Bir gün bir adam, elinde mektup Der ki, Hoca’yı tutup :
“Hocam, zahmet ya sana, Şu mektubu bana bir okusana.”
Mektup baştan sona kadar Arapça Şöyle bir iki evirir çevirir:
Sökemez; çaresiz, geri verir. Der ki: “Başkasına okut bunu sen.”
Adam şaşırır : “Niçin ?” “Türkçe değil bu mektup okuyamam.”
Yine anlayamaz adam. Hocanın okuması yok zanneder:
“Ayıp Hoca, ayıp!”der. “Benden utanmıyorsan şundan utan!
Şu başındaki koca kavuğundan.” Hoca kavuğu çıkartıp uzatır.
Sonra: “-Mademki”der, “iş kavuktadır; Haydi giy de şunu,
Kendin oku bakalım mektubunu.”
PEŞTAMAL
Timur bir gun yanina Hoca’yi da alarak Aksehir’in Meydan Hamamina gider. Soyunup pestemallara sarinip sicak bolume gecerler. Gobek tasinda oturup bir yandan sohbet ederken bir taraftan terlerler. Derken Timur Hoca’ya sorar.
-Hoca sen bir deryasin! kiymet bicmesini bilirsin. Su halimle ben kac para ederim?…
Hoca;-On akce der.
Kendisine bu kadar az kiymet bicilmesi Timur’u kuplere bindirir.
-Bre gafil sen bana nasil on akce ettigimi soylersin bu parayi sadece pestemal yapar! deyince
Nasreddin Hoca boynunu bukerek;
-Pestemali hesapa kattim zaten! der.
Bu hayvanlara bayılacaksınız… Çook Tatlılar »
Bunları biliyor muydunuz? Gördünüz mü? »
Learning English At The Travel Agent »
Asking and Giving Directions – İngilizce Yol Tarifi »
Restaurant’da İngilizce Konuşma »
Ortaokula Hazırlık Sınıfı Geliyor! »
Lise Ders Kitaplarındaki Hatalar »


evet bence yapımı güzel bütün öğrenciler okusun