Kategori arşivi: Türkçe

Kaldırımlar…

KALDIRIMLAR

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; 
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..

NECİP FAZIL KISAKÜREK

Zarf Belirteç

ZARF (BELİRTEÇ)


Fiilerin fiilimsilerin sıfaların ya da kendisi gibi zarf olan sözcüklerin anlamlarını “yer-yön, ölçü-miktar, durum, zaman ve soru” kavramlarıyla açıklayan sözcüklerdir.


1)DURUM ZARFLARI

Fiilleri veya fiilimsileri, nitelik, sebep, kesinlik, olasılık, yineleme, yaklaşıklık gibi anlamlarla belirten zarflardır.Fiile nasıl sorusunu sorarak buluruz.


*Manş denizini yüzerek geçti (N)

*Bu gece yıldızlar pırıl pırıl yanıyordu (N)

*Öfkeyle kalkan, zararla oturur.(N)

*Ağlamaktan göz pınarları kurudu (S)

*Tüm bu acılara onu sevdiği için katlanıyor(S)

*Seven bu gönül seni asla terk etmeyecek(K)

*Bahar rüzgarının şarkısı hiç susmaz burada (K)

*Şu an belki kuşlar bizim şarkımızı söylüyordur(O)

*Adana ‘ya geldiğinde herhalde bizimle kalır(O)


UYARI:Bazı durum zarflarını niteleme sıfatları ile karıştırmamak gerekir.


*Büyük insanlar her zaman büyük düşünür.


*Soğuk insanlara ben de soğuk davranırım


*İyi bir üniversiteyi kazanmak için sınavlara iyi çalışmalısın.


2)YER-YÖN  ZARFLARI (Nere(ye)?)

Fiilleri veya fiilimsileri yer-yön bakımından belirten zarflardır.


*Aşağı tükürsen sakal,yukarı tükürsen bıyık.

*Küçücük çocuğu hemen yukarı çıkardık.

*Odasının penceresinden içeri baktım.


*Biraz yürüdükten sonra geri dönmüş.

*Araba çok fazla ileri gitmiş.

*Az beri gelirsen arkadaşında oturur.


UYARI:Yer-yön zarfları çekim eki alırsa adlaşır.


*Işık,perdenin kenarından içeri sızıyordu.(Z)


*Işık,perdenin kenarından içeriye sızıyordu.(A)


UYARI:Bazı yer-yön zarflarını işaret sıfatları ile karıştırmamak gerekir.


*Aradığını yukarı katta bulamayınca yukarı çıkmış.


*Aşağı mahallede gürültü olunca,apartman sakinleri aşağı inmiş.


*İçeri zili çalınca öğrenciler içeri girdi.


3)ZAMAN  ZARFLARI (Ne zaman?)

Fiillerin veya fiilimsilerin anlamını zaman bakımından sınırlandıran sözcüklerdir.

*Onu daha önce hiç böyle görmemiştim.

*Mehtabı seyrederdik geceleyin buralarda.

*Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm.

*Biz her gece uğultularını dinlerdik rüzgarların.

*Benim doğduğum köyleri geceleri eşkıyalar basardı.

*Bugün çalışan,yarın rahat eder.


UYARI:Bazı zaman anlamlı sözcükler belirtme durum ekini alırsa adlaşırlar.


*Bu akşam akşamı seyredeyim bakışlarında.

*Ne sabahı göreyim,ne sabah görüneyim.


4)ÖLÇÜ-MİKTAR ZARFLARI (Ne kadar)


Fiilleri,fiilimsileri,sıfatları veya kendisi gibi zarf olan sözcükleri ölçü-miktar bakımından sınırlandıran sözcüklerdir.


*Çok bilen çok yanılır.

*Sen burada biraz bekle.

*En güzel yıllarımı onun için harcadım.

*Daha güzel bir dünya için çok çalışmalıyız.

*Sahilde fazla güneşlendiği için yanmış.

*Soruları çözerken daha dikkatli olmalısın.


UYARI:Bazı nicelik zarflarını sayı sıfatları ile karıştırmamak gerekir.


*Çok insan bunu başarmak için çok çalışıyor.

*Fazla para insanı fazla rahatsız eder.


UYARI: “Daha” sözcüğü bir fiilin önünde olduğunda zaman zarfı,kendi gibi zarf olan bir sözcüğün önünde olduğunda ölçü-miktar zarfı olur.


*Daha iyi bir insanı bulabilmek için daha evlenmemiş.

*Bizimle daha sakin konuşuyordu.

*Eve daha gelmemiş.Msn   Öğretmen  öss  kpss   Gazeteler   Sohbet  hazır mesajlar  ders izle  Belirli Gün ve Haftalar Çanakkale savaşı şiir


5)SORU  ZARFLARI

Fiilleri ya da fiilimsileri soru yoluyla açıklayan sözcüklerdir.


*Ne zaman bu hayaller bir gün gerçekleşecek?

*Neden böyle düşman görünürsünüz,

Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

*Bu viran yerde nasıl yaşıyorsunuz?

*Yolun bitmesine ne kadar kaldı?

*Ne zaman bir köy türküsü duysam,

Şairliğimden utanırım.”

*Niçin gökyüzü bu kadar mavi görünür?

*Neden saçların beyazlamış arkadaş?


UYARI: “Ne” soru sözcüğü cümle içinde soru sıfatı ve soru zamiri olarak kullanılacağı gibi soru zarfı da olabilir.


*O karanlık sularda ne gördün?(Zamir)

*Hiçbir şey olmamış gibi ne susuyorsun?(Zarf)

*Benimle ne konuda konuşacaksın?(Sıfat)

*Gel ecel,ne korkarsın sarı çehremden benim?

*Aşık dediğin Mecnun misali kördür,

Ne bilsin,alemde ne mevsimdir.(Zarf-zamir)

*Ne ağlarsın benim zülfü siyahım.(Zarf)

*Şu dünyada ben ne insanlar gördüm.


UYARI: “Nasıl” soru sözcüğü bir ismi belirtirse soru sıfatı, fiil ya da fiilimsiyi belirtirse soru zarfı olur.


*Onun nasıl bir insan olduğunu nasıl anlayabilirim?

*Gurbette nasıl bir hayat sürdüğünü nasıl bilmiyorsun?

Zamirler (Adıllar)

ZAMİRLER (ADILLAR)


İsimlerin yerine kullanılan sözcüklerdir. Bütün zamirler sıfatlardan farklı olarak isim çekim eki alabilir.


A)Kişi (Şahıs) Zamirleri:


Sadece insan isimlerinin yerini alan zamirlerdir.


*Ben, sen, o;biz, siz, onlar.


*Görüyorum beni okşayan gözlerindeki geceyi.


*Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?


* “Bana kucaklarında seni getiriyorlar;


Ben de sonra o seni getiriyorum sana.”


*Mavi denizlerin ötesinde bulacağım seni .


*Bizim buralarda her yıldız kaydığında biri ölür.


*Sizler bu ülkenin geleceğisiniz.


* Ben senin en çok bana yansımanı sevdim.


*Biz her gece uğultularını dinlerdik rüzgarların.


*Güneş,sadece onun gözlerinde doğardı.


*Onun yüreğinde sevgi çiçekleri açardı.


*O,bu davaya yüreğini koymuştu.


*Zor durumda kaldığında onlar yardım ediyordu.




UYARI: “O” ve “onlar” zamirleri bir insanı anlatıyorsa kişi zamiri,insan dışındaki bir varlığı anlatıyorsa işaret zamiri olur.Msn   Öğretmen  öss  kpss   Gazeteler   Sohbet  hazır mesajlar  ders izle  Belirli Gün ve Haftalar Çanakkale savaşı şiir


*Onu çöpe atan ondan başkası olamaz.


*Onu bu yörede sadece onlar dokur.




NOT:Şahıs zamirleri ile isim tamlaması kurulabilir.Bu durumda şahıs zamiri sadece tamlayan olabilir.


*Benim denizlerim senin gözlerindir.


*Akşamı seyredeyim senin bakışlarında.


*Bizim atalarımız bu topraklarda bir tarih yazdı.




UYARI:Şahıs zamirleri kesinlikle iyelik eki almaz.


*Dönüşlülük Zamiri: “Kendi” zamiridir.Bu zamir,cümlede asıl şahıs zamirinin yerine kullanıldığı gibi,yerine kullanıldığı şahıs zamiriyle de yan yana olabilir.Bu durumda anlatım pekiştirilmiş olur.


*Bu evi ben temizledim.


*Bu evi kendim temizledim.


