Etiket arşivi: Hayvancılık

Türkiye’de Ekonomi

Türkiye’nin Ekonomisini Etkileyen

Coğrafi Etmenler

Türkiye’de Ekonomi

Bir bölgede ekonomi, doğal ortamın etkileri altında doğmuş ve gelişmiştir. Türkiye’de ekonominin gelişmesini etkileyen coğrafi etmenler şunlardır.


Coğrafi Konum

Türkiye enlemine bağlı olarak ılıman kuşakta yer alır. 4 mevsim belirgin olarak görülür. Bu durum tarımsal ürün çeşitliliğini artırıp, turizm faaliyetlerini çeşitlendirmiştir. Kıtalar arasındaki konuma bağlı olarak endüstrileşmiş Batı Avrupa ülkeleriyle petrol üreten Orta Doğu ülkeleri arasında en kısa kara, deniz ve  hava ulaşımı Türkiye üzerinden yapılır. Bu durum ticari faaliyetleri olumlu etkiler.


Yer şekilleri

Türkiye’nin ortalama yüksekliğinin fazla olması, yüzölçümünüm % 60’ını 750 m’nin üstündeki toprakların oluşturması, dağlık bir ülke olması nedeniyle, ekonomik faaliyetler genellikle olumsuz etkilenmiştir. Yüksek yerlerde tarımsal faaliyetlerin sınırlanıp, hayvancılık faaliyetlerinin ön plana çıkmasına yol açmıştır. Kıyılarında denizel iklimlerin görülmesi alçak kıyı ovalarında ürün çeşidini artırmış, ekonomiyi olumlu etkilemiştir. Yüksekliğin fazlalığı ve arazinin dağlık olması ulaşımı yer yer olumsuz etkilemiştir.


İklim

Ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayanan Türkiye’de iklim koşullarının önemi fazladır. Tarımsal üretim büyük ölçüde yağışlara bağlıdır. Akdeniz ikliminin etkisiyle sıcak ve kurak geçen yaz mevsiminde tarım yapabilmek için sulamaya gereksinim vardır. Sulamanın yapılmadığı bölgelerde tarımsal üretim iklim koşullarına bağlı olarak değişir. Kışların ılık geçtiği kıyı kesimlerinde don olayları çok enderdir. Sıcaklığın çok düşük değerlere indiği iç ve doğu bölgelerde don olayları uzun sürer. Buna bağlı olarak tarımsal ürün çeşitliliği ve tarım yapabilme süresi kıyıdan iç kesimlere, batıdan doğuya doğru azalır. Kış ılıklığı isteyen ürünler ancak kıyılarda yetiştirilir.


Nüfus ve Yerleşme

Genç nüfus oranı fazla olan Türkiye’de hızlı kentleşmeye bağlı olarak kırsal nüfus oranı azalmakta, tarım topraklarının miras yoluyla parçalanıp küçülmesi, makineli tarımın yaygınlaşması ve ileri tarım tekniklerinin uygulanmaya  başlaması nedeniyle, artan nüfusun gereksinimini karşılayacak ölçüde tarımda verim artışları olmuştur. Genç nüfusun eğitim seviyesinin yükselmesi, tarım dışı sektörlerde çalışan nüfusun artmasına ekonomik faaliyetlerin çeşitlenmesine yol açmıştır.

İç Anadolu Bölgesi

İç Anadolu Bölgesi

Kuzeyinden Kuzey Anadolu, güneyinden Toros Dağları ile çevrili olan bölge, topoğrafik yönden Anadolu’nun ortasında bir çanak şeklindedir. Yer şekilleri ölçüt alınarak bölge 4 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Konya Bölümü, Yukarı Sakarya Bölümü, Orta Kızılırmak Bölümü ve Yukarı Kızılırmak Bölümü’dür.


Yer şekilleri

Yüzölçümü bakımından 2. büyük bölge olan İç Anadolu’da yüksek ve uzun dağ sıraları bulunmaz. Ortalama yüksekliği 1000 m olan platolarla ovalar yaygındır. Bölgenin yüksekliği doğuya doğru artar.


UYARI : İç Anadolu Bölgesi’nde yağışların yetersiz olmasının nedeni çevresindeki yüksek dağlardır.


Dağlar : Bölgede orojenik ve volkanik dağ sıraları bulunur. Bunlar Akdağlar, Hınzır ve Tecer Dağları’dır. Elmadağı ve Sündiken gibi dağ kuşaklarının yükseltisi fazla değildir. Erciyes, Hasan Dağı, Melendiz Dağı, Karacadağ ve Karadağ bölgenin sönmüş volkanlarıdır.


Ovalar : Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Konya bölgenin önemli ovalarıdır.


Platolar : Yer şekilleri sade olan bölgede Haymana, Cihanbeyli, Obruk, Orta Kızılırmak, Bozok ve Yazılıkaya platolarının yüksekliği 1000 metreyi bulur. Kireçtaşlarından  oluşmuş bu platolarda  karstik şekillerden obruk yaygın olarak görülür.


Akarsular ve Göller

Akarsular : Kızılırmak ve Sakarya Nehri ile Zamantı Çayı denize ulaşan önemli akarsulardır. İç Anadolu’nun güneyinde Tuz Gölü, Konya, Develi ve Afyon kapalı havzalarında çok sayıda kısa boylu akarsu boşalır.


Göller : Tuz Gölü, Eber, Akşehir, Çavuşçu, Seyfe Gölleri tektonik oluşumlu başlıca göllerdir. Acıgöl ve Meke Tuzlası Gölleri volkanik oluşumludur. Bölgedeki en büyük baraj gölü Kızılırmak üzerindeki Hirfanlı’dır.


İklim

Çevresindeki yüksek dağların etkisi ile deniz etkilerine kapalı olan bölgede iklim karasallaştığından ılıman karasal (step) iklim özellikleri görülür. Kış mevsimi Doğu Anadolu’daki kadar sert geçmez. Ancak doğuya doğru iklim sertleşir. Yaz mevsimi odlukça sıcak geçer. Yağış miktarı en az olan bölgedir. Tuz Gölü ve çevresi Türkiye’nin en az yağış düşen yöresidir. Bölgenin kuzeyine doğru yağışlar biraz artar.


Doğal Bitki Örtüsü

Doğal bitki örtüsü yazın kuruyan ot topluluklarının oluşturduğu bozkırdır. Yağışların azlığı ve ormanların çok tahrip edilmiş olması nedeniyle antropojen bozkırlar geniş yer kaplar. Akarsu kıyılarında kavak ve söğüt ağaçları yoğunlaşır. Yozgat, Akdağlar’da ve Sündiken Dağları’nda bölgenin en geniş ormanları yer alır. Ancak mevcut ormanlar bölgenin sadece %7’lik bir bölümünü kaplar.


Nüfus ver Yerleşme

Marmara’dan sonra en kalabalık bölgedir. Genişliğine oranla az nüfusludur. Nüfusun büyük bölümü su kaynaklarının daha bol olduğu, bölge kenarındaki dağ eteklerinde toplanmıştır. En yoğun nüfuslanan bölüm ulaşım yollarının kavşağında olan ve endüstrinin geliştiği Yukarı Sakarya’dır. En az nüfuslanan bölüm ise yüksek, engebeli ve iklimi sert olan Yukarı Kızılırmak’tır. Tuz Gölü çevresi Türkiye’nin en tenha yeridir. Kırsal kesimde evlerin bir arada olduğu toplu yerleşmeler yaygındır.


İller

Aksaray, Ankara, Çankırı, Eskişehir, Karaman, Sivas, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Yozgat


Ekonomik Özellikler

Tarım

Bölgenin ekonomisi tarıma dayanır. Ekili-dikili arazi bölgenin yaklaşık üçte birini kaplar. Nadasa bırakılan arazi fazladır. Yaz kuraklığı tarımsal faaliyetleri sınırlandırır. Erozyon nedeniyle tarımsal faaliyetler olumsuz etkilenir. Bölgenin iklimi tahıl tarımını yaygınlaştırır. Sulama yapılamayan alanlarda tahıl tarımı ön plandadır. Arpanın %39’u, buğdayın %31’i bu bölgede üretilir.


Tarım Ürünleri

Tahıllar : En önemli buğday ve arpa üretim alanı Konya Ovası’dır. Burayı Ankara, Yozgat ve Kayseri takip eder.


Baklagiller : Nohut, fasulye, yeşil mercimek gibi baklagillerin üretimi önemlidir. Bu ürünler üretimde ilk sırayı alır. Konya ve Yozgat mercimek üretiminde birinci sırada gelir.


Patates : Üretiminde bölge ilk sırayı alır. Niğde ve Nevşehir’de üretilir. Buralardaki volkanik arazi patatesin büyümesi açısından çok elverişlidir.


Şekerpancarı : Sulama yapılan yerlerde özellikle Konya, Eskişehir ve Aksaray’daki tarım alanlarının büyük bölümü şekerpancarına ayrılmıştır.


Sebze : Sulamanın yaygın olmayışı sebze tarımını olumsuz etkilemiştir. Sulanabilen yerlerdeki sebze üretimi yetersiz kalmaktadır.


Meyve : Volkanik alanlarda bağcılık gelişmiştir. Kayısı gibi meyve üretimi yaygındır.


Hayvancılık

Kurak iklimi, bitki örtüsünün bozkır olması ve düzlüklerin geniş yer kaplaması küçükbaş hayvancılığı yaygınlaştırır. Tiftik keçisinin %78’i bu bölgede beslenir. Torosların İç Anadolu’ya bakan yamaçlarında yaygındır: Özellikle Konya başta olmak üzere Karaman, Kayseri ve Sivas’ta karaman ırkı koyun beslenir. En çok koyun beslenen bölge olan İç Anadolu’da mera hayvancılığı yaygındır. Kırsal kesimde ailenin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik beslenen büyükbaş hayvanların sayısında son yıllarda artış olmuştur. Bölgede kümes hayvancılığı ile arıcılık (Toros yamaçlarında) da gelişmiştir.


Ormancılık

Yağışların çok az olduğu ve ormanların tahrip edildiği İç Anadolu Bölgesi’nde ormanlar çok dar bir alanda görülür. Ormanlar daha çok Sündiken Dağları ve Akdağlar’da bulunur ve bölgenin sadece %7’lik bölümünü kaplar. Bu nedenle bölgede ormancılık gelişmemiştir.


Madenler ve Enerji Kaynakları

Madenler : Eskişehir’de bor ve borasit, Ankara’da manganez, Kayseri’de demir çıkarılır. Tuz Gölü, Çankırı, Kırşehir ve Sivas’ta tuz üretimi yapılır.


Enerji Kaynakları  : Ankara’da linyit çıkarılır.


Enerji Üretim Tesisleri : Enerji üretimi fazla değildir.  Ankara Çayırhan ve Sivas Kangal’da linyitle çalışan termik santraller kuruludur. Sarıyar, Gökçekaya, Hirfanlı ve Kesikköprü önemli hidroelektrik santralleridir.


Endüstri


Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :


Şeker : Eskişehir, Ankara, Konya, kayseri, Sivas, Niğde


İçki : Ankara, Nevşehir, Yozgat


Lokomotif : Eskişehir


Vagon – Demiryolu Malzemesi : Sivas


Uçak : Eskişehir, Ankara


Silah : Kırıkkale


Çelik : Kırıkkale


Petrol Rafinerisi : Kırıkkale


Pamuklu Dokuma : Eskişehir, Ereğli, Karaman, Kayseri ve Nevşehir


Madeni Eşya : Kayseri


Ulaşım

Topoğrafyasının fazla engebeli olmaması nedeniyle kara ve demiryolu ağının en çok geliştiği bölgedir. Demiryolu ağı tüm bölgelerle bağlantıyı sağlayacak durumdadır. Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Sivas önemli yolların kavşağı durumundadır. Ayrıca bölgede Ankara, Eskişehir, Konya ve Sivas’ta havaalanı bulunmaktadır.


Turizm

Bölgenin çok çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış olması nedeniyle tarihi turizm açısından zengindir. Neolitik döneme ait yerleşmeler, Hititler’den kalma çeşitli eserler önemli turizm çekicilikleridir. Kayseri, Nevşehir, Niğde arasındaki Kapadokya Yöresi’nde peribacası oluşumları, yer altı kentleri ve kiliseler turizm bakımından önem taşıyan yerlerdir. Konya, Selçuklu eserleri ve Mevlana Müzesi ile turizmin geliştiği bir merkezdir. Ayrıca Eskişehir, Ankara, Konya, Niğde ve Kayseri’de kaplıca turizmi önem taşımaktadır.


Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri

İç Anadolu Türkiye’nin gelişmişlik açısından 3. büyük bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.


Arpa

Şekerpancarı

Baklagiller

Buğday

Yapağı

Hayvancılık

Akdeniz Bölgesi

Akdeniz Bölgesi

Bölge adını komşu olduğu Akdeniz’den alır. Bölge, yer şekilleri ve bun bağlı olarak ekonomik özelliklerin farklılığı nedeniyle iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar Antalya ve Adana Bölümü’dür.


Yer şekilleri

Bölgede yüksek dağlar ve platolar geniş alan kaplar.


