Etiket arşivi: erik

Çok önemli, lütfen çevrenize dağıtınız

Çok önemli, lütfen çevrenize dağıtınız

Yeryüzünün aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. bu sene (2010) dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, yani toprağın bereketinin yüksek olacağı bir yıl. .Doğamızı koruyalım...

Bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin. Mümkünse herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün. Üzerine de bir bardak su dökün.

Gömme imkanınız yoksa bi poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın ( yada arabanıza koyun) arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı gördüğünüz alanlara bu çekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre kirliliği değildir aksine çevre için yeni hayattır. Doğa hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler…

Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir ! Bunu yapmayın ve yaptırmayın.

Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan yada dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış.
En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet…
Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım…

Bu uygulama TEMA tarafından başlatıldı ve bilinçli toplum olarak bizlerin desteklerini bekliyor, Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.

Poşete koymadığınız her çekirdek için şimdiden teşekkürler…


DGD
Doğa Gönüllüleri Derneği
LÜTFEN BU YAZIYI TÜM DOSTLARIMIZLA PAYLAŞALIM

Renklerin Psikolojik Anlamları‏

Mavi, yalnizligi, uzuntuyu, depresyonu, bilgeligi, guveni ve sadakati simgeler. is gorusmelerine mavi giyerek gitmek kararliligi ve bagliligi ifade eder.

Mavi, en populer renklerden biridir. Fakat yiyeceklerle iliskili olarak mavi kullanilacaginda dikkatli olmak gerekir cunku mavi dogal bir istah kapaticidir ve bazi durumlarda itici etki yaratabilir.

Mavi, butun renkler arasinda en istah kapatici renktir. Dogada mavi renkli yiyecek cok ender bulunur. Mavi yiyecekler insana itici gelir cunku ilk caglarda atalarimiz yiyecek ararken zehirli yada bozulmus yiyeceklerden uzak durmayi ogrendiler. Genelde bu yiyecekler mavi, mor yada siyah olarak gorunuyordu. Deneyler sirasinda katilimcilara mavi boya katilmis yiyecekler ikram edildiginde hemen hemen hepsi istahini kaybetti.

Mavi, sinir sistemini rahatlatir. Kirmizinin aksine zihni rahatlatan bir etkisi vardir ve insanlarin biraz daha dusunceler icine dalmasina yol acabilir. Huzurlu ve sakin bir mavi yatak odasi icin ideal bir renk olabilir, cunku vucudun sakinlestirici kimyasallar salgilamasina yol acar. Fakat mavinin daha koyu tonlari soguk ve ic karartici gelebilir.

Mavi, ile boyanmis ortamlar, cok koyu renkli olmadigi surece uretimi arttirir. Arastirmalar gosteriyor ki, ogrenciler mavi odalarda daha yuksek notlar almakta ve halterciler daha agir yukleri kaldirabilmektedir. Ayrica insanlar mavi renkle yazilmis yazilari daha fazla akilda tutabilmektedirler.
____________________________________________________________
Kirmizi, sicak, ates, kan, sehvet, ask, samimiyet, guc, heyecan ve agresiflik gibi kavramlari simgeler. Kan basincini ve solunumu hizlandirabilir. insanlari cabuk karar almaya ve beklentileri arttirmaya tesvik edici bir etkisi vardir.

Kirmizi, dikkat cekici bir renktir. Kirmizi renkteki kelimeler ve objeler insanlarin dikkatini hemen ceker. Dekorasyon ve dizayn yaparken kirmizi cisimlerin mukemmel olmasi onemlidir cunku insanlar bu objeleri hemen farkedecektir. Arabalar konusunda kirmizi renk ile hirsizlik orani arasinda pozitif bir korelasyon vardir.

Kirmizi, duygusal olarak oldukca yogun ve asiri bir renktir. Kirmizi kiyafetler ruhu canlandirici olabilir. Bazi durumda kirmizi kiyafet enerji ve guc mesaji gonderiri ama ayni zamanda catismalara davet cikarabilir.

Kirmizi, hakimiyet kuran bir renktir. Zemin olarak degil, vurgu yapmak icin kullanilmalidir.

