Etiket arşivi: Sivas Kongresi

SİVAS KONGRESİ

SİVAS KONGRESİ

(4-11 EYLÜL 1919)

  Bütünlük ve bağımsızlığı korumak için  nasıl bir politika izleneceğinin saptanması; saptanan politi­kanın bütünü kapsayacak şekilde tüm milletçe uy­gulanması amaçlanmıştır.

 

Kongrenin Karşılaştığı Sorunlar:

1-İstanbul hükümeti ve işgal güçlerinin engellemesi sonucunda kongreye beklenildiği kadar üye katıla­madı (38 kişi katıldı.)

2-Elazığ valisi Ali Galip’in kongreyi basacağı şayi­ası yayıldı ( Ali Galip Sivas’taki askeri birlikten çekindiği için kongreyi basamadı)

3-Fransızların Sivas’ı işgal edeceği haberleri ya­yıldı. ( Mustafa Kemal böyle bir şeyin mümkün olmayacağını belirtti.)

4-İlk anda Mustafa Kemal kongreye başkan seçil­mek istenmediyse de; uzun tartışmalar sonucunda Mustafa Kemal kongreye başkan seçildi.

5- Delegelerin büyük bir çoğunluğu ABD manda­sını savundu. Fakat Mustafa Kemal, ABD mandası­nın Türk milleti için uygun olmadığını delegelere anlatıp kabul ettirince; ABD mandası da kesin ola­rak reddedildi.( ABD Doğu Anadolu’da bir Ermeni devletinin kurulmasını istiyor; Osmanlı ülkesinin parçalanmasını öngörüyor; Türkiye’nin mandaterli­ğini ise istemiyordu.)

6-İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal ve kongreye katılanlar için tutuklama kararı çıkardı.

Açıklama:Erzurum Kongresinin kararları Sivas Kongre­sinin birinci maddesi olarak kabul edildiği için Sivas Kongresi Erzu­rum Kongresine göre daha kısa sürmüştür.

 

Alınan Kararlar:

1-Osmanlı hükümeti bir dış baskı karşısında vatanın her hangi parçasını terk ve ihmal etmek zorunda kalırsa; halife ve saltanatın, vatan ve milletin ko­runmasını sağlayacak her türlü tedbir alınmıştır.

2-İtilaf devletlerinden haklarımıza saygı gösteren haklı ve adaletli bir karara varmalarını bekleriz

3-Milli cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti altında toplanmıştır.

Açıklama:

1-Birlik sağlanmıştır.

2-Cemiyetler bölgesel olmaktan çıkarak ulusallaş­mıştır.

3-Kuva-yı milliye için komuta birliği sağlanmıştır.

4-Kurtuluş Savaşının tek elden yönetilmesi ko-laylaşmıştır.

4-Mustafa Kemal başkanlığında tüm yurdu temsil edecek şekilde 15 kişiden oluşan temsil heyeti ku­ruldu.

5-Ali Fuat Cebesoy batı cephesi kuva-yı milliye komutanlığına tayin edildi.

Açıklama:

1-Heyet-i Temsiliye ilk defa hükümet gibi yürütme yetkisi kullandı.

2-Batı cephesinin oluşturulması için ilk adım atıldı

6-İrade-i Milliye Gazetesinin çıkarılmasına karar verildi.

7-Damat Ferit Paşa hükümetinin iş başından uzak­laştırılmasına kadar İstanbul ile ilişkilerin kesildiği bildirildi.

Açıklama:

1-Bu karardan yaklaşık yirmi gün sonra Damat Ferit Paşa hükü­meti istifa ederek yerine Ali Rıza Paşa hükümeti geldi. Bu durum Sivas Kongresinin olumlu bir sonucudur ve Milli Müca­delecilerin İs-tanbul karşısında güçlendiğini gösterir.