*Bu evi ben kendim temizledim.(pekiştirilmiş)


*Yol aldım sevdalarda kendimi bulmak için.


*Kendini bir de arkadaşının yerine koy.


*Şu dünyada ne yaparsak kendimize yaparız.


*Beni çağırmadınız,kalkıp ben kendim geldim.




B)İşaret (Gösterme) Zamirleri:


İsimlerin yerini işaret yoluyla alan zamirlerdir.


*Bu, şu, o;bunlar, şunlar, onlar;öteki, beriki, şöyle;böyleleri, öylesi.




*O,bu yörenin en meşhur yemeğidir.


*Duvardaki yazıları bu yazdı.


*Bu,bir büyük şanlı mazinin hatırasıdır.


*Bunlar her sabah aynı otobüse binerler.


*Ötekini bilmiyorum ama beriki işin farkında değil.


*Şunları kimsenin görmeyeceği bir yere koy.




NOT: “Böylesi-böyleleri”, “şöylesi-şöyleleri” biçimindeki zamirlere “tarz anlamlı zamirler” de denir.


*Böyleleriyle fazla samimi olmayacaksın.


*Ömrümde böylesini görmedim.


*Şöyleleri ham karpuzdur.




C)Belgisiz Zamirler:


İsimlerin yerini belirsiz şekilde (kişi,işaret) karşılayan zamirlerdir.


*Bazıları,kimileri,hiç kimse,kimse;herkes,birkaçı,biri,hepsi;tümü,başkaları,hiçbiri,birçoğu.


*Bazıları futbol,bazıları basketbol oynar.


*Hiçbirimiz ondan bu davranışı beklemiyorduk.


*Kimseye haber vermeden evden ayrıldı.


*Hiç kimse senin nazını çekmeye mecbur değil.


*Bu ailede herkes kendi dünyasında yaşıyor.


*Başkalarının ne dediği beni ilgilendirmez.


*Biri yer,biri bakar kıyamet ondan kopar.


*Meclisin aldığı karara birçoğu tepki gösterdi.




D)Soru Zamirleri:


İsimlerin yerini soru yoluyla alan zamirlerdir.


*Ne?, kim?;nereye?, kime?;hangisi?, kaçı?


*Sana dar gelmeyecek makberi  kimler kazsın?


*Kimdir bana gülen yeşillik balkonundan?


*Nereye baksam hep seni hatırlıyorum.


*Şu dünyada insan kime güvenebilir ki?


*Bunca zamandır ne konuştunuz?


*Elindeki makası nereye koyduğunu bilmiyor.


*Elindeki kitaplardan hangisini aldın?




E)İlgi Zamiri (-ki):


Ek halinde olup kendinden önceki bir sözcüğün yerini tutar.


*Senin ki can da bizim ki patlıcan mı?


*Tencerenin dibi kara senin ki benden kara.




UYARI:İlgi zamiri olan –ki’yi bağlaç olan ve sıfat yapan –ki ile karıştırılmamalıdır.


*Evdeki hesap çarşıya uymaz.


*Şemsiyen yoksa benimkini alabilirsin.


*Ben ki o gri karmaşadan aldım yağmurlu yüzümü.




F)İyelik Zamiri:


Ek halinde olup üzerine geldiği varlığın hangi şahsa ait olduğunu bildirir.Bunlar aynı zamanda iyelik ekleridir.


*Sana gül getirdim gönlümün bahçesinden.


*Ölüm siyah bir tütsü yakıyor gözlerimde.


*Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner.


*Bir gül yaprağıyla örtüldü üstümüz.


*Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede.


*Mutluluk başınızı bir dost omzuna dayamaktır.


Yazım İmla Kuralları 2

10)Birleşik Sözcüklerin Yazımı:


İki ya da daha çok sözcüğün yeni bir kavramı karşılamak üzere birleşip kalıplaşmasıyla oluşan sözcüklere birleşik sözcük denir.

Birleşik sözcüklerden  bazıları bitişik yazılırken bazıları da ayrı yazılır.Bir birleşik sözcüğün bitişik yazılması için şu özellikleri taşıması gerekir:


a)Anlam Kaymasıyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır:

Hanımeli, Kabakulak,Suçiçeği,Kuşpalazı,


b)Ses Değişikliği Yoluyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır: Sütlaç,Kaynana,Cumartesi,Nasıl,Niçin,Zannetmek,Hissetmek,Emretmek,Sabretmek,

Kaybolmak,Kahrolmak,reddetmek


c)Tür Değişmesi Yoluyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır:


Gecekondu,Biçerdöver,Bilirkişi,Dedikodu,Ateşkes


d)Kurallı Birleşik Fiiller Bitişik Yazılır:


*Yapıverdi,Alıverdi,Öpüver,Koşuver (Tezlik birleşik fiili)

*Yapabildi,Yürüyebiliyor,Çalışabilmiş (Yeterlilik birleşik fiili)

*Bakakaldı,Süregelmiştir,Koşadursun (Süreklilik birleşik fiili)

*Düşeyazdı,Öleyazdı(Yaklaşma birleşik fiili)


Not:


Etmek, olmak yardımcı eylemleri önündeki isimle birleşirken önündeki isimde bir ünlü düşmesi ya da bir ünsüz türemesi varsa bitişik, yoksa ayrı yazılır:

*Hissetmek ,Reddetmek,Emretmek, Terk etmek,Hasta olmak,Ayırt etmek…

11)İkilemelerin Yazımı:


İkilemeler ayrı yazılır ve aralarına herhangi bir noktalama işareti konmaz.

*Beni er geç anlayacaksın.

*Sen de doğru dürüst bir iş bulamadın gitti.

*Beni görüce koşa koşa yanıma geldi.


12)Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler:


1)Her cümle büyük harfle başlar:

*Sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlatmaktır.

*Yazdığım bütün şiirler,sana başlayan bir kitap için önsöz.

*Aşk sorgusunda şahanem yalnız kelepçeler sanıktır.


2)Yazı başlıklarının her sözcüğü büyük harfle başlar:


*Türk Dilinin Korunması           *Aile Eğitiminin Önemi


3)Bütün özel adlar büyük harfle başlar. Özel adların başlıcaları aşağıda belirtilmiştir:


a)Kişi ad ve soyadları:

*Faruk Nafiz Çamlıbel    *Halit Ziya Uşaklıgil

b)Hayvanlara verilen adlar:

*Sobanın başında uyuyan Pamuk mu?

*Bugün Boncuk keyifsiz gibi.

c)Ulus,mezhep,tarikat din adları:

*Biz İslamiyet’i 10. yüzyılda kabul ettik.

*Anadolu’da kurulan tarikatlardan biri de Aleviliktir.

d)Ülke adları:

*Türkiye ile Yunanistan ilişkileri eskisine göre şimdi daha iyi.

e)Bulvar,sokak,mahalle adları:

*Biz Turgut Özal Bulvarı’nda oturuyoruz.

*Mimar Sinan Mahallesi’ne yeni bir okul yapılıyor.

f)Kıta,bölge,dağ ,ova,deniz,göl,ırmak…adları:Dağ,ova,deniz,göl,ırmak adları eğer kendinden önceki özel isme dahilse büyük harfle başlar,dahil değilse küçük harfle başlar.

*Konya Ovası Türkiye’nin buğday ambarıdır.

Yukarıdaki cümlede ‘ova’ sözcüğü özel isme dahil olduğu için yani ikisi bir olup bir yeri karşıladığı için büyük harfle başlar.Eğer ‘ova’ sözcüğünü çıkarıp sadece Konya dersek aklımıza Konya Ovası değil, Konya şehri gelecektir.

*Toros dağları Akdeniz’dedir.

Yukarıdaki cümlede ‘dağ’ sözcüğü  özel isme (Toros) dahil olmadığı için küçük yazılır.

Özel ismin önündeki dağ sözcüğünü çıkarttığımızda Torosların tek başına yer adını karşıladığını görürüz .Öyleyse ‘dağ’ sözcüğü özel isme dahil değildir ve küçük harfle başlatılmalıdır.

*Siz Tuz Gölü’nü hiç gördünüz mü?

Yukarıdaki cümlede ‘göl’ sözcüğü büyük harfle başlamalıdır;çünkü ‘göl’ sözcüğü özel isme dahildir.Göl sözcüğünü cümleden çıkartıp tek başına ‘tuz’  dediğimizde yine tek başına kast edilen yeri karşılamadığını görüyoruz.Öyleyse buradaki göl sözcüğü özel isme dahildir ve büyük harfle başlatılmalıdır.Aşağıdaki örnekleri de bu mantık çerçevesinde inceleyiniz.

