardır. Akarsuların rejimleri düzensizdir. En çok suyu kış aylarında taşıyan akarsuların, yaz aylarında yağış azalması ve sıcaklık nedeniyle suları çekilir.


Göller : Göl oluşumları bakımından  zengin olan bölgenin önemli gölleri Antalya Bölümü’ndedir. Dağlar arasındaki çukurluklarda, tektonik oluşumlu Beyşehir, Eğirdir, Burdur, Acıgöl, Suğla Gölü gibi büyük göller yer alır. Buraya Göller Yöresi denir. Beyşehir ve Eğirdir’in yer altı kaynaklarıyla denize bağlantısı olduğundan suları tatlıdır. Teke Yarımadası’ndaki Kovada, Salda, Yarışlı, Elmalı ve Ketsel karstik oluşumlu küçük göllerdir. Köyceğiz Gölü alüvyal set gölüdür.


İklim

Bölgenin kıyı kesiminde Akdeniz iklimi görülür. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Yıllık ortalama yağış miktarı 750-1000 mm kadardır. Subtropikal yüksek basıncın etkisi nedeniyle yaz kuraklığı şiddetlidir. Toroslar’ın İç Anadolu’dan gelen soğuk hava kütlelerini engellemesi, enlem ve denizellik özelliği nedeniyle kış mevsiminin en ılıman geçtiği bölgedir. Antalya Bölümü’ndeki Göller Yöresi’nde iklim değişir ve karasala dönüşür. Bu bölümde yağışlar azalıp, sıcaklık farkları artar.


Doğal Bitki Örtüsü

Doğal bitki örtüsü Akdeniz iklimine ve yaz kuraklığına uyumlu, her zaman yeşil kalabilen, sert yapraklı, bodur bitki topluluğu olan makidir. Kıyıdan itibaren 700-800 metrelere kadar görülebilen maki topluluğu içinde zeytin, mersin, keçiboynuzu, defne, zakkum, sandal ve kocayemiş gibi ağaçlar bulunur. Daha yüksek kesimlerde kuraklığa uyumlu kızılçam, toros sediri ve karaçam türlerinden oluşan iğne yapraklı ormanlara geçilir. Bölge orman bakımından Karadeniz Bölgesi’nden sonra ikinci sırayı alır. Torosların içe dönük yamaçları ile Göller Yöresi’nde ormanlar seyrekleşir 2000 m yükseltiden sonra dağ çayırları başlar.


Nüfus ve Yerleşme

Bölge genişliğine oranla çok az nüfuslanmıştır. Çünkü Toros Dağları ve karstik arazi geniş yer kaplar. Nüfus daha çok kıy ovalarında ve Göller Yöresi’nde toplanmıştır. Adana Bölümü’nde nüfus daha fazla olup, bu bölümdeki Çukurova ve  Amik ovaları Türkiye’nin en yoğun nüfuslu yerlerindendir. Nedeni tarım arazisinin geniş olması ve ulaşım kolaylığıdır. Ayrıca Adana Bölümü’nün göç alması da etkendir. Taşeli ve Teke platoları ile Toroslar’ın yüksek kesimleri tenhadır.


İller

Adana, Antalya, Burdur, Hatay, Isparta, İçel, Kahramanmaraş, Kilis, Osmaniye.


Ekonomik Özellikler

Tarım

Yazların uzun ve sıcak, kışların ılık geçmesi nedeniyle yılda 2, 3 kez tarımsal ürün alınır. Yaz kuraklığının tarımı olumsuz etkilemesi sulamayı zorunlu kılmıştır. Kışların ılık geçmesi ve güneşlenme süresinin uzunluğu seracılık faaliyetlerini geliştirmiştir. Bölgede ekonomik değeri yüksek olan ve ihraç edilen tarım ürünlerinin yetiştirilmesi tercih edilir.


UYARI : Antalya Bölümü’nde kalkerli arazinin yaygınlığı ve yaz kuraklığının belirginliği tarımı olumsuz yönde etkiler.



Tarım Ürünleri

Kıyı Bölgesi Tarım Ürünleri

Kış ılıklığına bağlı olarak turunçgil ve muz üretimi yapılır. Muzun %100’ü, turunçgillerin % 88’i bu bölgede üretilir. Ayrıca Türkiye pamuk üretiminin % 35’i, sebzenin % 26’sı, yerfıstığının % 88’i anasonun % 65’i ve susamın  % 80’i bu bölgeden sağlanmaktadır.


Göller Yöresi Tarım Ürünleri

Burada yetiştirilen ürünler kıyı kesiminden farklılaşır. Tahıl, haşhaş, anason, şeker pancarı, gül ve tütün yetiştirilir.


Hayvancılık

Akdeniz Bölgesi’nde çayır ve otlakların az yer tutmasına karşın beslenen hayvan sayısı bir hayli fazladır. Bu durumun nedeni her zaman yeşil kalabilen ve 800 m’lere kadar çıkabilen maki topluluğunun varlığıdır. Teke Yarımadası, Taşeli Platosu ve Torıs Dağları’nda küçükbaş hayvancılık yaygındır. Özellikle kıl keçisi beslenir. Dağların yüksek kesimlerinde koyun yetiştirilir. Arazinin çok engebeli olması nedeniyle hayvanların et ve süt verimi düşüktür. Antalya Yöresi’nde arıcılık önemlidir.


Ormancılık

Türkiye ormanlarının yaklaşık % 24’ü bu bölgede bulunur. Buna bağlı olarak ormancılık gelişmiştir. Orman ürünleri Göller Yöresi’ndeki kereste fabrikalarında işlenir. Dalaman (Muğla), Silifke-Taşucu’nda (Mersin) ise kağıt fabrikaları bulunur.


Madenler ve Enerji Kaynakları

Madenler : Antalya Bölümü maden bakımından daha zengindir. Bu bölümdeki Fethiye – Dalaman havzası önemli bir krom çıkarım alanıdır. Ayrıca Adana-Kozan, Hatay, Amanos Dağları’nda krom çıkartılır. Antalya-Akseki ile Konya-Seydişehir arasında Türkiye’nin en büyük boksit yatakları yer alır. Keçiborlu’da kükürt yatakları bulunur. Kahramanmaraş-Faraşa, İskenderun-Payas’ta demir yatakları işletilir.


Enerji Üretim Tesisleri

Seyhan, Aslantaş, Menzelet, Oymapınar bölgedeki önemli hidroelektrik santrallerdir.


Endüstri

Başlıca  endüstri tesisleri şunlardır :


UYARI : Antalya Bölümü’nde endüstriyel gelişim, ulaşım zorluğu nedeniyle daha geridir.


Besin – Bitkisel Yağ : Adana, Kahramanmaraş, Antalya


Şeker : Burdur


İplik ve Pamuklu Dokuma : Adana, Tarsus, Kahramanmaraş, Antalya


Halı Dokuma : Isparta, Burdur


Sigara – İçki : Adana


Demir – Çelik : İskenderun


Petrol Rafinerisi : Mersin (Ataş)


Alüminyum : Seydişehir


Gübre : Mersin, İskenderun


Tarım Makineleri : Çukurova, Adana


Pil : Antalya


Ulaşım

Toros Dağları’nın kıyıya paralel uzanması, ulaşımı güçleştirir. Adana Bölümü ulaşım bakımından daha elverişlidir. Çukurova, Gülek ve Belen geçitleri ile diğer bölgelere bağlanmıştır. Silifke ovası Sertavul geçidi ile Antalya ise Çubuk geçidi ile iç kesime bağlantılıdır. Antalya dışındaki kentler demiryolu ile diğer bölgelere bağlantılıdır. Mersin ve İskenderun  Limanları ard bölgelerine demiryolu ile bağlantılı olduğundan gelişmiştir. Dörtyol ve Yumurtalık önemli petrol limanlarıdır.


Turizm

Bölgenin kıyı kesimindeki elverişli iklim koşulları, doğal güzellikler ve tarihi zenginlikler turizmin gelişmesini sağlamıştır. Özellikle Antalya Bölümü’nde turizm gelişmiştir.  Antalya, Alanya, Side, Kaş, Kalkan bu bölümde deniz turizminin geliştiği merkezlerdir. Akdeniz medeniyetini simgeleyen Olimpus, Patara gibi tarihi şehir kalıntıları önemli turistik çekiciliklerdir. Bölgede geniş alan kaplayan karstik şekiller, özellikle Damlataş ve İnsuyu mağaraları ile Cennet – Cehennem obrukları doğa harikasıdır.  Pek çok milli park ile uluslararası yarışma ve festivallere duyulan aşırı ilgi bölge turizminin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.


Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri

Akdeniz Bölgesi Türkiye’nin 4. gelişmiş bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.

Muz

Turunçgiller

Pamuk

Yerfıstığı

Sebze

Meyve

Orman ürünleri

Turizm

Akdeniz Bölgesi

Bölge adını komşu olduğu Akdeniz’den alır. Bölge, yer şekilleri ve bun bağlı olarak ekonomik özelliklerin farklılığı nedeniyle iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar Antalya ve Adana Bölümü’dür.

Yer şekilleri

Bölgede yüksek dağlar ve platolar geniş alan kaplar.

Dağlar : Bölgenin çatısını oluşturan Toros Dağları, Alp kıvrım kuşağının ülkemizdeki uzantısıdır. Teke Yarımadası’ndan itibaren başlayan Toroslar Batı, Orta ve Güneydoğu Toros Dağları adını alarak Anadolu’nun güneyinde uzanır. Bölgenin doğusunda yükseltisi  3500 metreyi aşan dağlar burada kıyıdan uzaklaşır. İskenderun körfezinin doğusunda yer alan Amanos Dağları kırılma ile oluşmuş horstlardır.

Ovalar : Adana Bölümü’ndeki Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu Çukurova ile Göksu’nun oluşturduğu Silifke Ovası bölgedeki delta ovalarıdır. Bu bölümde yer alan Amik ve Maraş ovaları ise çöküntü ovalarıdır. Antalya Bölümü’nde yer alan Acıpayam, Tefenni, Elmalı ve Göller Yöresi ovaları karstik oluşumlu polyelerdir.

Platolar : Batı ve Orta Toroslar arasında, yüksekliği 2000 metreyi bulan, Göksu Irmağı ve kollarınca parçalanmış Taşeli Platosu yer alır. Bölgede kalker taşlar yaygın olduğundan karstik oluşumlar fazladır. Teke Yarımadası ve Taşeli Platosu karstik oluşumların en sık görüldüğü alanlardır.

Akarsular ve Göller

Akarsular : Antalya Bölümü’nde Dalaman, Aksu, Köprüçayı ve Manavgat çayları, Adana Bölümü’nde ise Göksu, Seyhan, Ceyhan ve Asi ırmakları Akdeniz’e dökülen önemli akarsulardır. Akarsuların rejimleri düzensizdir. En çok suyu kış aylarında taşıyan akarsuların, yaz aylarında yağış azalması ve sıcaklık nedeniyle suları çekilir.

Göller : Göl oluşumları bakımından  zengin olan bölgenin önemli gölleri Antalya Bölümü’ndedir. Dağlar arasındaki çukurluklarda, tektonik oluşumlu Beyşehir, Eğirdir, Burdur, Acıgöl, Suğla Gölü gibi büyük göller yer alır. Buraya Göller Yöresi denir. Beyşehir ve Eğirdir’in yer altı kaynaklarıyla denize bağlantısı olduğundan suları tatlıdır. Teke Yarımadası’ndaki Kovada, Salda, Yarışlı, Elmalı ve Ketsel karstik oluşumlu küçük göllerdir. Köyceğiz Gölü alüvyal set gölüdür.

İklim

Bölgenin kıyı kesiminde Akdeniz iklimi görülür. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Yıllık ortalama yağış miktarı 750-1000 mm kadardır. Subtropikal yüksek basıncın etkisi nedeniyle yaz kuraklığı şiddetlidir. Toroslar’ın İç Anadolu’dan gelen soğuk hava kütlelerini engellemesi, enlem ve denizellik özelliği nedeniyle kış mevsiminin en ılıman geçtiği bölgedir. Antalya Bölümü’ndeki Göller Yöresi’nde iklim değişir ve karasala dönüşür. Bu bölümde yağışlar azalıp, sıcaklık farkları artar.

Doğal Bitki Örtüsü

Doğal bitki örtüsü Akdeniz iklimine ve yaz kuraklığına uyumlu, her zaman yeşil kalabilen, sert yapraklı, bodur bitki topluluğu olan makidir. Kıyıdan itibaren 700-800 metrelere kadar görülebilen maki topluluğu içinde zeytin, mersin, keçiboynuzu, defne, zakkum, sandal ve kocayemiş gibi ağaçlar bulunur. Daha yüksek kesimlerde kuraklığa uyumlu kızılçam, toros sediri ve karaçam türlerinden oluşan iğne yapraklı ormanlara geçilir. Bölge orman bakımından Karadeniz Bölgesi’nden sonra ikinci sırayı alır. Torosların içe dönük yamaçları ile Göller Yöresi’nde ormanlar seyrekleşir 2000 m yükseltiden sonra dağ çayırları başlar.

Nüfus ve Yerleşme

Bölge genişliğine oranla çok az nüfuslanmıştır. Çünkü Toros Dağları ve karstik arazi geniş yer kaplar. Nüfus daha çok kıy ovalarında ve Göller Yöresi’nde toplanmıştır. Adana Bölümü’nde nüfus daha fazla olup, bu bölümdeki Çukurova ve  Amik ovaları Türkiye’nin en yoğun nüfuslu yerlerindendir. Nedeni tarım arazisinin geniş olması ve ulaşım kolaylığıdır. Ayrıca Adana Bölümü’nün göç alması da etkendir. Taşeli ve Teke platoları ile Toroslar’ın yüksek kesimleri tenhadır.

İller

Adana, Antalya, Burdur, Hatay, Isparta, İçel, Kahramanmaraş, Kilis, Osmaniye.

Ekonomik Özellikler

Tarım

Yazların uzun ve sıcak, kışların ılık geçmesi nedeniyle yılda 2, 3 kez tarımsal ürün alınır. Yaz kuraklığının tarımı olumsuz etkilemesi sulamayı zorunlu kılmıştır. Kışların ılık geçmesi ve güneşlenme süresinin uzunluğu seracılık faaliyetlerini geliştirmiştir. Bölgede ekonomik değeri yüksek olan ve ihraç edilen tarım ürünlerinin yetiştirilmesi tercih edilir.

UYARI : Antalya Bölümü’nde kalkerli arazinin yaygınlığı ve yaz kuraklığının belirginliği tarımı olumsuz yönde etkiler.