Dağlar : Bölgenin çatısını oluşturan Toros Dağları, Alp kıvrım kuşağının ülkemizdeki uzantısıdır. Teke Yarımadası’ndan itibaren başlayan Toroslar Batı, Orta ve Güneydoğu Toros Dağları adını alarak Anadolu’nun güneyinde uzanır. Bölgenin doğusunda yükseltisi  3500 metreyi aşan dağlar burada kıyıdan uzaklaşır. İskenderun körfezinin doğusunda yer alan Amanos Dağları kırılma ile oluşmuş horstlardır.


Ovalar : Adana Bölümü’ndeki Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu Çukurova ile Göksu’nun oluşturduğu Silifke Ovası bölgedeki delta ovalarıdır. Bu bölümde yer alan Amik ve Maraş ovaları ise çöküntü ovalarıdır. Antalya Bölümü’nde yer alan Acıpayam, Tefenni, Elmalı ve Göller Yöresi ovaları karstik oluşumlu polyelerdir.


Platolar : Batı ve Orta Toroslar arasında, yüksekliği 2000 metreyi bulan, Göksu Irmağı ve kollarınca parçalanmış Taşeli Platosu yer alır. Bölgede kalker taşlar yaygın olduğundan karstik oluşumlar fazladır. Teke Yarımadası ve Taşeli Platosu karstik oluşumların en sık görüldüğü alanlardır.


Akarsular ve Göller

Akarsular : Antalya Bölümü’nde Dalaman, Aksu, Köprüçayı ve Manavgat çayları, Adana Bölümü’nde ise Göksu, Seyhan, Ceyhan ve Asi ırmakları Akdeniz’e dökülen önemli akarsulardır. Akarsuların rejimleri düzensizdir. En çok suyu kış aylarında taşıyan akarsuların, yaz aylarında yağış azalması ve sıcaklık nedeniyle suları çekilir.


Göller : Göl oluşumları bakımından  zengin olan bölgenin önemli gölleri Antalya Bölümü’ndedir. Dağlar arasındaki çukurluklarda, tektonik oluşumlu Beyşehir, Eğirdir, Burdur, Acıgöl, Suğla Gölü gibi büyük göller yer alır. Buraya Göller Yöresi denir. Beyşehir ve Eğirdir’in yer altı kaynaklarıyla denize bağlantısı olduğundan suları tatlıdır. Teke Yarımadası’ndaki Kovada, Salda, Yarışlı, Elmalı ve Ketsel karstik oluşumlu küçük göllerdir. Köyceğiz Gölü alüvyal set gölüdür.


İklim

Bölgenin kıyı kesiminde Akdeniz iklimi görülür. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Yıllık ortalama yağış miktarı 750-1000 mm kadardır. Subtropikal yüksek basıncın etkisi nedeniyle yaz kuraklığı şiddetlidir. Toroslar’ın İç Anadolu’dan gelen soğuk hava kütlelerini engellemesi, enlem ve denizellik özelliği nedeniyle kış mevsiminin en ılıman geçtiği bölgedir. Antalya Bölümü’ndeki Göller Yöresi’nde iklim değişir ve karasala dönüşür. Bu bölümde yağışlar azalıp, sıcaklık farkları artar.


Doğal Bitki Örtüsü

Doğal bitki örtüsü Akdeniz iklimine ve yaz kuraklığına uyumlu, her zaman yeşil kalabilen, sert yapraklı, bodur bitki topluluğu olan makidir. Kıyıdan itibaren 700-800 metrelere kadar görülebilen maki topluluğu içinde zeytin, mersin, keçiboynuzu, defne, zakkum, sandal ve kocayemiş gibi ağaçlar bulunur. Daha yüksek kesimlerde kuraklığa uyumlu kızılçam, toros sediri ve karaçam türlerinden oluşan iğne yapraklı ormanlara geçilir. Bölge orman bakımından Karadeniz Bölgesi’nden sonra ikinci sırayı alır. Torosların içe dönük yamaçları ile Göller Yöresi’nde ormanlar seyrekleşir 2000 m yükseltiden sonra dağ çayırları başlar.


Nüfus ve Yerleşme

Bölge genişliğine oranla çok az nüfuslanmıştır. Çünkü Toros Dağları ve karstik arazi geniş yer kaplar. Nüfus daha çok kıy ovalarında ve Göller Yöresi’nde toplanmıştır. Adana Bölümü’nde nüfus daha fazla olup, bu bölümdeki Çukurova ve  Amik ovaları Türkiye’nin en yoğun nüfuslu yerlerindendir. Nedeni tarım arazisinin geniş olması ve ulaşım kolaylığıdır. Ayrıca Adana Bölümü’nün göç alması da etkendir. Taşeli ve Teke platoları ile Toroslar’ın yüksek kesimleri tenhadır.


İller

Adana, Antalya, Burdur, Hatay, Isparta, İçel, Kahramanmaraş, Kilis, Osmaniye.


Ekonomik Özellikler

Tarım

Yazların uzun ve sıcak, kışların ılık geçmesi nedeniyle yılda 2, 3 kez tarımsal ürün alınır. Yaz kuraklığının tarımı olumsuz etkilemesi sulamayı zorunlu kılmıştır. Kışların ılık geçmesi ve güneşlenme süresinin uzunluğu seracılık faaliyetlerini geliştirmiştir. Bölgede ekonomik değeri yüksek olan ve ihraç edilen tarım ürünlerinin yetiştirilmesi tercih edilir.


UYARI : Antalya Bölümü’nde kalkerli arazinin yaygınlığı ve yaz kuraklığının belirginliği tarımı olumsuz yönde etkiler.



Tarım Ürünleri

Kıyı Bölgesi Tarım Ürünleri

Kış ılıklığına bağlı olarak turunçgil ve muz üretimi yapılır. Muzun %100’ü, turunçgillerin % 88’i bu bölgede üretilir. Ayrıca Türkiye pamuk üretiminin % 35’i, sebzenin % 26’sı, yerfıstığının % 88’i anasonun % 65’i ve susamın  % 80’i bu bölgeden sağlanmaktadır.


Göller Yöresi Tarım Ürünleri

Burada yetiştirilen ürünler kıyı kesiminden farklılaşır. Tahıl, haşhaş, anason, şeker pancarı, gül ve tütün yetiştirilir.


Hayvancılık

Akdeniz Bölgesi’nde çayır ve otlakların az yer tutmasına karşın beslenen hayvan sayısı bir hayli fazladır. Bu durumun nedeni her zaman yeşil kalabilen ve 800 m’lere kadar çıkabilen maki topluluğunun varlığıdır. Teke Yarımadası, Taşeli Platosu ve Torıs Dağları’nda küçükbaş hayvancılık yaygındır. Özellikle kıl keçisi beslenir. Dağların yüksek kesimlerinde koyun yetiştirilir. Arazinin çok engebeli olması nedeniyle hayvanların et ve süt verimi düşüktür. Antalya Yöresi’nde arıcılık önemlidir.


Ormancılık

Türkiye ormanlarının yaklaşık % 24’ü bu bölgede bulunur. Buna bağlı olarak ormancılık gelişmiştir. Orman ürünleri Göller Yöresi’ndeki kereste fabrikalarında işlenir. Dalaman (Muğla), Silifke-Taşucu’nda (Mersin) ise kağıt fabrikaları bulunur.


Madenler ve Enerji Kaynakları

Madenler : Antalya Bölümü maden bakımından daha zengindir. Bu bölümdeki Fethiye – Dalaman havzası önemli bir krom çıkarım alanıdır. Ayrıca Adana-Kozan, Hatay, Amanos Dağları’nda krom çıkartılır. Antalya-Akseki ile Konya-Seydişehir arasında Türkiye’nin en büyük boksit yatakları yer alır. Keçiborlu’da kükürt yatakları bulunur. Kahramanmaraş-Faraşa, İskenderun-Payas’ta demir yatakları işletilir.


Enerji Üretim Tesisleri

Seyhan, Aslantaş, Menzelet, Oymapınar bölgedeki önemli hidroelektrik santrallerdir.


Endüstri

Başlıca  endüstri tesisleri şunlardır :


UYARI : Antalya Bölümü’nde endüstriyel gelişim, ulaşım zorluğu nedeniyle daha geridir.


Besin – Bitkisel Yağ : Adana, Kahramanmaraş, Antalya


Şeker : Burdur


İplik ve Pamuklu Dokuma : Adana, Tarsus, Kahramanmaraş, Antalya


Halı Dokuma : Isparta, Burdur


Sigara – İçki : Adana


Demir – Çelik : İskenderun


Petrol Rafinerisi : Mersin (Ataş)


Alüminyum : Seydişehir


Gübre : Mersin, İskenderun


Tarım Makineleri : Çukurova, Adana


Pil : Antalya


Ulaşım

Toros Dağları’nın kıyıya paralel uzanması, ulaşımı güçleştirir. Adana Bölümü ulaşım bakımından daha elverişlidir. Çukurova, Gülek ve Belen geçitleri ile diğer bölgelere bağlanmıştır. Silifke ovası Sertavul geçidi ile Antalya ise Çubuk geçidi ile iç kesime bağlantılıdır. Antalya dışındaki kentler demiryolu ile diğer bölgelere bağlantılıdır. Mersin ve İskenderun  Limanları ard bölgelerine demiryolu ile bağlantılı olduğundan gelişmiştir. Dörtyol ve Yumurtalık önemli petrol limanlarıdır.


Turizm

Bölgenin kıyı kesimindeki elverişli iklim koşulları, doğal güzellikler ve tarihi zenginlikler turizmin gelişmesini sağlamıştır. Özellikle Antalya Bölümü’nde turizm gelişmiştir.  Antalya, Alanya, Side, Kaş, Kalkan bu bölümde deniz turizminin geliştiği merkezlerdir. Akdeniz medeniyetini simgeleyen Olimpus, Patara gibi tarihi şehir kalıntıları önemli turistik çekiciliklerdir. Bölgede geniş alan kaplayan karstik şekiller, özellikle Damlataş ve İnsuyu mağaraları ile Cennet – Cehennem obrukları doğa harikasıdır.  Pek çok milli park ile uluslararası yarışma ve festivallere duyulan aşırı ilgi bölge turizminin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.


Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri

Akdeniz Bölgesi Türkiye’nin 4. gelişmiş bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.

Muz

Turunçgiller

Pamuk

Yerfıstığı

Sebze

Meyve

Orman ürünleri

Turizm

Akdeniz Bölgesi

Bölge adını komşu olduğu Akdeniz’den alır. Bölge, yer şekilleri ve bun bağlı olarak ekonomik özelliklerin farklılığı nedeniyle iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar Antalya ve Adana Bölümü’dür.

Yer şekilleri

Bölgede yüksek dağlar ve platolar geniş alan kaplar.

Dağlar : Bölgenin çatısını oluşturan Toros Dağları, Alp kıvrım kuşağının ülkemizdeki uzantısıdır. Teke Yarımadası’ndan itibaren başlayan Toroslar Batı, Orta ve Güneydoğu Toros Dağları adını alarak Anadolu’nun güneyinde uzanır. Bölgenin doğusunda yükseltisi  3500 metreyi aşan dağlar burada kıyıdan uzaklaşır. İskenderun körfezinin doğusunda yer alan Amanos Dağları kırılma ile oluşmuş horstlardır.

Ovalar : Adana Bölümü’ndeki Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu Çukurova ile Göksu’nun oluşturduğu Silifke Ovası bölgedeki delta ovalarıdır. Bu bölümde yer alan Amik ve Maraş ovaları ise çöküntü ovalarıdır. Antalya Bölümü’nde yer alan Acıpayam, Tefenni, Elmalı ve Göller Yöresi ovaları karstik oluşumlu polyelerdir.

Platolar : Batı ve Orta Toroslar arasında, yüksekliği 2000 metreyi bulan, Göksu Irmağı ve kollarınca parçalanmış Taşeli Platosu yer alır. Bölgede kalker taşlar yaygın olduğundan karstik oluşumlar fazladır. Teke Yarımadası ve Taşeli Platosu karstik oluşumların en sık görüldüğü alanlardır.

Akarsular ve Göller

Akarsular : Antalya Bölümü’nde Dalaman, Aksu, Köprüçayı ve Manavgat çayları, Adana Bölümü’nde ise Göksu, Seyhan, Ceyhan ve Asi ırmakları Akdeniz’e dökülen önemli akarsulardır. Akarsuların rejimleri düzensizdir. En çok suyu kış aylarında taşıyan akarsuların, yaz aylarında yağış azalması ve sıcaklık nedeniyle suları çekilir.

Göller : Göl oluşumları bakımından  zengin olan bölgenin önemli gölleri Antalya Bölümü’ndedir. Dağlar arasındaki çukurluklarda, tektonik oluşumlu Beyşehir, Eğirdir, Burdur, Acıgöl, Suğla Gölü gibi büyük göller yer alır. Buraya Göller Yöresi denir. Beyşehir ve Eğirdir’in yer altı kaynaklarıyla denize bağlantısı olduğundan suları tatlıdır. Teke Yarımadası’ndaki Kovada, Salda, Yarışlı, Elmalı ve Ketsel karstik oluşumlu küçük göllerdir. Köyceğiz Gölü alüvyal set gölüdür.