*Meriç nehri                *Alp dağları      *Van Gölü           *Ağrı Dağı       *Çanakkale Boğazı

g)Kurum, kuruluş, örgüt, parti, dernek adları:

*Sosyal Sigortalar Kurumu  bugün zor durumdadır.

*Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk tarafından kurulmuştur.

h)Yapı, yapıt, kitap, dergi, gazete adları:

*Ben Topkapı  Sarayı’nı görmeyi çok isterdim.

*Sizlere Küçük Ağa’yı ve Çalıkuşu’nu okumanızı tavsiye ediyorum.

*Geçenlerde bu makalem Türk Dili’nde de yayımlandı.

Not: Özel ada dahil olmayan gazete ve dergi adları büyük harfle başlamaz:

*Dün Hürriyet gazetesinde yayımlanan köşe yazısını okudun mu?

*Kanun Resmi Gazete’de yayımlandı.

*Dergah dergisinde yayımlanan Kırık Aynalar adlı öyküyü okuduktan sonra öyküyü sever oldum.

i)Unvanlar, takma adlar: Lakaplar, unvanlar büyük harfle başlar.

*Tarık Buğra eserinde Çolak Salih’in fiziki betimlemesini çok güzel yapar.

*Ahmet Mithat Efendi adeta bir yazı makinesidir.

*Ahmet Bey içeride mi?

*Sultan Hanım da mı yok?

*Dün Doktor Ahmet Bey bizdeydi.

*Ahmet doktor olmak istiyormuş.

Not:


Akrabalık bildiren sözcükler küçük harfle başlar.

*Ne güzel komşumuzdun sen Fahriye abla!

*Yarın Ayşe teyzem gelecek.

Ancak akrabalık bildiren sözcük kişinin lakabı olmuşsa büyük harfle başlatılmalıdır.

*Burada ona herkes Nene Hatun derdi.

ı)Dil adları:

*Türkçeye,Arapça ve Farsçadan pek çok kelime girmiştir.

j)Din ve mitoloji kavramları:

*Tanrı,Allah,Cebrail,Zeus …

Not: Tanrı sözcüğü özel ad olarak kullanılmadığı zaman küçük harfle başlatılır.

*Yunanlılar da tanrılarına kurban sunarmış.

Bazı dini kavramlar gelenekselleşmiş olarak küçük harfle başlar:cennet,cehennem,sırat köprüsü…

k)Milli ve dini bayramların adları büyük harfle başlar:

*Kurban Bayramı      *Ramazan Bayramı      *Cumhuriyet Bayramı….


13)Satır Sonunda Kelimelerin Bölünmesi:


Türkçede satır sonuna sığmayan kelimeler bölünebilir;fakat heceler bölünemez.

gel-iyorum (yanlış)

..ge-liyorum (doğru)

Birleşik kelimeler satır sonunda bölünürken tek bir sözcükmüş gibi hecelere ayrılır.

baş-

öğretmen (yanlış)

..ba-

şöğretmen (doğru)

.ilk-

okul (yanlış)

...il-

kokul (doğru)

........Durmuş-

oğlu (yanlış)

..Durmu-

şoğlu (doğru)

Ayırmada satır  sonunda ve satır başında tek harf bırakılmaz.

…..…..a-

raba (yanlış)

...….ara-

ba (doğru)

.….niha-

i (yanlış)


..ni-

hai (doğru)

Kesme işareti satır sonuna geldiği zaman yalnız kesme işareti kullanılır;ayrıca kısa çizgi kullanılmaz.

.Edirne’-nin  (yanlış)

...Edirne’nin  (doğru)…

2005’-te  (yanlış)

.....2005’te (doğru)


14)Ses Olaylarıyla İlgili Yazım Kuralları:


a)Ünsüz değişimi (yumuşaması) yazıya yansıtılır; ancak özel isimlerin yumuşaması yazıya yansıtılmaz.

*Kitapı (yanlış)                kitabı (doğru)

*Mehmed’in   (yanlış)       Mehmet’in (doğru)

b)Sert ünsüzlerin benzeşmesi yazıya yansıtılır.

*Dolapda  (yanlış)       dolapta (doğru)

*2005’de   (yanlış)      2005’te   (doğru)

c)Dudak ünsüzlerinin benzeşmesi(iç ses benzeşmesi) yazıda gösterilmelidir.

*Perşenbe  (yanlış)     Perşembe(doğru)       *penbe (yanlış)    pembe (doğru)

*Tenbel  (yanlış)     tembel (doğru)      *çenber (yanlış)      çember (doğru)

Ancak kimi özel isimlerde ve birleşik sözcüklerde n’li yazılış doğrudur.

*Saframbolu (yanlış)        Safranbolu (doğru)       *ombaşı (yanlış)       onbaşı(doğru)

d)Ünlü düşmesi yazıda gösterilir.

*ağızı  (yanlış)    ağzı  (doğru)        *sabır et  (yanlış)     sabret (doğru)

e) ‘y’ kaynaştırma ünsüzünden kaynaklanan söyleyişteki daralma yazıya yansıtılmaz.

*Sevmiyecekmiş  (yanlış)    sevmeyecekmiş (doğru) *yaşıyan (yanlış)    yaşayan (doğru)

f)Söyleyişte bazı sözcüklerde yer değiştirme (göçüşme,metatez) olur;ancak bunlar yazıya yansıtılmamalıdır.

*yanlız (yanlış)       yalnız (doğru)      *yalnış (yanlış)      yanlış (doğru)

*kiprik  (yanlış)     kirpik  (doğru)     *kirbit (yanlış)     kibrit (doğru)

Yazım (imla) Kuralları

YAZIM(İMLA) KURALLARI


1) “ki” bağlacının ve “-ki” ekinin yazımı:


Türkçede  üç çeşit “ki” vardır:Bağlaç olan“ki”,sıfat yapan  “–ki” ve zamir olan(ilgi zamiri) “–ki” dir.Bağlaç olan “ki” daima ayrı yazılır.Sıfat yapan “–ki” ve zamir olan “-ki” eklendiği sözcüğe bitişik yazılır.

Dilimizdeki bu üç farklı “-ki”yi birbiriyle karıştırmamak için şu pratik yöntemleri uygulayın.

*Cümle içerisinde –ki’den sonra –ler çokluk ekini getirebiliyorsanız o –ki zamir olan –ki’dir.

Ayrıca zamir olan –ki’nin bir ismin yerini tuttuğunu ve genellikle zamirlerin üzerine geldiğini de unutmayın.

---Arabam bozuldu , seninki(ler)ni kullanabilir miyim?

---Onunki(ler) seninki(ler)den daha iyi olmuş.

Görüldüğü gibi cümle içerisinde –ki zamirinden sonra –ler ekini getirdiğimizde cümlenin yapısında herhangi bir bozukluk meydana gelmiyor.Öyleyse bu –ki’ler ilgi zamiridir.


*Sıfat yapan –ki de sıfat tamlaması kurar. Sıfat yapan –ki her zaman bitişik yazılır.Pratik olarak önündeki isme “hangi” sorusunu yönelterek bulur ve diğer –ki’lerden ayırt ederiz.

---Sokaktaki çocuklara sahip çıkmamız gerekiyor. (Hangi çocuklar?)

---Sınıftaki öğrenciler dışarı çıksın. (Hangi öğrenciler?)

Görüldüğü gibi sıfat yapan –ki’yi alan sözcüğün hemen önündeki isme hangi sorusunu yöneltebiliyoruz.Öyleyse bu –ki  sıfat yapan –ki’dir ve eklendiği sıfata daima bitişik yazılır.


*Bağlaç olan “ki” ise daima ayrı yazılır.Diğer “ki”  ekleriyle karıştırmamak için cümleden çıkartırız, cümlenin yapısında ciddi bir bozukluk olmuyorsa o “ki” bağlaç olan “ki”dir.Ayrıca bağlaç olan ki’nin daha vurgulu söylendiğini de göz önünde bulundurmak gerekir.

*Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini. (Duydum unutmuşsun gözlerimin rengini)

*Sen ki dünyalara değersin. (Sen dünyalara değersin.)

*Şimdi anlıyorum ki o yaptıklarım bir hataydı. (Şimdi anlıyorum o yaptıklarım bir hataydı)

Görüldüğü gibi bağlaç olan –ki cümleden çıkartıldığında cümlenin anlamında bir daralma olsa da yapısında ciddi bir bozukluk olmuyor, öyleyse bu –ki’ler bağlaçtır ve daima ayrı yazılır.