Tarım Ürünleri

Kıyı Bölgesi Tarım Ürünleri

Kış ılıklığına bağlı olarak turunçgil ve muz üretimi yapılır. Muzun %100’ü, turunçgillerin % 88’i bu bölgede üretilir. Ayrıca Türkiye pamuk üretiminin % 35’i, sebzenin % 26’sı, yerfıstığının % 88’i anasonun % 65’i ve susamın  % 80’i bu bölgeden sağlanmaktadır.

Göller Yöresi Tarım Ürünleri

Burada yetiştirilen ürünler kıyı kesiminden farklılaşır. Tahıl, haşhaş, anason, şeker pancarı, gül ve tütün yetiştirilir.

Hayvancılık

Akdeniz Bölgesi’nde çayır ve otlakların az yer tutmasına karşın beslenen hayvan sayısı bir hayli fazladır. Bu durumun nedeni her zaman yeşil kalabilen ve 800 m’lere kadar çıkabilen maki topluluğunun varlığıdır. Teke Yarımadası, Taşeli Platosu ve Torıs Dağları’nda küçükbaş hayvancılık yaygındır. Özellikle kıl keçisi beslenir. Dağların yüksek kesimlerinde koyun yetiştirilir. Arazinin çok engebeli olması nedeniyle hayvanların et ve süt verimi düşüktür. Antalya Yöresi’nde arıcılık önemlidir.

Ormancılık

Türkiye ormanlarının yaklaşık % 24’ü bu bölgede bulunur. Buna bağlı olarak ormancılık gelişmiştir. Orman ürünleri Göller Yöresi’ndeki kereste fabrikalarında işlenir. Dalaman (Muğla), Silifke-Taşucu’nda (Mersin) ise kağıt fabrikaları bulunur.

Madenler ve Enerji Kaynakları

Madenler : Antalya Bölümü maden bakımından daha zengindir. Bu bölümdeki Fethiye – Dalaman havzası önemli bir krom çıkarım alanıdır. Ayrıca Adana-Kozan, Hatay, Amanos Dağları’nda krom çıkartılır. Antalya-Akseki ile Konya-Seydişehir arasında Türkiye’nin en büyük boksit yatakları yer alır. Keçiborlu’da kükürt yatakları bulunur. Kahramanmaraş-Faraşa, İskenderun-Payas’ta demir yatakları işletilir.

Enerji Üretim Tesisleri

Seyhan, Aslantaş, Menzelet, Oymapınar bölgedeki önemli hidroelektrik santrallerdir.

Endüstri

Başlıca  endüstri tesisleri şunlardır :

UYARI : Antalya Bölümü’nde endüstriyel gelişim, ulaşım zorluğu nedeniyle daha geridir.

Besin – Bitkisel Yağ : Adana, Kahramanmaraş, Antalya

Şeker : Burdur

İplik ve Pamuklu Dokuma : Adana, Tarsus, Kahramanmaraş, Antalya

Halı Dokuma : Isparta, Burdur

Sigara – İçki : Adana

Demir – Çelik : İskenderun

Petrol Rafinerisi : Mersin (Ataş)

Alüminyum : Seydişehir

Gübre : Mersin, İskenderun

Tarım Makineleri : Çukurova, Adana

Pil : Antalya

Ulaşım

Toros Dağları’nın kıyıya paralel uzanması, ulaşımı güçleştirir. Adana Bölümü ulaşım bakımından daha elverişlidir. Çukurova, Gülek ve Belen geçitleri ile diğer bölgelere bağlanmıştır. Silifke ovası Sertavul geçidi ile Antalya ise Çubuk geçidi ile iç kesime bağlantılıdır. Antalya dışındaki kentler demiryolu ile diğer bölgelere bağlantılıdır. Mersin ve İskenderun  Limanları ard bölgelerine demiryolu ile bağlantılı olduğundan gelişmiştir. Dörtyol ve Yumurtalık önemli petrol limanlarıdır.

Turizm

Bölgenin kıyı kesimindeki elverişli iklim koşulları, doğal güzellikler ve tarihi zenginlikler turizmin gelişmesini sağlamıştır. Özellikle Antalya Bölümü’nde turizm gelişmiştir.  Antalya, Alanya, Side, Kaş, Kalkan bu bölümde deniz turizminin geliştiği merkezlerdir. Akdeniz medeniyetini simgeleyen Olimpus, Patara gibi tarihi şehir kalıntıları önemli turistik çekiciliklerdir. Bölgede geniş alan kaplayan karstik şekiller, özellikle Damlataş ve İnsuyu mağaraları ile Cennet – Cehennem obrukları doğa harikasıdır.  Pek çok milli park ile uluslararası yarışma ve festivallere duyulan aşırı ilgi bölge turizminin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri

Akdeniz Bölgesi Türkiye’nin 4. gelişmiş bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.

Muz

Turunçgiller

Pamuk

Yerfıstığı

Sebze

Meyve

Orman ürünleri

Turizm

Ege Bölgesi

Ege Bölgesi

Ege Bölgesi, yer şekilleri, iklim ve bunun etkisine bağlı olarak beşeri ve ekonomik yönden farklı olan iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar Ege Bölümü ve İç Batı Anadolu Bölümüdür.


Yer şekilleri

Yer şekillerinin oluşmasında 3. zaman sonları ile 4. zaman başlarındaki tektonik hareketler belirleyici olmuştur.


Dağlar : Bölgenin batısında, Ege Denizi’ne dik uzanan, doğu-batı yönlü dağlar ile bu dağlar arasındaki çöküntü ovaları yer alır. Kuzeyden güneye doğru sıralanan Kaz Dağı, Mardan Dağı, Yunt Dağı, Bozdağlar ve Aydın Dağları kırılma sonucu oluşan horstlardır. Manisa’nın Kula ilçesi yakınlarında genç volkan konileri yer alır.


Ovalar : Doğu – batı yönlü uzanan dağ sıraları arasında yer alan Edremit, Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ovaları kırılma sonucu oluşan grabenlerdir. Ege Bölümü’nde yüksekliği 250 metreden daha az olan çöküntü ovaları yer alır ve iç kesimlere doğru uzanır.  Bölgenin en güneyindeki Menteşe Yöresi’nde ise karstik ovalar yaygındır.


Platolar : Bölgedeki platolar Ege grabenlerinin doğusunda, İç Batı Anadolu Bölümü’ndeki yüksek düzlüklerdir. Kıyı Ege ovalarının bittiği yerde, plato görünümündeki İç Batı Anadolu eşiği başlar. İç Batı Anadolu Platosu üzerinde yüksekliği 2000 metreden az olan Demirci, Eğrigöz, Şaphane, Murat, Emir ve Sandıklı Dağları yer alır.


Akarsular ve Göller


Akarsular : Bölgenin akarsuları Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes’tir. Hepsi Ege Denizi’ne dökülür. Akarsuların aşağı çığırlarında arazi eğimi azaldığı için menderesler, akarsu ağızlarında ise akarsularla aynı adları taşıyan irili-ufaklı delta ovaları oluşmuştur. Akarsuların yatak eğimi az olduğu için hidroelektrik potansiyelleri de azdır.


Göller : Göl bakımından fakir olan Ege Bölgesi’nde Bafa (Çamiçi) ve Marmara gölleri yer alır. Bu göller alüvyal set gölleridir. Suları tatlıdır.


İklim


Kıyı kesimindeki Asıl Ege Bölümü’nde Akdeniz iklimi özellikleri görülür. Akdeniz ikliminin etkileri, çöküntü ovaları boyunca, kıyıdan yer yer 100-150 km kadar içerilere sokulur. Kıyı kesiminde kar yağışları ve don olayları çok ender görülür. Kışları oldukça ılımandır. Yaz mevsimi kıyı ovalarında oldukça sıcak ve kurak geçer. İç Batı Anadolu Bölümü’nde ise Akdeniz ikliminden karasal iklime geçiş özelliği görülür. Sıcaklık farkları artar. İç Batı Anadolu’da kış mevsimi kıyı kesime göre daha soğuktur. Kar yağışları ve don olayları görülür. Yaz mevsimi ise kıyı kesime göre daha sıcaktır. İç Batı Anadolu’da kıyı kesimine göre azalan yağışlar, ilkbahar mevsimine doğru kayar. Yaz kuraklığı kıyı kesimden daha azdır.


Doğal Bitki Örtüsü


Ege Bölümü’nde 500-600 metreler kadar makiler, daha yükseklerde iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar yer alır. İç Batı Anadolu Bölümü’nde çalılık ve ormanlarla,  İç Anadolu’ya doğru bozkırlar göürülür.


Nüfus ve Yerleşme


Nüfus sayısı bakımından Marmara, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinden sonra 4. sırayı alır. Bölgede doğum oranı düşüktür. Yüzölçümü küçük olduğundan, nüfus yoğunluğu bakımından Marmara Bölgesi’nden sonra 2. sırayı alır. Nüfusun dağılışı düzenli değildir. Kıyı kesimindeki ovalar sık nüfuslu, iç kesimler ise dağlık Menteşe Yöresi ise oldukça tenhadır. Ege Bölümü’nde kentleşme oranı yüksek, göçler nedeniyle nüfus artışı fazladır. Ayrıca bu bölümde yer alan Kuşadası, Bodrum, Marmaris gibi turizm merkezlerinde yaz mevsiminde turizm nedeniyle nüfus artar.


İller


Afyon, Aydın, Denizli, İzmir, Kütahya, Manisa, Muğla, Uşak


Ekonomik Özellikler


Tarım


Kıyı kesimindeki Ege Bölümü’nde verimli tarım topraklarının bulunması ve Akdeniz ikliminin etkisi nedeniyle, ekonomik değeri yüksek olan ihraç ürünleri yetiştirilir. Bu bölümde tarımda makine kullanımı yaygındır. İntansif (modern) tarım yöntemleri uygulanır. Tarımsal nüfus yoğunluğu fazla olan bu bölümde seracılık da yaygındır. İç Batı Anadolu Bölümü’nde iklimin karasallaşması ve sulamanın yaygın olmaması, tarımsal ürün çeşitliliğini azaltır. Kıyıda yetiştirilen ürünler bu bölümde yetiştirilemez.


Tarım Ürünleri


Asıl Ege Bölümü’nün Başlıca Tarım Ürünleri


Tütün : Türkiye tütün üretiminin % 50’sini bu bölge karşılar. Tüm kıyı ovalarında ekimi yapılan ve yurt dışına ihraç edilen tütün en çok Bakırçay Ovası’nda yetiştirilir.


Zeytin : Akdeniz ikliminin tanıtıcı kültür bitkisi olan zeytin en çok Ege Bölgesi’nde yetiştirilir. Türkiye üretiminin % 48’ini Ege Bölgesi sağlar. Edremit – Ayvalık Yöresi başta olmak üzere tüm kıyı kesiminde ve yer yer 100 km içerilere kadar zeytin yetiştirilir.


Üzüm : Türkiye’de üzüm üretiminin % 40’ını sağlayan bölge 1. sırada yer alır. Kurutularak ihraç edilen çekirdeksiz üzümün tamamını Ege Bölgesi üretir. Başta Gediz Ovası olmak üzere Büyük ve Küçük Menderes ovalarında yetiştirilir.


İncir : Kış ılıklığı isteyen ve Akdeniz iklimine uyumlu olan incirin %82’si bu bölgede yetiştirilir. Büyük Menderes, Küçük Menderes ve Gediz ovalarında incir üretimi yoğunlaşır. Kurutularak yurt dışına ihraç edilen incirin en çok yetiştirildiği yer ise Aydın’dır.


Pamuk : Akdeniz iklimine uyumlu olduğundan kıyı ovalarında ekimi yapılır. Büyük Menderes ve Gediz ovalarında üretimi yoğunlaşır. Türkiye üretiminin % 42’sini sağlayan Ege Bölgesi üretimde ilk sırayı alır.


Turunçgiller : Akdeniz iklimine uyumlu olan ve kış ılıklığı isteyen turunçgil üretimi, İzmir’in güneyindeki kıyı ovalarında yapılrı. Türkiye üretiminin %10’unu sağlayan bölge, Akdeniz Bölgesi’nden sonra 2. sırayı alır.


Pirinç : Çöküntü ovalarında ekimi yoğunlaşır.


Sebze : Bölgenin sebze üretiminde önemli bir yeri vardır. Domates, biber, patlıcan, patates, salata, kereviz, pırasa, başlıcalarıdır.


Meyve : Bölge kendine özgü meyve üretimi ile diğer bölgelerden ayrılır. İncir, turunçgil ve üzümün yanı sıra elma ve kiraz üretimi de önem taşır.


İç Batı Anadolu Bölümü’nün Başlıca Tarım  Ürünleri

Haşhaş : Tohumundan yağ ve kozasından morfin yapımında kullanılan afyon sakızının elde edildiği bir bitkidir. Bu nedenle ekimi devlet kontrolünde yapılır. Türkiye üretiminin %90’ını Ege Bölgesi karşılar. Afyonkarahisar çevresinde ekimi yoğunlaşır.


Tahıllar : Bölgede üretilen tahıl ülke üretiminin % 10’a yakın bölümünü karşılar. Tahıllardan buğday ve arpa, Afyon, Kütahya, Denizli ve Uşak’ta üretilir.


Şekerpancarı : Önemli bir endüstri bitkisi olan şekerpancarı Afyon, Kütahya ve Denizli’de üretilir.


Ayçiçeği : Denizel etkilerin sokulmadığı İç Batı Anadolu’da sulanabilen alanlarda yetişir.


Baklagiller : Uşak, bölgede nohut üretiminin en fazla yapıldığı yerdir.


Hayvancılık

Bölgede hayvan otlatmaya elverişli alanlar pek fazla değildir. Otlaklar daha çok İç Batı Anadolu’da görülür. Bölgenin kıyı kesiminde besi hayvancılığı, İç Batı Anadolu Bölümü’nde dağlıç ve sakız ırkı, İç Batı Anadolu platolarında karaman ırkı koyun yetiştirilir. Özellikle maki alanlarında kıl keçisi yetiştiriciliği önem taşır. Menteşe Yöresi’nde arıcılık gelişmiştir. Kümes hayvancılığı son yıllarda gelişme göstermiştir. Ayrıca doğal balıkçılığın yanı sıra kültür balıkçılığı da yapılır.


Ormancılık

Türkiye ormanları’nın %19’u Ege Bölgesi’nde yer alır. Ormanlar Asıl Ege Bölümü’nde yoğunlaşır. Menteşe Yöresi, Aydın Dağları, Bozdağlar ve Kaz Dağı orman bakımından en zengin alanlardır. Menteşe Yöresi’nde sığla yağı üretimi yapılır. Günlük ağacı ve meyan kökü de bölgedeki diğer önemli orman ürünleridir.


Madenler ve Enerji Kaynakları

Madenler : Krom üretiminde ikinci sırayı alan bölgede, Köyceğiz, Marmaris, Emet’te krom çıkarılır. Menteşe Yöresi’nde zımpara taşı, Afyon’da mermer, Eymir, Ayazmand ve Torbalı’da demir, Kütahya-Emet’te bor minerali çıkartılır. Ayrıca İzmir Çamaltı tuzlasında tuz üretilir.