 

Kongrenin Önemi:

1-Kongreler dönemi kapandı

2-Misak-ı Milli esasları belirlendi

3-Heyet-i Temsiliye bütün vatanı temsil eder hale geldi

4-Milli birlik ve beraberlik büyük oranda sağlandı

5-Ulusal örgütlenme tüm vatanı kapsadı

6-Gücünü halktan alan yeni bir otorite ortaya çıktı

7-Mustafa Kemal lider olarak benimsendi

8-Erzurum Kongresi kararları ulusallaştı

9-Mondros Mütarekesi reddedildi

10-Sivas Kongresi milleti temsil eden tek kurul ol-du

11-Tam bağımsızlık ve milli egemenlik ilkeleri temel prensip olarak kabul edildi

12-Mandacılık kesin olarak reddedildi

13-Kuva-yı Milliye cepheleri arasında kumanda bir­liği sağlandı

 

Açıklamalar:

1-Erzurum Kongresi; Doğu Bölgesinin, Osmanlı tarafından terk edilmek istenen yerinde geçici bir yönetim kurulacağından bahsederken; Sivas Kong­resi bu kararı bütün yurdu kapsayacak şekilde aldı.

2-Mustafa Kemal ve arkadaşları 1 Mayıs 1919’da idama mah­kum edildi

3-İzinsiz toplanmasından; hakkında tutuklama ka-rarı olan Mustafa Kemal’i kendisine başkan seçti­ğinden ve aldığı karar­lardan dolayı Sivas Kongresi de ihtilalcidir.

Faydalı, Ulusal Cemiyetler


ULUSAL CEMİYETLER


Ulusal cemiyetler; bölgesel amaçlarla kurulmuşlardır, Yayın yoluyla işgallerin haksız olduğu dünya kamuoyuna duyurulmuştur, Birbirlerinden bağımsız hareket etmişlerdir, Silahlı savunma yapmışlardır.

Ulusal bilincin yayılmasına, gelişmesine, canlı tutulmasına kaynak olmuştur. 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri birleşerek Ulusal bir nitelik kazanmıştır.

Trakya Paşaeli Cemiyeti: Trakya ve Marmara’nın Yunanistan a verilmemesi için faaliyet göstermiştir.

İzmir Müdafa-i Hukuk-i Osmaniye Cemiyeti: İzmir ve Batı Anadolu da yunan işgallerine karşı kurulmuştur.

Kilikyalılar Cemiyeti: Adana ve çevresinde düşman işgaline karşı koymak için kurulmuştur.

Trabzon Müdafa-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti: Doğu karadenizde pontus rum devleti kurulmasını önlemek için kurulmuştur.

Şark İlleri Müdafa-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti: Merkezi İstanbul da Erzurum ve Elazığ’da şubeler açmıştır. Doğu illerinin Ermenilere verilmesini engellemek için faaliyet göstermiştir. Bu cemiyet daha sonra 23 Temmuz- 7 Ağustos 1919 Erzurum Kongresinin toplanmasını sağlamıştır.

NUTUK: 15-20 Ekim 1927 tarihinde Cumhuriyet Halk Fırkasının Ankara’daki ikinci kongresinde okunmuştur. Cumhuriyet Halk Fırkası; Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinin devamı sayıldığından 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresi bu partinin ilk kongresi sayılır.

Nutuk; Mustafa Kemal Atatürk’ün, öz yaşam ve Kurtuluş Savaşı’nın öyküsüdür. 19 Mayıs 1919 ile 1927 yılına kadar olan olayları kapsamaktadır.


KUVVAYİ MİLLİYE: Halk, Millet harekatıdır. Ulusal derneklerin miting ve yayın yoluyla, mahalli kurtuluş birliklerinin, silahlı işgal kuvvetlerine karşı başlattıkları direnme hareketleridir. İlki 1918 yılında “Trakya Paşaeli Cemiyeti”dir.  15 Mayıs 1919 İzmir’in işgalinden sonra Kuvvayi Milliyeye katılım artmıştır. Kuvvayi Milliye düzenli değildi, düşman işgallerini yavaşlatmış, askeri boşluğu doldurarak ayaklanmaları bastırmıştır.

15 Mayıs 1919 İzmir’in işgalinde düşmana ilk kurşunu atan Selanik’te doğan Hasan Tahsin’in asıl adı Osman Nevres’tir (Gazeteci Hasan Tahsin “Sen başlat. Nasıl olsa biri bitirir!”)