NOT:

Mademki, halbuki, oysaki, çünkü, sanki… sözcüklerindeki ‘ki’ ler bağlaç olmasına rağmen kalıplaştığı için bitişik yazılır.


2) “de” bağlacının ve “de” bulunma durum ekinin yazımı:


“de” “da” bağlacı da tıpkı “ki” bağlacı gibi ayrı bir sözcük olduğu için daima ayrı yazılır.Bulunma durum eki olan “-de,-da, -de,-ta” ise eklendiği sözcüğe bitişik yazılır. “de,da” bağlacıyla “-de,-da,-te,-ta” ekleri birbiriyle karıştırılmamalıdır.Pratik olarak birbirinden şu şekilde ayırt ederiz:Cümle içerisinde cümleden “de”yi çıkartırız,eğer cümlenin yapısında bir bozukluk olmuyorsa o “de” bağlaçtır.Cümlenin yapısı bozuluyorsa o “de” bulunma durum ekidir.

*Kitap da alacağım.(Kitap alacağım)

*Sen de onun gibisin.(Sen onun gibisin)

Görüldüğü gibi bağlaç olan “de ,da” cümleden çıkartıldığında cümlenin yapısında bir bozukluk olmuyor.Şimdi de aşağıdaki örnekleri inceleyelim:

*Sende bir şeylerim kaldı.(Sen bir şeylerim kaldı)

*Onu otobüste gördüm.(Onu otobüs gördüm)

Görüldüğü gibi bulunma durum eki cümleden çıkartıldığında cümlenin yapısı bozuluyor.

Önemli uyarı: Bağlaç olan “de,da”nın kesinlikle “te,ta” biçimi yoktur.

*Sana kazak ta alacağım.(yanlış)

*Sana kazak da alacağım.(doğru)

Ayrıca bağlaç olan “de,da”  bir özel isimden sonra gelirse kesme işaretiyle ayrılmaz.

*Bize Ahmet’de gelecek.(yanlış)

*Bize Ahmet de gelecek.(doğru)


3. “mi” soru edatının yazımı:


“mı,mi,mu,mü” soru edatı eklendiği sözcükten her zaman ayrı yazılır,kendinden sonra gelen ekler soru edatına bitişik yazılır:


*Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun?

*Bize gelecek misiniz?

*Sen miydin dün rüyalarıma giren?

Soru edatı olan “mı mi mu mü” ile fiilden fiil yapan  olumsuzluk eki olan –ma,-me’nin darlaşmış biçimi birbiriyle karıştırılmamalıdır:

*Niçin beni dinle miyorsun?

Yukarıdaki cümlede ‘mi’ ayrı yazılmamalıdır;çünkü buradaki mi soru eki değil, –ma,-me olumsuzluk ekinin darlaşmış biçimidir.Cümleden mi’yi çıkartıp cümleyi tekrar okuduğumuzda cümledeki soru anlamının kaybolmadığını sadece olumsuzluğun kaybolduğunu görürüz.Cümleye soru anlamını katan mi değil, ‘niçin’ sözcüğüdür.

Soru edatı olan “mı,mi,mu,mü” cümleye soru anlamından başka anlamlar da katabilir.

*Sana güzel mi güzel bir elbise aldım.(pekiştirme göreviyle kullanılmış)

*Bu testi de çözdün mü konuyu daha iyi anlarsın.(Çözdüğün zaman)

*Tüm bunları ben mi yapmışım?(reddetme,kabullenmeme)


4)Sayıların yazımı:


Sayılar daima ayrı yazılır;ancak çek ve senetlerde sahtekarlığın önlenmesi amacıyla bitişik yazılır.

*Yaş otuz beş yolun yarısı eder.

*Bu yıl dershanemize tam bin beş yüz altmış kişi kayıt yaptırdı.


5)Kısaltmaların Yazımı:


Birkaç kelimeden oluşan kurum ve kuruluş adlarının kısaltmaları yapılırken araya nokta konmaz.

*TBMM              *PTT          *THY           *TEK     *KKTC        *MTA      *DSİ

Cümle içerisine kısaltmalara bir ek getirileceği zaman kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır.

*Kardeşim THY’da çalışıyor.(yanlış)

*Kardeşim THY’de çalışıyor.(doğru)

*Aç bakalım TV’da ne var? (yanlış)

*Aç bakalım TV’de ne var? (doğru)

Tek bir sözcüğün kısaltması yapılıyorsa kısaltmanın sonuna nokta konur:

*Dr.         *Prof.          *  c.            *  s.          *  bk.


6)Gün ve Ay Adlarının Yazımı:


Cümle içinde geçen gün ve ay isimleri küçük harfle başlar;ancak gün ve ay isimleri bir tarihe bağlanmışsa yani yanında bir rakam varsa büyük harfle başlatılır.

*Okullar haziranda kapanıyor.(doğru)

*Okullar 14 Haziran’da kapanıyor.(doğru)

*Ben 21 Mart 1978 Salı günü doğmuşum.(doğru)

*Sınav 16 haziran’da yapılacak(yanlış)

*Sınav 16 Haziran’da yapılacak. (doğru)


7)Yön İsimlerinin Yazımı:


Yer-yön bildiren (doğu, batı, güney, kuzey, orta…) sözcükler, tek başına ya da özel isimden sonra kullanıldıklarında küçük harfle, özel isimden önce kullanıldıklarında büyük harfle başlar:

*Siz Kuzey Amerika’yı gördünüz mü?

*Siz Amerika’nın kuzeyini gördünüz mü?

*Bu insanlar buraya Güney Asya’dan gelmişler.

*Bu insanlar buraya Asya’nın güneyinden gelmişler.

*Sizin daha da batıya gitmeniz gerekiyor.


NOT:

Yer-yön bildiren kelimeler eğer bir insan topluluğunun yerini tutuyorsa büyük harfle başlatılmalıdır.

*Bu konuda Batı bizi anlamıyor.

*Dün Doğu bu haberle çalkalandı.


8.Coğrafi Terimlerin Yazımı:


“Ay, Güneş,Dünya,Mars…” gibi kelimeler eğer coğrafi bir terim olarak gök cisimlerini anlatmak için kullanılırsa büyük harfle, bunun dışında kullanılırsa küçük harfle başlar:

*Ay, Dünya’nın uydusudur.

*Siz, Dünya’nın Ay’a ve Güneş’e olan uzaklığını biliyor musunuz?

*Daha dünyalar kadar işim var.(terimlikten çıkmış)

*Pencereden içeriye güneş giriyordu.(terimlikten çıkmış ,güneş ışığı anlamında)


9)Tarihlerin Yazılışı:


Gün ve yıl sayıları rakamla; ay, hem rakamla hem de yazıyla gösterilebilir:

*21 Mart 1978                   *25.11.1930         *11.X.2000     *18/01/1919

Not: Tarih bildiren sayılardan sonra gelen ekler, kesme işaretiyle ayrılır.

*19 Mayıs 1919’da                   *18.12.1933’te

Sözcükte anlam özellikleri

Sözcükte anlam  özellikleri


1) Gerçek (temel) anlam:

bir sözcüğün ilk ve asıl anlamına denir.yani bir sözcüğün söylendiği anda zihnimizde uyandırdığı ilk çağrışım gerçek anlamdır.

2) Yan anlam:

bir sözcüğün gerçek anlamı yanında kullanımına bağlı olarak yeni anlamdır.

3) Mecaz anlam:

Bir sözcüğün gerçek anlamı dışında yepyeni bir anlamda kullanılmasıdır.

* adamın tarladaki bütün ekinleri yandı. ( gerçek)

* partide çektiğimiz bütün resimler yanmış. ( yan)

* bu sınavı kazanamazsan yandın (mecaz)

* balkona astığım çamaşırlar kurumamış.(gerçek)

* hazan mevsiminde kurumuş yapraklar gibi.(yan)

* senin aşkın da beni kuruttu be güzelim. (mecaz)

* caminin minaresi çok inceydi. (gerçek)

* duvarın sıvası için ince bir kum getirmişlerdi. (yan)

* bana hediye alman çok ince bir davranıştı. (mecaz)

* sarayın aydınlık bir odasından karanlık bir odasına geçmiştik. (gerçek anlam)

* yaşadığımız bunca karanlık günlerden sonra aydınlık

günler bizi bekliyor. (mecaz)

* arkadaş, bu kız seninle oynuyor. (mecaz)

* bu masanın ayağı oynuyor. (yan)

* çocuk kumsalda oynuyor. (gerçek)

4) Terimsel anlam (terim):

bilim sanat, spor, ya da çeşitli meslek dallarıyla ilgili özel kavramları karşılayan sözcüklerdir.