Enerji Kaynakları : Türkiye’nin en önemli linyit yatakları bu bölgede yer alır. Linyit üretiminin %90’ı Ege Bölgesi’nden sağlanır. Çıkarıldığı yerler; Muğla – Yatağan, Manisa – Soma, Kütahya’da Tavşanlı, Tunçbilek, Seyitömer ve Değirmisaz’dır. Linyit’in önemli bir bölümü termik santrallerde yakılarak elektrik enerjisi üretilir.


Enerji Üretim Tesisleri

Termik santrallerin en çok olduğu bölgedir. Bu santraller; Manisa-Soma, Muğla-Yatağan ve Gökova ile Kütahya-Seyitömer ve Tunçbilek’te kuruludur. Termik enerjinin yanı sıra hidroelektrik enerjisi üretimi de yapılır. Demirköprü (Gediz), Kemer ve Adıgüzel (Büyük Menderes) barajları bu bölgededir. Denizli-Sarayköy’de jeotermal santral kuruludur.


Endüstri

Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :


Besin, Sıvı Yağ : İzmir, Ayvalık, Edremit


Şeker : Uşak, Afyon, Kütahya


Sigara ve İçki : İzmir


Petrol Arıtma ve Petro Kimya : İzmir – Aliağa


Seramik, Çini, Porselen : Kütahya, Uşak, İzmir


Pamuklu Dokuma : İzmir, Aydın, Nazilli, Söke, Bergama, Denizli ve Uşak


Otomotiv : İzmir


Tarım Makineleri : Manisa, Aydın


Kağıt : Afyon (Çay)


Azot – Gübre : Kütahya


Ulaşım

Doğu – batı yönlü uzanan dağlar ve arasındaki ovalar, kıyı kesimle iç kesimi birbirine bağlayan yolların yapımını kolaylaştırmıştır. Dağlık Menteşe Yöresi dışında bölgede ulaşım sorunu yoktur. İzmit limanı ard bölgesine kara ve demiryollarıyla bağlanmıştır. Türkiye’nin en önemli ihraç limanıdır. Afyon ve Denizli de önemli yolların kesiştiği, ulaşımın geliştiği merkezlerdir.


Turizm

Ege Bölgesi’nde özellikle kıyı kesimler tarihi ve doğal güzellikleriyle turizmin çok geliştiği yerlerdir. Bodrum, Marmaris, Kuşadası, Çeşme, Didim, Foça deniz turizminin geliştiği merkezlerdir. Denizli – Pamukkale’deki travertenler, kaplıcalar, Selçuk-Efes’te Meryem Ana Kilisesi ve antik kent, Bergama, Sard, Didim, Milet, Afrodisyas  anitk kentleri, Afyon ve Kütahya kaplıcaları bölgenin diğer turizm zenginlikleridir.


Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri

Ege Bölgesi sosyo-ekonomik gelişmişlik açısından Marmara Bölgesi’nden sonra 2. sırada yer alır. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.


İncir

Pamuk

Tütün

Üzüm

Zeytin

Haşhaş

Linyit

Endüstri ürünleri

Turizm

Karadeniz Bölgesi

Karadeniz Bölgesi


Bölge adını  komşu olduğu  Karadeniz’den almıştır. Bölgenin tümü doğal, ekonomik ve beşeri özellikler bakımından benzer özellikler gösterir. Ancak yer şekilleri, iklim, tarım, yerleşme ve ekonomik etkinliklere bağlı olarak 3 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Batı, Orta ve Doğu Karadeniz’dir.


Yer şekilleri


Dağlar : Batı Karadeniz’de birbirine paralel 3 sıra halinde uzanan dağlar, Orta Karadeniz’de kıyıdan uzaklaşıp, tek sıra halinde uzanır. Ortalama yükselti azalmıştır. Doğu Karadeniz’de ise  dağlar iki sıra halinde uzanır. Bölgenin en yüksek dağları bu bölümdedir. Dağ sıraları arasında batı-doğu yönlü uzanan çöküntü ovaları ile Çoruh-Kelkit, Gökırmak ve Devres vadiler yer alır.


Ovalar : Bölgenin en geniş kıyı ovaları Çarşamba ve Bafra delta ovalarıdır. İç kesimlerde Suluova, Taşova, Turhal, Merzifon, Tosya, Boyabat gibi çöküntü ovaları yer alır. Bu çöküntü ovaları Türkiye’nin en aktif deprem bölgeleridir.


Akarsular ve Göller


Akarsular : Yenice, Bartın, Kızılırmak, Yeşilırmak ve Çoruh bölgenin önemli akarsularıdır. Yatak eğimleri fazla, rejimleri düzensiz akarsulardır. Kar erimelerine bağlı olarak ilkbahar aylarında akım yüksektir.


Göller : Bölgede buzul gölleri ve heyelan set gölleri fazladır. Özellikle Doğu Karadeniz Dağları’nda buzul etkisiyle oluşmuş buzul gölleri yaygındır. Sera (Uzungöl), Tortum, Borabay, Abant ve Yedigöller başlıca heyelan set gölleridir. Ayrıca bölgede çok sayıda baraj gölü bulunmaktadır.


İklim


Bölgenin kıyı şeridinde her mevsim yağışlı, yazları serin, kışları ılık geçen Karadeniz iklimi etkilidir.  Bu iklimi etkileri Orta Karadeniz’de yer şekillerine bağlı olarak iç kesimlere kadar ulaşır. Batı ve Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde iklim karasallaşır, yağış miktarı azalır.

Doğal Bitki Örtüsü


İklim koşullarının orman yetişmesine uygun olduğu Karadeniz Bölgesi’nde özellikle denize dönük dağ yamaçlarında sık orman örtüsü görülür. Ormanlar deniz seviyesinden başlar ve 2200 metrelere kadar ulaşır.


Nüfus ve Yerleşme


Bölge, nüfus sayısı bakımından 3. sırada yer alır. Nüfusun büyük bölümü Doğu Karadeniz kıyıları , Orta Karadeniz’deki ovalar ve Batı Karadeniz’de Zonguldak Yöresi’nde toplanmıştır. Bölgede iklimin nemli olması ve tarımsal koşullar, kırsal nüfusun fazlalığına yol açmıştır. Arazinin engebeli olması, su kaynaklarının bolluğu dağınık yerleşmeyi yaygınlaştırmıştır. Konut tipi olarak ahşap evler yaygındır.


İller


Amasya, Artvin, Bartın, Bayburt, Bolu, Çorum, Giresun, Gümüşhane,  Karabük, Kastamonu, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Trabzon, Zonguldak.


Ekonomik Özellikler


Tarım


Bölge ikliminin nemli olması, kıyıda yaz mevsiminin yağışlı geçmesi, buğday arpa gibi tahıl tarımını engellemiştir. Bol neme gereksinim duyan tarım ürünlerini yaygınlaştırmıştır. Tarım arazileri parçalı ve dar olup, genellikle eğimli arazilerdir. Bu durum tarımda makine kullanımını engellemiştir. Doğu  Karadeniz kıyılarında bahçe tarımı yaygındır.


Tarım Ürünleri


Mısır : Kıyı kesiminde buğdayın yerini almıştır. Halkın temel besin maddesidir. Bölge mısır üretiminde 1. sırada yer alır. Ancak üretilen mısırın tümü bölge içinde tüketildiğinden ticari değeri yoktur.


Tütün : Karadeniz Bölgesi, üretimde Ege Bölgesi’nden sonra 2. sırada yer alır. Bafra Ovası (Samsun) en yoğun ekim yapılan alandır. Ayrıca Tokat, Amasya, Düzce Ovası (Bolu) ve Rize Yöresi’nde yetiştirilir.


Fındık : Kış ılıklığına gereksinim duyan fındık Karadeniz iklimine en uyumlu üründür. Türkiye üretiminin %84’ü Karadeniz Bölgesi tarafından karşılanır. Bütün Karadeniz kıyılarında, yer yer iç kesimlerde yetişmesine karşın, en yoğun olarak Ordu ve Giresun’da üretilir.


Çay : Muson iklimine uyumlu bir tarım ürünüdür. Bol nem ve kış ılıklığına gereksinim duyar. Trabzon – Rize arasında Doğu Karadeniz kıyılarında, denize dönük yamaçlarda yetiştirilir. Ülke üretiminin tamamını Karadeniz Bölgesi karşılar.


Pirinç : Bol suya gereksinim duyar. Akarsu vadi tabanlarında  ekimi yapılır. Tosya, Boyabat, Çarşamba ovaları başlıca ekim alanlarıdır.


Şekerpancarı : Bol yağışlı olan Doğu Karadeniz kıyıları dışında tüm bölgede yetişme koşulları vardır.  Ekim alanları Kastamonu, Çorum, Tokat, Amasya illerinde geniştir.


Keten-kenevir : Nemli iklim bitkisi olan keten Batı Karadeniz  Bölümü’nde Kastamonu ve Sinop’ta yetiştirilir. Kenevir ise uyuşturucu özelliği nedeniyle devlet kontrolünde üretilir.


Meyve : Amasya’da elma, Kastamonu’da erik, Rize’de turunçgiller, Orta Karadeniz’de üzüm, Batı Karadeniz’de kestane tarımı yaygındır.


Hayvancılık


Gür otlaklar ve nemli iklimi büyükbaş hayvancılığı yaygınlaştırmıştır

Batı ve Orta Karadeniz iç kesimlerinde tiftik keçisi yetiştirilir.

Balıkçılık önemli geçim kaynağıdır.

Bolu Yöre’sinde arıcılık ve kümes hayvancılığı yaygındır.


Ormancılık


Ormanların geniş yer kaplaması, ormancılığı önemli bir geçim kaynağına dönüştürmüştür. Batı ve Doğu Karadeniz’de kereste, tomruk, parke ve kağıt fabrikaları bulunur.


Madenler ve Enerji Kaynakları


Madenler : Doğu Karadeniz’de Artvin ve Murgul (Göktaş), Batı Karadeniz’de, Kastamonu – Küre’de bakır çıkartılır. Bölgede çıkarılan bakır, Samsun bakır fabrikasında işlenir.


Enerji Kaynakları : Zonguldak havzasında taşkömürü çıkartılır. Türkiye üretiminin tamamını burası karşılar. Demir-çelik endüstrisinde enerji kaynağı olarak kullanılır. Taşkömürü tozundan Çatalağzı termik santralinde elektrik üretilir. Bolu, Çorum, Amasya ve Havza’da linyit yatakları işletilmektedir.


Enerji Üretim Tesisleri : Kızılırmak üzerinde Altınkaya, Yeşilırmak üzerinde Almus, Hasan ve Suat Uğurlu hidroelektrik santralleri kuruludur. Hopa’da petrolle çalışan termik santral yer alır.


Endüstri


Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :


UYARI : Endüstri Batı Karadeniz Bölümü’nde gelişmiştir. Zonguldak Havzası Türkiye’nin ağır sanayi bölgesidir.


Şeker : Kastamonu, Turhal (Tokat), Suluova (Amasya), Çorum, Çarşamba (Samsun)


Çay : Rize ve çevresi


Demir – çelik : Ereğli (Zonguldak) ve Karabük


Kağıt : Çaycuma (Zonguldak), Taşköprü (Zonguldak), Aksu (Giresun)


Kereste : Bolu, Düzce, Bartın, Ayancık


Ulaşım


Yer şekilleri nedeniyle Orta Karadeniz Bölümü dışında bölgede ulaşım zordur. Samsun ve Zonguldak dışında demiryolu ile ard bölgesine bağlı olan liman yoktur. Samsun ve Trabzon bölgenin gelişmiş liman kentleridir. Trabzon Limanı, Zigana ve Kop geçitleri ile bölge içine ve oradan da komşu ülkelere bağlanmıştır.

Turizm


Bölgede gerek tarihi kalıntılar gerekse doğal güzellikler turizm için önemli potansiyel oluşturmaktadır. Bölge iklimi deniz turizminin gelişmesini engellemiştir. Batı Karadeniz’de Amasya ve Sinop’ta deniz turizmi gelişmeye başlamıştır. Özellikle Kaçkar Dağları’ndaki  buzul gölleri, değişik bitki türleri bölgenin deniz turizmindeki açığını kapatacak derecede ilgi görmektedir. Bolu Aladağlar ve Abant çevresi kış sporlarının yapıldığı önemli merkezlerdir.

Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri


Karadeniz Bölgesi ekonomik gelişmişlik açısından 5. sırada yer alır. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.

Çay

Fındık

Kenevir

Pirinç

Mısır

Tütün

Deniz ürünleri

Taşkömürü

Bakır

Almanya'nın Siyasi Birliği ve Sanayileşme Süreci

ALMANYA’NIN SİYASİ BİRLİĞİNİ TAMAMLAMASI VE ALMANYA’NIN SANAYİLEŞME SÜRECİ

17.ve 18. Yüzyıllarda Almanya’nın Ekonomik Durumu:

30 yıl savaşlarından sonra Almanya ekonomik hayatı, modern anlamda ,tek bir halk iktisadı değildi. Parçalanma ve zayıflık, kolonilerin kazanılmasını imkansız kıldı.Deniz ticareti sınır- alıydı.Hamburg Borsası 1568’de,Hamburg Bankası ise 1619’da kuruldu.Alman ihracatının ağırlık noktasını,tarım ve maden ürünleri oluşturuyordu.İthalat fazlaydı ve bilhassa ülkede çeşitli değerde paralar bulunduğu için para krizleri görüldü ve ekonomiyi sarstı.

Yeniçağda Almanya Hürriyet ve Birlik için çabalıyordu:

Almanya 1815’de iktisadi bakımdan diğer ülkelerden çok geride bulunuyordu ve uzun savaş- lardan çok zarar görmüştü.Hala ortaçağ şehir ekonomisi hakimdi.Nüfus 25 milyondu ve bü- yük kısmı tarımla uğraşıyordu.(Yaklaşık %80) Almanya her şeyden evvel,bir tarım devletidir. Köylülerin mevkii önemli şekilde iyileştirildi. Fakat Doğu Almanya da oldukça güçlüklerle karşılaştı. Mülk sahipleri, ucuz iş gücünü kaybetmek istemiyorlardı. Bizzat mülk sahibi serbest köylülerin sayısı sabit kaldı.

Tarımda teknik yenilikler ve ürün artışı yavaş yavaş görüldü. Alman Birliğinin 38 gümrük sınırının varlığı, değişik ölçü, ağırlık ve paraları sebebiyle, ticaret ve ulaşım durumu elverişli değildi.1816/17 de meydana gelen açlık nedeniyle, birçok Alman, daha iyi yaşam koşulları elde edebilmek üzere Amerika’ ya göç etti.