İklim

Bölgenin kıyı kesiminde Akdeniz iklimi görülür. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Yıllık ortalama yağış miktarı 750-1000 mm kadardır. Subtropikal yüksek basıncın etkisi nedeniyle yaz kuraklığı şiddetlidir. Toroslar’ın İç Anadolu’dan gelen soğuk hava kütlelerini engellemesi, enlem ve denizellik özelliği nedeniyle kış mevsiminin en ılıman geçtiği bölgedir. Antalya Bölümü’ndeki Göller Yöresi’nde iklim değişir ve karasala dönüşür. Bu bölümde yağışlar azalıp, sıcaklık farkları artar.

Doğal Bitki Örtüsü

Doğal bitki örtüsü Akdeniz iklimine ve yaz kuraklığına uyumlu, her zaman yeşil kalabilen, sert yapraklı, bodur bitki topluluğu olan makidir. Kıyıdan itibaren 700-800 metrelere kadar görülebilen maki topluluğu içinde zeytin, mersin, keçiboynuzu, defne, zakkum, sandal ve kocayemiş gibi ağaçlar bulunur. Daha yüksek kesimlerde kuraklığa uyumlu kızılçam, toros sediri ve karaçam türlerinden oluşan iğne yapraklı ormanlara geçilir. Bölge orman bakımından Karadeniz Bölgesi’nden sonra ikinci sırayı alır. Torosların içe dönük yamaçları ile Göller Yöresi’nde ormanlar seyrekleşir 2000 m yükseltiden sonra dağ çayırları başlar.

Nüfus ve Yerleşme

Bölge genişliğine oranla çok az nüfuslanmıştır. Çünkü Toros Dağları ve karstik arazi geniş yer kaplar. Nüfus daha çok kıy ovalarında ve Göller Yöresi’nde toplanmıştır. Adana Bölümü’nde nüfus daha fazla olup, bu bölümdeki Çukurova ve  Amik ovaları Türkiye’nin en yoğun nüfuslu yerlerindendir. Nedeni tarım arazisinin geniş olması ve ulaşım kolaylığıdır. Ayrıca Adana Bölümü’nün göç alması da etkendir. Taşeli ve Teke platoları ile Toroslar’ın yüksek kesimleri tenhadır.

İller

Adana, Antalya, Burdur, Hatay, Isparta, İçel, Kahramanmaraş, Kilis, Osmaniye.

Ekonomik Özellikler

Tarım

Yazların uzun ve sıcak, kışların ılık geçmesi nedeniyle yılda 2, 3 kez tarımsal ürün alınır. Yaz kuraklığının tarımı olumsuz etkilemesi sulamayı zorunlu kılmıştır. Kışların ılık geçmesi ve güneşlenme süresinin uzunluğu seracılık faaliyetlerini geliştirmiştir. Bölgede ekonomik değeri yüksek olan ve ihraç edilen tarım ürünlerinin yetiştirilmesi tercih edilir.

UYARI : Antalya Bölümü’nde kalkerli arazinin yaygınlığı ve yaz kuraklığının belirginliği tarımı olumsuz yönde etkiler.

Tarım Ürünleri

Kıyı Bölgesi Tarım Ürünleri

Kış ılıklığına bağlı olarak turunçgil ve muz üretimi yapılır. Muzun %100’ü, turunçgillerin % 88’i bu bölgede üretilir. Ayrıca Türkiye pamuk üretiminin % 35’i, sebzenin % 26’sı, yerfıstığının % 88’i anasonun % 65’i ve susamın  % 80’i bu bölgeden sağlanmaktadır.

Göller Yöresi Tarım Ürünleri

Burada yetiştirilen ürünler kıyı kesiminden farklılaşır. Tahıl, haşhaş, anason, şeker pancarı, gül ve tütün yetiştirilir.

Hayvancılık

Akdeniz Bölgesi’nde çayır ve otlakların az yer tutmasına karşın beslenen hayvan sayısı bir hayli fazladır. Bu durumun nedeni her zaman yeşil kalabilen ve 800 m’lere kadar çıkabilen maki topluluğunun varlığıdır. Teke Yarımadası, Taşeli Platosu ve Torıs Dağları’nda küçükbaş hayvancılık yaygındır. Özellikle kıl keçisi beslenir. Dağların yüksek kesimlerinde koyun yetiştirilir. Arazinin çok engebeli olması nedeniyle hayvanların et ve süt verimi düşüktür. Antalya Yöresi’nde arıcılık önemlidir.

Ormancılık

Türkiye ormanlarının yaklaşık % 24’ü bu bölgede bulunur. Buna bağlı olarak ormancılık gelişmiştir. Orman ürünleri Göller Yöresi’ndeki kereste fabrikalarında işlenir. Dalaman (Muğla), Silifke-Taşucu’nda (Mersin) ise kağıt fabrikaları bulunur.

Madenler ve Enerji Kaynakları

Madenler : Antalya Bölümü maden bakımından daha zengindir. Bu bölümdeki Fethiye – Dalaman havzası önemli bir krom çıkarım alanıdır. Ayrıca Adana-Kozan, Hatay, Amanos Dağları’nda krom çıkartılır. Antalya-Akseki ile Konya-Seydişehir arasında Türkiye’nin en büyük boksit yatakları yer alır. Keçiborlu’da kükürt yatakları bulunur. Kahramanmaraş-Faraşa, İskenderun-Payas’ta demir yatakları işletilir.

Enerji Üretim Tesisleri

Seyhan, Aslantaş, Menzelet, Oymapınar bölgedeki önemli hidroelektrik santrallerdir.

Endüstri

Başlıca  endüstri tesisleri şunlardır :

UYARI : Antalya Bölümü’nde endüstriyel gelişim, ulaşım zorluğu nedeniyle daha geridir.

Besin – Bitkisel Yağ : Adana, Kahramanmaraş, Antalya

Şeker : Burdur

İplik ve Pamuklu Dokuma : Adana, Tarsus, Kahramanmaraş, Antalya

Halı Dokuma : Isparta, Burdur

Sigara – İçki : Adana

Demir – Çelik : İskenderun

Petrol Rafinerisi : Mersin (Ataş)

Alüminyum : Seydişehir

Gübre : Mersin, İskenderun

Tarım Makineleri : Çukurova, Adana

Pil : Antalya

Ulaşım

Toros Dağları’nın kıyıya paralel uzanması, ulaşımı güçleştirir. Adana Bölümü ulaşım bakımından daha elverişlidir. Çukurova, Gülek ve Belen geçitleri ile diğer bölgelere bağlanmıştır. Silifke ovası Sertavul geçidi ile Antalya ise Çubuk geçidi ile iç kesime bağlantılıdır. Antalya dışındaki kentler demiryolu ile diğer bölgelere bağlantılıdır. Mersin ve İskenderun  Limanları ard bölgelerine demiryolu ile bağlantılı olduğundan gelişmiştir. Dörtyol ve Yumurtalık önemli petrol limanlarıdır.

Turizm

Bölgenin kıyı kesimindeki elverişli iklim koşulları, doğal güzellikler ve tarihi zenginlikler turizmin gelişmesini sağlamıştır. Özellikle Antalya Bölümü’nde turizm gelişmiştir.  Antalya, Alanya, Side, Kaş, Kalkan bu bölümde deniz turizminin geliştiği merkezlerdir. Akdeniz medeniyetini simgeleyen Olimpus, Patara gibi tarihi şehir kalıntıları önemli turistik çekiciliklerdir. Bölgede geniş alan kaplayan karstik şekiller, özellikle Damlataş ve İnsuyu mağaraları ile Cennet – Cehennem obrukları doğa harikasıdır.  Pek çok milli park ile uluslararası yarışma ve festivallere duyulan aşırı ilgi bölge turizminin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri

Akdeniz Bölgesi Türkiye’nin 4. gelişmiş bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.

Muz

Turunçgiller

Pamuk

Yerfıstığı

Sebze

Meyve

Orman ürünleri

Turizm

Ege Bölgesi

Ege Bölgesi

Ege Bölgesi, yer şekilleri, iklim ve bunun etkisine bağlı olarak beşeri ve ekonomik yönden farklı olan iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar Ege Bölümü ve İç Batı Anadolu Bölümüdür.


Yer şekilleri

Yer şekillerinin oluşmasında 3. zaman sonları ile 4. zaman başlarındaki tektonik hareketler belirleyici olmuştur.


Dağlar : Bölgenin batısında, Ege Denizi’ne dik uzanan, doğu-batı yönlü dağlar ile bu dağlar arasındaki çöküntü ovaları yer alır. Kuzeyden güneye doğru sıralanan Kaz Dağı, Mardan Dağı, Yunt Dağı, Bozdağlar ve Aydın Dağları kırılma sonucu oluşan horstlardır. Manisa’nın Kula ilçesi yakınlarında genç volkan konileri yer alır.


Ovalar : Doğu – batı yönlü uzanan dağ sıraları arasında yer alan Edremit, Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ovaları kırılma sonucu oluşan grabenlerdir. Ege Bölümü’nde yüksekliği 250 metreden daha az olan çöküntü ovaları yer alır ve iç kesimlere doğru uzanır.  Bölgenin en güneyindeki Menteşe Yöresi’nde ise karstik ovalar yaygındır.


Platolar : Bölgedeki platolar Ege grabenlerinin doğusunda, İç Batı Anadolu Bölümü’ndeki yüksek düzlüklerdir. Kıyı Ege ovalarının bittiği yerde, plato görünümündeki İç Batı Anadolu eşiği başlar. İç Batı Anadolu Platosu üzerinde yüksekliği 2000 metreden az olan Demirci, Eğrigöz, Şaphane, Murat, Emir ve Sandıklı Dağları yer alır.


Akarsular ve Göller


Akarsular : Bölgenin akarsuları Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes’tir. Hepsi Ege Denizi’ne dökülür. Akarsuların aşağı çığırlarında arazi eğimi azaldığı için menderesler, akarsu ağızlarında ise akarsularla aynı adları taşıyan irili-ufaklı delta ovaları oluşmuştur. Akarsuların yatak eğimi az olduğu için hidroelektrik potansiyelleri de azdır.


Göller : Göl bakımından fakir olan Ege Bölgesi’nde Bafa (Çamiçi) ve Marmara gölleri yer alır. Bu göller alüvyal set gölleridir. Suları tatlıdır.


İklim


Kıyı kesimindeki Asıl Ege Bölümü’nde Akdeniz iklimi özellikleri görülür. Akdeniz ikliminin etkileri, çöküntü ovaları boyunca, kıyıdan yer yer 100-150 km kadar içerilere sokulur. Kıyı kesiminde kar yağışları ve don olayları çok ender görülür. Kışları oldukça ılımandır. Yaz mevsimi kıyı ovalarında oldukça sıcak ve kurak geçer. İç Batı Anadolu Bölümü’nde ise Akdeniz ikliminden karasal iklime geçiş özelliği görülür. Sıcaklık farkları artar. İç Batı Anadolu’da kış mevsimi kıyı kesime göre daha soğuktur. Kar yağışları ve don olayları görülür. Yaz mevsimi ise kıyı kesime göre daha sıcaktır. İç Batı Anadolu’da kıyı kesimine göre azalan yağışlar, ilkbahar mevsimine doğru kayar. Yaz kuraklığı kıyı kesimden daha azdır.


Doğal Bitki Örtüsü


Ege Bölümü’nde 500-600 metreler kadar makiler, daha yükseklerde iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar yer alır. İç Batı Anadolu Bölümü’nde çalılık ve ormanlarla,  İç Anadolu’ya doğru bozkırlar göürülür.


Nüfus ve Yerleşme


Nüfus sayısı bakımından Marmara, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinden sonra 4. sırayı alır. Bölgede doğum oranı düşüktür. Yüzölçümü küçük olduğundan, nüfus yoğunluğu bakımından Marmara Bölgesi’nden sonra 2. sırayı alır. Nüfusun dağılışı düzenli değildir. Kıyı kesimindeki ovalar sık nüfuslu, iç kesimler ise dağlık Menteşe Yöresi ise oldukça tenhadır. Ege Bölümü’nde kentleşme oranı yüksek, göçler nedeniyle nüfus artışı fazladır. Ayrıca bu bölümde yer alan Kuşadası, Bodrum, Marmaris gibi turizm merkezlerinde yaz mevsiminde turizm nedeniyle nüfus artar.


İller


Afyon, Aydın, Denizli, İzmir, Kütahya, Manisa, Muğla, Uşak


Ekonomik Özellikler


Tarım


Kıyı kesimindeki Ege Bölümü’nde verimli tarım topraklarının bulunması ve Akdeniz ikliminin etkisi nedeniyle, ekonomik değeri yüksek olan ihraç ürünleri yetiştirilir. Bu bölümde tarımda makine kullanımı yaygındır. İntansif (modern) tarım yöntemleri uygulanır. Tarımsal nüfus yoğunluğu fazla olan bu bölümde seracılık da yaygındır. İç Batı Anadolu Bölümü’nde iklimin karasallaşması ve sulamanın yaygın olmaması, tarımsal ürün çeşitliliğini azaltır. Kıyıda yetiştirilen ürünler bu bölümde yetiştirilemez.


