İslam öncesi TÜRK dinleri…> GÖK-TANRI ve Diğer Dinler

0
42

GÖK-TANRI (en yaygın inanış)
Bozkır Türk topluluğunun asıl dini bu idi. Eskiçağlarda başka hiçbir kavim ile iştiraki olmayan bu inanç sisteminde Tangri (Tanrı) en yüksek varlık olarak itikadın merkezinde yer almıştı. Yaratıcı, tam iktidar sahibi idi. Aynı zamanda “semavî” mahiyeti haiz olup, çok kere “Gök-Tanrı” adı ile anılıyordu. Gök-Tanrı telakkisinin, toprakla ilgisi olmadığı için, avcu, çoban ve hayvan besleyici topluluklara mahsus bulunduğu, bu itibarla kaynağınin Asya bozkırlarına bağlanması gerektiği umumiyetle araştırıcılar tarafından kabul olunmuştur.

Orta ve kuzey Asya toplulukları için karakteristik bir sistem olan Gök-Tanrı, doğrudan doğruya “bütün Türkler’in ana kültü” durumundadır.
Gök-Tanrı itikadının esaslarını başta Orhun kitabeleri olmak üzere, eski Türk vesikalarından az çok tespit etmek mümkün oluyor. Tonyukuk kitabesinde çok zikredilen Tangri bazen “Türk tangrisi” şekliyle o çağlarda “milli” bir Tanrı olarak görünmektedir. GökTürkler’in bir “hakanlık” kurması onun isteği ile olmuştur. Hakan, Türkler’e onun tarafından verilmiştir. Yani Tanrı Türk halkının istiklali ile alakalanan bir ulu varlıktır. Savaşlarda onun iradesi üzerine zafere ulaşılır. Türk’ün ve umumiyetle insanların hayatına Tanrı vasıtasız müdahale eder. Emreden, iradesine uymayanı cezalandıran Tanrı bağışladığı kut ve ülüg (kıymet)’ü layık olmayanlardan geri alır.

Ulu Tanrı şafak söktürür bitkiyi canlandırır. Ölüm de onun iradesine bağlıdır. Can veren Tanrı, onu isteğine göre gelir alır (“Kül-Tegin vadesi gelince öldü. Kişioğlu ölmek için yaratılmıştır” Kitabeler). “Kara-yol (kanun, hak) Tanrı’dır. Kırılanları birleştirir, yırtılanları birbirine ular… İnsan diz çökerek Tanrı’ya yalvarır, kut isterse verir, atlar çoğalır, insanı yalancıyı Tanrı bilir. Bulgarlar Hıristiyanların (Bizanslılar’ın) iyiliği için çok çalıştılar. Onlar bunu unuttu. Fakat Tanrı biliyor”. İnsanlar fani, Tanrı ebedîdir (Bulgar kitabesi).
Ne kadar dikkate değer ki daha geç devirlerde Türkler arasında yayılan iptidaî şamanlık eski Türk Gök-Tanrı telakkisine dokunamamıştır.
Türkler’de Tanrı düşüncesinde maddî gökyüzünde manada ulu varlık’a doğru bir gelişme dikkati çeker. Orhun kitabelerinde Türk kozmogonisini tek cümle içinde açıklayan bir ifade şöyledir: “Üze kök Tangrı asra yagız yir kılındıkta ikin ara kişi oğlu kılınmış…” (Yukarıda mavi gök, aşağıda yer yaratıldıkta, ikisi arasında insanoğlu yaratılmış…). Burada “kök-Tangri”nin, gökyüzü olduğu aşikârdır. O halde Gök-Türk çağında, dünyayı kaplayan, yeryüzünde herşeyi hükmü altında tutan sema’nın bozkırlı gözünde Tanrı kabul edilmesi mümkündür.

10. asır Oğuzlar’ında da benzer bir telakki göze çarpar. İbn Fadlan’ın naklettiğine göre, Oğuzlar’dan biri haksızlığa uğradığı yahut hoşlanmadığı bir iş başına geldiği zaman, başını göğe kaldırarak “Bir Tanrı”der. 13. asır Uygur’ları da Tanrı’nın insan veya herhangi bir tasvir şeklinde cisimlendirilemeyeceğine inanıyorlardı. Demek ki, asli Türk itikadında putçuluk yoktu.
Kitabelerin bir yerinde Tanrı ile “yer” eşit fonksiyon icra eder gibi görünmekle beraber (“yukarıda Tanrı, aşağıda yer buyurduğu için” Kitabeler), Gök-Tanrı’nın çok eski zamanlardan belki -Hunlar’dan- beri tek ulu varlık’ı temsil ettiğine dair deliller vardır.

Hunlar devrinde, üstelik 6-8, asırlarda artık fonksiyonunu kaybetmiş olan güneş, ay, yıldız Tanrılar da mevcuttu. Ancak bu durum Gök-Tanrı’nın, tıpkı semavi dinler (Musevilik, Hristiyanlık, İslamlık) deki gibi, tek kudret olduğu keyfiyetini gölgelendirmez. Çünkü dinler tarihinde tesbit edilmiştir ki, hiçbir din, hiçbir devirde tek itikad ve amelden ibaret olmamış, “hiçbir Tanrıya tek başına itaat edilmemiş” ve Tanrı daima kutsal sayılan ikinci derecede, yan varlık inançları ile çevrilmiştir (Semavi dinlerde Tanrı = Allah ile beraber azizlere, meleklere, resullere, kitaplara da iman edilir).

