PERFECT MODALS

 

Adından da anlaşılacağı gibi bu başlık altında modalların perfect kullanımını göreceğiz. Bu yapı, modallara “present perfect” yani “have + V3 eklenerek kurulur ve daha sonraki derslerimizde de detaylı olarak göreceğimiz gibi bu yapılar “Unreal” yapılardır.

 

Modallar ile ilgili olarak daha önce anlatılanlar KPDS’ de sorulmayan detaylardı. Ama hem Perfect Modals konusuna hazırlık hem de temel modal bilgileri anlamında iyi öğrenilmelidir. KPDS sınavında modal konusundan asıl olarak Perfect Modals yapılarından soru gelmektedir. Anlama, boşluk doldurma ve diğerleri gibi konularda da Perfect Modals’ tan soru gelebilir. Bu konu, hem karışık hem de KPDS için önemli olması nedeni ile dikkatle çalışılmalı ve iyi öğrenilmelidir. Ayrıca başka kaynaklarda çok karışık bir şekilde anlatıldığı için kursta konu bittikten sonra başka kaynaklardan bakılmalıdır.

 

 

Must

Have to

Should                 + Have + V3 = Perfect Modals (Unreal Yapılardır.)

Ought to

 

Perfect Modals kullanımlarında Must + Have V3” ifadesi diğerlerinden ayrılarak farklı anlam yüklenmiştir.

 

Must + Have V3

 

Must + Have V3, “….mış olmalı” anlamına gelir. Bu yapı geçmişe yönelik güçlü bir tahmin için kullanılır. Örneğin, biri girdiği sınavdan sonra neşeli görüldüğünde “sınavı iyi geçmiş olmalı” deriz. Burada geçmişe yönelik güçlü bir tahmin yapıyoruz. Bizi bu güçlü tahmine götüren delil de sınavdan çıkanın neşeli olmasıdır. Dışarı çıkarsınız yerler nemli, “akşam yağmur yağmış olmalı” dersiniz. Yine iyi derecede İngilizce konuşan biri için “İngiltere’de öğrenim görmüş olmalı” deriz. Örnekler çoğaltılabilir. Önemli olan Must + Have V3” ün geçmişe yönelik güçlü tahminlerde kullanıldığını bilmektir.

 

The roads are wet, İt must have rained last night. (Yollar nemli, dün gece yağmur yağmış olmalı.)

 

She speaks German fluently, She must have studied in Germany. (O Almanca’yı akıcı bir şekilde konuşuyor, Almanya’da öğrenim görmüş olmalı.)

 

Have to + Have V3 = Should + Have V3 = Ought to + Have V3

 

         “….mış olmalıydı” veya “gerekirdi” anlamındadır. Her üç kullanım da aynı anlamdadır. Geçmişte yapılması gerekli ama yapılmamış olan eylemler için kullanılır. Örneğin, biri sınava iyi hazırlanmış ama sınavı geçememiş. Bu durumda “geçmiş olmalıydı” deriz. İngilizce’de bunu söylemek için yukarıdaki üç yapıdan birini kullanırız. En sık kullanılan Should + Have V3 yapısıdır.

 

         Yukarıdaki açıklamada da geçtiği gibi, “….mış olmalıydı” veya “gerekirdi” diye bu yapıları çeviriyoruz. Yani geçmişte olması gerekli fakat olmamış eylemleri bu şekilde ifade ediyoruz. Bu yapıların “gerekirdi” anlamı ile daha önce öğrendiğimiz “Had to = Gerekti” anlamı karışıklık yaratıyor. “Had to = Gerekti” ifadesi ise, geçmişte yapılması gerekli ve yapılmış olan eylemler için kullanılır. Yani “gerekirdi” ifadesi ile “gerekti” ifadesini karıştırmamak gerekir. Bu nedenle KPDS için çok önemli olan bu konuyu dikkatle çalışmak ve iyi öğrenmek gerekir.

 

The Goverment should have taken the nessesary steps. (Hükümet gerekli önlemleri almış olmalıydı)

 

Step: adım, önlem.

 

He study hard ; he should have passed exame. (O sıkı çalışır; sınavı geçmiş olmalıydı.)

 

It is too late. My father shpuld have called up so far. (Çok geç oldu. Babam şimdiye kadar aramış olmalıydı.)

 

You shouldn’t have shouted at me. (Bana bağırman gerekmezdi.)

 

The Goverment should have punished the responsibles. (Hükümet, sorumluları cezalandırmalıydı.)

 

We ought to have warned them. (Onları uyarmamız gerekirdi.)

 

We had to warn them. (onları uyarmamız gerekti.)