Ekonomik Birlikte ilk cesur adımı, Tübingen’de profesör olan Friedrich List, 1819’ da “Verein Zur Beförderung Des Deutschen Handels Und Gewerbes” adlı eserini yayımlayarak, attı. Eserinde, Almanya’da dahili gümrüklerin kaldırılmasını ve tekbir gümrük oluşturulması gerektiğini ileri sürdü. Fakat kendisi demogog olarak suçlandı, ülkeyi terkezorlandı ve Amerika’ya göç etti. Fakat fikirleri etkilioldu,1819’da Prusya Dahili Gümrükleri kaldırıldı ve tekbir iktisadi saha oluşturuldu. Kanlı savaşlardan sonra (1828 -1834) Alman Gümrük Birliği ortaya çıktı:1 Ocak 1934’de,ekseri Alman dahili gümrükleri kalktı ve sadece sınırlarda,birleşik gümrük alanının gümrük resimleri geçerli oldu. Fr. List,Almanya2da merkezi Leipzig olmak üzere tekbir demiryolu-ulaşım şebekesinin gerçekleştirilmesinin lüzum ve önemine inanarak Almanya’ya bir plan yolluyor.Almanya’da ilk demiryolu Nürnberg’den Fürth’e inşa olunuyor. Buharlı gemi nakliyatı ise,1825’te Rhein’de faaliyete geçiyor ve gelişiyor.

Almanya’nın endüstri mallarından kurtulması için,endüstrileşmesi gerekiyordu.Yiyecek maddeleri,tarımsal maddelerin ihtiyaca cevap vermesi ve iç pazarda yer bulması gerekiyordu.Fr. List’in,1841’de yazdığı “Das Nationale System Der Politischen Ökonomic adlı kitabında endüstrinin gerçekleşmesi için çare olarak himayeli gümrük tavsiye ediyordu. Fakat”Bir ulus için egemenlik,zenginlikten daha önemlidir.” Düşüncesi o zamanlar anlaşılamamıştı.

Asrın 30.-40. yıllarından sonra Almanya’da teşebbüs fikri uyandı.Büyük bir endüstri oluştu ve halkın hayat seviyesinin yükselmesinde yeni bir kaynak oldu.Dış ülkeye bağlılığı ortadan kaldırdığı gibi,dünya pazarında söz sahibi oldular.

Yeni keşifler ve zengin kömür yatakları Alman endüstri,ticaret ve ulaşımında çok yararlı oldu.Böylece Almanya’da “Kömür ve Demir Asrı” başladı. Almanya’da kimyager Justus Liebig tarafından önemi keşfedilen suni gübrenin tarımda kullanılmasıyla ürürn miktarının arttırılmasına çalışılıyor.Almanya hala tahıl ihraç edebiliyor ve köylünün durumu önemli bir kalkınma gösteriyor.Bilhassa Revolüsyondan sonra küçük köylüler şahsi toprak sahibi oluyorlar. 1811’desan’at alanındaki hürriyetten itibaren,san’at serbestçe gelişiyor.Bu alandaki en mühim düşmanı buhar makinaları oluyor.Birçok sanatkar fabrikalarda iş bulmak zorunda kalıtor.Tekniğin ilerlemesi ile yeni san‘at dalları ortaya çıkıyor.Makine yapımcıları,Mekanikler,Elektronikler…. gibi Aynı zamanda Almanya’nın endüstri devleti olarak gelişmesi başlıyor. Büyük teşebbüsler,büyük kapitale ihtiyaç gösteriyor ve artan kapital ihtiyaçları nedeniyle Bankacılık gelişti ve Anonim Şirketler kuruldu. İlk defa Kartel’ler meydana getirildi.Modern büyük bankaların esas faaliyetleri olarak değerli kağıt,yahut Effektenhaldel 8tahvil alım-satımı) ve Kreditgeschaefte (kredi) ortaya çıktı.

Endüstriel gelişme ile birlikte ticaret ve ulaşımda kuvvetle kalkındı.Deniz aşırı faaliyetler gelişti;yeni demiryolları dahili nakliyatı sağladı.Fransa ile 1862,Belçika ile 1863’de,İngiltere ve İtalya ile de 1869’da ticaret anlişmaları imzalandı.Werner von Siemens tarafından 1847’de telgraf kablosu ve 1857’de de dinamo makinası bulundu.Philip Reiss tarafından 1860’da telefon bulundu.Robert Mayer Helmholtz enerjjinin muhafazası kanunu buldu.1848’de Siemens tarafından ilk defa Berlin’den Frankfurt’a telgraf hattı çekildi 1871’de Prusya Kralı 1.Wilhelm ,Versay’da Alman Kayzeri olarak imparatorluk tacını giydikten sonra Almanya’nın siyasi birliği ile birlikte iktisadi birliğinin de tam manasıyla oluşması için çalıştı.Ölçü,ağırlık,para birliğini sağladı,ve o zamana kadar gümüş esası yürütülürken,imparatorlık altın esasını benimsedi. Prusya Bankasının yerini Reichs Bankası aldı.1851’de Diskonto:Gesellischaft ,1854’de Darmstadtler,1870’de Deutschen ve 1872’de Dresdner Bank kuruldu.

1890’da 50 milyon olan Almanya ,1914’de 68 milyonu buldu.Milli gelir tahminleri 1895’te 25 milyardan1913’de 40 milyar marka yükseldi.Milli servet ise aynı zaman içinde 200’den 300 milyara yükseldi.

Artan ihtiyaçlar,ham maddeler,yiyecek ve keyif maddeleri ithalat ile karşılanabildi.Alman üretiminde artan ihracatı ve halkekonomisini büyük ölçüde etkiledi.Böylece Almanya içinde,devlet iktisadiyatından dünya iktisadiyatına geçiş (yükselen hayat seviyesi) ve ondan pay alma ve rekabet kendini gösterdi.

Bismarck’ın vaadettiği gümrük kanunları himayesinde ,tarımda önemli gelişmeler sağladı.Tarım alanı genişledi.Tarımsal ürün miktarı ve sığır mevcudu arttı.Fakat dünya pazarının baskısı altında ,düşen tahıl fiyatları,daha sonraları tarımı yeniden güç duruma düşürdü.Nihayet,1902’de gümrük tarifesi sayesinde en önemli tahıl türlerinin gümrükleri yeniden yükseltildi.Fakat Almanya’nın tarım alanı fazla nüfusun beslenmesi için yetmiyordu.Bundan dolayı,daha iyi yaşama koşulları bulmak amacıyla,birçok köylü şehirlere akın etti.Böylece tarımda iş gücü azalması oldu,ve yabancı işçiler ve tarım makineleri kullanıldı.1895’de bütün nüfusun %35.8’i tarımla ilgilenirken,bu oran 1907’de %28.6 ‘yı buldu.Artan nüfusun talep ettiği iş ve ekmeğin her ikisini de endüstri sağladı. Endüstrinin gelişmesi,insanın gittikçe daha fazla miktarda tabiat kuvvetlerini yenmesini mümkün kıldı.İnsan ve onun çalışma gücünün yanı başında onun bilimsel düşüncesi ,yer altı zenginliklerinden faydalanması,kuvvetli bir endüstriel gelişme için ikinci bir ön şart olarak görüldü.Kömür ve demir, makine hayatı için en önemli ham maddeyi teşkil ediyordu.Bunlar ise Almanya’da büyük ölçüde mevcuttu.

Savaştan önce Almanya ,İngiltere ile eşit miktarda kömüre ve hemen hemen 2 katı ham demir miktarına sahip bulunuyordu.Essen ‘de Krupp firması en büyük dökümhaneyi kurmuştu ve burada yaklaşık 70.000 işçi çalışıyordu.

Makine endüstrisinde Almanya 1. sırada yer alıyordu.Savaştan önce bunların ihracatı ithalatından 8 misli fazlaydı.Bunları dokuma endüstrisi izliyordu.3. sırada kimyevi maddeler,boya endüstrisi geliyordu.Dünya ihtiyacının 4/5 ‘ünü karşılıyordu. Buharın yanısıra ,elektrik,gittikçe artan miktarda iş ve ulaşım makinelerinde kullanılıyordu.Dinamo makineleriyle elde edilen elektrik, uzak mesafelere gönderilmekte,su kuvvetinden elektrik üretiminde faydalanılmakta,daha sonra ışık kaynağı olarakta (1879’da Edison’un lambası) kullanılmaktaydı.Elektrik endüstrisi,Alman Ekonomisinde önemli yer tutmaktaydı.

Yaklaşık ,fabrikaların üreettiği malların 4/5’ü Almanya’da sürüm sağlıyordu,geri kalanın dış pazarda satılması gerekiyordu.Aynı zamanda dış pazarın ham madde ve besin maddesine duyulan ihtiyaçta artıyordu.Alman tüccarları dünya pazarlarında o güne kadar yalnız kalmış olan İngiliz satıcıların kuvvetli rekabeti ile karşılaşıyordu.İngiliz idaresinin Alman malları için koyduğu “Made in Germany” mecburiyetine rağmen,bizzat İngiltere!de bile Alman malları Pazar buluyordu.Ucuz ve iyi olan Alman malları iyi itibar görüyordu.Savaştan önce Alman genel ticareti (ithalat-ihracat) dünyada ikinci sırada yer alıyordu,ve hemen hemen İngiltereye yaklaşıyordu.Buna karşılık,ticari bilanço pasiftir.Yani,ithalat ihracattan fazladır. Ulaşımda da gelişmeler oldu.Birçok yeni yol ve kanallar inşa edildi.Duisburg,Avrupanın en büyük iç limanı olarak gelişti. Su yollarının yanısıra ,Almanya kıtanın en büyük demiryolu,posta,telgraf şebekesine de sahip oldu. Patlarlı motorların keşfi (1883’de Daimler) önemli degişikliklere neden oldu.Sonra benzin motorları geliştirildi.Otomobiller,uçaklar,hava gemileri,motorbotlar….bulundu ve kullanılmaya başlandı.

Deniz ulaşımında Almanya 1890’dan beri kendi şahsi ticaret gemilerini inşa etmekte ve savaştan önce büyük gemi şirketlerine sahip bulunmaktadır.Yolcu nakliyatı için gemi inşa etmekte ve dünyanın ikinci büyük ticaret filosuna sahip bulunmaktadır.Hamburg Limanı Avrupanın en büyük deniz limanı;Broven’de Almanya’nın en önemli ithalat limanı oldu. Deniz ulaşımını sadece Almanya limanları arasında değil,aynı zamanda yabancı limanlar arasında da gelişti.

Almanya’da 1873-79 döneminin karakteristiği ,fazla üretim,düşen fiyatlar,karın azalması ve işsizliktir.Ekonomik krizlerin meydana getirdiğibu kötü duruma çare bulmak üzere,Bismarck tedbir almış ve koruma gümrükleri kurmuştur.Demir,odun,tahıl,sığır,kahve,çay,şarap ve tütüne yüksek vergi uygulamıştır.Böylace Bismarck,tarım ve endüstrinin lehine ulusal ekonomi politikası uygulamış olmaktadır.

Böylece devletin kuruluşundan beri en mükemmel şekilde tarım devletinden endüstri devletine doğru geçiş gerçekleştiriliyor ve sanayi malları ve kapital ihracatına karşılık, ham madde ve besin ithalatı yapılıyor.Hamburg ve Bremen dış ticarette rol oynayan en önemli iki liman haline geliyor. Alman kolonileri ,anavatandan 5 kat daha büyüktür ve 11 milyon nüfusludur.Yün,pamuk,kahve ve yağlar ….gibi koloni ürünleri elde edilmektedir.Aynı zamanda Alman mallarına Pazar sahası olarak önem taşımaktadır.Almanya’nın 19. yüzyıldaki en büyük devlet adamı olan Bismarck’ın 1898’de 83 yaşında ölümü ile Alman halkı,devletinin kurucusunu ve führerini kaybetmiştir. Napolyon savaşlarından sonra Almanya’da 1833’de Gümrük Birliği’ni kurmak suretiyle,Prusya ,iktisadi bakımdan öncülüğü ele alıyor.

İKTİSADİ EMPERYALİZM:

Hohenzollern imparatorların hakimiyeti altında Almanya’nın ilk devrinde, liberal ekonomi politikası uygulandı.1878’den beri ise Bismarck, iktisadi politikasını,Alman çalışma ve sosyal gayelerinin korunması sayesinde yönetti.Almanya 1895’den beri İngiltere ile kuvvetli ticari rekabet mücadelesine girişti.Alman kalkınması dışarıda tehlike ve hücum olarak kabul edildi.Alman endüstrisi”Dumping” metodu uyguladı ve dış ülkelere,üretim fiyatlarından aşağıya verdi.Alman Bankası Türkiye üzerinden geçen bir “Bağdat Hattı” projesini finanse etti.

ALMAN SAVAŞ EKONOMİSİ:

Birinci Dünya Savaşı Almanya’yı ,iktisadi bakımdan tamamen hazırlıksız yakaladı.1915 Şubatı’ndan itibaren Ekmek vesikaya tabi tutuldu.Diğer yiyecek maddeleri de aynı surette işlem gördü. Silahlar için gerekli ham maddeler ve hemen diğer endüstri mamülleri ,devlet tarafından kurulan savaş şirketleri tarafından temin olundu. Açlıktan yarım milyondan fazla insan telef oldu.Fiyatlar mütemadiyen yükseldi.Kara borsa aldı yürüdü.Savaş sırasında Alman markının dış ülkelerdeki değeri düşmeye başladı.

Yazan: Mine KALAY

20111451 – İktisat 01

Bu makale okuogren.com yazarı FERO CREATION tarafından SADECE düzenlenmiştir. Makale yazarına teşekkür ederiz.

Akraba evliliği sıklığı nedir? Sorunlar, Nedenler, Çözümler

AKRABA EVLİLİĞİ; SORUNLAR, NEDENLER VE ÇÖZÜMLER

Akraba evliliği toplumumuzda bir çok başka ülkede olduğu gibi ciddi bir tıbbi sorundur. Genetik hastalıkların sıklığını olumsuz etkilemesi nedeniyle üzerinde önemle durulması ve tartışılması gerekir.

Akraba evliliği sıklığı nedir?

Türkiye’de akraba evliliği sıklığı Hacettepe Nüfus Etüdleri Enstütüsünün 1983 yılında yaptığı çalışmada % 21.10 olarak bildirilmiştir. Bu sıklık yöreler arasında ciddi farklılıklar göstermektedir ve ülkenin batısından doğusuna doğru gidildikçe artmaktadır. Diğer bir araştırmada Doğu Anadolu’da sıklık % 30.8 olarak bulunurken Batı Anadolu’da %12.8’ e düşmektedir. Sıklık köy ve kasaba gibi dar topluluklarda artmaktadır. Ayrıca böyle dar topluluklar uzun süreler boyunca incelendiklerinde, burada yaşayan halkın yakından yada uzaktan bir şekilde birbiriyle akraba oldukları ortaya çıkar ki bu da aynı köyden iki kişinin evliliğinin bile akraba evliliği olarak kabul edilmesi gerekliliğini doğurur.

