Geçmiş yıllarda yapılan KPDS Sınavlarında çıkan, az bilinen ve Advanced seviyede kelimeler… Hazırlandıkça eklenecektir. Sizlerde listelerinizi gönderebilirsiniz

KPDS VOCABULARY / KPDS KELİMELERİ

Impregnate: 1.Hamile bırakmak 2. Emdirmek

Residual: Kalan, Artan, Artık

Sheet Steel: Sac

Insulate: Yalıtmak, korumak

Fraction: 1. Küçük parça, bölüm 2.kesir

Particle: Tane

Intensive: Yoğun

Remnant: 1.Artık 2.Parça kumaş

Inhibit: Tutmak, Dizginlemek, Engellemek

Mortar: 1.havan dibek 2.harç ile sıvamak

Bitumen: Zift

Runway: Pist

Porous: Gözenekli

Tensile: Gerilme

Concave: Çukur

Spike: 1.Sivri uçlu şey 2.Krampon Çivisi 3.Başak

Repulsion: İğrenme 2.Atmak Uzaklaştırmak

Substitution: 1.Yerine koyma 2.Ornatma

Surveillance: Gözeti Gözaltı

Highway: Anayol

Potholes: Çukur

Stir: 1.Karıştırmak 2.Kıpırdamak, kımıldamak 3.Harekete geçirmek 4.Heyecan, telaş(it stirred his consciense= vicdanını uyandırdı) Are you trying to stir up a fight? Kavga çıkarmaya mı çalışıyorsun?

Stirring: Heyecanlandırıcı, heyecanlı

Facility: 1. Yetenek beceri Ustalık 2. Olanak kolaylık 3.Her türlü şey 4.Tesis yer

Laundry: Çamaşır, kirli çamaşır 2.(Laundry cellar or room = çamaşırhane)

Finish: 1.bitiş 2.Cila ağaç işlerinde This table has a lovely finish.

Roll: 1.dönmek, yuvarlanmak. Roll up: Bir şeyi sarmak 2.Roll out: Bir şeyi açmak eski haline döndürmek. Roll up one’s sleeves: birisinin kollarını sıvaması.

Roll Call: Yoklama okulda veya derslikte yapılan sınav yoklama

Presuppose: f. 1. (bir şey) mantıken (başka bir şeyi) gerektirmek, -in var oluşuna dayanmak: Prayer presupposes God. Dua için Allahın varlığı gerek.

Still: 1.Hareketsiz 2. Rüzgarsız 3. Sessiz

Stability: 1.Sağlamlık 2. Denge 3.Değişmezlik

Exemplify: 1.-in in örneği olmak 2. Örneklerle açıklamak

Exemplary: 1.Örnek olarak gösterilen 2. İbret verici

Commend: f. 1. tavsiye etmek, salık vermek. 2. övmek. 3. emanet etmek.

Commendable: Övgüye değer

Exempt: Hariç tutmak

Pedagogic: 1.Eğitimsel 2.Eğitbilim

Fiction: i. 1. Roman ve hikâye edebiyatı. 2. huk. kolaylık olsun diye gerçek gibi farz olunan şey, mevhume.

Induce: f. 1. neden olmak. 2. ikna etmek, kandırıp yaptırmak.

Delineate: f. 1. şeklini çizmek. 2. betimlemek.

Livelihood: 1. Geçim, geçinme

Effusive: s. coşkun, taşkın.

Abridge: f. 1. Özetlemek, (yazılı bir eseri) kısaltmak. 2. azaltmak.

Archaic: Arkaik geçmişe ait olan geçmiş…

Tangle: Bir şeyi (ip, zincir vb.) dolaştırmak, karıştırmak 2.WİTH ile kavga etm. BE/GET tangled up: bir durumun içinden çıkamamak

Intrigue: Entrika çevirmek.

Intricate: Karma karışık

Intrinsic: Aslında olan, gerçek, esas

Lead off: Başlamak

Penny: Az miktarda para

Firefly: Ateşböceği

Beech: Kayın ağacı

Affectionate: Sevgi gösteren, sevecen şefkatli

Despair: 1.Umudunu kesmek 2. Umutsuzluk

Engrave: Oymak hakketmek

Apprehensive: Korkulu Endişeli kaygılı

Bulletin: İlan bildiri, bülten

Straightforward: Apaçık gizlemeden.2Açık sözlü

Ambiguity: belirsizlik

Consistent: İstikrarlı Sürekli

Sanctuary: Tapınak Sığınak

Consolidate: Reinforce

Merge: Birleştirme

Coherent: Kolay anlaşılan

Unify: Örneklendirmek birleştirmek.