Tarım Ürünleri


Asıl Ege Bölümü’nün Başlıca Tarım Ürünleri


Tütün : Türkiye tütün üretiminin % 50’sini bu bölge karşılar. Tüm kıyı ovalarında ekimi yapılan ve yurt dışına ihraç edilen tütün en çok Bakırçay Ovası’nda yetiştirilir.


Zeytin : Akdeniz ikliminin tanıtıcı kültür bitkisi olan zeytin en çok Ege Bölgesi’nde yetiştirilir. Türkiye üretiminin % 48’ini Ege Bölgesi sağlar. Edremit – Ayvalık Yöresi başta olmak üzere tüm kıyı kesiminde ve yer yer 100 km içerilere kadar zeytin yetiştirilir.


Üzüm : Türkiye’de üzüm üretiminin % 40’ını sağlayan bölge 1. sırada yer alır. Kurutularak ihraç edilen çekirdeksiz üzümün tamamını Ege Bölgesi üretir. Başta Gediz Ovası olmak üzere Büyük ve Küçük Menderes ovalarında yetiştirilir.


İncir : Kış ılıklığı isteyen ve Akdeniz iklimine uyumlu olan incirin %82’si bu bölgede yetiştirilir. Büyük Menderes, Küçük Menderes ve Gediz ovalarında incir üretimi yoğunlaşır. Kurutularak yurt dışına ihraç edilen incirin en çok yetiştirildiği yer ise Aydın’dır.


Pamuk : Akdeniz iklimine uyumlu olduğundan kıyı ovalarında ekimi yapılır. Büyük Menderes ve Gediz ovalarında üretimi yoğunlaşır. Türkiye üretiminin % 42’sini sağlayan Ege Bölgesi üretimde ilk sırayı alır.


Turunçgiller : Akdeniz iklimine uyumlu olan ve kış ılıklığı isteyen turunçgil üretimi, İzmir’in güneyindeki kıyı ovalarında yapılrı. Türkiye üretiminin %10’unu sağlayan bölge, Akdeniz Bölgesi’nden sonra 2. sırayı alır.


Pirinç : Çöküntü ovalarında ekimi yoğunlaşır.


Sebze : Bölgenin sebze üretiminde önemli bir yeri vardır. Domates, biber, patlıcan, patates, salata, kereviz, pırasa, başlıcalarıdır.


Meyve : Bölge kendine özgü meyve üretimi ile diğer bölgelerden ayrılır. İncir, turunçgil ve üzümün yanı sıra elma ve kiraz üretimi de önem taşır.


İç Batı Anadolu Bölümü’nün Başlıca Tarım  Ürünleri

Haşhaş : Tohumundan yağ ve kozasından morfin yapımında kullanılan afyon sakızının elde edildiği bir bitkidir. Bu nedenle ekimi devlet kontrolünde yapılır. Türkiye üretiminin %90’ını Ege Bölgesi karşılar. Afyonkarahisar çevresinde ekimi yoğunlaşır.


Tahıllar : Bölgede üretilen tahıl ülke üretiminin % 10’a yakın bölümünü karşılar. Tahıllardan buğday ve arpa, Afyon, Kütahya, Denizli ve Uşak’ta üretilir.


Şekerpancarı : Önemli bir endüstri bitkisi olan şekerpancarı Afyon, Kütahya ve Denizli’de üretilir.


Ayçiçeği : Denizel etkilerin sokulmadığı İç Batı Anadolu’da sulanabilen alanlarda yetişir.


Baklagiller : Uşak, bölgede nohut üretiminin en fazla yapıldığı yerdir.


Hayvancılık

Bölgede hayvan otlatmaya elverişli alanlar pek fazla değildir. Otlaklar daha çok İç Batı Anadolu’da görülür. Bölgenin kıyı kesiminde besi hayvancılığı, İç Batı Anadolu Bölümü’nde dağlıç ve sakız ırkı, İç Batı Anadolu platolarında karaman ırkı koyun yetiştirilir. Özellikle maki alanlarında kıl keçisi yetiştiriciliği önem taşır. Menteşe Yöresi’nde arıcılık gelişmiştir. Kümes hayvancılığı son yıllarda gelişme göstermiştir. Ayrıca doğal balıkçılığın yanı sıra kültür balıkçılığı da yapılır.


Ormancılık

Türkiye ormanları’nın %19’u Ege Bölgesi’nde yer alır. Ormanlar Asıl Ege Bölümü’nde yoğunlaşır. Menteşe Yöresi, Aydın Dağları, Bozdağlar ve Kaz Dağı orman bakımından en zengin alanlardır. Menteşe Yöresi’nde sığla yağı üretimi yapılır. Günlük ağacı ve meyan kökü de bölgedeki diğer önemli orman ürünleridir.


Madenler ve Enerji Kaynakları

Madenler : Krom üretiminde ikinci sırayı alan bölgede, Köyceğiz, Marmaris, Emet’te krom çıkarılır. Menteşe Yöresi’nde zımpara taşı, Afyon’da mermer, Eymir, Ayazmand ve Torbalı’da demir, Kütahya-Emet’te bor minerali çıkartılır. Ayrıca İzmir Çamaltı tuzlasında tuz üretilir.


Enerji Kaynakları : Türkiye’nin en önemli linyit yatakları bu bölgede yer alır. Linyit üretiminin %90’ı Ege Bölgesi’nden sağlanır. Çıkarıldığı yerler; Muğla – Yatağan, Manisa – Soma, Kütahya’da Tavşanlı, Tunçbilek, Seyitömer ve Değirmisaz’dır. Linyit’in önemli bir bölümü termik santrallerde yakılarak elektrik enerjisi üretilir.


Enerji Üretim Tesisleri

Termik santrallerin en çok olduğu bölgedir. Bu santraller; Manisa-Soma, Muğla-Yatağan ve Gökova ile Kütahya-Seyitömer ve Tunçbilek’te kuruludur. Termik enerjinin yanı sıra hidroelektrik enerjisi üretimi de yapılır. Demirköprü (Gediz), Kemer ve Adıgüzel (Büyük Menderes) barajları bu bölgededir. Denizli-Sarayköy’de jeotermal santral kuruludur.


Endüstri

Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :


Besin, Sıvı Yağ : İzmir, Ayvalık, Edremit


Şeker : Uşak, Afyon, Kütahya


Sigara ve İçki : İzmir


Petrol Arıtma ve Petro Kimya : İzmir – Aliağa


Seramik, Çini, Porselen : Kütahya, Uşak, İzmir


Pamuklu Dokuma : İzmir, Aydın, Nazilli, Söke, Bergama, Denizli ve Uşak


Otomotiv : İzmir


Tarım Makineleri : Manisa, Aydın


Kağıt : Afyon (Çay)


Azot – Gübre : Kütahya


Ulaşım

Doğu – batı yönlü uzanan dağlar ve arasındaki ovalar, kıyı kesimle iç kesimi birbirine bağlayan yolların yapımını kolaylaştırmıştır. Dağlık Menteşe Yöresi dışında bölgede ulaşım sorunu yoktur. İzmit limanı ard bölgesine kara ve demiryollarıyla bağlanmıştır. Türkiye’nin en önemli ihraç limanıdır. Afyon ve Denizli de önemli yolların kesiştiği, ulaşımın geliştiği merkezlerdir.


Turizm

Ege Bölgesi’nde özellikle kıyı kesimler tarihi ve doğal güzellikleriyle turizmin çok geliştiği yerlerdir. Bodrum, Marmaris, Kuşadası, Çeşme, Didim, Foça deniz turizminin geliştiği merkezlerdir. Denizli – Pamukkale’deki travertenler, kaplıcalar, Selçuk-Efes’te Meryem Ana Kilisesi ve antik kent, Bergama, Sard, Didim, Milet, Afrodisyas  anitk kentleri, Afyon ve Kütahya kaplıcaları bölgenin diğer turizm zenginlikleridir.


Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri

Ege Bölgesi sosyo-ekonomik gelişmişlik açısından Marmara Bölgesi’nden sonra 2. sırada yer alır. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.


İncir

Pamuk

Tütün

Üzüm

Zeytin

Haşhaş

Linyit

Endüstri ürünleri

Turizm

Karadeniz Bölgesi

Karadeniz Bölgesi


Bölge adını  komşu olduğu  Karadeniz’den almıştır. Bölgenin tümü doğal, ekonomik ve beşeri özellikler bakımından benzer özellikler gösterir. Ancak yer şekilleri, iklim, tarım, yerleşme ve ekonomik etkinliklere bağlı olarak 3 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Batı, Orta ve Doğu Karadeniz’dir.


Yer şekilleri


Dağlar : Batı Karadeniz’de birbirine paralel 3 sıra halinde uzanan dağlar, Orta Karadeniz’de kıyıdan uzaklaşıp, tek sıra halinde uzanır. Ortalama yükselti azalmıştır. Doğu Karadeniz’de ise  dağlar iki sıra halinde uzanır. Bölgenin en yüksek dağları bu bölümdedir. Dağ sıraları arasında batı-doğu yönlü uzanan çöküntü ovaları ile Çoruh-Kelkit, Gökırmak ve Devres vadiler yer alır.


Ovalar : Bölgenin en geniş kıyı ovaları Çarşamba ve Bafra delta ovalarıdır. İç kesimlerde Suluova, Taşova, Turhal, Merzifon, Tosya, Boyabat gibi çöküntü ovaları yer alır. Bu çöküntü ovaları Türkiye’nin en aktif deprem bölgeleridir.


Akarsular ve Göller


Akarsular : Yenice, Bartın, Kızılırmak, Yeşilırmak ve Çoruh bölgenin önemli akarsularıdır. Yatak eğimleri fazla, rejimleri düzensiz akarsulardır. Kar erimelerine bağlı olarak ilkbahar aylarında akım yüksektir.


Göller : Bölgede buzul gölleri ve heyelan set gölleri fazladır. Özellikle Doğu Karadeniz Dağları’nda buzul etkisiyle oluşmuş buzul gölleri yaygındır. Sera (Uzungöl), Tortum, Borabay, Abant ve Yedigöller başlıca heyelan set gölleridir. Ayrıca bölgede çok sayıda baraj gölü bulunmaktadır.


İklim


Bölgenin kıyı şeridinde her mevsim yağışlı, yazları serin, kışları ılık geçen Karadeniz iklimi etkilidir.  Bu iklimi etkileri Orta Karadeniz’de yer şekillerine bağlı olarak iç kesimlere kadar ulaşır. Batı ve Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde iklim karasallaşır, yağış miktarı azalır.

Doğal Bitki Örtüsü


İklim koşullarının orman yetişmesine uygun olduğu Karadeniz Bölgesi’nde özellikle denize dönük dağ yamaçlarında sık orman örtüsü görülür. Ormanlar deniz seviyesinden başlar ve 2200 metrelere kadar ulaşır.


Nüfus ve Yerleşme


Bölge, nüfus sayısı bakımından 3. sırada yer alır. Nüfusun büyük bölümü Doğu Karadeniz kıyıları , Orta Karadeniz’deki ovalar ve Batı Karadeniz’de Zonguldak Yöresi’nde toplanmıştır. Bölgede iklimin nemli olması ve tarımsal koşullar, kırsal nüfusun fazlalığına yol açmıştır. Arazinin engebeli olması, su kaynaklarının bolluğu dağınık yerleşmeyi yaygınlaştırmıştır. Konut tipi olarak ahşap evler yaygındır.


İller


Amasya, Artvin, Bartın, Bayburt, Bolu, Çorum, Giresun, Gümüşhane,  Karabük, Kastamonu, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Trabzon, Zonguldak.


Ekonomik Özellikler


Tarım


Bölge ikliminin nemli olması, kıyıda yaz mevsiminin yağışlı geçmesi, buğday arpa gibi tahıl tarımını engellemiştir. Bol neme gereksinim duyan tarım ürünlerini yaygınlaştırmıştır. Tarım arazileri parçalı ve dar olup, genellikle eğimli arazilerdir. Bu durum tarımda makine kullanımını engellemiştir. Doğu  Karadeniz kıyılarında bahçe tarımı yaygındır.


Tarım Ürünleri


Mısır : Kıyı kesiminde buğdayın yerini almıştır. Halkın temel besin maddesidir. Bölge mısır üretiminde 1. sırada yer alır. Ancak üretilen mısırın tümü bölge içinde tüketildiğinden ticari değeri yoktur.


Tütün : Karadeniz Bölgesi, üretimde Ege Bölgesi’nden sonra 2. sırada yer alır. Bafra Ovası (Samsun) en yoğun ekim yapılan alandır. Ayrıca Tokat, Amasya, Düzce Ovası (Bolu) ve Rize Yöresi’nde yetiştirilir.


Fındık : Kış ılıklığına gereksinim duyan fındık Karadeniz iklimine en uyumlu üründür. Türkiye üretiminin %84’ü Karadeniz Bölgesi tarafından karşılanır. Bütün Karadeniz kıyılarında, yer yer iç kesimlerde yetişmesine karşın, en yoğun olarak Ordu ve Giresun’da üretilir.


