KPSS 2008 –TÜRKÇE DERSİ ÖZETLERİ

SÖZCÜKTE ANLAM: Gerçek anlam ve mecaz anlam olmak üzere ikiye ayrılır. Gerçek anlamda kendi içinde, temel (gerçek) anlam ve yan anlam olmak üzere ikiye ayrılır.

GERÇEK ANLAM: Sözcüklerin bilinen ilk anlamına gerçek anlam denir.

ÖRNEK: Kardeşimin kolu kırılmış.

( Kol deyince ilk akla gelen insan organıdır. Bu yüzden burada kol kelimesi gerçek anlamda kullanılmıştır.)

YAN ANLAM: Gerçek anlamdan tamamen kopmadan kazandığı anlamdır.

ÖRNEK: – Makinenin kolu sıkışmış.

- Matematiğin bir kolunda uzmanmış.

 

MECAZ ANLAM: Tamamen koparak kazandığı anlamdır.

 

ÖRNEK: Arkadaşımın kolu uzundur.

 

SOMUT: Duyu organlarının en az biriyle algılanabilen, maddenin kendisini yada hareketini karşılayan sözcüklere denir.

 

ÖRNEK: Ateş, ses, ışık,

 

SOYUT: Duyu organlarıyla algılanmayıp, duygu ya da düşüncelerle kabul edilenlere denir.

 

ÖRNEK: Rüya, nefret,

TERİM ANLAM: Sözcüklerin bilim, sanat ya da bir meslekle ilgili olarak kazandıkları özel anlamlara denir.

ÖRNEK: Kaleci, Türkçe, dişçi…

 

MECAZA DAYALI SÖZ SANATLARI

  1. BENZETME(TEŞBİH): Bir şeyin niteliğini belirtebilmek için onu, o niteliği eksiksiz taşıyan başka bir şeyle ilişkilendirme yöntemidir.

 

ÖRNEK: Kuzu gibi sakin adam.

2)DEYİM AKTARMASI (EŞRETİLEME) (İSTİARE): Temel unsurlardan( Benzetme yönü, benzetme edatı, benzeyen, benzetilen) sadece biri kullanılarak yapılan benzetmedir.

 

ÖRNEK: Şakaklarıma kar mı yağdı? Ne var? (Burada benzeyen saçtır ama söylenmemiştir.)

 

İNSANDAN DOŞAYA AKTARMA: Masanın ayağı kırılmış.

KONUŞTURMA: Bulutlar söyledi şarkımızı.

DOŞADAN İNSANA AKTARMA: Gönlüm yine dalgalı.

DOŞADAN DOŞAYA AKTARMA: Bir med zamanı gökyüzü kurşunla örtülü.

 

DUYULAR ARASI AKTARMA

 

Dokunma duyusunun görme duyusuna aktarılması: Soğuk gülüş

Dokunma duyusunun işitme duyusuna aktarılması: Keskin çığlık

Tatma duyusunun görme duyusunu aktarılması: Tatlı bakış

 

AD AKTARMASI (MECAZ-I MÜRSEL)

 

Sözcüğün hiçbir benzetme ilgisi olmadan başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır.

 

-El ayak çekildi sokaklardan. (Parça Bütün ilişkisi)

-Kolonya kırılınca çocuk korktu. (İç dış ilişkisi)

-Tarlalara bereket yağdı. (Neden –sonuç ilişkisi )

-Bütün köy sepeti beline bağladı. (Yer insan ilişkisi)

-Ömer Seyfettin’i bir solukta okudum. (Sanatçı eser ilişkisi)

-Bu mevsimde güney çok sıcak olur. (Yer-bölge ilişkisi)

 

 

KİNAYE: Bir sözün hem gerçek hem mecaz anlama gelecek biçimde kullanılmasıdır. Amaç; anlamı düşündürmektir.

 

ÖRNEK: Tut şu çocuğun elinden artık.

 

TARİZ (DOKUNDURMA): Bir sözün alay etmek amacıyla tamamen tersini düşündürecek biçimde kullanılmasıdır.

 

ÖRNEK: (Geç gelen birine) Aman ne kadar erkencisiniz.

(Tembel birine) Bu ne çalışkanlık!

 

DOLAYLAMA: Bir sözcükle anlatılabilecek bir kavramı birden çok sözcükle belirtmektir.

ÖRNEK: Büyük kurtarıcı yerine: ATATÜRK

File bekçisi yerine: KALECİ

ABARTMA (MÜBALAŞA): Bir durumu olduğundan az ya da çok göstermektir.

 

ÖRNEK: Bunu sana binlerce defa söyledim.

 

GÜZEL ADLANDIRMA: İnsanı üzen ya da huzursuz eden bir durumu daha güzel sözlerle ifade etmeye denir.

 

ÖRNEK: Kör yerine: ama / görme engelli

Verem yerine: ince hastalık

 

 

 

KPSS 2008 –TÜRKÇE DERSİ ÖZETLERİ

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yapın, mutlaka cevaplandırılacaktır

Güvenlik Kodu: 5 + 10= sonucu kutuya yazın

Her Hakkı Saklıdır © 2011 ingilizceogretim.com - Copyright © 2011 ingilizceogretim.com All rights reserved.
Şimdiye kadar sitemize 1,923 adet yorum yazılmıştır.

29 adet sorgulama 0,567 saniye içinde yüklendi.