* nota müziğin anahtarı gibidir.

* rakip takım birazdan penaltı atışı yapacak.

* marmara fay hattı tehlikeli sinyaller veriyor.

* güreşçimiz, finalde rakibini tuşla yendi.

* matematik öğretmenimiz tahtaya bir doğru çizmemizi istedi.

* şiirde aynı eklerin ya da sözcüklerin tekrarlanmasına redif denir.

Not 1: bazen bir sözcük gerçekte terim değilken terim olarak kullanılabileceği gibi, gerçekte terim olan bir sözcük de terimlikten çıkabilir.

*  polis bir hücre daha ortaya çıkardı. ( terimlikten çıkma)

*  sinop burnu türkiye’nin en kuzey noktasıdır.

(terimleşme)

Not 2: bir sözcük birçok dalda terim olabilir.

* bitkiyi toprağa bağlayan kökleridir.

* dört, kök dışına iki olarak çıkar.

* hiçbir ek almamış sözcüğe kök denir.

5) yansıma sözcükler:

doğadaki seslerin insanlar tarafından taklit edilmesine denir.

* bu köpek neden havlıyor?

* bir patlama sesiyle irkilmiştik.

* bu aylarda kediler çokça miyavlar.

* bu sözlerim üzerine sınıfta homurtular başladı.

* köyde sabahleyin koyunların meleyişleriyle uyandık.

6) eş anlamlı ( anlamdaş) sözcükler:

yazılışları farklı ancak anlamları aynı olan sözcüklere denir.

*  siyah ---- kara  ,   *  beyaz----- ak,   * zengin----varlıklı,

*  zengin--- varlıklı,  * fakir----yoksul , * rüzgar---- yel,

* üzüntü-----keder,   *  öykü---hikaye,  * eser--- yapıt,

* edebiyat--- yazın,  * cümle---- tümce * kelime--- sözcük

7. Zıt (karşıt) anlamlı sözcükler:

Anlam bakımından birbirinin tersi olan sözcüklerdir.

* sana çirkin dediler düşmanı oldum güzelin.

* ağlarım harta geldikçe gülüştüklerimiz.

* kışın soğuğunu yaşadıkça yazın sıcağını arar oldum.

* aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.

* yaşlı insanları görünce gençliğimin kıymetini    

anlıyorum.

Not: zıt anlamlılık ile olumsuzluk birbiriyle karıştırıl -mamalıdır.

* tanzimat romanında iyiler hep iyi kötülerse hep kötüdür. ( zıt)

* bugünlerde hiç iyi değilim. ( olumsuz)

8) sesteş ( eşsesli) sözcükler:

yazılışları ve okunuşları aynı ancak anlamları farklı olan sözcüklere denir.

* yılanı gören at birden şaha kalktı.

*  mutfaktaki pislikleri çöpe at.

*  al bayrağıma sarılı cansız bedenimi al.

* gül: “gül.” Dedi, bülbüle.

* kalem böyle çalınmıştır yazıma

yazım kışıma uymaz, kışım yazıma

* kırda yaptığımız piknikte yanımıza kır saçlı bir ihtiyar

geldi.

Uyarı: bir sözcüğün mecaz ya da yan anlamıyla sesteş anlamlılık karıştırılmamalıdır.

* bu sözler bazılarına çok dokunacak. ( mecaz anlam )

* omzuma bir el dokundu. ( gerçek anlam )

* bu yaz, bir mektup yaz.   ( sesteş )

Not: sesteş   sözcükler  genellikle  halk   edebiyatında cinaslı  manilerde  kullanılır.

9. Somut ve soyut anlamlı sözcükler:

varlığını beş duyu beş duyu organıyla algılayabildiği- miz  kavramlar somut; beş duyu organımızdan  hiçbiriyle algılayamadığımız, varlığını sadece akıl ve mantık  yürüt- me  yoluyla  kabul  ettiğimiz  kavramlar   soyuttur.

* çiçek, ağaç, ses, koku, hava, göl, ev, rüzgar, ışık(somut)

* ruh, akıl, vicdan, akıl, acıma, üzüntü, aşk, inanç( soyut )

Özellik 1: somut anlamlı bir sözcük, ek alarak soyut anlam kazanabilir.

* anne -   likinsanlık

somut     soyu yaptı              somut      soyut yaptı

Özellik 2 :Somut anlamlı bir sözcük kullanıldığı cüm- leye göre  soyut  anlam  kazanabilir. Buna  soyutlaştırma denir. Soyutlaştırma  kelimeye  mecaz anlam  kazandırma suretiyle olur.

* ne kadar sıcak bakıyor değil mi?  ( soyutlaştırma)

* kara haber tez duyulur.  ( soyutlaştırma)

* titreyen yapraklar, cilvedir, nazdır.  ( soyutlaştırma)

* bu adam kafasızın biridir.   ( soyutlaştırma)

* kızın gittiği bu yolu hiç iyi görmüyorum. (soyutlaştırma)

* sanatta özgün olmak biraz da yürek ister. (soyutlaştırma)

* nedense bugün hiç havamda değilim.  ( soyutlaştırma)

Özellik 3 : soyut anlamlı bir sözcük çoğunlukla ben- zetme yoluyla somut hale getirilebilir. Buna somutlaştırma denir.

* hüzün, sonbaharda  dökülen  yapraktır.

* yalnızlık , bir  çiçektir.

* sevgi,  gökyüzünde  kanat  çırpan  bir   güvercindir.

* arkadaşlık,  kişiler  arasında  kurulan  bir  köprüdür.

* bu düşünceler, zamanla çürüyecektir.

* vişne  dallarında  arzularımız,  alnımıza  konan  bir  öpücüktür.

Özellik 4 : gözlemleyebildiğimiz  eylemler  somut, gözlemleyemediğimiz  eylemler  ise  soyuttur.

* annesi, bebeğini  kucağına  almış  seviyordu. ( somut )

* ferhat, şirin’i dağları delecek kadar seviyordu.( soyut )

* çocuk, masadaki vazoyu kırmıştı. ( somut )

* bu sözlerinle  arkadaşını çok kırdın. ( soyut )

10)   nitelik  ve  nicelik   anlamlı sözcükler:

bir şeyin nasıl olduğunu , ne gibi özellikler taşıdığını anlatan  sözcüklere  nitelik  anlamlı  sözcükler denir. Bir şeyin   sayılabilen, ölçülebilen   ya  da  azalıp  çoğalabilen durumunu bildiren sözcüklere nicelik  anlamlı  sözcükler denir.

* az ileride  birkaç kişi  seni  bekliyor.   ( nicel )

* bugün oldukça kötü bir zaman geçirdim.  ( nitel )

* çok konuştuğu için arkadaşları pek sevmedi. ( nicel )

* iki damla yaş olur düşersin yüreğime gizlice ( nitel,

nicel)

* kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi. (nitelik )

Uyarı: bazı  sözcükler cümlede kazandığı anlama göre nicel de olabilir nitel de.

* yaptığı işte iyi para kazanıyordu. ( nicel )

* o iyi bir insandı.  ( nitel )

* bu  soğuk havada  bir  de  senin  soğuk esprilerini

çekemem. ( nicel, nitel )

* bu şehrin havası sıcak olduğu gibi insanları da sıcaktır.

( nicel, nitel)

görüldüğü  gibi  nitelik  anlamlı  sözcükler, genellikle niteleme   sıfatı   ve  durum   zarfı  görevindedir.   Nicelik anlamlı  sözcükler ise  ölçü - miktar   zarfı ,  belgisiz  sıfat veya sayı sıfatı görevindedir.

10.  Genel ve özel anlamlı sözcükler:

Karşıladıkları varlığın tamamını belirten sözcüklere genel anlamlı  sözcükler denir. Tek  bir  varlığı  karşılayan sözcüklere ise özel anlamlı sözcükler denir. Varlıkların genelden özele doğru sıralanışı : varlık- canlı- hayvan- keçi- ankara keçisi.