Çay : Muson iklimine uyumlu bir tarım ürünüdür. Bol nem ve kış ılıklığına gereksinim duyar. Trabzon – Rize arasında Doğu Karadeniz kıyılarında, denize dönük yamaçlarda yetiştirilir. Ülke üretiminin tamamını Karadeniz Bölgesi karşılar.


Pirinç : Bol suya gereksinim duyar. Akarsu vadi tabanlarında  ekimi yapılır. Tosya, Boyabat, Çarşamba ovaları başlıca ekim alanlarıdır.


Şekerpancarı : Bol yağışlı olan Doğu Karadeniz kıyıları dışında tüm bölgede yetişme koşulları vardır.  Ekim alanları Kastamonu, Çorum, Tokat, Amasya illerinde geniştir.


Keten-kenevir : Nemli iklim bitkisi olan keten Batı Karadeniz  Bölümü’nde Kastamonu ve Sinop’ta yetiştirilir. Kenevir ise uyuşturucu özelliği nedeniyle devlet kontrolünde üretilir.


Meyve : Amasya’da elma, Kastamonu’da erik, Rize’de turunçgiller, Orta Karadeniz’de üzüm, Batı Karadeniz’de kestane tarımı yaygındır.


Hayvancılık


Gür otlaklar ve nemli iklimi büyükbaş hayvancılığı yaygınlaştırmıştır

Batı ve Orta Karadeniz iç kesimlerinde tiftik keçisi yetiştirilir.

Balıkçılık önemli geçim kaynağıdır.

Bolu Yöre’sinde arıcılık ve kümes hayvancılığı yaygındır.


Ormancılık


Ormanların geniş yer kaplaması, ormancılığı önemli bir geçim kaynağına dönüştürmüştür. Batı ve Doğu Karadeniz’de kereste, tomruk, parke ve kağıt fabrikaları bulunur.


Madenler ve Enerji Kaynakları


Madenler : Doğu Karadeniz’de Artvin ve Murgul (Göktaş), Batı Karadeniz’de, Kastamonu – Küre’de bakır çıkartılır. Bölgede çıkarılan bakır, Samsun bakır fabrikasında işlenir.


Enerji Kaynakları : Zonguldak havzasında taşkömürü çıkartılır. Türkiye üretiminin tamamını burası karşılar. Demir-çelik endüstrisinde enerji kaynağı olarak kullanılır. Taşkömürü tozundan Çatalağzı termik santralinde elektrik üretilir. Bolu, Çorum, Amasya ve Havza’da linyit yatakları işletilmektedir.


Enerji Üretim Tesisleri : Kızılırmak üzerinde Altınkaya, Yeşilırmak üzerinde Almus, Hasan ve Suat Uğurlu hidroelektrik santralleri kuruludur. Hopa’da petrolle çalışan termik santral yer alır.


Endüstri


Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :


UYARI : Endüstri Batı Karadeniz Bölümü’nde gelişmiştir. Zonguldak Havzası Türkiye’nin ağır sanayi bölgesidir.


Şeker : Kastamonu, Turhal (Tokat), Suluova (Amasya), Çorum, Çarşamba (Samsun)


Çay : Rize ve çevresi


Demir – çelik : Ereğli (Zonguldak) ve Karabük


Kağıt : Çaycuma (Zonguldak), Taşköprü (Zonguldak), Aksu (Giresun)


Kereste : Bolu, Düzce, Bartın, Ayancık


Ulaşım


Yer şekilleri nedeniyle Orta Karadeniz Bölümü dışında bölgede ulaşım zordur. Samsun ve Zonguldak dışında demiryolu ile ard bölgesine bağlı olan liman yoktur. Samsun ve Trabzon bölgenin gelişmiş liman kentleridir. Trabzon Limanı, Zigana ve Kop geçitleri ile bölge içine ve oradan da komşu ülkelere bağlanmıştır.

Turizm


Bölgede gerek tarihi kalıntılar gerekse doğal güzellikler turizm için önemli potansiyel oluşturmaktadır. Bölge iklimi deniz turizminin gelişmesini engellemiştir. Batı Karadeniz’de Amasya ve Sinop’ta deniz turizmi gelişmeye başlamıştır. Özellikle Kaçkar Dağları’ndaki  buzul gölleri, değişik bitki türleri bölgenin deniz turizmindeki açığını kapatacak derecede ilgi görmektedir. Bolu Aladağlar ve Abant çevresi kış sporlarının yapıldığı önemli merkezlerdir.

Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri


Karadeniz Bölgesi ekonomik gelişmişlik açısından 5. sırada yer alır. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.

Çay

Fındık

Kenevir

Pirinç

Mısır

Tütün

Deniz ürünleri

Taşkömürü

Bakır

Yörükler Kimlerdir?

Yörükler Kimlerdir?

Yörükler hayvancılıkla uğraşan göçebe Türkmenlerdir. En çok keçi, koyun, sığır ve deve beslerler ve bu hayvanlardan elde ettikleri mahsullerle geçimlerini temin ederler. Yörüklerin belirli bir sabit yerleşim yerleri yoktur. Ancak hayvanlarına bol ot ve su bulabilmek için yaz aylarında serin yaylak adı verilen yerlere, kış aylarında ise iklimi daha ılıman kışlak adı verilen yerlere göç ederler. Bu göçler Yörükler açısından ayrı bir anlam taşır, büyük bir sevinç ve neşe kaynağı olur, özel eğlenceler yapılır.
Yörükler kıldan yapılmış çadırlarda otururlar. Çadırlarının içini keçe, kilim, halı, heybe gibi kendi dokudukları eşyalar ile döşerler.
Yörümek ”Yürümek” mastarından türetilen Yörük adı , köyler kurarak yerleşen veya yarı göçebe durumuna gelen Türkmenler için olduğu gibi, Göçebe Türkmenleri ve onların veya olduğunu ifade etmek için de kullanılmıştır. Oruç Bey tarihinde, Yörükler için göçer Yörükler, Oğuz tayfası deyimleri geçmektedir. Fatih ve Kanuni devri kanunnamelerinde de kelimesine rastlanmaktadır. Yörük sözünün göçebe Oğuz Türklerini ifade edişi, yalnız Anadolu ve Rumeli için söz konusudur. Öteki Türk ülkelerinde bu kelime bilinmemektedir. Nitekim Kaşkarlı Mahmut, Oğuz göçebelerine ”Türkmen” demektedir. Osmanlı belgelerinde , Halep ve Şam Türkmenlerine , Halep ve Şam Yörükleri dendiği de bilinmektedir. Ayrıca Türkiye’ye gelen Bulgar, Türklerinden göçebe olanlarına da Yörük denmiştir. Toroslarda Akseki ile Hadim arasında.Selçuklular ve Osmanlılar Türk göçebelerini sistemli bir şekilde toprağa yerleştirmeye çalışmışlardır. Bunun için, tımar ve zeamet sisteminden yararlanmışlardır. Orhan Gazi ve Yıldırım Beyazıt devrinde, derbentlerin korunması ve ordunun güvenliği bakımından Rumeliye bir çok yörük yerleştirilmiş ve Kıbrıs’a da yörük gönderilmiştir. Anadolu ve Rumeli’deki Oğuz boy ve oymak adları ( Avşar, Bayat, Kayı, Kınık, Bayındır, Çepni, Karkın, Beydili, Yiva, Iğdır, Yüreğir, Dodurga, Yabırlı, Akaevli, Karaevli) bu yerleşmeleri göstermektedir. Bugün yerleşik hayata geçen Yörükler gittikçe artmaktadır.
Yörükler kışlakları, yaylakları, güzleleri ve belirli gidiş yolları olan bir düzen içinde yaşarlar. Yörüklerde, yaylaklar oymakların malıdır. Herkesin hayvanı burada serbestçe otlar. Hayvanlar, kışlaklardaki ve yaylaklardaki evler ve çevrelerindeki küçük bahçeler kişilerin malıdır . Bu çadır ve bahçeye ”yurt yeri” denir. Hayvanların karışmasını önlemek amacıyla vurulan damgalardan ”töyün” olarak sözedilir. Bir başka işaret de hayvanın kulağının yanından çentilmesidir. Buna Yörükler ”en” derler.

Yörüklerde eskiden mirasın, örfi hukuka göre paylaşıldığı anlaşılmaktadır. Koyun, keçi, sığır, deve, at besleyen Yörükler, yaylak ve kışlaklarında buğday, arpa, mısır ve bazı sebzeler yetiştirirler. Süt mamülleri ve et esas gıdalarıdır. Giyim ve ev eşyalarını kendileri dokurlar. Bununla birlik kapalı bir ekonomi içinde değildirler. Köy ve kasabalardaki pazara iner, ürünlerini satarak kendi ihtiyaçlarını satın alırlar. yaylaklara gelen celeplere hayvanlarını satarlar. Bazı oymaklar, yayla yakınında mandıra kuran peynircilere süt satarlar.

Yörükler, Osmanlılar devrinde de aynı şekilde yaşarlar ve develeriyle şehirler arasında yük taşırlardı. İstanbul gibi büyük şehirlere buğday v.b. tüketim maddelerini develeriyle Yörükler getirirdi. Yörük kadınları evin bütün işleri, su getirme, odun bulma, hayvanları sağma;erkekler ise gece yaylıma çıkarılan koyunlar ve deve gütmekle uğraşmaktadır. Keçi besleyen Yörükler keçe çadırı bırakarak, kıldan yapılmış kara çadıra geçmişlerdir. Köylere geçinceyse, mutaflığa, çulculuğa, halıcılığa devam eden Yörükler çoktur. Kubbe şeklindeki çadırın ağaç kısımlarını (derim) yapan oymaklara ”evciler” denir.

Yörüklerde sınıf ve tabaka ayrımı belli değildir. Ancak eskiden Yörükler arasında torunlar adı verilen soylular olduğu söylenmektedir. Yörüklerde aile, erkek hakimiyetine dayanır. Esas evlilik şekli, tek evliliktir. Genellikle evlenen çocuklar babalarıyla birlikte yaşar ve bu yüzden büyük aileler meydana getirirler. Yörükler, amca kızı, dayı kızı gibi yakın akrabayla da evlenirler

yaylak ve kışlaklarda bir soyun yaşadığı alana Oba denir. Bu terim zamanla kaybolmuş ve yerini mahalle kelimesi almıştır. Bir veya iki oba halkına oymak denir. Osmanlı devrinde oymakların başında birer Kethüda vardı ki, Yörükler buna kahya derler. Bir kaç oymağın birleşmesinden meydana gelen topluluklara boy adı verilir ve başlarındaki beylere Beylerbeyi denir. Daha büyüklerine ise yörük Başbuğu da denir. Bir kaç boyun birleşmesinden ulus meydana gelir. Osmanlılar devrinde, Boz Ulus ve Kara Ulus vardı. Bunların başlarına Ulus beyi denirdi.

Yörükler genellikle sünni müslümanlardır. Alevi olanları da vardır. Yörükler arı ve duru bir Türkçe konuşurlar. Zengin bir folklorları vardır.

Eski yörük göçleri baharda yapılırdı. Bütün eşyalar develere yüklenir, üzerlerine kilim atılır, develerin alnına süs olarak küçük ve büyük çanlar takılırdı. Kervanın başında en yeni elbiselerini giymiş, elinde kirmanı , yün eğiren gelin yer alırdı. Şimdilerde sadece Sarıkeçililer küçük bir bölük kalmıştır.

Çevrede ata binmiş genç erkekler silah atarak, at sürerek yaylak yollarını geçerdi. Göçten önce hazırlıklar yapılırdı. Oymak ve boy başkanları ne gün göçüleceğini bildirirdi. Konak yerlerinde, kışlak ve yaylaklarda herkesin yeri (Orun) eski Türk töresine göre olurdu.

Turistik Değerler

1.TÜRKİYENİN TURİSTİK DEğERLERİ

Turistlerin seyahatleri sırasında görmek istedikleri varlıklara turistik değerler adı verilir. Ülkemizdeki turistik değerleri, tabii ve tarihi değerler olarak iki gruba ayırmak mümkündür.

A.TABİİ DEğERLER

Tabiatta kendiliğinden oluşmuş güzelliklere tabii değerler denir.Tabii değerleri özelliklerine göre çeşitli şekillerde gruplandırabiliriz.

1.Tabii Harikalar

Görünüşleri ve özellikleriyle insanlarda hayranlık uyandıran,benzeri bulunmayan,tabiatta kendiliğinden oluşmuş güzelliklerdir.Ülkemizdeki tabii harikalardan bazıları şunlardır:

– Pamukkale(Denizli)

şifalı suları,bembeyaz travertenleri,tarihi eserleri ile dünyada benzeri bulunmayan turistik bir yöremizdir.Pamukkale bu özellikleri sebebiyle bir tabiat harikasıdır.Dünyadaki tüm turistlerin ilgisini çekmektedir.Özelliklerinin bozulmaması için devlet tarafından koruma altına alınmıştır.

