Modal’ ların Past ve Future Kullanımlarının Özel Anlamları

 

Modal’ ların Past ve Future Kullanımlarının Özel Anlamları

 

Could – Was / Were able to Kullanımı

 

Could, (…e biliyordu.) geçmişte yapılmış sürekli olaylar için kullanılır ve içinde bir “yor” anlamı gizlidir.(Could not ile Couldn’t kullanımlarının anlamları birbirinden farklıdır. Bunları sonraki derslerimizde öğreneceğiz. Yazı dilinde kısaltma yapmak uygun değildir.)

 

Was / Were able to, (…e bildi) geçmişte yapılmış bir tek olay için kullanılır.

 

We could see each other. (Biz birbirimizi görebiliyorduk.)

 

Each other: each = her bir, other = diğeri. Each other: her bir diğeri = birbiri

 

He could put aside some money when he was young. (O gençken biraz para bir tarafa koyabiliyordu.)

 

We were able to see each other. (Biz birbirimizi görebildik.)

 

He was able to recognize the corpse. (Cesedi teşhis edebildi.)

 

Recognize: tanımak, teşhis etmek

Corpse:      ceset

 

I was able to attain my goal. (Ben amacıma ulaşabildim.)

 

Goal:                   amaç

To attain:  …e ulaşmak

 

         Attain kelimesinin kökü olan “tain” KPDS için hayati önem arz eden bir sözcüktür. Aslı Latince olup, “tenere” dir. Tutmak anlamına gelir. Tain’den İngilizce’de bazı kelimeler türetilmiştir. Şimdi bunları öğrenelim.

Maintain:  Main, Latince’deki “mano”dan köken alır. Mano el anlamındadır. Dolayısıyla Maintain “elde tutmak, muhafaza etmek” anlamına gelir. Eş anlamlıları aşağıdadır.

Sustain

Continue

Keep

preserve

Contain:    Con = beraber, Tain = tutmak. Contain, beraber tutmak = içermek, ihtiva etmek

Retain:       Re = tekrar, yeniden. Retain, yeniden tutmak = ….e tutmak (soyut anlamda, hafızada tutmak)

Detain:       göz altında tutmak.

Pertain:      Per = için, Pertain, …için tutmak = ilgili olmak.

Obtain:      elde etmek, sağlamak.

Attain:       …e ulaşmak.

 

“Amaç” kelimelerini de öğrenecek olursak;

 

Goal, Aim, Purpose, End, Objective, İntention, Motive: amaç

 

Might’ın Kullanımı

 

He might go home. (O eve gidebilirdi.)

 

         Gidebilirdi ama gitmemiş anlamını verir. May’ın Past ifadesi “Might”, geçmişte zayıf bir ihtimali belirtmek için kullanılır. Yani “may” kullanımına göre ihtimal daha zayıftır. Fazla yaygın bir kullanımı yoktur. Yan cümleciği olan ifadelerde zaman uyumunu sağlamak açısından “might” kullanımına gidilir.

 

Must

 

Mustın Past formu olmadığı için geçmişte zorunluluktan dolayı yapılan bir eylemin zorunluluğunun söyleyenden veya dışardan kaynaklanması önemli değildir. Yani geçmişte yapılan bir eylem için zorunluluk ayırımı ve bundan dolayı İngilizce’de farklı bir kullanım yoktur.

 

 

 

Had to: …gerekti

 

         “Gerekti” anlamına gelir. İlerdeki konularla karışmaması için bunun iyi öğrenilmesi gerekir. Geçmişte bir zorunluluktan dolayı yapılması gereken ve yapılmış eylemleri ifade etmek kullanılır.

 

He had to sell his house. (O’ nun evini satması gerekti.)

 

         Borcu vardı veya komşuları iyi değildi vs. Ama bir zorunluluktan dolayı evini satması gerekliymiş ve evini satmış. Bu cümleyi “….gerekiyordu” diye çeviremeyiz. Çünkü evi satma eylemi olmuş bitmiş bir eylemdir.

 

The Goverment had to punish the responsibles. (Hükümet, sorumluları cezalandırmak zorunda kaldı.)

 

Punish:                cezalandırmak

Responsible:                 sorumlu

Responsible for:  …den sorumlu

Responsiblility:   sorumluluk

 

He had to give up scheme. (O’nun projeden vazgeçmesi gerekti.)

 

Scheme: şema, proje

 

         “Had to” yapısını olumsuz yapmak için iki yol vardır. İkisi de aynı anlama gelir. Bu yapıda olumsuzluk gerektiğinde ikisinden biri kullanılabilir.

 

1.) He had not to give up the scheme.      (Projeden vazgeçmesi gerekmedi.)

 

2.) He didn’t have to give up the scheme. (       !!       !!       !!)

 

We didn’t have accept their sanction. (Onların yatırımlarını kabul etmemiz gerekmedi.)

 

We had not accept their sanction. (Onların yatırımlarını kabul etmemiz gerekmedi.)

 

Sanction:   yatırım

Accept:       kabul etmek

 

 

“Will Be Able To” Kullanımı

 

         “….e bilecek” anlamındadır. İngilizce’de, normalde “be able to” present kullanımı bir Future anlam da içermektedir. Bu özellik Türkçe’de de böyledir. Bu nedenle “…e bilecek” anlamına gelen “wiil be able to” ifadesi gelecekte yapılabilecek her durum için kullanılmaz ve özel bir kullanım şekli vardır. Yani “will be able to” gelecekte ilk defa yapılacak eylemleri ifade etmede kullanılır.

 

After a few lessons, I will be able to drive a car. (Birkaç dersten sonra araba kullanabileceğim.)

 

         Bu cümleden, daha önce araba kullanmasını bilmediğim, dolayısıyla hiç kullanmadığım, aldığım derslerden sonra ilk defa araba kullanabileceğim anlaşılır.

 

 

Will Have To

 

“Gerekecek” anlamındadır. Sade ve zor olmayan bir kullanımı vardır.

 

Next week, the Cabinet will have to fix salary rise. (Hükümetin, gelecek hafta maaş artışlarını saptaması gerekecek.)

 

He will have to come. (O gelmek zorunda kalacak.)

 

Fix:            tespit etmek, saptamak.

Salary:       maaş

Rise:           yükseliş, artış, zam.

Viewed 13501 times

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.