Montrö Boğazlar Sözleşmesi
Boğazlar, hiç şüphe yok ki Türkiye açısından hayatî öneme sahip bir bölgedir. Ancak Lozan’da imzalanan Boğazlar Sözleşmesi, Boğazlar konusunda Türkiye’yi tam yetkili kılmamıştır. Bu durum, Türkiye’nin bağımsızlık anlayışına ters düştüğü gibi Misak -ı Millî kararlarına da ters bir durum yaratmıştır. Çünkü bu sözleşme ile hem Boğazlar asker ve silahtan arındırılmış, hem de Boğazlardan geçişleri kontrol etmek ve geçişlerle ilgili olarak Milletler Cemiyeti’ne bilgi vermekle yükümlü bir Boğazlar Komisyonu kurulmuştu. Gerçi Türkiye’ye karşı ortaya çıkabilecek bir tehlike durumunda, Boğazların kullanımı ile ilgili olarak Milletler Cemiyeti ve özellikle İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya ve Türkiye’ye garanti vermişti. Ancak bu yetersizdi.
19323’de Lozan’da Türkiye’nin Boğazlar konusundaki bu çözüme razı olmasına rağmen, 19323’deki ortam devam ettirilememiştir. Milletler Cemiyeti güvenlik sisteminin dünyanın çeşitli bölgelerinde tam olarak uygulanamaması, İtalya ile Almanya’nın dünya barışını tehdit edecek ölçüde bir yayılmacı politika uygulamaya başlamaları, silahtan arındırılmış olan Boğazların geleceği ve güvenliği konusunda Türkiye’yi endişelendirmeye başlamıştır. Bunu üzerine Türkiye 1936’da “Şartlar Değişmiştir” ilkesinden hareket ederek, 1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesini imzalayan devletlere birer nota göndererek, mevcut sözleşmenin değiştirilmesini istemiştir. İngiltere, Türkiye’nin bu isteğini haklı görerek Türkiye’yi desteklediğini açıklamıştır. İngiltere’nin bu açıklamasının ardından Balkan Antantı Daimi Konseyi de bu yönde bir karar almıştır. Lozan Boğazlar Sözleşmesine imza koyan diğer devletlerin de Türkiye’nin bu isteğine sıcak bakmaları üzerine, İsviçre’nin Montrö şehrinde bu amaçla bir konferans düzenlenmiştir. Görüşmeler sonucunda 20 Temmuz 1936’da Türkiye, İngiltere, Fransa, S. Birliği, Japonya, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan ve Yugoslavya arasında Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.
Bu sözleşme ile Boğazlar Komisyonu kaldırılmış, Türkiye’ye Boğazlarda asker ve silah bulundurma hakkı tanınmıştır. Böylece Boğazlar konusunda Türkiye’nin kısıtlanmış olan hakları iade edilerek, Milletler Cemiyeti’nin yetersiz garantisi yerine, Türkiye’nin kendi gücüne dayanarak, Boğazlarda kendi savunmasını yapması imkanı sağlanmıştır. Ayrıca bu sözleşme ile Boğazlardan geçiş ve seyr-i sefer işi, Türkiye’nin ve Karadeniz’de kıyısı olan devletlerin güvenliği sağlanacak şekilde düzenlenmiştir. Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin Karadeniz’e geçebilecek gemilerinin büyüklüğü, cinsi ve tonajı sınırlandırılırken, Karadeniz’de kıyısı olan devletlerin savaş gemilerinin geçişi açısından oldukça serbestlik sağlanmıştır.
Türkiye’nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlarda tam hakimiyetini sağlaması, uluslar arası ilişkilerde de prestijini artırmıştır. Bu sözleşme Türk-İngiliz ilişkilerinde yakınlaşma sağlarken, Türk-Sovyet ilişkilerinde ayrılığın başlamasına yol açmıştır.