Kirmizi, odalar insani huzursuz eder fakat kirmizi renklerin daginik olarak kullanildigi odalar insanlarin zamani unutmasina yol acar. iste bu yuzden barlarda ve gazinolarda kirmizi renge agirlik verilir. Ayrica istahi acma etkisi nedeniyle restorantlar sik sik kirmizi rengi dekorasyon icin kullanirlar.

____________________________________________________________

Sari, parlak limon sarisi gozu en cok yoran renktir. Bu parlak renkten yansiyan isik gozleri asiri derecede uyarir ve rahatsizliga yol acar. Ayni zamanda sari renk metabolizmayi hizlandirir. Odayi parlak sariya boyarsaniz bebeklerin aglamasina ve buyuklerin sinirlenmelerine yol acarsiniz. Ayrica sari sayfali not defteri ve bilgisayar ekraninda sari renkli arka fon pek iyi bir fikir degildir; beyninizi uyararak konsantrasyonu arttirabilir fakat gozleriniz icin zarar vericidir.

Sari, az miktarlarda kullanildiginda parlaklik ve sicaklik hissi verir. Sakaciligi, aydinligi, yaraticiligi, samimiyeti ve hayata karsi rahat bir tutumu simgeler. Tipki gunesli bir gun gibi davet cekicidir. Sari gunes isigi gibidir: kendinizi iyi hissetmek icin orda olmasini istersiniz ama gozunuzun icine girmesini istemezsiniz.

Sari, rengin pek cok farkli tonu vardir. Saf sari butun diger tonlar arasindaki en neseli ve gunesli olanidir. Fakat bir parca koyulasmis haline bakmak daha keyiflidir. Soluk sari dikkati, curumeyi, hastaligi, kiskancligi ve hilekarligi simgeler. Sari soz konusu oldugunda secilen ton oldukca onemlidir.

Sari, bu neseli gunes rengi dikkat toplayan bir renktir. Butun renkler arasinda en gozle gorulen ve dikkat ceken renktir.

Sari, pek cok dinde ilahi varligi simgeleyen bir renktir.


____________________________________________________________
Yesil, pek cok kavramla iliskili olarak gelir, bunlarin icinde en guclusu ve evrensel olani dogadir. Buna bagli olarak ayrica yasami, gencligi, yenilenmeyi, umitleri ve dincligi simgeler. Bazi kulturlerde orta yaslardaki gelinler, dogurganligi simgelemesi icin yesil giyer.

Yesil, gozler icin en rahat renktir ve gorme gucunu arttirir. Sakinlestiricidir ve sinir sistemi uzerinde dogal bir etki yapar. Televizyona cikmadan once insanlar oturup sakinlesmek icin yesil renkli odalara alinirlar. Yesil ayni zamanda hastanelerde de populer bir renktir cunku hastalarin rahatlamasini saglar.

Yesil, rengin farkli tonlari farkli mesajlar iletir:

 
Koyu Yesil — sogukluk, erkeksilik, tutuculuk ve zenginlik kavramlarini ifade eder.
Zumrut Yesili — Olumsuzluk.
Zeytin Yesili — Baris.
Sarimsi Yesil — Tuketicilerin en son tercih ettigi renk.

Yesil, ayni zamanda Amerikan kulturunde parayi simgeler.
____________________________________________________________
Portakal, sicaklik, memnuniyet, verimlilik ve sihhat ile iliskilendirilir. Guclu ve comert bir gorunumu vardir.

Portakal, en cok istah ile ilgili olan renktir.

Portakal, renginin gizliligi olmayan, genis kapsamli bir cazibesi vardir. Ornegin bir urunun herkese uygun oldugunu ifade etmek icin kullanilabilir yada pahali bir uygun fiyatli gibi algilanmasi saglanabilir.

____________________________________________________________
Siyah, tartismali bir renktir. Bir taraftan karanlik gucler, suc ve kotuluk ile dusunulurken diger taraftan sadakat, sebat, dayaniklilik, ihtiyat, bilgelik ve guvenilirlik ile iliskilendirilir. Bir tarafta yonetim ve guc anlamina gelirken diger tarafta aci, keder ve yas anlamina gelir.

Siyah, pek cok insan icin kiyafet rengidir. Bazilari siyahi guclu ve ciddi gorunmek icin kullanir. Bazilari ise daha zayif gosterdigi icin tercih eder. Ayrica siyah sik ve zarif olarak kabul edilir.