Elicit: Ortaya çıkartmak

Weak: Zayıf

Chore: Gündelik iş, angarya

Heads or Tails?: Yazı mı tura mı?

Latency: Gizlilik

Ivy: Sarmaşık, Duvar ve ağaç sarmaşığı, hedera

Rash: 1.Düşüncesiz, gözü kara 2.Döküntü, İsilik

Fall off the bike: 1. Bisikletten düşmek

In any case: Her durumda

Don’t you have any manners? Sende hiç terbiye yok mu?

Head toward: Yönelmek

Dilute: 1. Seyreltmek, Sulandırmak 2. Seyreltil Sulu

Envisage: Kafasında canlandırmak, İmgelemek

Receptive: İlerici, yenilikçi, modern görüşlü

Upward: Artan yükselen daha fazla

Distortions: Çarpıtma, Saptırma

Outcome: Sonuç

Decode: Şifersini çözmek

Exert: Kullanmak, Çaba sarf etmek.

Implicate: Birini olumsuz bir şeye karıştırmak

Be in implicit in: -de saklı olmak, -in içinde olmak: That´s implicit in what I said. O, dediklerimde saklı.

Turnover: 1. Devrilme 2.İş devri 3. İş hacmi

Turnout: Katılanlar, Toplantı mevcudu

Lye: Küllü su

Tacky: 1. Yapışkan 2. Adi, Üçüncü sınıf

Seep: Sızmak

Cavity: Çukur, Boşluk

Corresponding: Mutabık, benzer, Uygun

Cliché: 1.Klişe, basmakalıp söz

Betray: 1.İhanet etmek, ele vermek, aldatmak

Outright: 1. Resmen, açıkça 2. Derhal 3.Kesin 4.yalnızca

Forlorn: 1.Yalnız 2.Terk edilmiş

Utterance: İfade, Sözce

Troublesome: 1.Zahmetli, güç 2.Can sıkıcı 3.Üzüntülü

Flowerbed: Çiçek Tarhı

Weed: 1. Yabani ot 2.İstenmeyen otları temizlemek

Trim: Kırpmak +off: Budamak kırkmak, 3.Düzenlemek

Rockery: Taş döşeli küçük bahçe

Crowd Out: Çıkarmak için itelemek, 2.Yer açmak

Tub: Leğen, tekne

Placid: Easygoing

Estate agent: Emlakçı

Dim: Loş, Belirsiz, Durgun, Asalak

Purr: Mırlamak, Hırıldamak

Doze: Hafif uyku

Torrent: Taşkınca akan su, Sel Torrential: Çok şiddetli yağmur

Alienate: Soğutmak, Uzaklaştırmak

Woodwork: Marangozluk, Tahta işi

Languid: Uyuşuk, halsiz, yavaş hareket eden

Mop: Paspas, 2.Karışık taranmamış saç, paspaslamak

Fling: Atmak Fırlatmak

Lap: Kucak, Etek

China: Porselen çini

Wear on: Yavaş yavaş ilerlemek, geçmek 2. Can sıkmak

Saucer: Fincan tabağı

Probe: İrdelemek, soru sorarak araştırmak

Lupine: Acı bakla, Yahudibaklası

Gingerbread: Zencefilli pekmezli kek, Zencefilli pekmezli ekmek

Fudge: Şekerleme

Tissue: 1.Doku 2.İnce Mendil 3. Yumşak kağıt

Bit: 1.Matkap 2. Parça Lokma 3.Gem 4.Kısa Süre

Prickle: 1. Ufak diken 2. Ufak diken acısı 3. Karıncalanma, iğnelenme

Shatter: Tuzla buz etmek, Param parça etmek.

Presence: Hazır, Bulunma, Huzur

Devious: Dolaşık, Dolambaçlı 2.Sinsi Hilekar

Pedigree: Soy, Soy ağacı

Tigress: Dişi kaplan

Self-pity: Kendini zavallı hissetmek, Kendine acımak

“White Fang by Jack London” için Bir cevap

  1. ingilizce öğretmeni diyor ki:

    evet bence yapımı güzel bütün öğrenciler okusun

Yorum yapın, mutlaka cevaplandırılacaktır

Güvenlik Kodu: 1 + 5= sonucu kutuya yazın

Her Hakkı Saklıdır © 2011 ingilizceogretim.com - Copyright © 2011 ingilizceogretim.com All rights reserved.
Şimdiye kadar sitemize 1,913 adet yorum yazılmıştır.

33 adet sorgulama 0,683 saniye içinde yüklendi.