Akraba evliliğinin sık olmasının nedenleri nelerdir?

Akraba evliliği, evliliğe aile büyükleri tarafından karar verildiği durumlarda daha da artmaktadır. Erken yaşlardaki evliliklerde sıklığı daha fazladır. Resmi nikahlı eşlere göre dini nikahlı eşler arasında % 50’lik bir artış izlenmektedir.

Yapılan çalışmalar eğitim ile akraba evliliği sıklığının azaldığını göstermektedir. İlkokul mezunları arasındaki sıklık yaklaşık %20 iken orta ve yüksek öğrenimi tamamlayanlarda %10’a kadar gerilemektedir. Yine ailesinde akraba evliliği olan kişilerde olmayanlara göre 2 kat fazla akraba evliliği bildirilmektedir.

Akraba evliliğinin bu kadar sık olmasının nedenleri sosyal, ekonomik, psikolojik, dini ve coğrafi açıdan yapılacak incelemelerle ortaya konabilir.

Sosyal sebepler arasında en önemli etken, belirli bir sosyal sınıfta olan kişilerin başka sosyal sınıftan kişilerle evlenmek istememesi ve kendine en yakın özelliklerdeki kişileri en kolay akrabaları arasında bulmasıdır. Ekonomik sebeplerde bu yaklaşıma eklendiğinde, aileler mal varlıklarının bölünmemesi için yakın akraba evliliklerini tercih eder hale gelmektedir.

Psikolojik faktörler bazı yörelerde ağırlık kazanmaktadır. Türkiye’de bazı yörelerde evlenen kızın anne-babasıyla görüşmesi engellenmekte veya sınırlandırılmaktadır. Bu da kızını akrabaya vererek ilişkileri sürdürebilme yönüne insanlarımızı kaydırabilmektedir.

Dini sebepler daha çok azınlıkları etkilemektedir. Başka dine mensup ülkelerde yaşayan azınlıklar çocuklarının aynı dinden insanlarla evlenmesi isteğiyle yakınlarındaki insanları evlilik için seçmektedir.

Yine bazı yörelerde coğrafi koşullar nedeniyle ulaşım ve iletişim güçlüğü olması orada kapalı bir toplum oluşmasına yol açabilmektedir.

Akraba evliliklerinin dağılımına bakıldığında birinci derece ve ikinci derece kuzen evliliklerinin tüm akraba evliliklerinin % 80-90’nını oluşturduğu gözlenmektedir.

Akraba evlilikleri ne tür risklere yol açar?

Akraba evliliğini üzerinde durulması gereken bir sorun olduğunu gösteren bazı bulgular vardır. Akraba evliliği yapanlarda ölü doğum sıklığının normal topluma göre yaklaşık 2 kat arttığı bildirilmiştir (Normal toplumda %1.24, akraba evliliklerinde %2.14). Düşük ve ölü doğumlar birlikte ele alındığında aynı artış yine dikkati çekmektedir (Normal toplumda %5.21, akraba evliliklerinde % 10.55). Yenidoğan kayıpları açısından bakıldığında ise %50 lik bir artış söz konusudur (Normal toplumda %10.76, akraba evliliklerinde %16.29). Ayrıca akraba evliliklerinde doğumsal kusurların 10 kat arttığı bildirilmektedir.

Akraba evlilikleri otozomal resesif ve çok faktörlü kalıtım gösteren hastalıkların görülme sıklığını arttırmaktadır. Genler anne babadan çocuklara özelliklerin nakledilmesini sağlayan yapılardır. Anne babadan çocuklara aktarıldıkları içinde aynı aile içinde genler arasında benzerlik ihtimali çok yükselmektedir. Akraba evliliği ile görülme riski artan hastalıklarda da her iki eşte de aynı tip bozuk genin/ genlerin olması gereklidir. Akrabalar arasında genler arasında benzerlik sıklığı arttığı için rahatsız çocuk sahibi olma ihtimali de akrabalar arasında artmaktadır.

Akraba evliği yapanların sağlıklı çocuğu olabilir mi?

Olabilir ancak akraba evliliği yapanlarda diğer evliliklere göre risk artmaktadır. Aileleri yanıltan en önemli nokta, kendi aile ve çevrelerinde başkalarının yaptıkları akraba evliliklerinden sağlıklı çocuklar doğmasıdır. Bu olay aileleri akraba evliliği yapmak üzere cesaretlendirmektedir. Halbuki akraba evliliği her gebelikte rahatsız çocuk anlamına gelmemektedir. Akraba evliliği yapan bazı aileler sağlıklı çocuk sahibi olabilirken diğerlerinde rahatsız çocuklar olabilir. Ailenin daha önceki gebeliklerinden sağlıklı çocukları olması daha sonraki gebeliklerdeki risk olmadığını göstermeyeceği gibi, daha önce hasta çocukları olması sağlıklı çocuklarının olmayacağını da göstermez.

Akraba evliliği yapmış çiftler nasıl izlenmelidir?

Öncelikle ailenin 3 kuşaklık bir aile ağacı çizilmeli ve her bir birey hakkında bilgi alınmalıdır. Aile ağacında herhangi bir hastalığın belirtileri saptanırsa bu durumla ilgili bilgilere ulaşılmalıdır. Ailedeki hasta bireyin tıbbi kayıtları, fotoğrafları ve ailenin verdiği bilgiler değerlendirilmelidir. Gereği halinde ilgili branşta uzman kişilere danışılmalıdır. Hastalığın kalıtım kalıbına göre araştırdığımız birey için risk hesabı yapılır. Risk artışı varsa bu hastalığa yönelik testler planlanır ve test sonuçlarına göre ailenin gebeliklerinde risk varsa prenatal tanı planlanmalıdır.

Ailede belirlenen bir risk faktörü yoksa o toplumda sık görülen resesif hastalıklar ile ilgili taşıyıcılık testi yapılır. Bu ülkemiz için talessemi açısından yapılmalıdır.

Bu ailelere gebeliklerinde takip altında olmaları, gebelikte biyokimyasal tarama testi, 2. basamak USG takibi ve bebeklerinin doğduğunda değerlendirilmesi ve işitme kayıpları ve metabolik hastalıklar açısından araştırması yapılmalıdır.

Sonuç olarak;

Akraba evliliği hala yaygın bir sorun olmakla birlikte eğitimin artması ve sosyoekonomik koşulların düzelmesi ile giderek sıklığı azalan ancak hala üzerinde durularak çözüm aranması gereken bir sorundur. Akraba evliliklerinden kaçınılması gerekliliği vurgulanmalı, akraba evliliği yapmış olan bireylerin genetik danışma almak için bir genetik uzmanı ile görüşmeleri sağlanmalı, bu gebelikler ve doğan bebekler yakından izlenmelidir. Ayrıca toplumda sık görülen otozomal resesif hastalıkların taşıyıcılarının belirlenmeli ve erken teşhis için uygulanan tarama programlarının yaygınlaştırılmalıdır.

Bu makale okuogren.com yazarı FERO CREATION tarafından SADECE düzenlenmiştir. Makale yazarına teşekkür ederiz, kendisi bize ulaştığı takdirde ismini ekleyeceğiz.

Turistik Değerler

1.TÜRKİYENİN TURİSTİK DEğERLERİ

Turistlerin seyahatleri sırasında görmek istedikleri varlıklara turistik değerler adı verilir. Ülkemizdeki turistik değerleri, tabii ve tarihi değerler olarak iki gruba ayırmak mümkündür.

A.TABİİ DEğERLER

Tabiatta kendiliğinden oluşmuş güzelliklere tabii değerler denir.Tabii değerleri özelliklerine göre çeşitli şekillerde gruplandırabiliriz.

1.Tabii Harikalar

Görünüşleri ve özellikleriyle insanlarda hayranlık uyandıran,benzeri bulunmayan,tabiatta kendiliğinden oluşmuş güzelliklerdir.Ülkemizdeki tabii harikalardan bazıları şunlardır:

– Pamukkale(Denizli)

şifalı suları,bembeyaz travertenleri,tarihi eserleri ile dünyada benzeri bulunmayan turistik bir yöremizdir.Pamukkale bu özellikleri sebebiyle bir tabiat harikasıdır.Dünyadaki tüm turistlerin ilgisini çekmektedir.Özelliklerinin bozulmaması için devlet tarafından koruma altına alınmıştır.

-Peribacaları(Nevşehir)

Peribacaları Göreme vadisinde bulunmaktadır.Tabiat olaylarının zamanla kayaları aşındırmasıyla oluşturduğu bacaya benzeyen şekillere peribacası denir.Peribacaları,dünyada benzeri bulunmayan büyüleyici güzelliği sebebiyle bir tabiat harikasıdır.

2.Turizme Elverişli Mağaralar

Mağara kayalıklarda doğal olaylarla açılan, insan veya hayvanlarca barınak olarak kullanılabilen çukur ve boşluklardır.Ülkemizdeki önemli mağaralardan bazıları şunlardır:

-Damlataş Mağarası(Antalya)

-İnsuyu Mağarası(Burdur)

3.Obruklar

Obruk; tabiat olaylarıyla taşların bulunduğu yerlerde taşların erimesiyle oluşan,ağzı açık,derin,doğal oyuklardır.Ülkemize her yıl çok sayıda turist çeken obruklardan birisi Mersin’deki Cennet Cehennem obruklarıdır.

4.Şelaleler

Yüksek bir yerden sürekli bir hızla düşen akarsu kütlesine şelale denir.Ülkemizdeki önemli şelalelerden bazıları şunlardır:

-Tortum(Erzurum)

-Manavgat,Düden(Antalya)

5.şifalı Sular

Şifalı sular çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılır.Ülkemize gelen turistler,tedavi olmak amacıyla şifalı suların bulunduğu yörelere gitmektedirler.

a.Kaplıcalar

Kaplıca,şifalı su kaynaklarının tedavide kullanılması amacıyla banyo yapmak için kurulmuş tesislerdir.Ülkemiz, kaplıcalar açısından çok zengin bir ülkedir.Bu kaplıcalardan bazıları şunlardır:

-Çekirge(Bursa)

-Yalova

-Hamamözü(Amasya)

-Gazlıgöl,Sandıklı(Afyon)

-Gönen(Balıkesir)

-Çeşme,Agememnon(İzmir)

b.Ilıcalar

Ilıca, Toprak altından çıkan şifalı su kaynağıdır.Bu suların bir kısmı banyo yapılarak, bir kısmı içerek kullanılmaktadır.Urla(İzmir) ve Ayaş(Ankara) ülkemizdeki önemli ılıcalardandır.

6.Kış Turizmine Elverişli Dağlar

-Uludağ(Bursa)

-Palandöken(Erzurum)

-Erciyes(Kayseri)

7.Milli Parklar

Milli park; herhangi bir ülkede ve dünyada az bulunan tabii ve tarihi değerlerin korunduğu yerdir.Çok geniş arazi parçalarından oluşur.Milli parkların başlıca özellikleri şunlardır:

*İnsanlar tarafından yapılması mümkün olmayan doğal harikalar korunur.Örneğin; manzara,bitki örtüsü,şelale gibi tabii harikalar koruma altına alınır.

*Vahşi ve yabani hayvanlar,kuşlar,ağaçlar,bitki örtüsü üretilir veya çoğaltılır.

*Tarihi eserler muhafaza edilir.

*İnsanlara dinlenme ve eğlenme imkanı sağlanır.

Türkiye’deki Olimpos Beydağları Milli Parkı, Nemrut Dağı Milli Parkı,Köprülü Kanyon Milli Parkı ve diğerleri tüm turistlerin ilgisini çekmektedir.

B.TARİHİ DEĞERLER

Tarihi değerler, insanlar tarafından geçmiş dönemlerde yapılmış tarihi eserler,anıtlar ve müzelerde sergilenen eserlerdir.

1.Tarihi Eserler

a.Höyükler(Eski Yerleşim Yerleri)

Tarih boyunca çeşitli sebeplerle yıkılmış bulunan yerleşim bölgelerindeki yıkıntılar üst üste birikir.Zamanla bu yıkıntılara ait yapı kalıntılarının üzeri toprakla örtülür.Geçmiş dönemlerdeki yıkıntılara ait yapı kalıntılarının bulunduğu yerlere höyük adı verilir.Ülkemizde bulunan höyüklerden bazıları şunlardır:

-Karain(Antalya)

-Truva(Çanakkale)

-Boğazhöyük(Çorum)

-Gordion(Ankara)

b.Antik Şehirler

Antik şehir, ilk çağ dönemlerine ait şehirleri ifade eder.Antik şehirler höyüklerden daha büyük yerleşim merkezleridir.Ülkemizde; Ege ve Akdeniz bölgelerinde bulunan antik şehirler dünyaca ünlüdür.Bu antik şehirlerden bazıları şunlardır:

-Efes(İzmir)

-Sardes(Manisa)

-Afrodisias(Aydın)

-Side,Perge,Aspendos(Antalya)

c.Ünlü Camiler,Medreseler,Çeşmeler,Saraylar

-Eşrefoğlu Camii(Beyşehir)

-Ulu Cami(Divriği)

-Ulu Cami(Bursa)

-Yeşil Cami(Bursa)

-Selimiye Camii(Edirne)

-Selimiye Camii(İstanbul)

-Sultan Ahmet Camii(İstanbul)

-Çifte Minareli Medrese(Sivas)

-Çifte Minareli Medrese(Erzurum)

-İnce Minareli Medrese(Konya)

-Karatay Medresesi(Konya)

-lll.Ahmet Çeşmesi(İstanbul)

-Topkapı Sarayı(İstanbul)

-Dolmabahçe Sarayı(İstanbul)

2.Anıtlar

Anıt, önemli kişilerin veya olayların gelecek kuşaklar tarafından anılması için yapılmış eserlerdir.Türklere ait önemli anıtlardan bazıları şunlardır:

-Çanakkale Şehitleri anıtı

-Tayyare Şehitleri anıtı

-Anıtkabir

3.Müzeler

Bilim ve sanat eserlerinin korunduğu ve sergilendiği yapılara ve alanlara müze adı verilir.

a.Arkeoloji Müzesi:İlk çağ medeniyetleri,Roma İmparatorluğu ve Bizans dönemi eserlerinin sergilendiği alanlardır.

b.Etnografya Müzesi:Anadolu beylikleri,Büyük Selçuklu İmparatorluğu,Anadolu Selçukluları ve Osmanlı İmparatorluğu dönemine Ait eserlerin sergilendiği alanlardır.