____________________________________________________________
Beyaz, safligi, temizligi ve masumiyeti simgeler. Pek cok kulturde gelinler beyaz giyer. Ayrica temizligi simgeler. Doktorlar, hemsireler ve labaratuvar teknisyenleri steril olmak icin beyaz giyerler.

Beyaz, isigi yansitir ve ortami serin tutar. Dolayisiyla yaz ayinin kiyafet rengidir. Genel olarak serin ve canlandiran bir his verir.

____________________________________________________________
Mor, asaletin rengidir. Luks hayat, zenginlik ve zarafeti simgeler. Ayni zamanda romantizmin, duygusalligin ve tutkunun rengidir.

Mor, dogada ender bulunan bir renktir. ilkel zamanlarda insanlar bazi deniz kabuklularini kullanarak mor rengi elde etmislerdir… Oldukca zor bir calismadir… Bazi insanlar mor rengi, gosterisli havasindan dolayi dekorasyonda kullanmayi sever. Bazilari ise suni bir renk olarak algilar.
____________________________________________________________
Kahverengi, topragin ve ahsabin rengidir. Saglam ve guvenilir bir his verir. Kahverengi dogal, rahat ve acik bir atmosfer yaratmayi saglar. Duraganlik, gucluluk, olgunluk ve guvenilirlik mesajlari iletir.

Kahverengi, genelde erkeklerin favori rengidir.

Kahverengi, bazi tonlari yipranmis ve eskimis havasi verir.

____________________________________________________________
Pembe, en romantik ve narin renktir. Ayni zamanda sakinlestirici bir etkisi vardir. Arastirmalar gosteriyor ki, pembe insanlari yatistiriyor ve kalplerini yumusatiyor.

Dr. Alexander Schauss, hapishane demirleri pembeye boyandiginda mahkumlarin arasinda agresif davranisin azaldigini ifade etmistir. Dr. Schauss’a gore “insan sinirlenmek istese bile pembe rengin yakininda basarili olamaz. Kalp kaslari yeterince hizli hareket etmez. Pembe enerjiyi ceken bir sakinlestirici gibidir. Hatta renk korleri bile pembe ile sakinlesmislerdir”. Fakat sonradan yapilan arastirmalar gosteriyor ki bu tur bir etki maalesef kisa surelidir. Gorunuse gore vucut normal seviyesine geri dondugunde bu sefer daha agresif bir ruh haline girebiliyorlar.

Mezar Ziyareti

 

Mezar Ziyareti

Mezar ZİYARETİ

Babo nasısan, eyimisen?
Gene Fatihayı gaptın, keyfin yerinde.
Oraları bilmem amma…
Buraları bura olmaktan çıhmış gayri.
Mezarıydan galksan,gafayı yersen.
Öldüğüye sevinirsen…

Sıra geceleri bitti artık.
Şindi Bitliste beş minare de yok.
Hasangalasında caketim de galmamış.
Hem Urfa dağlarında ceylanlar da gezmiy.
Herkes: Şak-şuka, şaka da – şuka söylüy…

Ne mırranın, ne de gayfenin dadı galdı,
Gayfenin neslisi çıkmış, südü de içinde.
Gaçak çay da hepden gaçak olmuş,
Sallama içiyler…


Ahhh.. Şu gavur icadı televizyon yokmu?
Tam üç tene eve aldım,gene de acans dinliyemiyem.
Gumasının yüzünden gocasından ayrılan böyük gız,
Yaseminin penceresinden bakmazsa göremiymiş.
Öbür oğlan Gurtlar Vadisi.
Hele o güççüğü yokmu ? Sen görmedin.
Saçını hep Amerikan kesdiren,
Gözü , gulağı oynuy namıssızın.
Acun Firarda diy, başka bişey demiy
Turizm dersine eyi geliymiş.
Valla yalan,
Mahsadı çıbıldak garılara baha…

Torunun Şehmuzla iftihar etmelisen,
Aletirik Mehendisi çıktı.
İş bulamadı, galdırım mehendisiyem diy.
Galdırım da yok ya, çamırlarda debeleniy, duruy…
Babo bi de telefon çıkmış,minnacık.
Şalvarın cebine on tene sığar şerefsizim.
Tele-fon amma teli,meli yok.
Eyi bişey de çok yalan söylüy.
Ben Siloyu tarlada görüyem,
Aradığın gişiye ulaşılmıy diy.
Ancaaa foturaf bilem çekiy vallaha…