* çocuk, geleceğin teminatı olduğundan ben çocuğumun iyi yetişmesini istiyorum. ( 2. Si 1. Sine göre daha özel)

* kitap, insanın en iyi dostudur. ( genel)

* bu kitabı arkadaşıma ödünç verdim. (özel )

* eğitim- öğretim sadece okulda yapılmaz ( genel)

* okulumuz, şehrin en eski binasıdır. (özel )


Paragraf Konu Anlatımı

PARAGRAF KONU ANLATIMI

Paragraf herhangi bir yazının bir satırbaşından öteki satırbaşına kadar olan bölümüne denir. Paragraf bir olayın, bir durumun, bir duygunun sadece bir yönünü ele alır. Paragraf uzun bir yazıya yapı olarak benzer. Paragrafta da uzun yazılarda olduğu gibi giriş, gelişme, sonuç bölümleri vardır.

Her paragrafta bir düşünce savunulur. Paragrafı oluşturan cümlelerin anlam ve yapı yönünden bir uyum içerisinde olması gerekir.

PARAGRAFIN ANLAM YÖNÜ

1)Paragrafın Konusu:

Her paragrafta yazar bir şeylerden söz ederek okura mesaj ulaştırmak ister.Paragrafta üzerinde durulan,hakkında söz söylenen düşünce,olay ya da duruma “konu” denir.

Bir paragrafı çözümlerken yapılacak ilk iş konuyu doğru olarak saptamaktır.Konusu bilinmeyen paragrafın anlaşılması güçtür.

Konuyu bulmak için “Parçada neden söz ediliyor?” , “Üzerinde durulan nedir?” , “Hakkında söz söylenen nedir?” sorularını paragrafa yöneltiriz, aldığımız cevap bize paragrafın konusunu verir.

NOT:

Konunun belirlenmesi ana düşüncenin belirlenmesi için ilk aşamadır.Konu,genellikle paragrafın ilk cümlesinde yer alır.Kimi zaman da ikinci cümlede yer alır.

ÖRNEK:

Sabun köpüklerinde gökkuşağının renklerini, lapa lapa yağan karda uçuşan serçeleri görebildiğimiz için Tanrı’ya şükredelim. Eğer bize verilen nimetleri ve bütün güzellikleri göremeyecek kadar kör isek utanalım. Elimizdeki nimetleri sayalım. Ufak tefek çabalarla ortadan kaldırılabilecek sıkıntıları değil.

Şimdi bu paragrafı dikkatlice okuyup anladıktan sonra paragrafa şu soruyu soralım: “Parçada neden söz ediliyor?” Bu sorunun cevabı “Mutlu olabilmek için hayatın kötü yönlerini değil güzel yönlerini görmeye çalışmak gerekir” cevabını alıyoruz.

Örnek:

Herkes mesleğinde ve hayatında birçok karanlık yoldan geçmeye mecburdur. Ancak bu yolları elinde bir ışık olmadan geçmeye çalışmaktansa, başkalarının tecrübe meşalelerinden faydalanarak yürümek daha kolay ve karlı değil midir?

Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden bahsedilmektedir?

A)  Gelecekte başarılı olmak için genç yaşta bir mesleğe atılmak gerekir.

B)  Hayat, uzun ve zor bir yoldur.

C)  Hayatı daha kolay bir hale getirmek için başkalarının tecrübelerinden yararlanmak gerekir

D) Herkes, mesleğinde ve hayatında birçok karanlık yoldan geçer.

Çözüm:

Paragrafın bütününü dikkatlice okuduktan sonra “paragrafta neden söz ediliyor?” sorusunu paragrafa yönelttiğimizde “hayatı kolay  bir hale getirmek için başkalarının tecrübelerinden yararlanmak gerekir .” cevabını alırız.

Cevap: C

2)Paragrafın Başlığı:

Bir paragrafın başlığı konu ve ana düşünceyle doğrudan ilgilidir. Başlık,konu ve ana düşüncenin bir çeşit özetidir.Başlık paragrafın tamamını kapsar.

Paragrafın başlığını bulurken paragraf okunduktan sonra ilk ve son cümle tekrar okunmalıdır.Bu cümleler genellikle konuyu ve ana düşünceyi verir.Başlık ana düşünceyle özellikle de konuyla ilgilidir.

ÖRNEK:

Sözü uzatmak, büyütmek, dallandırmak, gereksiz kelimelerle doldurmak yoktur onda. Ne diyecekse en açık, en doğru biçimde söyler. Ama bu sözler bir araya geldi mi bir derinlik, bir anlam çoğalması, üzerinde uzun uzun durmak, incelemek, düşünmek gerekliliği yaratır.

Bu paragrafın ana düşüncesi, “Söyleyeceği sözü uzatmadan açıkça söylemek .” olduğuna göre, başlık da düşüncenin özeti olan “özlü anlatım” olmalıdır.

Örnek:

Para, gerçek zenginlik değildir. O, sadece ihtiyaçların giderilmesine vasıta olduğu için değerlidir. Bir çölün ortasında, hararetten yanan bir insan için birkaç damla soğuk su, bir torba altından çok daha değerlidir.

Bu paragrafın başlığı aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A)  Gerçek Zenginlik

B)  Çöl ve Su

C)  Soğuk Su

D)  İhtiyaçların Giderilmesi

Çözüm:

Paragrafın ana düşüncesi “Para gerçek zenginlik değildir.” Bu ana düşünceyi kapsayan başlık  “Gerçek Zenginlik” olmalıdır.

Cevap: A

3)Paragrafın Ana Düşüncesi:

Yazarken veya konuşurken karşımızdakine bir şeyler aktarmak isteriz. İster bir olay aktaralım, isterse bir konudaki düşüncemizi aktaralım,bunların hepsini bir amaç için ortaya koyarız.Bu amaca,aktarmak istenilen bu mesaja “ana düşünce” denir.

“ Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?” sorularına cevap verir.

Ana düşünce paragrafın başında, ortasında, sonunda olabileceği gibi paragrafın geneline sindirilmiş de olabilir.

ÖRNEK:

“Kışın beyaz güzelliğinin de yazın sıcak ve nemli günlerinin de zevkine var. Her mevsim, her gün, her an gelir geçer ve hiçbiri asla birbirinin aynı ya da tekrarı değildir. Kış soğuğunun ortasında yazı, yazın bunaltıcı sıcağında kışı özlemek yerine, her mevsimi kendi güzelliğiyle kabul et.”

Parçada, her mevsimin, her anın kendine göre bir güzelliğinin olduğu, bir mevsimi yaşarken bir başka mevsimin hayalini kurarak yaşamamak  ve içinde bulunduğumuz mevsimin tadını çıkararak yaşamak gerektiği anlatılıyor. Öyleyse bu paragrafın ana düşüncesi: “ Hayatın her mevsiminin tadını çıkarmak gerekir.” olmalıdır.

4)Paragrafın Yardımcı Düşünceleri:

Ana düşünceyi inandırıcı bir duruma getirmek,desteklemek amacıyla çeşitli düşüncelere,görüşlere de yer verilir,bunlara “yardımcı düşünce” denir.

Bir paragrafta ana düşünce bir tane iken yardımcı düşünce sayısı birden fazla olabilir.Yardımcı düşünceler ana düşünceyle bağlantıları ölçüsünde önem kazanır.

Yardımcı düşünceyle ilgili sorular çoğu zaman “olumsuz” biçimdedir.

“………….  hangisine değinilmemiştir?”

“………….  hangisi çıkarılamaz?

“………….  hangisi söylenemez?

“………….. hangisine yer verilmez?

“………….. hangisi yoktur?

“…………..  hangisine ulaşılamaz?

biçimdeki olumsuz sorular yardımcı düşünceleri sorar. Seçeneklerin dördünde söz edilenler  parçada bulunmalıdır.Bu yüzden bu tip olumsuz sorularda paragraflar dikkatlice okunmalı,yardımcı düşünceler iyi belirlenmelidir.

Örnek:

Hislerimizi etkileyen yüz ifadeleri üzerinde yapılan çalışmalar, iyi durumdayken bile pek fazla gülmediğimizi ortaya çıkarmıştır. Oysa gülümseme ve gülme, biyolojik süreci etkileyerek kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar. Onlar, beynimize giden kan ve oksijen miktarını, sinir taşıyıcılarının uyarı düzeyini artırır.

Bu parçadan aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

A) Yapılan araştırmalar, pek fazla gülmediğimiz ortaya çıkarmıştır.

B)  Gülümseme kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar.

C)  Gülümseme insan biyolojisini etkiler.

D)  Sağlıklı insanlarda beyne giden kan ve oksijen miktarı daha fazladır.

Çözüm:

Parçada A, B, C seçeneklerinde verilenlere ulaşılabilir. Parçada, beyne giden kan ve oksijen miktarının artması sağlıklı olmaya değil, gülümsemeye bağlanmıştır; bu yüzden D seçeneğinde verilen yargıya ulaşılamaz.