Kuvvayi Milliye Birlikleri; Ayvalık kıyılarından başlayan Soma, Akhisar, Salihli, Nazilli kasabalarının batısından geçen bir hat üzerinde Batı Cephesini oluşturmuştur. 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresinde, Temsil heyeti  aldığı bir yürütme kararıyla (T.B.M.M olmadığından, Meclis gibi hareket ederek) 9 Eylül 1919’da Batı Cephesi Komutanlığına Ali Fuat Cebesoy’u  atamıştır.


  • 19 Aralık 1918       Halk Güney Cephesinde Dörtyol’da Fransızlara silahla karşı koymuştur.
  • 1 Kasım 1918         Mustafa Kemal        Yıldırım Ordular Komutanlığına atanmıştır.
  • 30 Nisan 1919       Mustafa Kemal        9.Ordu Müfettişliğine atanmıştır.
  • 19 Mayıs 1919 Atatürk’ün Samsun’a çıkışı. Temel Amaç Mustafa Kemal’in, halkı tehlikelere karşı uyarıp, örgütlemek, bağımsızlık mücadelesini başlatarak, bağımsız bir Türk devleti kurmaktır.
  • 23 Haziran 1919   Mustafa Kemal        9.Ordu Müfettişliğinden alındı.
  • 8-9 Temmuz 1919            Mustafa Kemal        Askerlikten istifa etti.

Atatürk’ün Hayatı

Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURUCUSU VE İLK CUMHURBAŞKANI ATATÜRK

Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi. Atatürk’ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.

Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği’nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik’e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına “Kemal” i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, İstanbul’da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905'te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909'da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912'de Derne Komutanlığına getirildi.

Ekim 1912'de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi.

1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’nda, Mustafa Kemal Çanakkale’de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine “Çanakkale geçilmez! ” dedirtti. 18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu’nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal’in askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri cephenin kaderini değiştirmiştir.

Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları’dan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916'da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917'de İstanbul’a geldi. Velihat Vahidettin Efendi’yle Almanya’ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad’a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918'de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918'de İstanbul’a gelip Harbiye Nezâreti’nde (Bakanlığında) göreve başladı.

Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun’a çıktı. 22 Haziran 1919'da Amasya’da yayımladığı genelgeyle “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını ” ilan edip Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi’ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919'da Ankara’da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.

Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir’I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması’nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşan I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye - ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.

Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:

* Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü’nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.
* Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921)
* I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)
* II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)
* Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)
* Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922)

Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal’e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması’yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması’yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.

23 Nisan 1920'de Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922'de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’yla yönetim bağları koparıldı. 13 Ekim 1923'te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet’in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ve “Yurtta barış cihanda barış” temelleri üzerinde yükselmeye başladı.

Atatürk Türkiye’yi “Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak” amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:

1. Siyasal Devrimler:

· Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)

· Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)

· Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

2. Toplumsal Devrimler:

· Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)

· Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)

· Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)

· Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)

· Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)

· Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)

3. Hukuk Devrimi:

· Mecellenin kaldırılması (1924-1937)

· Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)

4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:

· Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)

· Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)

· Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)

· Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)

· Güzel sanatlarda yenilikler

5. Ekonomi Alanında Devrimler:

· Aşârın kaldırılması

· Çiftçinin özendirilmesi

· Örnek çiftliklerin kurulması

· Sanayiyi Teşvik Kanunu’nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması

· I. ve II. Kalkınma Planları’nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması

Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934'de TBMM’nce Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadı verildi.

Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk’ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.

Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye’yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.

15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku’nu okudu.

Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923'de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.

1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox’a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği’ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı.

Fransızca ve Almanca biliyordu. 10 Kasım 1938 saat 9.05'te yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi’nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra nâşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi istirahatgâhına gömüldü.