Bu cümma rühuya hatim indirecektik;
Mevlüt Hoca nazlanıy,boğazı ağrıymış.
Yoh gendini üçaylara hazırlıymış…
Eve iki tene CD göndermiş,
Bunuyla gırk hatim iner demiş.
Eh..Sen de bunuyla idare edersiy.
Dünya işleri bitmiy.
Şindi bana müsade;
Aşağı kepir tarlaya gidiyim.
Golf oynayacağım da…

 


Bir gülüş kadar içten
Bir gülüş kadar gerçeğiz
Kim olduğumuz, ne olduğumuz önemli değil
Kendimizi ifade edebildigimiz yerdeyiz
Sevildiğimiz kadar değil
Sevebildiğimiz kadar değerliyiz!

Eşek deyip geçmeyin

“EŞEK” DEYİP GEÇMEYİN…!!!!!!!

EŞEK DEYİP GEÇMEYİN
Eşek, iyi bir yol mühendisidir: Yokuşları en fazla yüzde yedi eğimle ve kısa mesafelerde virajlar alarak çıkar. Dediklerinde…ben de inanmamış ve nivelman yaptırmıştım (topoğrafik aletle ölçüm). Sonuç şaşırtıcıydı:%7. Hani bu konuda çoğumuzun bildiği meşhur bir Kayseri fıkrası vardır:


1950’li yıllarda Amerikalı mühendisler gelmiş türkiye’ye. Bir kısım imar çalışmalarına rehberlik ediyorlarmış. O zamanlarda yol güzergâhını belirleyecek alet yok, eleman yok. Nafı’a mühendisleri eşeği yokuşa sürüyorlar, arkasından, elemanlar şeritmetre çekiyor ve eşeğin ayak izlerine kazık çakıp istikamet belirliyorlarmış. Bunu gören Amerikalı mühendis, pratiği kavrayamamış ve sormuş:

– Ne yapıyorlar böyle?
– Rampada yolun güzergâhını belirliyorlar.
– Anlayamadım?
Eşek %7 eğimin üstüne çıkmaz, biz de eşeğin izinde kazık çakıp rampada yol güzergâhı belirliyoruz.


Deyince Amerikalı katılarak gülmeye başlamış. Yatışınca da sormuş:

– Peki, eşek bulamayınca ne yapıyorsunuz?


Kayserili bozgun… cevap vermiş:


– Amerika’dan mühendis getirtiyoruz.


Eşek iyi bir kılavuzdur: Gittiği bir yolu hiç unutmaz ve o yoldan şaşamaz. Bu nedenle deve veya katır kervanlarının önüne daha önce bu yoldan gitmiş
bir eşeği kılavuz olarak koyarlarmış.


Evet,
eşek akıllıdır…. düştüğü çamura bir daha, asla düşmez. “Eşşek bir defa çamura düşer!” Deyimi bundandır.

 


Biz
eşek miyiz diye düşündüm, genele vurursak o kadar bile olamamışız, çamurdan çıkamıyoruz.

Bunlar Türkiye'de olur

BUNLAR TÜRKİYE’DE OLUR


Yeryüzünde insanlar ya sigara içerler ya da içmezler. İçenler, sigaralarını çakmak ya da kibritle yakarlar. Ve bunların bir çoğu da kanserden ölür.

Ama, dünyada demir çelik haddehanesinde çalışan hiçbir işçinin, sigarasını yakmak amacıyla 600 tonluk pres makinesinin arasından emekleyerek geçip
2450 santigrat sıcaklığındaki fırına ulaşmaya çalışırken can verdiği görülmemiştir.
Türkiye’de görülmüştür, Karabük’te…

*********************

Bütün dünyada haşerat, özellikle sivrisinek vardır, buralarda da sinek ilacı kullanılır.