-Peribacaları(Nevşehir)

Peribacaları Göreme vadisinde bulunmaktadır.Tabiat olaylarının zamanla kayaları aşındırmasıyla oluşturduğu bacaya benzeyen şekillere peribacası denir.Peribacaları,dünyada benzeri bulunmayan büyüleyici güzelliği sebebiyle bir tabiat harikasıdır.

2.Turizme Elverişli Mağaralar

Mağara kayalıklarda doğal olaylarla açılan, insan veya hayvanlarca barınak olarak kullanılabilen çukur ve boşluklardır.Ülkemizdeki önemli mağaralardan bazıları şunlardır:

-Damlataş Mağarası(Antalya)

-İnsuyu Mağarası(Burdur)

3.Obruklar

Obruk; tabiat olaylarıyla taşların bulunduğu yerlerde taşların erimesiyle oluşan,ağzı açık,derin,doğal oyuklardır.Ülkemize her yıl çok sayıda turist çeken obruklardan birisi Mersin’deki Cennet Cehennem obruklarıdır.

4.Şelaleler

Yüksek bir yerden sürekli bir hızla düşen akarsu kütlesine şelale denir.Ülkemizdeki önemli şelalelerden bazıları şunlardır:

-Tortum(Erzurum)

-Manavgat,Düden(Antalya)

5.şifalı Sular

Şifalı sular çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılır.Ülkemize gelen turistler,tedavi olmak amacıyla şifalı suların bulunduğu yörelere gitmektedirler.

a.Kaplıcalar

Kaplıca,şifalı su kaynaklarının tedavide kullanılması amacıyla banyo yapmak için kurulmuş tesislerdir.Ülkemiz, kaplıcalar açısından çok zengin bir ülkedir.Bu kaplıcalardan bazıları şunlardır:

-Çekirge(Bursa)

-Yalova

-Hamamözü(Amasya)

-Gazlıgöl,Sandıklı(Afyon)

-Gönen(Balıkesir)

-Çeşme,Agememnon(İzmir)

b.Ilıcalar

Ilıca, Toprak altından çıkan şifalı su kaynağıdır.Bu suların bir kısmı banyo yapılarak, bir kısmı içerek kullanılmaktadır.Urla(İzmir) ve Ayaş(Ankara) ülkemizdeki önemli ılıcalardandır.

6.Kış Turizmine Elverişli Dağlar

-Uludağ(Bursa)

-Palandöken(Erzurum)

-Erciyes(Kayseri)

7.Milli Parklar

Milli park; herhangi bir ülkede ve dünyada az bulunan tabii ve tarihi değerlerin korunduğu yerdir.Çok geniş arazi parçalarından oluşur.Milli parkların başlıca özellikleri şunlardır:

*İnsanlar tarafından yapılması mümkün olmayan doğal harikalar korunur.Örneğin; manzara,bitki örtüsü,şelale gibi tabii harikalar koruma altına alınır.

*Vahşi ve yabani hayvanlar,kuşlar,ağaçlar,bitki örtüsü üretilir veya çoğaltılır.

*Tarihi eserler muhafaza edilir.

*İnsanlara dinlenme ve eğlenme imkanı sağlanır.

Türkiye’deki Olimpos Beydağları Milli Parkı, Nemrut Dağı Milli Parkı,Köprülü Kanyon Milli Parkı ve diğerleri tüm turistlerin ilgisini çekmektedir.

B.TARİHİ DEĞERLER

Tarihi değerler, insanlar tarafından geçmiş dönemlerde yapılmış tarihi eserler,anıtlar ve müzelerde sergilenen eserlerdir.

1.Tarihi Eserler

a.Höyükler(Eski Yerleşim Yerleri)

Tarih boyunca çeşitli sebeplerle yıkılmış bulunan yerleşim bölgelerindeki yıkıntılar üst üste birikir.Zamanla bu yıkıntılara ait yapı kalıntılarının üzeri toprakla örtülür.Geçmiş dönemlerdeki yıkıntılara ait yapı kalıntılarının bulunduğu yerlere höyük adı verilir.Ülkemizde bulunan höyüklerden bazıları şunlardır:

-Karain(Antalya)

-Truva(Çanakkale)

-Boğazhöyük(Çorum)

-Gordion(Ankara)

b.Antik Şehirler

Antik şehir, ilk çağ dönemlerine ait şehirleri ifade eder.Antik şehirler höyüklerden daha büyük yerleşim merkezleridir.Ülkemizde; Ege ve Akdeniz bölgelerinde bulunan antik şehirler dünyaca ünlüdür.Bu antik şehirlerden bazıları şunlardır:

-Efes(İzmir)

-Sardes(Manisa)

-Afrodisias(Aydın)

-Side,Perge,Aspendos(Antalya)

c.Ünlü Camiler,Medreseler,Çeşmeler,Saraylar

-Eşrefoğlu Camii(Beyşehir)

-Ulu Cami(Divriği)

-Ulu Cami(Bursa)

-Yeşil Cami(Bursa)

-Selimiye Camii(Edirne)

-Selimiye Camii(İstanbul)

-Sultan Ahmet Camii(İstanbul)

-Çifte Minareli Medrese(Sivas)

-Çifte Minareli Medrese(Erzurum)

-İnce Minareli Medrese(Konya)

-Karatay Medresesi(Konya)

-lll.Ahmet Çeşmesi(İstanbul)

-Topkapı Sarayı(İstanbul)

-Dolmabahçe Sarayı(İstanbul)

2.Anıtlar

Anıt, önemli kişilerin veya olayların gelecek kuşaklar tarafından anılması için yapılmış eserlerdir.Türklere ait önemli anıtlardan bazıları şunlardır:

-Çanakkale Şehitleri anıtı

-Tayyare Şehitleri anıtı

-Anıtkabir

3.Müzeler

Bilim ve sanat eserlerinin korunduğu ve sergilendiği yapılara ve alanlara müze adı verilir.

a.Arkeoloji Müzesi:İlk çağ medeniyetleri,Roma İmparatorluğu ve Bizans dönemi eserlerinin sergilendiği alanlardır.

b.Etnografya Müzesi:Anadolu beylikleri,Büyük Selçuklu İmparatorluğu,Anadolu Selçukluları ve Osmanlı İmparatorluğu dönemine Ait eserlerin sergilendiği alanlardır.

2.ESKİ ESERLERİN, ANITLARIN KORUNMASI

Türkiye eski eserler ve anıtlar açısından dünyanın en zengin ülkelerindendir.Eski eserlerin ve anıtların korunması için aşağıdakiler yapılmalıdır:

-Yeni kazılar yapılarak tarihi eserler bulunmalı ve koruma altına alınmalıdır.

-Eski eserlerin bakım ve onarımı yapılarak yıpranması önlenmelidir.-

-Eski eser kaçakçılığı önlenmelidir.

-Yurtdışına kaçırılan eski eserlerin iade edilmesi sağlanmalıdır.

3.GEZİ DÜZENLEME

A)Turistik Gezi Çeşitleri

İnsanların gezmek,dinlenmek,yeni yerler görmek amacıyla yaptıkları geçici seyahatlere gezi veya tur denir.Turistik gezi çeşitleri coğrafi açıdan 3 gruba ayrılır:

a.Şehir ve Yöre Turları

İnsanların yaşadıkları şehirdeki herhangi bir yere yaptıkları gezilere şehir ve yöre turu adı verilir.

b.Yurtiçi Turları

Kişilerin yaşadıkları ülkedeki turistik yerlere yaptıkları gezilere yurtiçi turu adı verilir.

c.Yurtdışı Turları

Yaşanılan ülke dışına yapılan gezilere yurtdışı turu adı verilir.

B)Gezi Öncesi Hazırlıklar

1.Gezi Planının Yapılması

-Gezi Yerinin Seçimi

-Gezi Müddetinin Tespiti

-Konaklanma,Dinlenme,Alışveriş Yerlerinin ve Müddetlerinin Tespiti

2.Gezi Maliyeti

Ulaşım + Konaklama + Yeme-içme + Diğer giderler = Grup Maliyeti

Grup Maliyeti /Geziye Katılan Kişi Sayısı                    =Kişi başına düşen maliyet

C)Gezi ile İlgili Ferdi Hazırlık

1.Yurtdışı Geziler

Vize Yaptırma:Bir ülkenin,yurt dışından gelecek kişilere ülkeye giriş izni vermesine vize denir.Vize işlemi yurtdışına çıkacak kişinin pasaportundaki ilgili sayfaya işlenerek gerçekleştirilir.Vize isteyen ülkelere,vize almadan giriş yapılamaz.

Pasaport Çıkarma:Pasaport, yabancı bir ülkeye gitmek için, yaşanılan ülkenin yetkili emniyet müdürlüklerinden alınan defter şeklinde resimli izin belgesidir.Pasaport almayan kişi yurtdışına çıkamaz.

İNSANIN EKONOMİK FAALİYETLERİ

1.İNSANIN ÜRETİM FAALİYETLERİ

Mal ve hizmetlerin fayda ve kıymetlerini arttıran faaliyetlere üretim denir.Üretilen mal ve hizmetler, insanların ihtiyaçlarını karşılar.Üretimin esas amacı, insan ihtiyaçlarının giderilmesidir.Üretim faaliyetinde ya yeni bir mal üretilir ya da mevcut malın görünüşü,şekli,rengi vb. değiştirilir.

Üretim, üç temel sektör tarafından gerçekleştirilir:

1.Tarım sektörü:Tarım ürünlerinin (bitli,hayvancılık,balıkçılık,ormancılık vb.) yetiştirildiği sektördür.

2.Endüstri (Sanayi) sektörü:Teknik araç ve gereçler kullanılarak, tarımsal ürünler dışındaki ürünlerin üretildiği sektördür.

3.Hizmet sektörü:İnsan ihtiyaçlarını gideren hizmetlerin üretildiği sektördür.Haberleşme,ulaşım,eğitim,bankacılık vb.

ÜRETİM FAKTÖRLERİ

Tabiat(Doğa):Üzerinde üretimin yapıldığı toprak parçası,yeraltındaki madenler,su kaynakları,hava tabiatı oluşturur.

Emek:Üretimde kullanılan insan gücüdür.

3.Sermaye:Üretimde kullanılan makine,alet,teçhizat vb. değerlerdir.

4.Müteşebbis(Girişimci):Diğer üretim faktörlerini bir araya getirerek üretimi gerçekleştiren kişidir.

HAYAT İÇİN ZORUNLU İLK MADDELERİN ELDE EDİLMESİ YOLLARI

1.Hammaddeler:Tabiattan elde edildiği, işlenmemiş durumdaki maddelerdir.Pamuk,buğday,ham petrol vb.

2.Yarı Mamuller:Hammaddelerin işlenmesinden meydana gelen maddelerdir.Yarı mamuller doğrudan doğruya kullanılmaya elverişli değildir.Yarı mamuller mamullerin üretiminde kullanılırlar.Un,kumaş,iplik vb.

3.Mamuller:Doğrudan doğruya kullanılabilir durumdaki maddelerdir.Ekmek,elbise,televizyon vb.

2.TOPLUMLARIN GENEL EKONOMİK YAPISI

Tarıma Dayalı Toplumlar:Nüfusunun büyük bir bölümü, geçimini tarım ürünlerinin yetiştirilmesinden sağlayan toplumlardır.Tarım toplumları, doğrudan tüketilen bitkisel ve hayvansal ürünler ya da endüstriyel hammadde üretirler.İlkel araçlarla tarım yapan toplumlarda üretim ve gelir düzeyi oldukça düşüktür.Tarım toplumları ürettikleriyle ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamazlar.Ülke nüfusunun büyük bir bölümü kırsal kesimde yaşamaktadır.

Endüstri Toplumları:Nüfuslarının büyük bir bölümünün geçimini sanayi ürünleri üretiminden sağlayan toplumlardır.Endüstriyel Toplumlarda gelir düzeyi yüksek olduğundan, kişiler teknolojinin kolaylıklarından daha çok yararlanırlar.Ülke nüfusunun büyük bir bölümü kentlerde yaşamaktadır.Endüstri toplumlarımda insan gücünün yerini, büyük ölçüde makine gücü almıştır.

TARIMDAN ENDÜSTRİLEŞMEYE GEÇİŞİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

-Tarım toplumlarındaki hızlı nüfus artışı

-Teknolojik gelişmeler

-Yeni ihtiyaçların ortaya çıkması

DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE GENEL EKONOMİK DURUM

Dünya ülkeleri, gelişme derecelerine göre 3 gruba ayrılır:

1.Az gelişmiş ülkeler:Ekonomik yönden fakir ülkelerdir.Bu ülkelerde yaşayan insanlar zorunlu ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedirler.Bu grupta açlıkla mücadele eden ülkeler ilk sıralarda yer alır.

2.Gelişmekte olan ülkeler:Zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilen ancak refah seviyeleri gelişmiş ülkeler düzeyinde olan ülkelerdir.Bu ülkelerin üretimleri gittikçe artmaktadır.

3.Gelişmiş ülkeler:Ekonomik yönden kuvvetli, ihtiyaçlarının büyük çoğunluğunu karşılayabilen ülkelerdir.