Atatürk’ün matematiğe verdiği önem

Atatürk’ün matematiğe verdiği önem ve yeni terim üzerine çalışmaları

Atatürk ölümünden bir buçuk yıl önce III. Türk Dil Kurultayından hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Dolmabahçe Sarayında kendi eliyle matematik kitabı yazmıştır. A.Dilaçar anlatıyor:"1936 yılı sonbahırında bir gün Atatürk beni özel kalem müdürü Süreyya Demir'inyanına katarak Beyoğlu'ndaki Haset Kitapevine gönderipuygun gördüğümüz Fransızca Geometri kitaplarından birer tane aldırttı.Bunları Atatürk'le beraber gözden geçirdikten sonra ben ayrıldım ve kış aylarında Atatürk bu eser üzerinde çalıştı.Geometri kitabı bu emeğin ürünüdür." A.DİLAÇAR Geometri adını taşıyan bu kitapta bu adın hemen altında şu kayıt vardır."Geometri öğretenlere bu konuda kitap yazacaklara klavye olarak Kültür Bakanlığınca neşredilmiştir."

 

Atatürk ,Sivas Kongresi'nin toplandığı Sivas Lisesi'ne Lise Müdürü ve Matematik Öğretmeni Ömer Beyga ve baş yardımcısı ,Felsefe Öğretmeni Faik Dranas ve öteki ilgililerle kongre salonuna gitmişlerdir.Burada önce 4 Eylül 1913 tarihi kongrenin toplandığı kongre salonunuve özel odasını gezmişlerdir. Sonra o okulda 9/A sınıfına Geometri dersine girmiştir.Bu derste bir kız öğrenciyi tahtaya kaldırmıştır.Tahtada çizili iki koşut çizginin başka iki koşut çizgi ile kesişmesinden oluşan açıyı Arapça adlarıyla söyletmekte zorlanır ve yanlışlık yapar.Bu durumda Atatürk tepkisini ,"Bu anlaşılmaz Arapça terimlerle öğrenciye bilgi verilmez.Dersler Türkçe yeni terimlerle anlatılmalıdır"der.Ve tebeşiri eline alıp tahtada çizimlerle "Zaviyenin = Açı" , "Alanın = Kenar" ,"Müsellenin = Üçgen" karşılığı gibi Türkçe yeni terimleri kullanarak bir takım geometri konularını ve bu arada Phthagoros terimini anlattı. 13.11.1937 Sivas Lise'sinde Geometri dersinde Atatürk dilimizde karşılığı ,"koşut" olan "Muvozi" kelimesinin yerine kullanıldığı ,"paralel" teriminin kökenini açıklarken Orta Asya'daki Türklerin ,kağnının iki tekerleğinin dingile bağlı olarak duruş biçimine "Para" adını verdiğini anlattı.

 

Atatürk bu derste aynı zamanda ders kitaplarının bir kaç ay içinde Türkçe terimlerle yazılıp bütün okullara ulaştırılmasını emir buyurdu.Yeni Türkiye'de çocukları en hakiki ve eşsiz bir baba şevkatiyle seven ve aynı zamanda çocukları seven ve aynı zamanda çocukları sevenleride yüksek himayeleri ile talfif buyuran Türk'ün ve bütün Dünya'nın en büyük adamı 15 Kasım 1937 mini minilerle Diyarbakır valisi Mithat Altınok'un yavrularıyla çok yakından ve dakikalarca meşgul olmak iltifatında bulundu.İlkokulda okuyan küçük Nurhan'a çeşitli sorularda sordu ona yeni şeyler öğretti.Atatürk'ün bu yavruya öğrettikleri arasında büyükleride ilgilendiren çok Riyaziye(matematik) Hendese( geometri) eski terimiyle eğitim örgütümüzde önemli bir yer tuttuğu halde ,bunun terim düzeni çok ağdalı ve çarpışıktı.Arapça ile Farsça okul programından kaldırılmış,fakat Arapça üzerine kurulmuş olan terimler kalmıştı.Örneğin Müsellesi mütesaviyül adla (Eşkenar Üçgen) çözümlemeli olarak hangi öğrenci anlayabilirdi.Müsselles'in kökü selone Mütesavi'nin kökü siva Adla'nın tekilıde dildir.