Ama, sivrisinek yutup da midesine kaçan sineği öldürmek üzere ağzına Shelltox sıkmak suretiyle zehirlenip ölen, Türkiye’dedir.
İstanbul, Sultanbeyli’de…

*********************

Dünyanın her yerinde insanlar berbere gidip tıraş olurlar
Ama hiçbir berber, rahatlatmak amacıyla müşterinin kafasını sağa sola kanırtırken adamın boynunu kırıp onu öldürmemiştir.
Türkiye’de öldürmüştür, Erzurum’da…

*********************

Dünyanın hiçbir yerinde bankamatikten para çekmek için düğmeye bastığınızda elektrik çarpmaz ve ölmezsiniz
Türkiye’de ölürsünüz, Bozcaada’da…

*********************

Dünyanın hiçbir yerinde, otoyolda giderken radyoda duyduğu göbek havası eşliğinde göbek atmak için arabayı ‘sağ şeride çeken’ ve az sonra da arkadan gelen arabanın çarpması
sonucu ölen bilinmez.
Türkiye’de bilinir, Adapazarı’nda…

*********************

Nüfus sayım günü sokağa çıkma yasağı nedeniyle bomboş otoyolda (Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yoktur ve olamaz) sayım görevlisi ‘bariyerlere’ çarpıp ölmez.
Burada ölür, Gebze’de…

*********************

Dünya’nın hiçbir yerinde aynı işyerinde biri gece, biri de gündüz
vardiyasında çalışmakta olan ve her ikisi de ‘mobilet’ kullanan bir baba-oğul, birisi işten çıkıp eve gider, öteki evden işe gelirken bir kavşakta karşılaşmazlar ve birbirlerine selam vermek için ellerini kaldırınca çarpışıp her ikisi de ölmezler.
Burada olur, Konya’da…

*********************

Dünyanın hiçbir yerinde marangoz atölyesinde çalışan işçiler paydosta üzerlerindeki talaşları temizlemek için birbirlerine ‘kompresör’ tutarlarken, biri ötekine şaka yapmak için kompresörü onun arkasına tutmaz, öteki de ‘şaka öyle olmaz böyle olur’ diye aynı kompresörü berikinin makatına sokmaz ve adam bağırsakları patlayarak ölmez.
Bizde olur, İstanbul, Ayazağa’da…

*********************

Dünyanın hiçbir yerinde gemi mühendisi kazanı kontrol etmek için kazana girdiğinde biri gelip kazanın kapağını kapatmaz ve sonra da gemi yola çıkmaz.
Bizde olur, Kocaeli, Dilovası’nda…

*********************

Dünyanın hiçbir yerinde bir adam ayakkabısının içine kaçan taştan kurtulmak için elektrik direğine yaslanıp ayakkabısını çıkarıp silkelediğinde, yoldan geçen bir başkası onu elektrik çarptığını sanmaz ve elektrikle bağlantısını kesmek amacıyla kafasına kürekle vurarak onu öldürmez.
Bizde öldürür, Rize’de.

Atatürk Yüzyılın Lideri Seçildi

Atatürk Yüzyılın Lideri Seçildi

1941 Lider arasından Atatürk Seçildi
20.Yüzyılda 199 ülkede Devlet Başkanlığı yapmış 1941 lider arasından seçilen ve insanlık tarihinde iz bırakmış 377 lider üzerinde yapılan
18-yıllık bilimsel bir araştırma neticesi, 2002 yılında basılan İngilizce “Dağın Kralı: Siyasi Liderliğin Nitelikleri” adlı 475 sayfalık bir kitapta anlatılmıştır

20.05.2008

ABD’de Brown Üniversitesi öğretim görevlisi Profesör Arnold Ludwig, geliştirdiği bir metodoloji sonucunda, Atatürk‘ün 20. yüzyılın en büyük siyasi lideri olduğunu ortaya koydu.

‘Dağın Arslanı: Siyasi Liderliğin Doğası’ adlı kitabın yazarı Prof. Ludwig, Amerika
Atatürk Derneği’nin (ASA) toplantısında, geliştirdiği ‘siyasi büyüklük skalası’ ile, Atatürk‘ü işbaşındaki ABD Başkanı George W. Bush ile karşılaştırdı. Sonuçta, Bush 15 puan alırken Atatürk 32 puan topladı.

Ludwig’in çalışmasında, Nelson Mandela 20 puan, Winston Churchill 22 puan ve Bill Clinton da 15 puan almıştı.

Ludwig’in daha önce yaptığı çalışmada, Atatürk 31 puan ile birinci olurken, Mao Zedong ve Franklin D. Roosevelt 30 puanla ikinci olmuştu.

Aynı çalışmada, Charles De Gaulle altıncı, Woodrow Wilson 15. olmuş ve Ronald Reagan da 25 numarada yer almıştı.