2.ESKİ ESERLERİN, ANITLARIN KORUNMASI

Türkiye eski eserler ve anıtlar açısından dünyanın en zengin ülkelerindendir.Eski eserlerin ve anıtların korunması için aşağıdakiler yapılmalıdır:

-Yeni kazılar yapılarak tarihi eserler bulunmalı ve koruma altına alınmalıdır.

-Eski eserlerin bakım ve onarımı yapılarak yıpranması önlenmelidir.-

-Eski eser kaçakçılığı önlenmelidir.

-Yurtdışına kaçırılan eski eserlerin iade edilmesi sağlanmalıdır.

3.GEZİ DÜZENLEME

A)Turistik Gezi Çeşitleri

İnsanların gezmek,dinlenmek,yeni yerler görmek amacıyla yaptıkları geçici seyahatlere gezi veya tur denir.Turistik gezi çeşitleri coğrafi açıdan 3 gruba ayrılır:

a.Şehir ve Yöre Turları

İnsanların yaşadıkları şehirdeki herhangi bir yere yaptıkları gezilere şehir ve yöre turu adı verilir.

b.Yurtiçi Turları

Kişilerin yaşadıkları ülkedeki turistik yerlere yaptıkları gezilere yurtiçi turu adı verilir.

c.Yurtdışı Turları

Yaşanılan ülke dışına yapılan gezilere yurtdışı turu adı verilir.

B)Gezi Öncesi Hazırlıklar

1.Gezi Planının Yapılması

-Gezi Yerinin Seçimi

-Gezi Müddetinin Tespiti

-Konaklanma,Dinlenme,Alışveriş Yerlerinin ve Müddetlerinin Tespiti

2.Gezi Maliyeti

Ulaşım + Konaklama + Yeme-içme + Diğer giderler = Grup Maliyeti

Grup Maliyeti /Geziye Katılan Kişi Sayısı                    =Kişi başına düşen maliyet

C)Gezi ile İlgili Ferdi Hazırlık

1.Yurtdışı Geziler

Vize Yaptırma:Bir ülkenin,yurt dışından gelecek kişilere ülkeye giriş izni vermesine vize denir.Vize işlemi yurtdışına çıkacak kişinin pasaportundaki ilgili sayfaya işlenerek gerçekleştirilir.Vize isteyen ülkelere,vize almadan giriş yapılamaz.

Pasaport Çıkarma:Pasaport, yabancı bir ülkeye gitmek için, yaşanılan ülkenin yetkili emniyet müdürlüklerinden alınan defter şeklinde resimli izin belgesidir.Pasaport almayan kişi yurtdışına çıkamaz.

İNSANIN EKONOMİK FAALİYETLERİ

1.İNSANIN ÜRETİM FAALİYETLERİ

Mal ve hizmetlerin fayda ve kıymetlerini arttıran faaliyetlere üretim denir.Üretilen mal ve hizmetler, insanların ihtiyaçlarını karşılar.Üretimin esas amacı, insan ihtiyaçlarının giderilmesidir.Üretim faaliyetinde ya yeni bir mal üretilir ya da mevcut malın görünüşü,şekli,rengi vb. değiştirilir.

Üretim, üç temel sektör tarafından gerçekleştirilir:

1.Tarım sektörü:Tarım ürünlerinin (bitli,hayvancılık,balıkçılık,ormancılık vb.) yetiştirildiği sektördür.

2.Endüstri (Sanayi) sektörü:Teknik araç ve gereçler kullanılarak, tarımsal ürünler dışındaki ürünlerin üretildiği sektördür.

3.Hizmet sektörü:İnsan ihtiyaçlarını gideren hizmetlerin üretildiği sektördür.Haberleşme,ulaşım,eğitim,bankacılık vb.

ÜRETİM FAKTÖRLERİ

Tabiat(Doğa):Üzerinde üretimin yapıldığı toprak parçası,yeraltındaki madenler,su kaynakları,hava tabiatı oluşturur.

Emek:Üretimde kullanılan insan gücüdür.

3.Sermaye:Üretimde kullanılan makine,alet,teçhizat vb. değerlerdir.

4.Müteşebbis(Girişimci):Diğer üretim faktörlerini bir araya getirerek üretimi gerçekleştiren kişidir.

HAYAT İÇİN ZORUNLU İLK MADDELERİN ELDE EDİLMESİ YOLLARI

1.Hammaddeler:Tabiattan elde edildiği, işlenmemiş durumdaki maddelerdir.Pamuk,buğday,ham petrol vb.

2.Yarı Mamuller:Hammaddelerin işlenmesinden meydana gelen maddelerdir.Yarı mamuller doğrudan doğruya kullanılmaya elverişli değildir.Yarı mamuller mamullerin üretiminde kullanılırlar.Un,kumaş,iplik vb.

3.Mamuller:Doğrudan doğruya kullanılabilir durumdaki maddelerdir.Ekmek,elbise,televizyon vb.

2.TOPLUMLARIN GENEL EKONOMİK YAPISI

Tarıma Dayalı Toplumlar:Nüfusunun büyük bir bölümü, geçimini tarım ürünlerinin yetiştirilmesinden sağlayan toplumlardır.Tarım toplumları, doğrudan tüketilen bitkisel ve hayvansal ürünler ya da endüstriyel hammadde üretirler.İlkel araçlarla tarım yapan toplumlarda üretim ve gelir düzeyi oldukça düşüktür.Tarım toplumları ürettikleriyle ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamazlar.Ülke nüfusunun büyük bir bölümü kırsal kesimde yaşamaktadır.

Endüstri Toplumları:Nüfuslarının büyük bir bölümünün geçimini sanayi ürünleri üretiminden sağlayan toplumlardır.Endüstriyel Toplumlarda gelir düzeyi yüksek olduğundan, kişiler teknolojinin kolaylıklarından daha çok yararlanırlar.Ülke nüfusunun büyük bir bölümü kentlerde yaşamaktadır.Endüstri toplumlarımda insan gücünün yerini, büyük ölçüde makine gücü almıştır.

TARIMDAN ENDÜSTRİLEŞMEYE GEÇİŞİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

-Tarım toplumlarındaki hızlı nüfus artışı

-Teknolojik gelişmeler

-Yeni ihtiyaçların ortaya çıkması

DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE GENEL EKONOMİK DURUM

Dünya ülkeleri, gelişme derecelerine göre 3 gruba ayrılır:

1.Az gelişmiş ülkeler:Ekonomik yönden fakir ülkelerdir.Bu ülkelerde yaşayan insanlar zorunlu ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedirler.Bu grupta açlıkla mücadele eden ülkeler ilk sıralarda yer alır.

2.Gelişmekte olan ülkeler:Zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilen ancak refah seviyeleri gelişmiş ülkeler düzeyinde olan ülkelerdir.Bu ülkelerin üretimleri gittikçe artmaktadır.

3.Gelişmiş ülkeler:Ekonomik yönden kuvvetli, ihtiyaçlarının büyük çoğunluğunu karşılayabilen ülkelerdir.

ENDÜSTRİYEL GELİŞMENİN DOĞURDUĞU PROBLEMLER

Sanayi,yer altı ve yerüstü kaynakları giderek azalmaktadır.

-Ülkeler arasındaki gelişme farklılıkları artmaktadır.

-Çevre kirliliği ile insan sağlığı olumsuz yönde etkilenmektedir.

-Teknolojik gelişmeler sonucu işsizlik artmaktadır.

-Kırsal kesimden kentlere yoğun göç sonucu çarpık kentleşme ortaya çıkmaktadır.

3.İŞ ORGANİZASYONU

İş bölümü,bir işin çeşitli işlemlere ayrılarak,işin değişik kimseler tarafından yapılmasıdır.İş bölümü.insanların toplu halde yaşamaya başlamaları ortaya çıkmıştır.Sanayileşme ile birlikte iş bölümü gelişmiştir.Günümüzde teknolojik gelişmeler,özel bilgi isteyen yeni işlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Organizasyon,işletmenin faaliyetlerini sürdürmesi için insan,makine,techizat vb. işe koşulmasıdır.

Mekanizasyon,üretimde insan ve hayvan gücü yerine mekanik güçle çalışan makinelerin kullanılmasıdır.

Otomasyon,makinelerin insanlar tarafından programlanarak hızlı bir şekilde üretimi gerçekleştilmesidir.

4.MALİYET HESAPLARI

Ham madde ve yarı mamul maddeyi mamul haline getirmek için yapılan harcamaların toplamına gider denir.İşletme açısından gider,gelir elde etmek için belli bir dönemde tüketilen mal ve hizmetlerin parasal tutarıdır.

1.Maliyeti Meydana Getiren Gider Çeşitleri

-Malzeme giderleri

-İşçilik giderleri

-Genel üretim giderleri

 

***TOPLAM MALİYET = MALZEME MALİYETİ + iŞÇİLİK MALİYETİ + GENEL ÜRETİM GİDERLERİ

MALZEME MALİYETİ =25000000

iŞÇİLİK MALİYETİ     =25000000

GENEL ÜRETİM GİDERLERİ =30000000 ise

TOPLAM MALİYET            =80000000 olur.

5.BÜTÇE

Belli bir dönemde yapılacak harcamalar ile sağlanacak gelirleri ayrıntılı şekilde tahmin ve tesbit eden cetvele bütçe denir.

DENK BÜTÇE         :Gelirler, giderlere eşit.

ARTIRIMLI BÜTÇE:Gelirler, giderlerden fazla.

AÇIK BÜTÇE         :Gelirler, giderlerden az.


Dünyamız

DÜNYAMIZ

 

Dünya, Güneş Sistemi’nin 9 gezegeninden biridir ve Güneş’e olan uzaklığı bakımından 3. Sırada bulunur. Coğrafya’nın asıl konusunu oluşturan Dünya‘yı incelemek için bazı kavramların bilinmesi gerekir:

  1. Eksen
  2. Kutup Noktası
  3. Ekvator
  4. Paralel
  5. Meridyen

1. Dünya’nın Şekli :

1.1. Dünyanın Şekli ve Boyutları :

Dünya, Kutup Noktaları’nda basık, Ekvator’da şişkindir. Dünya‘nın kendisine özgü bu şekline geoid denir. Geoide en yakın geometrik şekil elipsoiddir. Verilen boyutlar "Hayford Elipsoidi" ne aittir.

Dünya‘nın Boyutları

Ekvator yarıçapı = 6.378,4 km

Kutuplar yarıçapı = 6.356,9 km

Ekvator çevresi = 40.076,6 km

Kutuplar çevresi = 40.009,1 km

Pratikte bu uzunluklar yaklaşık olarak alınmaktadır.

 

 

1.2. Paralellerin Özellikleri :

  1. Ekvator’a paralel uzanırlar
  2. Çapları ve uzunlukları Ekvator’dan kutuplara doğru kısalır.
  3. Ekvator’dan kutuplara doğru sayısız paralel çizilebilir. Ancak değerlendirme kolaylığı bakımından birer derece aralıklarla çizildikleri varsayılır.
  4. Paralellerin 90 tanesi Kuzey Yarım Küre’de, 90 tanesi Güney Yarım Küre’de bulunur.
  5. 60. paraleller Dünya‘nın küreselliğinden dolayı Ekvator’un yarısı uzunluğundadır.
  6. Birbirini izleyen 2 paralel arasındaki uzaklık her yerde yaklaşık 111 km’dir.

UYARI :

Dünya‘nın geoid şekli nedeniyle 2 paralel arasındaki uzaklık Ekvator’dan kutuplara doğru artar. Örneğin, Ekvator ile 10 (kuzey-güney) enlemleri arasındaki uzaklık 110.596 m iken, 890-900 (kuzey-güney) enlemleri arasındaki uzaklık 110.700 m’dir. Ancak birbirini izleyen 2 paralel arasındaki uzaklık pratikte 111 km olarak kabul edilmiştir.

Özel Paraleller

Bazı paralellerin yerleri, güneş ışınlarının yere değme açısına bağlı olarak doğa tarafından belirlenmiştir.

 

Bunlar :

  1. Ekvator
  2. Dönenceler
  3. Kutup Daireleri
  4. Kutup Noktaları

Ekvatorun Özellikleri

  1. En uzun paraleldir.
  2. Güneşin önünden en hızlı geçen noktaların oluşturduğu paraleldir.
  3. Dünya‘nın eksen çevresindeki dönüş hızı Ekvator’da yaklaşık 1670 km/saat’tir.
  4. Güneş ışınlarını 21 Mart ve 23 Eylül’de dik açıyla alır.
  5. Yıl boyunca sıcak olduğundan termik alçak basınç kuşağıdır.
  6. Yükseltici hava hareketleri görüldüğü için bol yağış alır.
  7. Gece ve gündüz süreleri yıl boyunca birbirine eşit ve 12’şer saattir.

Dönencelerin Özellikleri

1. Yerleri, yer ekseninin eğikliğine bağlı olarak belirlenen Dönenceler, 23027′ Kuzey ve Güney paralelleridir.

2. Kuzey Yarım Küre’dekine Yengeç Dönencesi, Güney Yarım Küre’dekine Oğlak dönencesi denir.

3. Orta kuşak ile Tropikal kuşağı birbirinden ayırırlar.

4. Güneş ışınlarının düz zeminlere dik geldiği en son noktalardır.

5. Yengeç Dönencesi 21 Haziran’da, Oğlak Dönencesi 21 Aralık’ta Güneş ışınlarını dik açı ile alır.

Kutup Noktalarının Özellikleri

  1. 90. Kuzey ve Güney paralelleridir.
  2. Güneş ışınlarının düz zeminlere en dar açıyla geldiği yerlerdir.
  3. Sürekli soğuk olduğundan kutuplar ve çevresinde yıl boyunca termik yüksek basınç kuşakları oluşur.
  4. Aydınlanma çemberinin 21 mart ve 23 Eylül’de teğet geçtiği yerlerdir.
  5. Bir yıl içinde 6 ay sürekli gündüz, 6 ay sürekli gece yaşanır.
  6. Çizgisel hızın sıfır, yerçekiminin en fazla olduğu yerlerdir.

Kutup Dairelerinin Özellikleri

  1. Yerleri, yer ekseninin eğikliğine bağlı olarak belirlenen Kutup Daireleri, 66033′ Kuzey ve Güney paralelleridir.
  2. Kutup kuşağı ile Orta kuşağı birbirinden ayırırlar.
  3. Aydınlanma çemberinin yıl içinde yer değiştirdiği ve 21 Haziran ile 21 Aralık’ta teğet geçtiği paralellerdir.
  4. 21 Haziran’da Kuzey Kutup Dairesi’nde, 21 Aralık’ta Güney Kutup Dairesi’nde 24 saat gündüz yaşanır.

