Örnek Model Cümleleri

ÖDEVİNİ BULAMADIN MI?FORUMDA SOR CEVAPLAYALIM!

Örnek Model Cümleleri


He may have been waiting for us. (O bizim için beklemekte olabilir.)


He may have resigned. (O istifa etmiş olabilir.)


They must be studying now. (Onlar çalışıyor olmalı.)


She must have been developing a new method. (O yeni bir metot geliştirmekte olmalı.)



He was able to see his boss. (O patronunu görebildi.)


He has been able to see his boss. (O patronunu görebilmiş.)


He had been able to see his boss. (O patronunu görebilmişti.)


The two sides, could have resolved the dispute. (İki taraf anlaşmazlığı çözebilirlerdi.)


Unreal yapı olduğu için cümle olumlu görülmesine karşın olumsuz anlamdadır.

Resolve: çözmek (bir problemi, bir sorunu…)

Solve: çözmek (kimyasal anlamda)

Settle halletmek


Bu cümlede, KPDS için hayati önemde olan “pute”kelimesinin kökü ve türevlerini öğrenecek olursak:


Pute, Latince kökenli bir kelime olup, “Putare” den gelir. “Putare” hesaplamak, düşünmek anlamındadır. Genelde bu kelime kökünün anlamına göre türevleri çevrilir.


Dispute: dis = olumsuzluk, pute = düşünmek, Dispute = anlaşmazlık, tartışma

Compute: com = beraber, Compute = beraber düşünmek, Computer: Bilgisayar.

Repute: tekrar düşünülen, ün, şöhret.

İmpute: suçlamak, itham etmek


I should have turned down their proposal. (Önerilerini ret etmiş olmalıydım.)


She has to have sold her car. (O arabasını satmış olmalıydı.)


They ought to have submitted their report. (Onlar raporlarını sunmuş olmalıydılar.)

Submitte: sunmak


We had to sell all our properties. (Tüm mallarımızı satmamız gerekti.)


Property: mal, mülk, eşya.


People shouldn’t have exalted the statue of computers. (İnsanların bilgisayar statüsünü yüceltmeleri gerekmezdi.)


Exalt: yükseltmek, övmek, yüceltmek.


He shouldn’t have revealed my secret.(Sırlarımı açığa çıkarması gerekmezdi; ….çıkarmamalıydı.)

Reveal: açığa çıkarmak, göstermek, açıklamak


You oughtn’t to have said all these to him. (Bunların tümünü ona söylemen gerekmezdi.)


We had to discharge this patient. (Hastayı taburcu etmek zorunda kaldık.)


Discharge: taburcu etmek.


We must have seen him. (Onu görmüş olmalıyız.)


****Can ile olumlu perfect modal yapılamaz. “Can + Have V3 yapısı yoktur. Yani;


He can have said this şeklinde bir cümle kuramayız. Ama olumsuz yapıda olabilir.

“Can’t + Have V3 şeklinde cümle kurulabilir. Örnek verecek olursak;


She can’t have killed her friend. (O arkadaşını öldürmüş olamaz.)


They should have considered hte offer. (Öneriyi düşünmüş olmalıydılar.)


He must have gone. (O eve gitmiş olmalı.)


He may not have brought it. (Onu almış olmayabilir.)


She may not have passed the exam. (O sınavı geçmiş olmayabilir.)


He is able to realize his goal. (O amacını gerçekleştirebilir.)


He was able to realize his goal. (O amacını gerçekleştirebildi.)


He had been able to realize his goal. (O amacını gerçekleştirebilmişti.)


We could have passed the exam. (Sınavı geçmiş olabilirdik.)


We might have had an accident. (Kaza yapmış olabilirdik. Ya kaza yapsaydık olarak da çevrilebilir.)


İnilizceyi İngiltere’de öğrenmiş olabilirdik. (We could have learnt English in England.)


Evimizi satmamış olabilirdik. (We could not have sold our house.)


Sen ayağını kırmış olabilirdin. (You might have broken your leg.)


He had to reject salary rise. (Maaş artışını ret etmesi gerekti.)

Ject: atmak, fırlatmak anlamındadır. Latince kökenli olup, İngilizce’ye “ject”, Fransızca’ya “jet” olarak geçmiştir. Türkçe’de, Fransızca’dan geldiği için “jet”(uçak) olarak kullanılır. KPDS için önemli bir kelimedir. Türevleri ile birlikte çok iyi bilinmesi gerekir.

İnject: İn = içine, ject = atmak, İnject = içine atmak, enjekte etmek, iğne yapmak

Reject: Re = yeniden, Reject = yeniden atmak, ret etmek

Eject: dışarıya doğru atmak. (teyplerde vardır.)

Object: …e atmak, itiraz etmek, karşı çıkmak.

Project: Pro = ileriye, …nın yerine, Project = …nın yerine atmak, tasarlamak.

The committe members could have given more concession. (Komite üyeleri daha fazla ödün verebilirlerdi.)


***Concession: taviz, ödün, ayrıcalık. KPDS’ de çok geçiyor. İyi bilinmeli.


He ought to have provided us with more accurate data. (Bize daha doğru bilgiler sağlamış olmalıydı.)

Provide: temin etmek, sağlamak. Önemli bir kelime ve KPDS’ de de sorulmuş önemli bir özelliği var. Eğer “provide”, sonrasında sağlanan nesne belli ise, “with” ile geçiş yapar. Yukarıdaki cümlede sağlanan şey “daha doğru bilgi”dir. Yani nesne belli olduğu için “with” ile geçiş yapmıştır.

Provition: teminat

Accurate: doğru. “cure = tedavi “den köken alır.

Accuracy: doğruluk

Accuratly: doğru bir çekilde

İnaccurate: yanlış

İnaccuracy: yanlışlık

İnaccuratly: yanlış bir şekilde

Data: veri. Latince aslı “Datum”dur. Latince’de sonu “m” ile biten kelimeler İngilizce’ye geçince “a” ile sonuçlanırlar.


The Gaverment must have overcome the economic recession in Irak. (Hükümet, Irak’ta ekonomik durgunluğun üstesinden gelmiş olmalı.)


Recession: (ekonomik) durgunluk. Cocession ve Recession kelimeleri her bir KPDS’ sınavında en az 20-30 defa geçer. Bu nedenle çok iyi bilinmesi gerekir.

Overcome: üstesinden gelmek

Bu konu 14494 defa okunmuştur!

Örnek Model Cümleleri

İlginizi çekebilir...

“Örnek Model Cümleleri” için 2 cevap

  1. mustafa diyor ki:

    vallaha çok faydalı oldu fakat ‘it can’devamı ile ilgili cümle bulamadım

  2. nehir diyor ki:

    çok güzel hazırlanmıssss tebrikler…

Yorum yapın, mutlaka cevaplandırılacaktır

Her Hakkı Saklıdır © 2013 ingilizceogretim.com - Copyright © 2013 ingilizceogretim.com All rights reserved. Ferhat Bayık tarafından tasarlanmış ve İngilizce Dersler yazılmıştır.
İLETİŞİM

Sitemizde 1,596 adet konu ve 3,400 yorum bulunmaktadır..

49 adet sorgulama 1,056 saniye içinde yüklendi.