Psikiyatrist olan Prof. Ludwig, ‘kültürel özellikler ve önyargılardan arındırılmış’ bir
yöntemle dünya liderlerini 11 ayrı kategoride değerlendiriyor.

Her kategoride liderlere 0 ile 3 arasında puan verilirken, sadece iki kategoride 0 ile 5 arasında puan verilebiliyor.

Bu kategoriler, sıfırdan ülke yaratmak, toprakları genişletmek, iktidarda kalınan süre, askeri başarı, sosyal tasarım gücü, ekonomik başarı, devlet adamlığı, ideoloji ortaya koyma, ahlaken örnek olma, siyasi miras ve ülkenin nüfusu olarak sıralanıyor.

İŞTE KRİTERLER

Amerika’lı tarihçi Prof. Arnold Ludwig, dünyanın çeşitli siyasi önderlerinin başarı ve önem
derecelerini sınıflandıran 11 kritere göre 20. yy’ın en büyük liderlerini belirledi.
Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk toplam 31 puan
alarak yüzyılın en büyük lideri oldu.

Amerika’lı tarihçi Prof. Arnold Ludwig, dünyanın çeşitli siyasi önderlerinin başarı ve önem derecelerini sınıflandıran 11 kritere göre 20. yy’ın en büyük liderlerini belirledi.
Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk toplam 31 puan
alarak yüzyılın en büyük lideri oldu.

Ludwig’in verdiği bilgiye göre bu ölçeğin kriterleri,

* sıfırdan ülke yaratmak,
* toprakları genişletmek,
* iktidarda kalınan süre,
* askeri başarı,
* sosyal tasarım gücü,
* ekonomik başarı,
* devlet adamlığı,
* ideoloji ortaya koyma,
* ahlaken örnek olma,
* siyasi miras
* ülkenin nüfusu ölçütlerinden oluşuyor.

Liderlere, bu kriterlerin her biri için 0 ile 3 veya 0 ile 5 arasında puan veriliyor. Prof. Ludwig, kitabında, 20’nci yüzyıla damgasını vuran yüzlerce lideri bu sisteme göre kıyasladığını ve Atatürk‘ün en üst sırada geldiğini anlattı. Buna göre Atatürk,

Ludwig’in kitabında bu 11 kriterden toplam 31 puan aldı.

Bırakın ışığınız yayılsın

Uzaklarda küçük bir kasabada genç bir adam kendi işini kurdu. Bu, iki caddenin köşesinde bir perakendeciydi. Adam dürüst ve dost canlısıydı. İnsanlar onu seviyorlardı. Ondan alış-veriş yapıyorlar ve arkadaşlarına tavsiye ediyorlardı. Adam bir yıl içinde bir dükkandan, Amerika’nın bir ucundan diğerine uzanan bir zincir oluşturdu. Bir gün hastalanıp hastaneye kaldırıldı. Doktorlar az zamanı kalmış olabileceğinden endişe ediyorlardı. Üç yetişkin çocuğunu yanına çağırdı ve onlara bir görev verdi: İçinizden biri yıllar boyu uğraşarak kurduğum şirketimin başına gececek. Hanginizin bunu hakketigine karar vermek için, her birinize birer dolar vereceğim.
Şimdi gidip bu birer dolarla ne alabiliyorsaniz alacaksınız, ama bu aksam geri döndüğünüzde paranızla aldığınız şey hastane odamı bir uçtan bir uca doldurmalı.

Çocuklar bu başarılı şirketi yönetme fırsatı karşısında heyecana kapıldılar. Üçü de şehre gidip parasını harcadı. Akşam geri döndüklerinde babaları sordu:Birinci çocuğum, bir dolarla ne yaptın?

Çocuk cevap verdi: “Arkadaşımın çiftliğine gittim, bir dolarımı verdim ve iki balya saman aldım”. Sonra odadan dışarı çıktı. Saman balyalarını getirdi, açtı ve havaya savurmaya başladı. Oda bir anda samanlarla dolmuştu. Ama biraz sonra samanların tamamı yere indi, ancak babanın söylediği gibi odayı bir uçtan öbür uca dolduramadı.