Cevap: D

Paragrafın yapısı

PARAGRAFIN YAPISI

Her cümlenin paragraf içinde özel bir yeri vardır.Nasıl ki her metnin bir girişi,bir gelişmesi,bir sonucu varsa paragraf da böyle bölümlere ayrılır.Her cümle kendinden önceki ve sonraki cümleyle hem anlam hem de yapı bakımından ilişki içindedir.

Şimdi bu bölümlerin özelliklerini görelim:

1)GİRİŞ(Bölümü) CÜMLESİ:

Giriş cümlesi paragrafın ilk cümlesidir. Bu bölümde paragrafta ele alınacak konu belirtilir. Kendisinden sonraki her cümle,dil ve düşünce yönünden giriş cümlesine bağlıdır.

NOT:Giriş cümlelerinde bir cümleyi önceki cümleye bağlayan “bağlayıcı öğeler” bulunmaz. “Fakat, ama,lakin, ancak, yalnız, çünkü, yani, oysa,n ne var ki, bu nedenle, şöyle ki, halbuki, kısacası,…” bağlaçlarına yer verilmez.

NOT:Giriş cümlesi kendinden önceki bir yargının varlığını hissettirmez;çünkü daha önce söylenen bir şey yoktur.

ÖRNEK:

Aşağıdakilerden hangisi bir yazının ilk cümlesi olmaya en uygundur?

A)Yeni öykücüler arasında Türkçe’yi bütün güzelliği ile kullananlar var.

B)Başka öykülerini de dergilerde okumuştum ama bunu hepsinden güzel buldum.

C)Bunda,tiplerin çok canlı,öykülerin otobiyografik olmasının da etkisi var.

D)Bir bakıma bu son iki kitabı birer dil olayı olarak değerlendirilmelidir.

E)Birçok yeni öykücünün,buna gereğinden fazla önem verdiğini gördük.

2)GELİŞME  BÖLÜMÜ

Bu bölümde girişte ele alınan konu açıklanmış,tartışılmış,betimlenmiş ve öykülenmiştir.Bundan dolayı ayrıntılara girilmiş,düşüncelerle desteklenmiş,bütünleşme sağlanmış bölüme “gelişme bölümü” denir.Gelişmeyi oluşturan cümleler,dil ve düşünce yönünden kendisinden önceki ve sonraki cümleye bağlıdır.Bu cümleler konunun geliştirilip açıklandığı cümledir.Gelişme cümleleri ana düşüncenin belirginleşmesini sağlayan yardımcı düşünceleri içerir.

NOT: “………. hangisi söylenemez,hangisine değinilmemiştir,hangisine ulaşılamaz?”biçiminde düzenlenmiş,olumsuz sorularda “söylenen,değinilen,ulaşılan” sonuçların çoğu gelişme bölümünde bulunur.

ÖRNEK:

Bence edebiyat,bütün türleriyle masalla başlar,masalla biter.Masal,türler içinde en çok şiire yakındır.Ritmiyle,tekrarıyla,hayaliyle,…Eşine rastlamadığımız ama umutlarımızı,korkularımızı,sevinçlerimizi taşıyan yeni eşyalar,yeni insanlar,yeni hayvanlar yaratır masal.Bu nedenle en çok şiire yakındır.

Bu parçada masalla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A)Yinelemelere yer verildiğine,

B)Düş öğesinden yararlanıldığına,

C)Çok aranan ve okunan bir tür olduğuna,

D)Değişik türlerin kaynağı olduğuna,

E)Duygusal yönünün bulunduğuna.

Çözüm:

Görüldüğü gibi bu soru,paragrafın yan düşüncelerini araştıran bir sorudur.Paragrafta yan düşünceler paragrafın gelişme bölümünde bulunur.

A,B,D ve E seçeneklerinde bulunan düşünceler bu paragrafın gelişme bölümünde yer almıştır.C seçeneğindeki “çok aranan ve okunan bir tür olduğuna” değinilmemiştir.

3)SONUÇ (Bölümü) CÜMLESİ:

Paragrafın en can alıcı,en etkili bölümü burasıdır.Sonuç bölümü çoğu kez,kendinden önceki düşünceleri açıklayan,özetleyen bir nitelik taşır. “Kısacası,demek ki,yani,böylece,sonuç olarak,öyleyse…” gibi özet anlamı taşıyan bağlaçlarla tamamlanır.

Yazar bu bölümde düşüncelerini derleyip toparlar ve bir sonuca bağlar.Sonuç bölümü,bazen giriş bölümünün tekrarı biçiminde bazen de ana düşüncenin anımsatıldığı,paragrafın özetlenmesi şeklinde oluşur.

ÖRNEK:

İnsanın doğayla savaşımında korkunun rolü yansımaz.Önemli olan,bu insanca duyguyu iyi değerlendirebilmektir.Nasıl ki  kullanılması bilinmeyen bir silah bazen geri tepip büyük zararlara yol açabiliyorsa,korku da  denetim altında tutulmayıp kendi başına bırakılırsa sonuç hiç kimse için iyi olmaz.Korkalım;ama neden,niçin korktuğumuzu bilelim.Korkuya yenilme kaygısının tutsağı olmayalım.

Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?

A)Korkuyla birlikte yaşamayı öğrenelim.

B)Korkudan,uygun biçimde yararlanmaya çalışalım.

C)Korkunun,toplumu değişik yönlerden etkilediğini unutmayalım.

D)Korkuyu bir engel değil,bir araç olarak görelim.

E)Korkumuzun nedenini öğrenip ona göre davranalım.

ÇÖZÜM:

Parçada korkuyla yaşamın sadeliğinden,bu duyguyu iyi değerlendirmenin gerekliğinden söz edilmektedir.Bu parçanın sonuna A,B,D,E seçeneklerindeki ifadeler getirilebilir.Fakat korkunun toplum üzerindeki değişik etkilerinden söz edilmediği için E’deki ifade ile tamamlanması uygun olmaz.

Düşüncenin Akışını Bozan Cümleler:

Her cümle kendinden önceki ve sonraki cümleyle hem anlamlı hem de yapı bakımından ilişki içerisindedir.Bu yüzden bir paragrafta dil ve düşünce bağlantısı iyi kurulmamışsa,anlatımın akışı bozulur.Paragrafın içerisinde belirtilen düşünceden farklı bir düşünceye değinen cümleler düşüncenin akışını bozar.

ÖRNEK: (1)  Bu kitap, yaşamının değişik dönemlerinden seçilmiş ürünlerden oluşuyor.(11)

Ağırlık  197O lerden önce yazdığım şiirlerde(111) Son beş yılda dergilerde birçok şiir yayımladım, ancak bu şiirleri kitaba almadım.(1V)Anılarımda da belirttiğim gibi bunlar kendimle uzun bir hesaplaşmadan sonra oluşan şiirler.(V) Dolayısıyla beni bütün yöntemlerimle okurlarımla tanıtacaktır.

Yukarıdaki  numaralanmış gibi cümlelerden düşüncenin hangisi akışını bozmaktadır?

A)1.          B)2        C)3          D)4        E)5

ÇÖZÜM:

Bu parçanın üçüncü  cümlesi düşüncenin akışını bozuyor. Çünkü 1. ve 2. cümlede kitaptaki şiirlerden  söz  edilmiş 3. cümlede ise kitapta olmayan şiirlere değinilmiş 4.cümlede ise yine kitapta olanlara geçilmiş 4. cümledeki “bunlar” sözü bir önceki cümleye bağlı olduğunu açıkça ortaya koymuştur.3.cümle çıkarılırsa anlam düzelir.

Parçayı Bölümlere Ayırma:

Bir paragraf ancak bir düşünceyi anlatır.Parça iki paragrafa bölünmek istenirse,parçada iki ayrı düşünce var demektir.Öyleyse parça içinde her düşünce ayrı bir paragrafta yer almalıdır.

Bu konuyla ilgili sorularda iki ayrı düşüncenin işlendiği bir parça verilir.Ve bu parçanın iki parçaya bölünmesi istenir.

ÖRNEK:

Sanatçının mektupları bir araya getirilerek bir kitap oluşturulmuş.(1)Oluşturulan kitap iki bölüme ayrılmış.(2)Birinci bölümde sanatçının çeşitli kişilere yazın alanında yazdıkları,ikinci bölümde ise ona yazılanlardan alıntılar yer alıyor.(3)Sanatçı şiiri,düz yazıdan daha çok seviyor.(4)Bir mektubunda: “Şiirin bir tek dizesi bile,koskoca bir yazının anlatmak istediğini bir çırpıda anlatıverir.” diyor.(5)Bu söz de onun şiire ilişkin görüşlerini kısaca açıklıyor.