Yararlı Cemiyetler


Yararlı Cemiyetler

Osmanlı hükümetinin vatanın bütünlüğünü ve bağımsızlığını koruyamaz hale gelmesi üzerine yararlı cemiyetler vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü korumak için kurulmuşlardır.

a)Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti : Doğu Anadolu’nun Ermenilere verilmesi tehlikesine karşı kurulmuş bir cemiyettir.

b)Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti : Trakya bölgesinin Yunanistan’a katılmasını önlemek ve bölgedeki Rumların taşkınlık ve haksızlıklarına karşı koymak amacıyla kurulmuş cemiyettir.

c)Trabzon Muhafaza-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti : Karadeniz kıyılarında Pontus Rum devletinin kurulmasını engellemek için kurulmuştur.

d)Kilikyalılar Cemiyeti : Adana ve çevresinin haklarını Fransız ve Ermenilere karşı korumak için kurulmuş bir cemiyettir.

e)İzmir Müdafaa-i Hukuk-i Osmaniye Cemiyeti : İzmir’in Yunanlılara verilmesini önlemek amacıyla kurulmuş bir cemiyettir.

f)Redd-i İlhak Cemiyeti : İzmir ve çevresinin Yunanlılara verilmesini önlemek amacıyla kurulmuştur. Daha çok basın-yayın yolu ile işgallere karşı çıkmıştır.

g)Milli Kongre Cemiyeti : Dünyada Türklere karşı yapılan haksız ve yalan yayınlara ilmi yayınlar ve belgelerle cevap vermek için kurulmuştur. Daha çok basın-yayın yolu ile işgallere karşı çıkmıştır.

Not : Bu cemiyetlerin her biri belli bir bölgenin haklarını savunmak üzere kurulduğundan bütün vatanın kurtuluşu için yeterli değildi. Mustafa Kemal cemiyetlerin bu durumunu görerek daha yararlı olabilmeleri için Sivas Kongresinden sonra Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti olarak tek çatı altında toplamıştır.

Mustafa Kemal ATATÜRK Hakkında, Savaşlar, Zaferler, Kazanımlar (1881-1938)

Mustafa Kemal ATATÜRK Hakkında, Savaşlar, Zaferler, Kazanımlar (1881-1938)

Mustafa KemalAtatürk 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi.Atatürk‘ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.

Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği’nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik’e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına “Kemal” i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, İstanbul‘da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi‘ne devam etti. 11 Ocak 1905’te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul‘a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul‘da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911’de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912’de Derne Komutanlığına getirildi.

Ekim 1912’de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle Savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915’te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu Savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi.

1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’nda, Mustafa Kemal Çanakkale’de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine “Çanakkale geçilmez! ” dedirtti. 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915’te Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal‘in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915’te Arıburnu’nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal‘in askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri cephenin kaderini değiştirmiştir.

Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları’dan sonra 1916’da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916’da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle Savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917’de İstanbul‘a geldi. Velihat Vahidettin Efendi’yle Almanya’ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad’a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918’de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma Savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918’de İstanbul‘a gelip Harbiye Nezâreti’nde (Bakanlığında) göreve başladı.

Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. 22 Haziran 1919’da Amasya’da yayımladığı genelgeyle “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını ” ilan edip Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı.

23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi’ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919’da Ankara’da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.

Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması’nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşan I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle Savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye – ordu bütünleşmesini sağlayarak Savaşı zaferle sonuçlandırdı.

Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:
• Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü’nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.
• Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921)
• I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)
• II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)
Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)
• Büyük Taarruz, BaşKomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922)
Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal‘e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması’yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.

23 Nisan 1920’de Ankara’da TBMM‘nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922’de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’yla yönetim bağları koparıldı. 13 Ekim 1923’te Cumhuriyet idaresi kabul edildi,Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet‘in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ve “Yurtta barış cihanda barış” temelleri üzerinde yükselmeye başladı.

Atatürk Türkiye’yi “Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak” amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:

1. Siyasal Devrimler:
Saltanatın Kaldırılması (1Kasım 1922)
Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

2. Toplumsal Devrimler:
Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)
Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü(1925-1931)

3. Hukuk Devrimi :
Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)

4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:
Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)
Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
Güzel sanatlarda yenilikler

5. Ekonomi Alanında Devrimler:
Aşârın kaldırılması
Çiftçinin özendirilmesi
Örnek çiftliklerin kurulması
Sanayiyi Teşvik Kanunu’nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması
I. ve II. Kalkınma Planları’nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması

Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934’de TBMM‘nce Mustafa Kemal‘e “Atatürk” soyadı verildi.

Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi,
Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi veAtatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMMAtatürk‘ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.

Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye‘yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını Komutanlarını ağırladı.

15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet‘in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim
1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku’nu okudu.

Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923’de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok sevenAtatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.

1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox’a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sıkAtatürk Orman Çiftliği’ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı.

Fransızca ve Almanca biliyordu. 10 Kasım 1938 saat 9.05’te yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul‘da Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi’nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra nâşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi istirahatgâhına gömüldü.

Amasya Görüşmesi

AMASYA GÖRÜŞMESİ ( 21 EKİM 1919 )

Sivas Kongresinden sonra Damat Ferit Paşa Hükümeti istifa etti. Yerine geçen Ali Rıza Paşa Hükümeti Milli Mücadeleye daha ılımlı bakıyordu. Ali Rıza Paşa Hükümeti Temsil Heyeti ile görüşmek üzere Salih Paşayı Amasya’ya gönderdi. Yapılan görüşmelerde şu kararlar alındı :

-İstanbul Hükümeti Sivas Kongresi kararlarını kabul edecekti.

-Temsil Heyeti’nin görüşleri alınmadan barış görüşmeleri yapılmayacaktı.

-İstanbul dışında bir yerde meclis toplanacak.

-Milletvekilleri seçimi serbest yapılacak.

Sonuçları :

1)İlk kez İstanbul Hükümeti Anadolu’daki Milli Mücadelenin ve Temsil Heyeti’nin varlığını kabul etti.

2)Bu görüşmede alınan kararlardan yalnızca meclisin açılması hükmü gerçekleştirilebilmiştir.

Temsil Heyeti’nin Ankara’ya Gelişi ( 27 Aralık 1919 )

Mustafa Kemal Temsil Heyeti ile beraber genel durumu yakından izlemek, cepheler ve İstanbul ile daha kolay bağlantı sağlayabilmek amacıyla Ankara’ya geldi. Bu zamandan itibaren Ankara Milli Mücadelenin merkezi oldu.

Mustafa Kemal’in Ankara’yı Merkez Seçmesi’nin Nedenleri :

1)Ankara ile İstanbul arasındaki haberleşme ve ulaşımın kolay olması.

2)Ankara’nın Batı cephesine yakın olması.

3)Ankara’nın konumu itibari ile güvenli bir yerde olması.

4)Ankara’nın milli mücadeleye olan bağlılığı.

Sivas Kongresi

SİVAS KONGRESİ  ( 4 EYLÜL 1919 )

 

Sivas’ta bir kongre toplanmasına Amasya Genelgesi’nde karar verilmişti. Kongre öncesi Mustafa Kemal’i tutuklama girişimlerinden de bir sonuç çıkmadı. İngilizler Sivas’ı işgal edeceklerini ileri sürdülerse de hiçbir ciddi bulunamadılar. Başkanlığa Mustafa Kemal seçildi. Görüşmeler sırasında özellikle manda yani başka bir devletin himayesi altına girme konusu uzun süre tartışmalara yol açtı. Kongre sonunda bütün yurdu temsil edecek ve kongre kararlarını uygulayacak yeni bir Temsil Heyeti seçildi. Temsil Heyeti’nin başkanlığına yine Mustafa Kemal seçildi. Erzurum Kongresi’nde alınan kararlar aynen Sivas Kongresi’nde de kabul edilmiştir.

Sivas Kongresi’nin Önemi ve Sonuçları :

1)Sivas Kongresi amacı, toplanma şekli, aldığı kararlarla tek milli kongredir.

2)Kongre ile yurt genelindeki cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti olarak tek çatı altında birleştirilmiştir.

3)Manda ve himaye fikri tamamen reddedilmiştir.

4)Sivas Kongresi TBMM’nin açılışını hızlandırmıştır.

5)Yetkileri geniş yeni bir Temsil Heyeti oluşturulmuş, başkanlığına da Mustafa Kemal seçilmiştir.

6)İrade-i Milliye adıyla yeni bir gazete çıkarılmasına da karar verilmiştir.