Adam sordu: “Peki ikinci çocuğum, sen paranla ne yaptın?” “Yorgancıya gittim. İki tane yastık aldım” Bunu söyleyen çocuk, yastıkları içeri getirdi, açtı ve tüyleri bütün odaya dağıttı. Zaman içinde bütün tüyler yere dustu. Boylece oda yine dolmamıştı.

Sen üçüncü çocuğum, sen paranı ne yaptın?” diye sordu adam. Dolarimi cebime koyup senin yıllar önceki dükkanın gibi bir dükkana gittim. Dükkanın sahibine parayı verdim ve bozmasını istedim. Dolarımın 50 centini İncilde yazıldığı gibi çok değerli bir şeye verdim. 20 centini sehrimizdeki iki yardim kurumuna bağışladım. 20 centte killiseye verdim. Böylece bir onluğum kaldi. Bununla iki şey aldım” Çocuk elini cebine atıp bir kibrit kutusu ve bir mum çıkardı. Işığı kapatıp mumu yakınca oda mumun yaydığı ışıkla dolmuştu. Oda samanla veya tüyle değil,bir uçtan öbür uca ışıkla dolmuştu.

Baba memnundu. “Çok iyi oğlum. Bu şirketin başına sen gececeksin, çünkü yaşam hakkında çok önemli bir şeyi, ışığını yaymayı biliyorsun. Bu cok güzel…

Enteresan Bilgiler

Enteresan Bilgiler

>> Hindistan’da oyun kagitlari yuvarlaktir.
>> Cocuklar baharda daha fazla buyuyor.
>> Odemeli telefon konusmalarinin cogu babalar gununde ediliyor.
>> Ortalama bir pire, kendi buyuklugunun 150 katiyuksekligeziplayabiliyor.
>> Bu orani tutturmak icin bir insanin yaklasik 30 metre ziplamasigerekli.
>> Eger barbie gercekten yasasaydi vucut olculeri 97-72 82 cm olacakti.
>> insanlar vucutlarinda 300 adet kemikle doguyorlar ama yetiskinolduklarinda bu sayi 206 ya dusuyor.
>> Her dort amerikalidan biri mutlaka televizyonda gorunuyor.
>> Uyurken, televizyon seyrederken yaktigimizdan daha fazla kalori harciyoruz. >> Kelebekler ayaklariyla tat alirlar.
>> Sarisinlarin esmerlere gore daha fazla saci vardir.
>> Yillara gore ortalama alindiginda , her sene esekler tarafindan oldurulen insan sayisi ucak kazalarinda olenlerin sayisindan dahafazla.
>> Kadinlar erkeklere oranla iki kat fazla goz kirpar.
>> insan vucudundaki en guclu kas dildir.
>> Gozleri acik tutarak hapsirmak imkansizdir.
>> insanlar beyinlerinin sadece %10’unu kullanirlar.
>> Filler ziplayamayan tek memelidir.
>> Elektrikli sandalye bir disci tarafindan icat edilmistir.
>> Bir karincanin koku alma yetenegi en az bir kopeginki kadar gelismistir.
>> Amerikan havayollari, ucuslarda yolculara sundugu kahvaltilarda her tepsiden bir zeytini kaldirarak 1987 yilinda 40 bin dolar kar etmistir.
>> Yetiskin bir ayi, bir at kadar hizli kosabilir.
>> Atlarin insanlardan 18 tane fazla kemigi vardir. Fareler kusamaz.
>> Hapsirdiginiz zaman, kalbiniz de dahil olmak uzere butun vucut
fonksiyonlariniz bir an icin durur.
>> Tom sawyer daktiloda yazilan ilk romandir.
>> Hamambocekleri yaklasik olarak 250 milyon yildir yasadiklari halde hicbir degisime >> ugramamislardir.
>> Gozlerimiz hicbir zaman buyumez. Ama burnumuz ve kulaklarimizinbuyumesi asla sona ermez. Kediler ultrason seslerini duyarlar.
>> Zurafalarin ses telleri yoktur.

Bakın Atatürk için başkaları neler demiş?

Bakın Atatürk için başkaları neler demiş?