 

 

Meridyenlerin Özellikleri

  1. Bir kutuptan diğerine uzanan meridyenler de paraleller gibi sayısızdır. Ancak pratikte her 1 dereceden bir yay geçtiği varsayılarak, 360 tane oldukları kabul edilmiştir.
  2. Birbirini izleyen 2 meridyen arasındaki uzaklık Ekvator üzerinde 111 km olarak kabul edilmiştir.
  3. Başlangıç meridyeni olarak Londra yakınlarındaki Greenwich kabul edilmiştir.
  4. Bir meridyenin, karşıt (anti) meridyeniyle arasında 180 meridyen fark vardır.

UYARI

Meridyen yayları eşit uzunluktadır. Aralarındaki uzaklık Ekvator’dan kutuplara doğru azalır ve tüm meridyenle kutuplarda birleşir.

Birbirini izleyen 2 meridyen arasındaki uzaklık; Ekvator üzerinde 111.322 m. (pratikte 111 km olarak kabul edilmiştir, 45. (Kuzey – Güney) paralellerinde 78.850 m, 90. (Kuzey – Güney) paralellerinde ise 0 m’dir.

Dünyanın Şekline Bağlı Sonuçlar

  1. Dünya‘nın geoid şekli nedeniyle, yerçekimi Ekvator’dan kutuplara doğru artar. Dünya, geoid değil de küre şeklinde olsaydı, yerçekimi Dünya‘nın her yerinde aynı olurdu.
  2. Dünya‘nın geoid şekli nedeniyle Ekvator diğer paralellerden ve meridyenlerden daha uzundur. Dünya küre şeklinde olsaydı, Ekvator çevresi (kutupları çevreleyen iki meridyenin uzunluğu) birbirine eşit olurdu.

Ekvator çevresi =40.077 km

Kutuplar çevresi=40.009 km

  1. Dünya‘nın küreselliği nedeniyle, ekseni çevresindeki dönüş hızı Ekvator’dan kutuplara doğru azalır. Ekvator üzerindeki noktalar saatte 1666,6 km yol katederken, Kutup Noktaları’nda alınan yol sıfır km olduğu için, eksen çevresindeki dönüş hızı 0 km/saat’tir.
  2. Dünya‘nın küreselliği nedeniyle Kutup Noktaları’nda birleşen meridyen yaylarının uzunluğu birbirine eşittir. Bir kutuptan diğerine uzanan bir meridyen yayının uzunluğu yaklaşık 20.005 km’dir.
  3. Dünya‘nın küreselliği nedeniyle meridyenler arası uzaklık, Ekvator’dan kutuplara doğru azalır ve meridyenler Kutup Noktaları’nda birleşirler.

Birbirini izleyen iki meridyen arası uzaklık Ekvator üzerinde 111.322 m iken (pratikte bu uzunluk 111 km kabul edilmiştir), 45. paraleller üzerinde 78.850 m, 90. paralellerde (Kutup Noktaları) 0 m’dir.

  1. Dünya‘nın küreselliği nedeniyle, paralellerin uzunluğu Ekvator’dan kutuplara doğru küçülür. Ekvator en uzun paraleldir. Kutuplarda ise paraleller nokta halini alır.
  2. Dünya‘nın küreselliği nedeniyle aydınlık ve karanlık yarıküreler oluşur. Böylece yeryüzünün bir yarısı gündüzken, diğer yarısında gece yaşanır.
  3. Dünya‘nın küreselliği nedeniyle 21 Mart ve 23 Eylül’de Ekvator’dan kutuplara doğru Güneş ışınlarının yere değme açısı daralır. Bu tarihlerde Ekvator Güneş ışınlarını dik açı ile alır. Bu nedenle yatay düzleme dik duran cisimlerin gölgesi oluşmaz. Kutuplara doğru güneş ışınlarının yere değme açısı daraldığı için cisimlerin gölge boyu uzar.
  4. Dünya‘nın küreselliği nedeniyle güneş ışınlarını yıl boyunca dik ve dike yakın açı ile alan Ekvator’un güneşten aldığı ısı enerjisi daha fazladır. Kutuplara doğru ışınların gelme açısının daralması nedeniyle alınan ısı enerjisi azalır.
  5. Dünya‘nın küreselliği nedeniyle yerden yükseldikçe görülebilen alan genişler.
  6. Dünya‘nın küreselliği nedeniyle termik basınç kuşakları oluşur.

Termik Basınç Kuşakları

Dünya‘nın küreselliği nedeniyle ısınma ve soğumaya bağlı oluşan basınçlara termik basınç denir. Güneş ışınlarını, yıl boyunca dik ve dike yakın açılarla alan Ekvator fazla ısınır. Isınan hava genleşerek yükselir ve basınç düşer. Kutuplar, ışınları dar açı ile aldığından her zaman soğuktur.Soğuk hava ağır olduğu için yere çöker ve basınç yükselir.

  1. Dünya‘nın küreselliği nedeniyle, Kutup Yıldızı’nın görünüm açısı Kuzey Kutbu’ndan Ekvator’a doğru daralır. Bu nedenle 60. Kuzey paralelinde 600 açı ile görülen Kutup Yıldızı Güney Kutbu’nda görülmez.
  2. Dünya‘nın küreselliği nedeniyle hep aynı yönde hareketle başlangıç noktasına ulaşılır. 1519 yılında Macellan tarafından, hep batıya gidilerek çıkış noktasına varılabileceği düşüncesi ile İspanya’nın Cadiz Körfezi’ndeki Sancular Limanı’nda başlatılan ve aynı limanda 1522 yılında son bulan Dünya seyahati ile bu sonuca ulaşılmıştır.

Dünyanın Günlük Hareketi (Eksen Çevresindeki Hareketi)

Dünya, batıdan doğuya doğru ekseni çevresindeki dönüşünü 24 saatte tamamlar. Buna 1 Güneş günü denir. Dünya‘nın ekseni çevresindeki hareketinin hızı, 2 farklı şekilde ifade edilir.

  1. Çizgisel Hız

Dairesel hareket yapan Yerküre üzerindeki bir noktanın birim zamanda eksen üzerindeki yer değiştirme hızıdır. Çizgisel hız, dünyanın küreselliği nedeniyle Ekvator’da en fazladır, kutuplara doğru azalır.

  1. Açısal Hız

Dairesel hareket yapan Dünya üzerindeki bir noktanın birim zamanda oluşturduğu dönüş açısıdır.

Dünya, ekseni çevresindeki hareketi sırasında 4 dakikada 1 derecelik, 1 saatte 15 derecelik, 24 saatte 360 derecelik dönüş yapar.

Açısal hız, dünya üzerindeki her noktada aynıdır.

UYARI

Dünya kendi ekseni çevresinde,

4 dakikada 10‘ lik,

1 saatte 150‘ lik,

24 saatte 3600‘lik dönüş yapar.

Günlük Hareketin Sonuçları

Dünya‘nın ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle,

  1. Bir noktaya Güneş ışınlarının gelme açısı ve yatay düzleme dik duran cisimlerin gölge boyları günün saatlerine göre değişir.
  2. Güneş ışınları öğle saatinde en büyük açıyla gelir ve en kısa gölgeler oluşur.
  3. Gece ve gündüzler birbirini izler.
  4. Günlük sıcaklık farkları oluşur.
  5. Dünya‘nın ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle, rüzgarlar esme yönlerinden saparlar. Bu sapma, Kuzey Yarım Küre’de esme yönünün sağına, Güney Yarım Küre’de esme yönünün soluna doğrudur.
  6. Dünya‘nın ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle, okyanus akıntıları yönlerinden sapar ve halkalar oluştururlar. Okyanus akıntılarını başlatan sürekli rüzgarlardır. Bu nedenle rüzgarların esme yönlerinden sapmasına bağlı olarak akıntılar da yönlerinden sapar.

Dünyanın Yıllık Hareketi

Dünya ekseni çevresinde hareket ederken aynı zamanda saat ibresinin tersi yönde, Güneş’in çevresinde de döner. Bu hareketini elips bir yörüngede 365 gün 6 saatte tamamlar. Buna 1 Güneş yılı denir. Dünya‘nın yıllık hareketi sırasında, Güneş’in çevresinde çizdiği yörünge düzlemine ekliptik denir. Yörünge şeklinin elips olması nedeniyle Dünya yıllık hareket sırasında Günöte – Günberi konumuna gelir.

  1. Günöte (Aphel)

Dünya‘nın, Güneş’ten en çok uzaklaştığı, yörüngede en yavaş döndüğü gündür. Dünya Günöte konumuna 4 Temmuz’da gelir.

  1. Günberi (Perihel)

Dünya‘nın, Güneş’e en çok yaklaşıp, yörüngede en hızlı döndüğü gündür. Dünya Günberi konumuna 3 Ocak’ta gelir.

Yörünge Şeklinin Sonuçları

Dünya Güneş’in etrafında elips bir yörüngede döner. Yörünge şeklinin elips olması nedeniyle;

  1. Dünya‘nın yörüngedeki dönüş hızı, Güneş’e yaklaştıkça artar, Güneş’ten uzaklaştıkça azalır. Dolayısıyla sonbahar ekinosuna 2 gün gecikme ile 23 Eylül’de ulaşılır.
  2. Her iki yarımkürede mevsim süreleri değişir.

Mevsim Süreleri : Yörünge şekli tam daire biçiminde olsaydı, Dünya‘nın yörüngedeki dönüş hızı değişmez, her iki yarım kürede mevsim süreleri eşit olurdu.

Dünya‘nın eksen eğikliği nedeniyle Kuzey Yarım Küre’de ve Güney Yarım Küre’de aynı anda birbirine göre zıt mevsim yaşanır. Birinin yaz süresi diğerinin kış süresi olur. Dünya‘nın yörüngedeki dönüş hızının Güneş’e yaklaştıkça artması, uzaklaştıkça azalması nedeniyle Kuzey Yarım Küre’de İlkbahar ve yaz süresi Güney yarım Küre’de sonbahar ve kış süresi daha uzundur.

Eksen Eğikliği

Dünya‘nın yıllık hareketi sırasında oluşan yörünge düzlemi (ekliptik) ile Dünya‘nın Ekvator düzlemi üst üste çakışmaz.

Aralarında 23027′ lık bir açı bulunur.

Yörünge düzlemi ile eksen arasında ise 66033′ lık bir açı oluşur. Buna Dünya‘nın Eksen Eğikliği denir.

Ekliptik:Dünya‘nın yörüngesinden geçtiği varsayılan düzleme Ekliptik veya Yörünge Düzlemi denir.

UYARI

Dünya ekseniyle, yörünge düzlemi arasında 66033’lık,

Ekvator ile yörünge düzlemi arasında 23027′ lık açı bulunmaktadır.

Bu açı daha küçük ya da daha büyük olsaydı, dönence ve kutup dairelerinin enlem dereceleri değişirdi.

Eksen Eğikliğinin Sonuçları

  1. Dünya‘nın Güneşe karşı konumu yıl içinde değişir.

Dünya‘nın Güneşe Karşı Konumları

  1. 21 Mart – 23 Eylül

Durumları (Ekinokslar)

  1. 21 Mart ve 23 Eylül’de Ekvator üzerindeki noktalar yerel saat 12.00’de Güneş ışınlarını dik açı ile alır.
  2. b) Ekvator’da yatay düzleme dik duran cisimlerin yerel saat 12.00′ de gölgesi oluşmaz.
  3. Aydınlanma çemberi, Kutup Noktalarından geçer.
  4. Dünya‘nın her yerinde gündüz ve gece süresi birbirine eşittir.
  5. Aynı meridyen üzerinde yer alan tüm noktalarda Güneş, yerel saatle aynı anda doğar ve aynı anda batar.
  6. 21 Mart’tan sonra Kuzey Y.’de, 23 Eylül’den sonra da Güney Y.’ de gündüzler gecelere göre daha uzun olmaya başlar.
  7. 21 Haziran

Durumu (Solstisi)

a) Güneş ışınları dik açı ile yerel saat 12.00’de Yengeç Dönencesi’ne gelir.

b) Yengeç Dönencesi’nde yatay düzleme dik duran cisimlerin yerel saat 12.00’de gölgesi

oluşmaz.

c) Aydınlanma çemberi Kutup Dairelerine teğet geçer.

d) Bir noktadan kuzeye doğru gidildiğinde gece süresi uzamaya başlar.

e) Kuzey Yarım Küre’de yılın en uzun gündüzü, Güney Yarım Küre’de ise yılın en uzun gecesi

yaşanır. Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre’de gündüzler, Güney Yarım Küre’de ise geceler

kısalmaya başlar.

  1. 21 Aralık

Durumu (Solstisi)

a) Güneş ışınları dik açı ile yerel saat 12.00’de Oğlak dönencesi’ne gelir.

b) Oğlak dönencesi’nde yatay düzleme dik duran cisimlerin yerel saat 12.00’de gölgesi oluşmaz.

c) Aydınlanma çemberi Kutup Daireleri’ne teğet geçer.

d) Bir noktadan kuzeye doğru gidildikçe gündüz süresi uzamaya başlar.

e) Kuzey Yarım Küre’de yılın en uzun gecesi, Güney Yarım Küre’de ise yılın en uzun gündüzü

yaşanır. Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre’de geceler, Güney Yarım Küre’de gündüzler

kısalmaya başlar.

UYARI

21 Haziran’da Yengeç Dönencesi, 21 Aralık’ta Oğlak dönencesi, 21 Mart ve 23 Eylül’de Ekvator üzerindeki noktalarda, cisimlerin saat 12.00’da oluşan gölgesi tam dibe düşer. Ekinokslarda, 450 enlemlerinde oluşan gölge boyu cismin boyuna eşittir.

UYARI

21 Haziran’da,

– Güney Kutup Dairesi ile Güney Kutbu arasındaki enlemlerde gece süresi 24 saatten fazladır.

– Türkiye’de saat 12.00’de cisimlerin yıl içindeki en kısa gölgeleri oluşur.

UYARI

21 Aralık’ta;

– Kuzey Kutup Dairesi ile Kuzey Kutbu arasındaki enlemlerde gece süresi 24 saatten fazladır.

– Türkiye’de yerel saat 12.00’de cisimlerin yıl içindeki en uzun gölgeleri oluşur.

  1. Dünya‘nın eksen eğikliğine bağlı olarak Dönenceler ve Kutup Daireleri’nin yerleri belirlenir.

 

Dönenceler

23027′ Kuzeye paralelleridir. Güneş ışınlarının düz zeminlere dik açı ile geldiği en son yerlerdir.

Kutup Daireleri

66033′ Kuzey ve Güney paralelleridir. Aydınlanma çemberinin yıl içinde yer değiştirdiği, 21 Haziran ve 21 Aralık tarihlerinde teğet geçtiği paralellerdir.