 

 

Could + Have V3

 

         “…mış olabilirdi” veya “….e bilirdi” anlamındadır. Güç, yetenek anlamında, geçmişte yapılabilecek ama yapılmamış eylemleri ifadede kullanılır.

 

Our Goverment could have improved our standarts. (Hükümetimiz, standartlarımızı geliştirebilirdi.)

 

İmprove: geliştirmek, iyileştirmek

 

Bu cümleden, Hükümetin standartları geliştirme gücüne sahip olduğunu fakat bu geliştirmeyi yapmadığını anlıyoruz.

 

They could have coused a crisis of confidence. (Bir güven krizine yol açabilirlerdi.)

 

Confidence:        güven

Couse:                 … e sebep olmak

Might + Have V3

 

         “…mış olabilirdi” veya “….e bilirdi”  anlamındadır. Fakat burada ihtimal anlamı vardır. Aslında geçmiş bir olayın olasılığı olamaz ama Might + Have Vkullanımı genelde geçmişte tehlike arz eden durumlarda kullanılır. Bu kullanım daha sonra Unreal yapılarda detaylı incelenecektir.

 

She might have fallen down. (O düşebilirdi.)

 

She might have killed her husband by mistake. (Yanlışlıkla kocasını öldürebilirdi.)

 

Mistake:     yanlışlık, hata

Kill:            öldürmek

 

Böylece Modal olarak temel kullanımları görmüş olduk. Gördüğümüz bu temel kullanımların dışında geniş bir şekilde modal kullanım varyasyonları da vardır. Ana kullanımları öğrendikten sonra karşılaşacağımız bu varyasyonları da çözebiliriz.

 

Örneğin:

 

He was ill this morning. He may have gone home. (O bu sabah hastaydı. Eve gitmiş olabilir.)

 

“…mış olabilir” yapısı daima olasılık bildirdiğinden bu yapıda May + Have V3 yapısında “Can” kullanılamaz. Yani Can + Have V3 şeklinde bir kullanım İngilizce’ de yoktur. Ama olumsuz ve soru yapısı vardır.

 

Such a man can’t have done that. (Böyle bir adam bunu yapmış olamaz.)

 

Örnek Model Cümleleri

 

He may have been waiting for us. (O bizim için beklemekte olabilir.)

 

He may have resigned. (O istifa etmiş olabilir.)

 

They must be studying now. (Onlar çalışıyor olmalı.)

 

She must have been developing a new method. (O yeni bir metot geliştirmekte olmalı.)

 

He was able to see his boss. (O patronunu görebildi.)

 

He has been able to see his boss. (O patronunu görebilmiş.)

 

He had been able to see his boss. (O patronunu görebilmişti.)

 

The two sides, could have resolved the dispute. (İki taraf anlaşmazlığı çözebilirlerdi.)

 

Unreal yapı olduğu için cümle olumlu görülmesine karşın olumsuz anlamdadır.

 

Resolve:     çözmek (bir problemi, bir sorunu…)

Solve:                  çözmek (kimyasal anlamda)

Settle          halletmek

 

Bu cümlede, KPDS için hayati önemde olan “pute”kelimesininköküve türevlerini öğrenecek olursak:

 

Pute, Latince kökenli bir kelime olup, “Putare” den gelir. “Putare” hesaplamak, düşünmek anlamındadır. Genelde bu kelime kökünün anlamına göre türevleri çevrilir.

 

Dispute:     dis = olumsuzluk, pute = düşünmek, Dispute = anlaşmazlık, tartışma

Compute:  com = beraber, Compute = beraber düşünmek, Computer: Bilgisayar.

Repute:      tekrar düşünülen, ün, şöhret.

İmpute:      suçlamak, itham etmek

 

I should have turned down their proposal. (Önerilerini ret etmiş olmalıydım.)

 

She has to have sold her car. (O arabasını satmış olmalıydı.)

 

They ought to have submitted their report. (Onlar raporlarını sunmuş olmalıydılar.)

Submitte: sunmak

 

We had to sell all our properties. (Tüm mallarımızı satmamız gerekti.)

 

Property: mal, mülk, eşya.

 

People shouldn’t have exalted the statue of computers. (İnsanların bilgisayar statüsünü yüceltmeleri gerekmezdi.)

 

Exalt: yükseltmek, övmek, yüceltmek.

 

He shouldn’t have revealed my secret.(Sırlarımı açığa çıkarması gerekmezdi; ….çıkarmamalıydı.)

 

Reveal: açığa çıkarmak, göstermek, açıklamak

 

You oughtn’t to have said all these to him. (Bunların tümünü ona söylemen gerekmezdi.)