Atatürk`ün dünyada `başöğretmen` sıfatlı tek lider olduğunu, Bir geometri kitabı yazdığını. Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (Türkçe) isim babasının bu yazdığı kitapla bizzat Mustafa Kemal olduğunu,

Bir röportajda “Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?” diye sorulur, Atatürk: “Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı.
Biz müracaat etmeyiz üye olmak için. Davet gelirse düşünürüz”.
BM yasasını değiştirir ve ilk davet edilen ülke biz oluruz,

Yıl 1938, General McArthur’un en zor, en problemli, en buhranlı dönemi. Birden çok sıkılır ve yanında duran yüz yirmiden fazla kişiye döner ve aynen şöyle der: “şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal’i görmek için neler vermezdim” ,

Yıl 2000, ABD Başkanı`nın milenyum mesajından bir alıntı : “Bugün milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk‘ tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir” ,

Yıl 1938, Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiir`den alıntı : “Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir” ,

Norveççe`de “Atatürk gibi olmak” diye bir deyim olduğunu, Kurtuluş Savaşında rütbe alan bir çok kadın askerlerimiz var. Ama dünya tarihine geçen tek bir üsteğmenimiz var; 700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reisiğine bizzat Atatürk tarafından atanmış Üstteğmen Kara Fatma, Atatürk çiçeği`nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden doktor Kirk Landın`in koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada bu isimle üretilip satıldığını,

Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina’daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu,

Yıl 1996, Haiti Cumhurbaşkanı vasiyetinde mezar taşına yazılmasını istediği metni bırakmıştır.

Diyor ki: “Bütün ömrüm boyunca Türkiye’nin lideri Mustafa Kemal Atatürk‘ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm”

Yıl 2005, Amerika’nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr. Johns`un önerisi “Türkiye ekonomiyle savaşta bir tek Atatürk‘ ü örnek
alsın yeter”

Milletimi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve hareketlerimle aldatmamış olmakla gurur duyuyorum. ” M.Kemal Atatürk”

Hiç Bir Zaman Hiç Bir Şey İçin Geç Değildir…

Hiç Bir Zaman Hiç Bir Şey İçin Geç Değildir…

Yaşadığı şehirden, bulunduğu ortamdan, kısacası yaşantısından sıkılan kırk yaşlarında bir adam, cebindeki az miktar para ile yanına hiçbir şey almadan bulunduğu kenti terk edip daha önce hiç bilmediği bir ülkeye gitm. Oraya henüz alışmaya çalışırken birden bir ses duymuş. Bir çığırtkan, avazı çıktığı kadar meydanda bağırıyormuş.
– Tiyatro! Gelin! Kaçırmayın! Bu akşam Tiyatro!…

Adam hayatında hiç tiyatroya gitmem ve inanılmaz derecede merak etm. Biletin nereden alındığını öğrenm. Bilet fiyatı cebindeki tüm para kadar olmasına rağmen hiç tereddütsüz bileti almış. Başlamış merakla oyunu izlemeye… Oyun bitm, herkes dağılmış ve bizim meraklı izlediği muhteşem oyun karşısında kala kalmış. Temizlikçi artık salonu terk etmesi gerektiğini söylediğinde.

Adam :
– Beni müdürünüze götürür müsünüz?
Onunla bir şey konuşmam gerek…dem. Seyrettiği oyunun etkisinde müdür ile konuşmuş ve ne olursa olsun, ne olursa olsun buranın bir parçası olmak için çalışmak istediğini belirtm . Müdür adama çok şanslı olduğunu, şu sıralarda bir temizlikçi aradığını fakat önce onu denemesi gerektiğini belirtm ve denemek üzere aylardır el değmem bir kütüphanenin temizlemesini istem.

Tiyatro aşkının verdiği şevkle temizlik beklenenden kısa sürede bitm. Müdür odayı görmeden adamın samimiyetine inanmamış. Onu diğerleri gibi i savsaklayan biri sanmış. Fakat gördükleri karşısında hayretler içinde kalmış. Aylardır içeriye girilmeyen oda gıcır gıcır oluverm.
Müdür bu çabuk ve becerikli adamı e almaya karar verm.
– Tamam seni e alıyorum
– Fakat benim yatacak yerim yok.
– O zaman burada yatarsın ve e daha erken başlarsın.

İstediği olan tiyatro tutkunu, huzurlu bir şekilde odayı terk ederken
Müdür:
– Adın neydi senin buraya yazalım… dem.

Aldığı cevap ise;
– William! William Shakespeare!… olmuş.

Gökten elmalar düşmüş…
“Asla geç değildir..!” derken neye, niçin başladığını bilenlerin başına…!