  1. Dünya‘nın eksen eğikliğine bağlı olarak matematik iklim kuşakları oluşur.

 

Matematik İklim Kuşakları

Dünya‘nın 23027′ lık eksen eğikliği dikkate alınarak belirlenmiştir. Dönenceler arasında kalan alan, güneş ışınlarının yıl içinde iki kez dik açı ile geldiği Tropikal Kuşak’tır. Dönenceler ile Kutup Daireleri arasında kalan alanlar, güneş ışınlarının yıl içinde gelme açısının en çok değiştiği, bu nedenle 4 mevsimin belirgin olarak yaşandığı Orta Kuşak, Kutup Daireleri ile Kutup Noktaları arasında kalan alanlar ise Kutup Kuşağıdır.

  1. Dünya‘nın eğikliğine bağlı olarak mevsimler oluşur.

Dünya‘nın ekseni 23027′ eğik olduğu için Güneş ışınlarının yıl içinde gelme açısı ve buna bağlı

olarak ısıtma miktarı değişir.

21 Haziran’da Kuzey Yarım Küre’de yaz mevsimi,

Güney Yarım Küre’de tam tersine kış mevsimi başlar.

23 Eylül, Kuzey Yarım Küre’de sonbahar,

Güney Yarım Küre’de ilkbahar mevsiminin başlangıcıdır.

21 Aralık’ta Güney Yarım Küre’de yaz mevsimi, Kuzey Yarım Küre’de kış mevsimi başlar.

21 Mart’ta Kuzey Yarım Küre’de ilkbahar, Güney Yarım Küre’de sonbahar mevsimi başlar.

  1. Dünya‘nın eksen eğikliği nedeniyle bir noktaya Güneş ışınlarının gelme açısı ve atmosferde tutulma miktarı yıl içinde değişir.

Örnek : Güneş ışınları 21 Aralık’ta Oğlak Dönencesi’ne dik gelir. Bu tarihte ışınlar Ankara’ya yıl içindeki en dar açı (260) ile ulaşır. Işınların gelme açısının daralmasının yanısıra, atmosferde en uzun yolu geçerek yeryüzüne ulaşmaları nedeniyle atmosfer tarafından tutulma oranı da en fazladır.

21 Haziran’da ise ışınların Ankara’ya 730 ile ulaşmasına bağlı olarak atmosferde katettikleri yol ve atmosfer tarafından tutulma oranı en azdır.

  1. Eksen eğikliği nedeniyle Güneş’in ufuk düzleminde öğle vakti ulaştığı tepe noktasının yeri yıl içinde değişir.
  2. Dünya üzerinde aynı anda gece ve gündüz yaşayan alanları birbirinden ayıran sınıra aydınlanma çemberi denir. Dünya‘nın eksen eğikliğine bağlı olarak aydınlanma çemberi Kutup noktaları ile Kutup Daireleri arasında yer değiştirir. Bu yer değiştirme soncunda gece ve gündüz süreleri değişir, aralarındaki fark Ekvator’dan kutuplara doğru artar. Bu fark 21 Haziran ve 21 Aralık’ta en fazla olur.
  3. Bir noktada Güneş’în doğuş ve batış saatleri yıl boyunca değişir. Güneş, yaz aylarında erken doğup geç batarken kış aylarında geç doğup erken batar.

Örnek : 21 Haziran’da Güneş ışınları Yengeç Dönencesi’ne dik gelir. Aydınlanma çemberi Kutup Daireleri’ne teğet geçer. Bunun doğal sonucu olarak Kuzey Yarım Küre’de gündüzler gecelere göre uzundur.

Eksen Eğikliği Olmasaydı

Dünya‘nın ekseni 23027′ eğik olmasaydı eksen ile yörünge düzlemi (ekliptik) arasındaki açı 900 olurdu.

  1. Yerleri eksen eğikliğine bağlı olarak belirlenen Dönenceler, Kutup Daireleri ve Matematik İklim Kuşakları oluşmazdı.
  2. Işınlar yıl boyunca Ekvator’a dik gelirdi.
  3. Aydınlanma çemberi yıl boyunca Kutup Noktaları’ndan geçeceği için yeryüzünde gece ve gündüz süreleri sürekli 12 şer saat olurdu.
  4. Dünya üzerindeki bir nokta Güneş ışınlarını yıl boyunca aynı açı ile alacağı için mevsimler oluşmazdı.

Eksen Eğikliği Daha Fazla Olsaydı

Dünya‘nın ekseni 23027′ dan daha fazla eğik olsaydı, Dönenceler ve Kutup Daireleri’nin yerleri değişirdi.

Buna bağlı olarak;

  1. Tropikal kuşak ve Kutup kuşağı genişler, Orta kuşak daralırdı.
  2. Orta kuşakta yazlar daha sıcak, kışlar daha soğuk geçerdi.
  3. Aydınlanma çemberinin yer değiştirme alanı genişleyeceği için gece ve gündüz süreleri arasındaki fark daha da artardı.

Eksen Eğikliği Daha Az Olsaydı

Dünya‘nın ekseni 23027’ dan daha aza eğik olsaydı, dönencelerin ve kutup dairelerinin yerleri değişirdi. Buna bağlı olarak;

1. Tropikal kuşak ve Kutup Kuşağı daralır, Orta Kuşak genişlerdi.

2. Orta Kuşak’ta yazlar daha serin, kışlar daha ılık geçerdi.

3. Aydınlanma çemberinin yer değiştirme alanı daralacağı için gece ve gündüz süreleri arasındaki fark daha da azalırdı.

Coğrafi Konum

Yeryüzündeki herhangi bir alanın bulunduğu yere, o alanın coğrafi konumu denir. Coğrafi konum, matematik konum ve özel konum olarak iki şekilde ifade edilir.

Matematik Konum

Dünya üzerinde bir nokta veya alanın yerinin belirlenmesi için, o noktanın Ekvator’a ve başlangıç meridyenine olan uzaklığının bilinmesi gerekir. Bunun için enlem ve boylam kavramlarından yararlanılır.

Örnek : Türkiye 360 – 420 Kuzey enlemleri,

260 – 450 Doğu boylamları arasında yer alır.

 

Özel Konum

Dünya üzerindeki bir yerin çevresine, denizlere, yer şekillerine, anayollara, geçitlere ve komşularına göre konumudur.

Özel Konum;

  1. İklim koşullarını,
  2. Doğal bitki örtüsünü,
  3. Tarımsal etkinlikleri,
  4. Nüfus ve yerleşme biçimini,
  5. Ekonomik etkinlikleri,
  6. Ulaşım olanaklarını,
  7. Siyasal ve kültürel yapıyı etkiler.

 

Enlem

Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın başlangıç paraleli olan Ekvator’a uzaklığının açısal değeridir.

Q açısı, D noktasının Ekvator’a olan uzaklığının açı cinsinden değeridir ve D noktasının enlem derecesini verir.

Örnek :

Q açısının değeri 45 ise, D noktasının enlem derecesi 450 dir.

 

Enlemin Etkileri

Bir yerin enlemi,

  1. Güneş’in ufukta ulaşabileceği yükseklik
  2. Güneş ışınlarının yere değme açısı,
  3. Gölge boylarının yıl içindeki değişimi,
  4. Gece – gündüz sürelerindeki değişim,
  5. İklim koşulları, hakkında bilgi verir.
  6. İklim koşullarına bağlı olarak,
  7. Bitki örtüsü,
  8. Tarım ürünleri ve hayvan ürünleri,
  9. Akarsu rejimleri,
  10. Deniz sularının özelliği,
  11. Nüfus ve yerleşme özelliği
  12. Tarımın ve ormanların üst yükseklik sınırı,
  13. Kalıcı karların başlama yüksekliği hakkında bilgi edinilebilir.

 

Boylam

Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın başlangıç meridyenine olan

uzaklığının açısal değeridir.

Q açısı, D noktasının başlangıç meridyenine olan uzaklığının

açı cinsinden değeridir ve D noktasının boylam derecesini verir.

Örnek : D noktasına ait Q açısının değeri 30 derece ise,

D noktasının boylam derecesi 300 dir.

Boylamın Etkileri

Bir yerin boylamı ;

  1. Yerel saatler,
  2. Saat dilimleri,
  3. Aynı enlem üzerindeki noktalarda Güneşin doğuş ve batış saatleri hakkında bilgi verir.

Yerel Saat

Bir noktada Güneş’in gökyüzündeki konumuna göre belirlenen saate yerel saat denir. Aynı boylam üzerindeki noktalarda yerel saat aynıdır. Herhangi bir meridyenin Güneşin tam karşısına geldiği an, meridyen üzerindeki tüm noktalarda yerel saat 12.00’dir.

Güneş, doğudaki bir noktada batıdaki yerlere göre daha önce doğar ve daha önce batar; bu nedenle yerel saat doğudaki yerlerde daha ileridir.

Yerel Saat Hesaplamalarında İzlenecek Yol

  1. Meridyen farkı hesaplanır.
  2. Meridyenler başlangıç boyl

Diyarbakır Tanıtımı

Kültür ve tarih şehri: Diyarbakır

Güneydoğu’nun dünyaya açılan penceresi. Dicle Nehri’nin suladığı bereketli topraklar. Kesin olarak, ne zaman, kimin tarafından yapıldığı bilinmeyen ve üzerinde 12 medeniyete ait kitabeler bulunan Diyarbakır Surları.

 

 

 

Eski zamanlarda Amida olarak bilinen Diyarbakır, Dicle Nehri kıyısında bazalt bir yayla üzerine kurulmuş. Kenti kuşatan da yine bu bazalt taşlarından yapılan Surlar. 16 kaleli 5 kapılı surlar Çin seddinin ardından ikinci sırada geliyor ve eski ile yeni Diyarbakır’ı ayırıyor.

Kentteki tarihi eserlerde her dönemin izini bulmak mümkün. Selçuklu Sultanı Melik Şah tarafından yaptırılan Ulu Cami, hem bizans hem de daha eski mimari malzemelerin kullanılmış olması açışından ilginçtir.

Safa Cami tuğladan yapılmış minaresi ile Pers etkisini sergilerken, Nebii Cami tipik Osmanlı tarzını temsil eder. Bugün hala kullanılan Meryem Ana kilisesi çeşitli zamanlarda onarım görse de 4’üncü yüzyıldan günümüze gelmeyi başarmıştır. Mardin Kapısı’nda şimdi otele dönüştürülmüş olan Deliller Hanı, binbeşyüzlü yılların ticaret yapan kervanlarının Diyarbakır’da konakladıkları zamanın havasını yansıtır.

Ve kentin köprüleri, en meşhuru, şarkılara ve filmlere konu olan Malabadi’nin 1147 yılında Artukoğullarından Timur Taş Bin İlgazi tarafından yapıldığı bilinmektedir.

Taş köprüler arasında dünyada kemeri en geniş olandır. Malabadi gibi şarkılara konu olan bir diğeri ise On Gözlü Köprü’dür. 1065 tarihinde Mervaniler tarafından kurulduğu ve mimarının Ubeydoğlu Yusuf olduğu üzerinde yazılan kitabeden anlaşılmaktadır. Bir diğer tarihi köprü ise 1179 yılında kurulan Haburman Köprüsü’dür. Hassuni Mağaraları ve Zülkifil Dağı’da Diyarbakır’ın görülmeye değer yerleri arasında yer alır.

Diyarbakır, Güneydoğu’nun tarihi ve turistik merkezlerinin de geçiş noktasında bulunuyor. Batman’ın tarihi Hasankeyf ilçesi karayolu ile kente yalnızca bir buçuk saat uzaklıkta.

Açık hava müzesi olarak bilinen ve bir çok kültürü barındıran Mardin’de yine kara yoluyla bir saatlik mesafede. Harran’ı, Balıklıgöl’üyle ünlü, tarihi şehir Şanlıurfa’ya da ulaşmak için yalnızca ikibuçuk saat yeterli. Kente en uzak sayılabilecek il Van…

Tarihi Akdamar adasını ziyaret etmek, Van gölü kıyısında dinlenmek için ise yaklaşık 5 buçuk saatlik bir yolculuk yapmak gerekiyor.

Yüz yıllardır çevresine bereket ve bolluk veren ünlü kutsal Dicle Nehri’de Diyarbakır’dan geçer. 5 bin yıllık geçmişe sahip kent tarihin her döneminde büyük medeniyetlerin, kültürel ve ekonomik hareketlerin merkezi olarak kabul edilmiştir.

Ve 26 medeniyete beşiklik etmiştir. M.Ö 3000 yıllarında Hurrilerden başlayarak, Osmanlılara kadar uzanan yoğun bir tarihi olan Diyarbakır’da yaşayanlar devirlerine ait eserlerle şehri ölümsüzleştirmişlerdir. Surların bir kalkan balığı şeklinde kuşattığı kentin Amid olan adı, 1869 tarihinde Diyarbekir, 1937 tarihinde de Diyarbakır olarak değiştirildi.

Tarih boyunca oluşan kültür mirasından yararlanan ünlü bilge ve düşünürleri yetiştirmiş olmakla övünen Diyarbakır, folklorik özellikleriyle de zenginlik kaynağıdır. Kentin her köşesinde gelmiş geçmiş uygarlıkların köklü kültürleri saklıdır. Dokunan kilim ve heybelerdeki renk renk motifler, tarihin derinliklerinden gelme çeşitli sembollerin canlı ve sıcak örnekleridir.

Davul ve zurna eşliğinde oynanan Diyarbakır oyunları yörenin aşk ızdırap ve bazen de aşiretlerin sosyal durumunu konu alır. Günümüzde büyük ilgi gören ipek puşiler Diyarbakır’da el tezgahlarında dokunur.

Diyarbakır’ın arkeolojik alanları da dikkate değer. Kentin 65 kilometre kuzeybatısında Ergani İlçesi yakınlarında yer alan Çayönü eski bir yerleşim merkezidir. Yörenin tarihi M.Ö 7000 yıllarına Cilalı Taş Devri’ne kadar uzanır. Gene aynı ilçe yakınlarında Hillar Mağaraları’nda antik çağdan kalma kabartmalar bulunmuştur. Diyarbakır’ın Çermik ilçesi ise kaplıcaları ile ünlüdür. Çermik’te bulunan Belkıs Hamamı özellikle çocuk sahibi olmak isteyen kadınların akın ettiği bir yer haline gelmiştir.

Diyarbakır’ı gezmek isteyenlerin konaklamaları içinde pek çok tercihleri var. Kentte şu anda 14 turizm belgeli, çok sayıda da belediye denetiminde otel bulunuyor. Çoğu kentin merkezinde bulunan oteller yerli ve yabancı misafirlerin isteklerine cevap verebilecek şekilde düzenlenmiş. Son zamanlarda moda olan Güneydoğu turları da kenti görmek isteyenlerin tercih edebileceği bir seçenek.

Diyarbakır’a ulaşımda çok kolay. Kent karayollarının bir kavşak noktası. Hava, kara ve demiryolu ile ulaşım sağlanabiliyor.Hergün Ankara ve İstanbul’dan düzenli uçak seferleri yapılan kent, hemen hemen Türkiye’nin her yerinden otobüs seferleri imkanına sahip.