ENDÜSTRİYEL GELİŞMENİN DOĞURDUĞU PROBLEMLER

Sanayi,yer altı ve yerüstü kaynakları giderek azalmaktadır.

-Ülkeler arasındaki gelişme farklılıkları artmaktadır.

-Çevre kirliliği ile insan sağlığı olumsuz yönde etkilenmektedir.

-Teknolojik gelişmeler sonucu işsizlik artmaktadır.

-Kırsal kesimden kentlere yoğun göç sonucu çarpık kentleşme ortaya çıkmaktadır.

3.İŞ ORGANİZASYONU

İş bölümü,bir işin çeşitli işlemlere ayrılarak,işin değişik kimseler tarafından yapılmasıdır.İş bölümü.insanların toplu halde yaşamaya başlamaları ortaya çıkmıştır.Sanayileşme ile birlikte iş bölümü gelişmiştir.Günümüzde teknolojik gelişmeler,özel bilgi isteyen yeni işlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Organizasyon,işletmenin faaliyetlerini sürdürmesi için insan,makine,techizat vb. işe koşulmasıdır.

Mekanizasyon,üretimde insan ve hayvan gücü yerine mekanik güçle çalışan makinelerin kullanılmasıdır.

Otomasyon,makinelerin insanlar tarafından programlanarak hızlı bir şekilde üretimi gerçekleştilmesidir.

4.MALİYET HESAPLARI

Ham madde ve yarı mamul maddeyi mamul haline getirmek için yapılan harcamaların toplamına gider denir.İşletme açısından gider,gelir elde etmek için belli bir dönemde tüketilen mal ve hizmetlerin parasal tutarıdır.

1.Maliyeti Meydana Getiren Gider Çeşitleri

-Malzeme giderleri

-İşçilik giderleri

-Genel üretim giderleri

 

***TOPLAM MALİYET = MALZEME MALİYETİ + iŞÇİLİK MALİYETİ + GENEL ÜRETİM GİDERLERİ

MALZEME MALİYETİ =25000000

iŞÇİLİK MALİYETİ     =25000000

GENEL ÜRETİM GİDERLERİ =30000000 ise

TOPLAM MALİYET            =80000000 olur.

5.BÜTÇE

Belli bir dönemde yapılacak harcamalar ile sağlanacak gelirleri ayrıntılı şekilde tahmin ve tesbit eden cetvele bütçe denir.

DENK BÜTÇE         :Gelirler, giderlere eşit.

ARTIRIMLI BÜTÇE:Gelirler, giderlerden fazla.

AÇIK BÜTÇE         :Gelirler, giderlerden az.


Antalya’nın Kültürel Özellikleri

Antalya’nın Kültürel Özellikleri

Antalya’nın Kültürel ÖzellikleriAntalya’da Evlenme Törenleri: Evlenmeler, yurdun her yöresinde olduğu gibi Antalya’da da önemli bir olay sayılır. Eskiden Antalya’da da evlenmeler, istisnalar dışında genellikle görücü usulü ile yapılmaktaydı. Evlenme çağına gelen gençlerin (bu çağ genellikle askerden dönüş yılıdır) “mürüvvetini” görmek, ana babanın tek emelidir. Bazen oğullarının evlendirilmesi için çok büyük borç altına girmekten çekinmezlerdi. Bugün yapılan düğünlerde aşağıda söz konusu edeceğim pratiklerden bazıları halen yapılmakta, bazıları ise tamamen unutulmuştur. Bekâr gelinlik kızlar saçlarını hiç kestirmezler. Böylece diğerlerinden kolayca ayırt edilebilirler. (İlçe Merkezi- Uzunlar Köyü- Şeydiler Köyü)Evlenmek isteyen delikanlı bu isteğini ya anasına söyler ya da erkek arkadaşlarının babalarına söyler, onlar da oğlanın babasına söylerler. Oğlan doğrudan babasına evlenmek istediğini söyleyemez. Evlenmek isteyen delikanlı, işleri gönülsüz yapmaya başlar, akşamları eve geç gelmeye başlar. Böylece evlenmek istediğini anlatmış olur.

Antalya’nın Kültürel Özellikleri
Kız İsteme (Kız Bakma): Askerden dönen oğlu bir aileyi geçindirecek kadar para kazanabileceği bir iş sahibi oldu mu, artık analar oğullarının mürüvvetlerini görmek isterlerdi. Bunun için oğlan anaları, en yakın ve samimi dostları arasından iki kadın seçerek üç kişilik bir görücü topluluğu halinde, bütün akrabalarının da fikirlerini alarak, bilgili becerikli ve eli çabuk bekâr genç kızı olan eve, tanışsın tanışmasın kız görmeye giderlerdi. Bazen gitmeden önce bu kızlar hakkında yakın arkadaşlar aracılığı ile bilgi toplanırdı. Bir günde iki-üç kız görmek için ziyaretler yapılırdı. Bu ziyaret sırasında kız evinde yapılan karşılama, kızın konuşma ve hareketleri dikkatle izlenir; hatta karşılama ve uğurlama sırasında kızın nefesinde ve vücudunda hoş olmayan bir koku olup olmadığını araştırmak için kıza sarılarak öperlerdi. Eskiden ayrıca, çevrelerinde kız bulamayan görücüler yakın köylere kız görmeye giderlerdi. Buradaki evlenme çağında kızları bulunan evleri bulmak için hiçbir kimseye danışmaya gerek yoktu. Zira bölgeye özgü töreler içinde belki de en ilginci, özellikle Alanya, Manavgat, Serik ve Eşen bölgelerinde, evlerin bacalarına, damlarına evlenme çağında bulunan kız sayılarına göre boş şişe koyma geleneğidir. Şişeler yatık ise kızların dul: kırık ise, kızların evlenmiş oldukları anlaşılırdı.Yapılan bütün ziyaretler sırasında görülmüş kızlar içinde bir tanesi üzerinde karar verilir; görülüp beğenilen kızın ailesine durum birkaç gün içinde bildirilirdi. Karşılıklı bir anlaşmaya varılırsa kız ailesinden istenirdi.

 

Nişan Töreni: Söz kesme töreninden sonra sıra nişan törenine gelir. Bu tören, iki tarafın anlaşmasına göre yapılır. Basit olarak, aileler arasında, sade bir tören olacağı gibi, bir nişan balosu da olabilir. Göreneğe göre, nişan için bir salon tutulur. Sadece kadınlar toplanır. Nişan olacak genç kızı, yüksekçe bir yere oturturlar. Her iki tarafın akraba ve dostları bu törene davetlidirler. Bu merasime oğlan evi ve misafirlerinin topluca gelmesi ve kız evi ile akrabaları tarafından karşılanması adettendi.Çalgıcılar, düğün salonunu görmeyecek bir şekilde yerini alır. Genellikle bu tören gündüz geniş bahçelerde yapılırdı. Herkes oynar, oyunlar genellikle hareketli ve tek olarak oynanan yerli danslardır. Bu arada yaşlı hanımların oynadığı zeybek de oldukça ilgi çekicidir. Eğlencenin sonuna doğru nişan merasimi yapılır. Müzik eşliğinde kayınvalide yüzüğünü ve kendi nişan hediyesini takar. Arkasından bütün oğlan evi hediyelerini renk renk kurdele ile takarlar. Sıra kız evine gelir. Onlar da nişan hediyelerini takınca artık nişan takılan genç kızın oynaması gerekir. Bu esnada bütün gözler ondadır. Çünkü bütün kolları boynu, parmakları, göğsü çeşit çeşit altın ziynetlerle doludur. Ayrıca altın yerine o sırada tedavüldeki kâğıt paralar takanlar da bulunur. Bu merasim bitince, tören de biter ve kız evine gider. Bütün bu takılan eşyaların saklanması gerekir. Takılan her hediyenin kimin tarafından takıldığı öğrenilir. Çünkü takılan bu hediyeye, yeri ve zamanı gelince karşılık vermek adettir. Nişanlanan gençlere bundan sonra yavuklu denirdi.Yukarıda anlatılan nişan törenleri bugün genellikle erkekli kadınlı toplulukların katıldığı balolar şeklinde de yapılmaktadır.


Kına Gecesi: Kız Hamamı merasiminin yapıldığı günün akşamı kız evinde kına gecesi yapılırdı. Eskiden mutlaka yapılması gereken “Kına gecesi” eğlencesine günümüzde pek sık rastlanmaz.Bu gecede yerel çalgıcılardan faydalandırdı. Bu bir ud, zil ve delbektir. Kız evinin davetlileri kızın evinde, kız evi müsait değilse, kararlaştırılmış bir başka evde toplanırlardı.Davetliler toplandıktan sonra gelin giyinmiş ve süslenmiş bir halde sağdıçla birlikte sağdıç önde. Gelin arkada içeri girerler. Bu arada çalgıcılar karşılamaya uygun türküler söylerlerdi. Gelin odaya girince bütün genç kızlar “gelinin ağırlığı basmasın” diye ayağa kalkarlar. Gelin sağdıcın önderliğinde, önce annesinden başlamak üzere bütün büyüklerin elini öper. Daha sonra kendilerine ayrılan biraz yüksekçe yere sağdıçla beraber oturur.Kına gecesine başkanlık eden kadın (genellikle kız evinin en yakın akrabası, komşusu olabilir) “Yavrum kızlar!” diyerek ortaya çıkar; “Yavrum kızlar, gelinler… Ne duruyorsunuz? Ölüye giden ağlar, düğüne gelen oynar Hadi çıkın ortaya!” vb. sözler söyleyerek kızları oyuna kaldırır; bu kadar aynı zamanda, kaldırdığı kişilerin oynayacağı oyunları öğrenerek, eğer çalgıcılar kapalı bir yerde çalıyorsa, çalgıcılara oyunların adlarını söylerdi.Oyunlar ve eğlenceler yatsı ezanının okunmasına kadar devam ederdi. Yine düğüne başkanlık eden kadın. “Kızlar!.. Hanımlar!..” diyerek yine ortaya düşerdi. “Ne duruyorsunuz, erkekler yatsıdan çıktı. Kızlar, kınayı getirin de yakalım.“Gelin, odanın ortasına alınıp bir sandalyeye oturtulur; başı tam ( yani başından bir evlilik geçmiş ve kocası ölmemiş) bir kadın kına yakması için çağırılırdı. İnanışa göre, kınayı başı tam olmayan biri yakarsa, yeni gelinin de başı bozulur.”Başı tam” kadın gelinin yanına gelir ve kına türküsü ile kına yakılma töreni başlardı. Gelinin sağ eli yukarıya kaldırılır, küçük serçe parmağına kına konur ve al bir bezle bağlanırdı. Gelin ağlamaya başlar ve onu yakınları izlerdi. Gelinden arta kalan kınadan genç kızların başına da sürülür veya küçük parmaklarına “Darısı sizin başınıza” diyerek yakılırdı. Bu arada etrafını çeviren kızlar şu türküleri ve manileri söyleyerek gelini aralarına alarak oyuna kaldırırlardı.

Antalya’nın Kültürel Özellikleri
Düğün: Damat ve kız evi tarafından önce aralarında düğün günü ve yeri kararlaştırılırdı. Düğün yapılacak yerin sahibi ile gerekli görüşmeler yapılır; bu yer kiralanırdı. Düğünler eskiden bayanlar ve erkekler arasında ayrı ayrı yapılırdı. Düğün evinin kapısında, kız ve damat evinden görevli birkaç erkek, güvenlik ve düğün salonundan gelecek ihtiyaçları karşılamak üzere hazır bulunurlardı. Düğüne gelen hanımlar, girişte, damat ve kız evinin hanımları tarafından karşılanır, yakınlarının bulunduğu masalara götürülürdü. Misafirlerin beraberlerinde getirdikleri yaşı geçkin çocuklar, annelerinin karşı koymalarına rağmen düğün salonuna alınmazdı. Düğünlerde bekâr genç kızlar allanıp süslenerek, konuşmaları ve işveleriyle bekâr oğlan analarının dikkatlerini üzerlerine çekmeye çalışırlardı.Her düğünde, gelenleri uygun bir şekilde salona oturtan ve müzik başladıktan sonra onları sıra ile oyuna kaldıran bir hanım çengi bulunurdu. Bu çengi hanıma bazı misafirler kimi kaldırabileceği ve gizli becerisi olanları bildirirlerdi. Oyuna kaldırılan kızların başından çevrilen paralar bahşiş olarak çalgıcılara verilirdi. Düğünde yeni insanlarla tanışılır; bazen bu yeni tanışmalar, yeni bir düğün için başlangıç olurdu. Düğün sonunda damat düğün salonuna girer, gelinle dans ettikten sonra yeni evlerine götürürdü. Köy kökenli ailelerde ise düğünün ertesi günü “gelin alma” merasimi yapılırdı.