Türkler’de de Gök-Tanrı yanındaki: Hun devrinde güneş, ay, yıldızlar ve Gök-Türkler çağında, yer ve yer-su’lar böylece kutsallar (“aziz’ler) durumundadır (bu sebeple V. Thomsen “yer-sub” tabirini “saints” = azizler diye tercüme etmişti). 7. asır Bizans tarihçisi Th. Simocattes, Gök-Türkler’in kutsal saydıkları ateşe, suya, toprağa tazim ettiklerini, fakat yalnız, yerin göğün yaratıcısı bildikleri Tanrı’ya taptıklarını belirtmiştir. Yeryüzünde mevcut dinlerde “uluhiyet” konusunda araştırmaları ile tanınmış W. Schmidt’e göre de, daha Hunlar’da tek Tanrılığa doğru oldukça ileri bir gelişme gözlenen Gök-Tanrı dininde, Tanrı, Gök-Türkler devrinde manevi, büyük bir kudret haline yükselmiş bulunmakta idi. Tiflis’li St. Abo (790’lardı) Hazarlar’ın “bir yaratıcı Tanrı” tanıdıklarını söylemiştir. Hazar başkentine, Bizans’tan St. Cyrill ile mülakatı sırasında (862’de) hakan, hıristiyanların Tanrının “üçlü kişiliği”ne (Trinity) inandıkları halde kendilerinin (Türkler’in) tek Tanrı’ya iman ettiklerini belirtmişti.

Bulgar Türkleri de yaratıcı tek Tanrıya inanıyorlardı. Burada yanlış bir tefsiri önlemek için belirtelim ki, eski dinlerde görülen, sema ile ilgili inançlarda Tanrılar (Babil’de Şamas, Pamir’de Arso, Azizo, Baolsamin, Mısır’da Amon-re, İran’da Ahura, Hind’de Varuno, Roma’da Mithra vb.) hep güneşi, ayı, yıldızları temsil etmişler iken, Türkler’in dininde, bunlara ikinci planda yer verilerek, bizzat Gök, Tanrı sayılmıştır. Gök dinini bütün öteki dinlerden ayıran bu hususiyet, bu inanç sistemini, Orhun kitabelerinde ifade edildiği gibi, Türkler’in “millî” dini haline getirmiştir. Nitekim Tanrı kelimesi de bunu gösterir.
Tanrı tabiri, aşağı yukarı, bütün Türk lehçelerinde mevcuttur ve Türkçe’nin temel kelimelerinden biridir.

Eski Türk din adamlarına umumiyetle “kam” deniyordu. Türk lehçelerinde bu kelime de yaygındır ve ilk olarak Avrupa Hunları’nda görüldüğü bildirilmiştir (Atakam, Eş-kam). Gök-Tanrı dininin ne amel (ibadet) şekilleri ve “tangirilik” denilen tapınakları, ne de “tangrilik” (Irk bitig) adı verilen din adamları kesimi hakkında başkaca bir şey bilinmiyor.

DİŞER DİNLER
Tarihte çeşitli Türk kütleleri, bulundukları çevreye göre çeşitli dinlere de girmişlerdir ve bu durum, İslamiyet hariç Türk kavimleri üzerinde menfî tesirler doğurmuştur. Asya Hunları’nın, Budizm ile, Avrupa Hunları’nın Hıristiyanlıkla pek alakaları olmamış ise de, Çin’de devlet kuran Tabgaçlar Budizm tesiri ile, 495 yılından itibaren “millî” unsurları yasak etme neticesinde Çinlileşmişlerdir. Bununla beraber, Tabgaçlar Budist sanatta yeni bir devir olan “Wei” sanatının geliştiricisi olmuşlardır (Yung-kang ve Long-men Buddha heykelleri).

GökTürkler devrinde Budist rahip seyyah Hiuen-Tsang bütün Batı GökTürk sanatını bir Budistler memleketi olarak tasvir etmekte ise de, Türk halkının bu dine karşı direndiği ve II. GökTürk Devleti’nce Budizm’in reddedildiği malumdur. Ancak Uygurlar zamanında Maniheizm Türkler arasına girmiş ve bilhassa Uygurlar’ın Türkistan’daki hakimiyetleri devrinde iyice yerleşmiştir. GökTürk yazısı değiştirilmiş, yerine Soğd menşeli ve tamamen başka karakterde Uygur yazısı kullanılmıştır. Sonra Budizm’in de yayıldığı bu sahada Uygur tarihi artık yerleşik kültüre bağlanmış sayılmak gerekeder.

Uygurlar bu kültürün de en iyi temsilcilerinden bir olmağı başarmışlardı. Maniheist ve Budist eserlerin Uygurca’ya tercümesinden doğan zengin bir dini ortaya çıkmıştır. Bunlardan bir kısmı resimli ve ciltli olarak, Bin-Buddha mağara tapınaklarında bulunmuş olup, aralarında, 10. asır başlarında GökTürk alfabesi ile yazılmış kehanet kitabı Irk-bitig dikkati çekenlerden biridir.

Bir kısım Türkler de Museviliğe (Hazarlar) ve Hıristiyanlığa girmişlerdi. Türk nüfusunun çoğunluk meydana getirdiği sahalarda bir menfi tesiri görülmeyen bu yabancı dinler, bu imkanın mevcut olmadığı bölgelerde Türkler’in silinip kaybolmalarına sebep teşkil ettiği gibi (Doğu Avrupa’da ve Balkanlar’da: Hazarlar, Peçenekler, Uzlar, Kumanlar), 1000 tarihinden itibaren Ortodoksluğu kabul eden Bulgarlar’ın kısa zamanda Türklüklerini kaybetmeleri neticesini vermiştir. Yalnız İslam dinidir ki Türkler’in kadim inançları ile bazı bakımlardan uygunluk göstermesi dolayısıyla Türklüğü takviye eden bir din durumundadır.

Viewed 4415 times

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.