 

We had to discharge this patient. (Hastayı taburcu etmek zorunda kaldık.)

 

Discharge: taburcu etmek.

 

We must have seen him. (Onu görmüş olmalıyız.)

 

****Can ile olumlu perfect modal yapılamaz. “Can + Have V3 yapısı yoktur. Yani;

 

He can have said this şeklinde bir cümle kuramayız. Ama olumsuz yapıda olabilir.

 

“Can’t + Have V3 şeklinde cümle kurulabilir. Örnek verecek olursak;

 

She can’t have killed her friend. (O arkadaşını öldürmüş olamaz.)

 

They should have considered hte offer. (Öneriyi düşünmüş olmalıydılar.)

 

He must have gone. (O eve gitmiş olmalı.)

 

He may not have brought it. (Onu almış olmayabilir.)

 

She may not have passed the exam. (O sınavı geçmiş olmayabilir.)

 

He is able to realize his goal. (O amacını gerçekleştirebilir.)

 

He was able to realize his goal. (O amacını gerçekleştirebildi.)

 

He had been able to realize his goal. (O amacını gerçekleştirebilmişti.)

 

We could have passed the exam. (Sınavı geçmiş olabilirdik.)

 

We might have had an accident. (Kaza yapmış olabilirdik. Ya kaza yapsaydık olarak da çevrilebilir.)

 

İnilizceyi İngiltere’de öğrenmiş olabilirdik. (We could have learnt English in England.)

 

Evimizi satmamış olabilirdik. (We could not have sold our house.)

 

Sen ayağını kırmış olabilirdin. (You might have broken your leg.)

 

He had to reject salary rise. (Maaş artışını ret etmesi gerekti.)

Ject:  atmak, fırlatmak anlamındadır. Latince kökenli olup, İngilizce’ye “ject”, Fransızca’ya “jet” olarak geçmiştir. Türkçe’de, Fransızca’dan geldiği için “jet”(uçak) olarak kullanılır. KPDS için önemli bir kelimedir. Türevleri ile birlikte çok iyi bilinmesi gerekir.

İnject:                  İn = içine, ject = atmak, İnject = içine atmak, enjekte etmek, iğne yapmak

Reject:        Re = yeniden, Reject = yeniden atmak, ret etmek

Eject:                   dışarıya doğru atmak. (teyplerde vardır.)

Object:       …e atmak, itiraz etmek, karşı çıkmak.

Project:      Pro = ileriye, …nın yerine, Project = …nın yerine atmak, tasarlamak.

The committe members could have given more concession. (Komite üyeleri daha fazla ödün verebilirlerdi.)

 

***Concession: taviz, ödün, ayrıcalık. KPDS’ de çok geçiyor. İyi bilinmeli.

 

He ought to have provided us with more accurate data. (Bize daha doğru bilgiler sağlamış olmalıydı.)

 

Provide: temin etmek, sağlamak. Önemli bir kelime ve KPDS’ de de sorulmuş önemli bir özelliği var. Eğer “provide”, sonrasında sağlanan nesne belli ise, “with” ile geçiş yapar. Yukarıdaki cümlede sağlanan şey “daha doğru bilgi”dir. Yani nesne belli olduğu için “with” ile geçiş yapmıştır.

Provition:  teminat

Accurate:   doğru. “cure = tedavi “den köken alır.

Accuracy:  doğruluk

Accuratly:  doğru bir çekilde

İnaccurate:          yanlış

İnaccuracy:         yanlışlık

İnaccuratly:        yanlış bir şekilde

Data:                   veri. Latince aslı “Datum”dur. Latince’de sonu “m” ile biten kelimeler İngilizce’ye geçince “a” ile sonuçlanırlar.

 

The Gaverment must have overcome the economic recession in Irak. (Hükümet, Irak’ta ekonomik durgunluğun üstesinden gelmiş olmalı.)

 

Recession:  (ekonomik) durgunluk. Cocession ve Recession kelimeleri her bir KPDS’ sınavında en az 20-30 defa geçer. Bu nedenle çok iyi bilinmesi gerekir.

Overcome: üstesinden gelmek

Yorum yapın, mutlaka cevaplandırılacaktır

Güvenlik Kodu: 1 + 7= sonucu kutuya yazın

Her Hakkı Saklıdır © 2011 ingilizceogretim.com - Copyright © 2011 ingilizceogretim.com All rights reserved.
Şimdiye kadar sitemize 1,923 adet yorum yazılmıştır.

30 adet sorgulama 0,610 saniye içinde yüklendi.