 Antalya’nın Kültürel Özellikleri

Geleneksel Giysiler:Bölgemize yeni yerleşmiş Sarıkeçili Yörüklerinin yanı sıra; Karakoyunlu, Karakeçili, Yeniosmanlı, Eskiyörük, Honamlı, Töngüçlü, Hayta, Çakalyörük aşiretlerinin iskan etmiş olmasından kaynaklı etkin bir Yörük kültürüyle karşılaşılır. Ancak bölgede yaşayan “Tahtacı” adı verilen Alevi Türkmenlerinin de yöre kültürü üzerinde azımsanamayacak bir etkiye sahip oldukları söylenebilir. Özellikle Kuzeyde bulunan Elmalı ve kuzeybatıda bulunan Kumluca, Finike ilçelerine yerleşen bu Türkmen aşiretleri de kendilerine has kültürel öğelerle bölge kültürüne önemli katkılarda bulunmuşlardır.Korkuteli ilçesi, Teke Bölgesi’nde yer almakta olup, folklorun diğer konularında olduğu gibi müzik aletleri-müzikal yapı ve geleneksel giyim bakımından Yörük (konar-göçer) yaşamın tüm karakteristik özelliğini taşımaktadır. Zamanının çoğunluğunu hayvancılık ve göçle geçiren, avlanan Yörükler, giysilerini hayvansal ürünlerden oluşturmuşlar, doğa koşullarına ve ağır yaşam şartlarına karşı koyabilmek için bedeni koruyacak şekilde olmasına özen göstermişlerdir. Elmalı ilçesi de Korkuteli gibi özellik taşımakla birlikte Tahtacı ve Bektaşi köylerinden kaynaklı kısmi bir Alevi-Bektaşi Türkmen yaşam biçimini karşımıza çıkarmaktadır. Hatta her yıl Haziran ayında yapılan ve büyük bir katılımla gerçekleştirilen “Abdal Musa Şenlikleri” bu yaşayan kültürü daha da önemli kılmaktadır.Antalya’nın Kuzeydoğusunda yer alan İbradı, Akseki ilçeleri Konya kültüründen etkilenmiş olup, müzik yapısında, oyunlarında Konya etkisi göze çarpmakta, yüksek rakım nedeniyle geleneksel giyim tarzının da yine buna göre düzenlendiği görülmektedir.Alanya, Antalya’nın bir kıyı ilçesi olup, tipik Akdeniz iklimi özelliğindedir. Selçukluların kışlık ikametgahı olan Alanya(Alaiye) yerleşik yaşama uzunca bir zaman önce geçmiştir. Ancak Alanya‘nın çevresinde, özellikle de yayla köylerinde konargöçer yaşamın izlerine rastlanmaktadır. Alanya merkezde ise iklimin etkisiyle daha rahat ve hafif bir giyim tarzıyla karşılaşılmaktadır.

 

Antalya’nın Kültürel Özellikleri

Antalya'da Tarım

ANTALYA’DA TARIM

Antalya, uygun ekolojisi nedeniyle Türkiye’nin önde gelen tarım merkezleri arasında yer almaktadır. Antalya‘nın yüzölçümünün yüzde 20’lik bölümü tarım alanıdır.

Antalya‘da sahil ve yayla kesiminde yetişen tarım ürünleri arasında büyük farklılıklar görülür. Sahil kesimi narenciye gibi subtropik iklim bitkilerinin yetiştirilmesine ve sera tarımı yapılmasına uygundur. Yayla kesiminde ise soğuğa dayanıklı elma, armut, ayva gibi meyve türleri yetişir. Antalya, sahip olduğu potansiyel açısından ülkemiz tarımında önemli bir yere sahiptir. Antalya‘da orman ağaçlarından başka 250 çeşit çiçek, 41 çeşit sebze, 36 çeşit meyve bulunur.

Antalya, uygun ekolojisi nedeniyle Türkiye'nin önde gelen tarım merkezleri arasında yer almaktadır. Antalya'nın yüzölçümünün yüzde 20'lik bölümü tarım alanıdır.Antalya, Türkiye’deki toplu ekilebilir, dikilebilir alanların yüzde 1.6’sına sahiptir. Ancak ilin tarımsal üretim değeri bakımından yaptığı katkı yüzde 4.3 daha büyüktür. Antalya, ülkemizde en önemli turunçgil yetiştiricisi olup, yüzde 30’luk payla ilk sırada yer almaktadır. Türkiye’nin cam sera alanının yüzde 80’i, plastik sera alanının ise yüzde 50’si Antalya‘da bulunmaktadır. Yine dış piyasaya yönelik kesme çiçek üretiminde yüzde 95’lik payla birincidir.

İlin Türkiye narenciye ve subtropik meyveler üretimi yönünden önemli bir ayrıcalığı vardır. Türkiye’de üretilen portakalın %26’sı, muzun %43’ü, avokadonun % 58’i, yenidünyanın %63’ü, narın %12’si Antalya‘da üretilmektedir. Türkiye’de toplam örtü altı üretimi 466 bin 815 dekar iken, Antalya‘da 155 bin dekardır. Türkiye’de toplam 63 bin 513 dekar olan cam sera alanının yüzde 84’ü Antalya‘da bulunmaktadır. Antalya‘da 75 bin 440 dekar plastik sera bulunmaktadır. Türkiye açık tarla sebze alanları yaklaşık 750 bin hektar olup, Antalya 23 bin hektar açık sebze alanı ile %3’lük pay almaktadır. İlde yaklaşık 2.6 milyon ton sebze üretimi gerçekleşirken, bunun 93.650 tonu ihraç edilmiştir. Bu da üretilen sebzenin % 3.3’ünün ihraç edildiğini göstermektedir. İl üretimi içindeki bu düşük oran Türkiye toplam ihracatı içinde %16’lık orana tekabül etmektedir. İhraç edilen en önemli ürünler; domates, biber, hıyar, kornişon ve patlıcandır. Türkiye domates üretiminin % 16’sı, hıyar üretiminin % 27’si, sakız kabağı üretiminin % 17’si, patlıcan üretiminin % 16’sı, biber üretiminin %14’ü, taze fasulye üretiminin % 7,5’u, bakla üretiminin % 17’si Antalya‘dan yapılmaktadır.

İlin su kaynakları ve kullanımı açısından bölgesindeki diğer illere oranla akarsular açısından zengin olduğu görülür. Rejimleri düzensiz dere ve çaylardan meydana gelmiştir. Manavgat Irmağı, Köprüçay, Düden Çayı, Eşen ve Dim çayları önemli akarsulardır. Ayrıca Oymapınar, Manavgat, Karacaören, Alakır ve Korkuteli barajları, Korkuteli-Kozağacı Göleti, Korkuteli-Yelten Göleti, Akseki-Cevizli Göleti, Elmalı-Baranda Göleti, Karacaören Barajı önemli su kaynaklarıdır. Antalya‘daki tarım alanlarının %51’i sulanmaktadır.

Antalya‘da özellikle bitkisel üretimin korunması ve pazarlanmasında önemli rol oynayan soğuk zincir ve paketleme tesisleri hızla çoğalmaktadır. 2000 yılı verilerine göre 112 soğuk hava deposu 103.380 ton/yıl kapasite ile hizmet vermekte olup, paketleme tesislerinin sayısı 47’ye ulaşmıştır. Soğuk hava depolarının kapasitelerine göre %55,6’sı Korkuteli ilçesinde yer alırken, paketleme tesislerinin %50’si Kumluca ilçesinde bulunmaktadır.

Antalya’da hayvancılık eskiden önemli bir yer tutardı. Ancak bitkisel üretimden elde edilen gelirin hayvancılıktan elde edilen gelire göre çok yüksek olması, hayvancılıkla geçinen göçerlerin (yörüklerin) bitkisel üretime kaymasına yol açmıştır. Bir kısım halkın hala tek geçim kaynağı budur. Çok sayıda koyun, keçi ve sığır beslenir. Bu yörede arıcılık da ileridir. İpek böcekçiliği 1950’li yıllardaki önemini tamamen yitirmiştir. Ancak Alanya yöresinde ipekböcekçiliği halen sürdürülmektedir.

Yıllık ortalama yağışın 1068 mm. olduğu Antalya bölgesinde 365 milyon metreküpü yeraltı suyu olmak üzere toplam 16,2 milyar metreküp/yıl’lık su potansiyeli, Türkiye su potansiyelinin % 9’unu içermektedir. İl nüfusunun yaklaşık %45’inin kırsal kesimde yaşadığı ve tarımsal üretimle uğraştığı Antalya‘da tarımsal üretim; kalite, verim ve çeşitlilik açısından zengin bir yapıya sahiptir. İlin sahip olduğu ekolojik, topografik ve sosyal-ekonomik koşulların uygunluğu nedeniyle çok sayıda bitkisel ve hayvansal ürün yetiştirilmesine imkan tanıyan polikültür tarım yapılmaktadır. Yetiştirilen tarım ürünleri; iç tüketim, dış satım ve tarıma dayalı sanayi ürünleri olarak gerek il gerekse ülke ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Tarım alanı içerisinde en fazla paya 241.771 ha. ile tarla alanı sahiptir. Bunu 43.225,5 ha. ile sebzelikler ve 39 674 ha. ile meyvelik alan izlemektedir. İl toplam yüzölçümünün %20’sinde (414.326 ha.’lık alanda) çok çeşitli bitkisel ürünlerin üretimi yapılmaktadır.

Adana'da Tarım – Türkiye'nin Ürün Deposu

ADANA’DA TARIM – TÜRKİYE’NİN ÜRÜN DEPOSU

Cumhuriyet’ten önce tarımsal faaliyetler yok denecek kadar az yapılıyordu. Burada yaşayanlar kendilerine yetecek kadar buğday, mısır, yulaf, arpa ve benzeri gibi tarımsal ürünler yetiştirirken, Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın geldiği 1833-1840 yılları arasında tarımda büyük bir gelişme olmuş onun gelirken birlikte getirdiği Mısır’ın yerli halkı, Adana ve yöresinde yoğun bir tarım faaliyetine geçmişlerdir. Bunlar özellikle bağ-bahçe ve pamuk ekiminde etkili olmuştur. Göçerlerin zorunlu olarak yerleşik düzene geçmeleri, bunlara arazi verilmesi ile birlikte ekili-dikili yerlerin oranı artmaya başlamıştır. 1800’lü yılların sonuna doğru da Çukurova makinalı tarıma geçmiştir.



      Cumhuriyetle birlikte yeni kurulan hükümet
tarıma büyük bir önem vermiştir, köylüden alınan ağır vergileri ortadan kaldırmış, böylece tarımı teşvik etmiştir. 1950’li yıllardan itibaren traktör sayısının artması, 1956 yılında Seyhan Barajı’nın açılması, tarımsal mücadelenin başlaması ile birlikte tarımsal arazi artış gözlenmiştir. 1970’li yıllarda sulama kanallarının açılması ile birlikte sulanabilir arazide artış olmuştur. 1980’li yıllarda II. Ürün uygulamasına geçilmiş ve 1,5 milyon dekar alan değerlendirilmiş, soya, mısır, yer fıstığı ekim alanlarında büyük bir artış olmuştur. Özellikle son üç yılda yapılan çalışmalarda ova bölgesinde, sebzecilik, meyvecilik ve özellikle seracılık konusunda önemli gelişmeler sağlanmıştır. Sera üretiminde alçak ve yüksek örtü üretimi yapılan alanlar hızla artış göstermiştir.



      Toroslar da ve vadilerinde ise meyvecilik, bağcılık ve hayvancılık konularında projeler uygulanmıştır. Bu çalışmalar sonucunda meyvecilik %35, bağcılıkta %40, sebzecilikte %30 artış sağlanmıştır. Bu yıllarda tohum şirketlerinin mısır ve soya tohumlarını ithal etmesiyle Çukurova üreticisi alternatif ekim olanağına kavuşmuştur. Çukurova’da narenciye ekim alanları genişlemiş ve üretici için pamuk ve buğdaya ilaveten önemli bir gelir kaynağı olmuştur.



      1930-1940 yıllarında
tarıma ve tüketime dayalı sanayileşme ile başlayan sanayi faaliyetleri 1940 yılından itibaren büyük ölçekli fabrikalar olma sürecine girmiştir.

      1950’li yıllarda hızlı kentleşmeye bağlı olarak inşaat malzemesi üreten fabrikalar da faaliyete başlamıştır. 1956 yılında Osmaniye, Gaziantep, İçel Konya yollarının birinci sınıf yol durumuna gelmesi Adana’nın transit merkez olmasını sağlamış ve ilin önemi artmıştır. Aynı yıllarda Seyhan Hidroelektrik Santrali Çukurova Elektrik A.Ş.’ye devredilmiştir. 1960’lı yıllarda çeşitli sektörde birçok fabrika faaliyete geçmiş, 1970’li yıllarda ise sanayi sektöründe holdingleşme başlamıştır. Bugün Sasa, Çukurova Elektirik, Marsa, Bossa, Güney Sanayi, Temsa, Adana Çimento, Çukobirlik, Mensa, Pilsa, Güney Biracılık, Paksoy, Özbucak ülke genelinde faaliyet gösteren 500 sanayi kuruluşu içinde yer almaktadır. Cumhuriyetin ilan edildiği yıllarda Adana’da 2 iplik ve dokuma fabrikası var iken bugün 25 ve daha yukarı işci çalıştıran işyeri sayısı 189’a çıkmıştır.