Bu parça,açıklanan düşünceler açısından iki paragrafa ayrılmak istense,ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?

A)1           B)2           C)3         D)4              E)5

ÇÖZÜM:

Parçada 3. cümleye kadar sanatçının mektuplarından oluşan bir kitabın özellikleri;3.cümleden sonra ise sanatçının sevdiği tür üzerinde duruluyor.Yani yeni bir konuya geçiliyor.Bu da ikinci paragrafa geçilmesini gerektiren bir durumdur.

Paragrafa Cümle Ekleme:

Bir paragrafın başına,ortasına ve sonuna getirilecek cümle,kendisinden önceki veya sonraki cümleyle dil ve düşünce yönünden bağlantılı olmalıdır.

Bazı sorularda paragrafın başına,ortasına bazılarında ise sonuna cümle ekleme sorulabilir.Bu durumda parçanın anlam bütünlüğü ve yapısal bağlılığı dikkate alınmalıdır.

ÖRNEK:

İnsanların beğenileri birbirine uymaz.Belki o kırmızıdan hoşlanıyor,siz yeşili seviyorsunuzdur.Belki o,Wagner’in müziğini beğeniyor.siz Mozart’ı yeğliyorsunuzdur.  … Gördüklerinden ve dinlediklerinden aldığı tat sizinkine uymuyor diye karşınızdakini zevksizlikle,kabalıkla suçlamaya hakkınız yoktur.

Bu parçada boş bırakılan yere,düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?

A)Kimi zaman beğenilerinizin bağdaştığı da olur.

B)Öteki sanat dallarında da böyledir bu.

C)Öyleyse nelerden hoşlandığınızı bilmeniz gerekir.

D)Çünkü,insanların beğenileriyle davranışları arasında ilişki vardır.

E)Değerlendirmeleri belirli ölçütlere göre yapmak gerekir.

ÇÖZÜM:

Paragrafta asıl anlatılmak istenen farklı beğenileri olan insanların davranışlarının da farklı olacağı,bundan dolayı da insanların suçlanmaması gerektiğidir.Değişik renklerden hoşlanan,değişik müzikler dinleyen insanlar değişik davranışlar sergileyeceğine göre boş bırakılan yere “D” seçeneğindeki cümlenin gelmesi uygun olur.

Bir Sorunun Cevabı Olan Paragraflar

Bir paragrafın ilk cümlesi sorudan sonra okunduğunda soru ve ilk cümle arasında bir uyum olması gerekir.Bu bakımdan genellikle konuyla ilgili bu tür sorular sorulduğu paragraftaki ilk cümleden anlaşılır.

Bir de paragrafın ana düşüncesinin sorulan soruyla uyum içinde olması,parçanın sorunun cevabı niteliğinde olması gerekir.

ÖRNEK:

Bu soru,birçok yazara sorulmuştur.Soruyu yanıtlayanlar arasında, “Kendim için yazıyorum.” diyenler de vardır.Eğer bu tür bir yanıtı benimsemiş olsaydım, okurlarımı kendimle bütünleştirirdim; yani,  “Onlar demek,ben demek” derdim.Oysa ben,beni anlamak için özel bir çaba gösterecek olanlara sesleniyorum.

Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?

A)Yapıtlarınızla ilgili tepkilerine göre,okurlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

B)Niçin kendinizi okurun beklentilerine bağımlı hissediyorsunuz?

C)Okurlarınızın, “sizin gibi düşünenlerden oluştuğu” görüşüne nasıl vardınız?

D)Okurlarınızın görüşlerini değerlendirmeyi doğru buluyor musunuz?

E)Yapıtlarınızı oluştururken hangi tür okuru hedefliyorsunuz?

ÇÖZÜM:

Yazar; “Oysa ben,beni anlamak için özel bir çaba gösterecek olanlara sesleniyorum.” diyerek aktif okuyuculara hitap ettiğini  belirtmektedir.Böylesine bir yanıt E seçeneğindeki “Yapıtlarınızı oluştururken hangi tür okuru hedefliyorsunuz?” sorusuna karşılık verilmiş olabilir.

Duyularla İlgili  Sorular:

Duyu insan ve hayvanlarda dışarısının etkisini bir organizma yardımıyla duyma yeteneğidir.Duyular görme, işitme, koklama, tatma ve dokunma organları ile algılanır.

ÖRNEK:

Küf yeşili yaprağın üzerinde koyu benekler vardı. Yapraktan acı , kekiğimsi bir koku geliyordu. Adam, yaprağa bakıyor, beneklerini sayıyordu. Birden yaprağın üstündeki beneklerden biri kımıldadı.İrkildi adam. Önce gözlerine inanamadı. Koyu kestane kabuk çıtırdayarak yarıldı, altından tül gibi yarı saydam kanatlar çıktı. Uçuverdi böcek. Nemli, ılık bir esintinin içinde yitip gitti.

Bu parçada ayrıntıların seçiminde aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmamıştır?

A) Görme                  B) Tatma               C) Dokunma   D) İşitme                   E) Koklama

ÇÖZÜM:

Parçada duyuları veren ipuçlarını bulalım. “Küf yeşili” sözü renk olduğundan “görme” , “acı bir koku” sözü “koklama” , “çıtırdayarak” sözü “işitme” , “nemli,ılık bir esinti” sözü “dokunma” duyusunun bulunduğunu gösterir.Parçada tatmayla ilgili bir duyu yok. “Acı” sözü sizi aldatmasın parçada bu söz mecaz anlamda kullanılarak, koku söylenmiş.

Paragraf sorularında nelere dikkat edilmeli?

PARAGRAF SORULARINDA

ŞUNLARA DİKKAT EDELİM!


Paragraf sorularında nelere dikkat edilmeli?

*Paragraf sorularında önce soru cümlesi okunur.Daha sonra parça okunur.Çünkü parçayı hangi amaçla okuyacağımızı bilirsek amacımıza uygun olarak paragraftaki düşüncelere daha kolay ulaşırız.Bu yaklaşım zamanda kazanç sağlar, dikkatimizin dağılmasını önler.


*Paragraf sorularının tamamına yakınını doğru yanıtlayabilmek için, “Paragraflar uzun olduğu için zordur.” önyargısını terk edelim; bir parça ne kadar uzun olursa, yanıtı bulmak o kadar kolaylaşır.Çünkü sorunun yanıtı parçada yer alır.Bu nedenle en kolay sorular, paragraf sorularıdır.Bu tip sorular özel bir bilgi gerektirmediğinden, herkes tarafından kolaylıkla yanıtlanabilir.


*Sorulanı göz önünde tutarak metni okuyunuz.Önemli gördüğünüz anahtar sözcüklerin altını çiziniz.


*Paragraflar bir çırpıda, geri dönüş yapmadan mümkün olduğu kadar hızlı okunmalıdır.Paragrafları dudağımızla değil, gözlerimizle okumalıyız.Yapılan araştırmalar gözün okuma hızının,zihnin düşünme ve anlama hızına dudağınkinden daha yakın olduğunu ortaya çıkarmıştır.


*Paragrafta anlatılanlar karşısında nesnel olmalıyız.Bu tür sorularda paragraftaki düşünceye katılıp katılmadığımız ya da o konuda ne düşündüğümüz sorulmaz.Paragraf yazarının söylediklerini anlamamız yeter.


*Özel uyarılara dikkat etmeliyiz.Soru cümlesinde altı çizilen ya da tırnak içine alınan  “-me, -ma, değildir, yoktur” gibiek ve sözcüklere özellikle dikkat gösterilmelidir.


*Paragraf sorularında başarılı olmanız için geçmiş yılların  ÖSS sorularını titizlikle, sabırla, dikkatle çözmenizi tavsiye ederiz.Düzenli olarak yapacağınız günlük paragraf çözme egzersizleri anlama,yorumlama ve karşılaştırma yeteneğinizi geliştirecek ve tüm sözel (Tarih,Coğrafya,Felsefe) sorularında fayda sağlayacaktır.


OKUMA  HIZINIZI  ARTIRIN!!!


Okuma hızınızı artırmak için yapacağımız işlem çok basittir.Elinize alacağınız bir kalemi mümkün olduğu kadar hızlı hareket ettirerek satırlar üzerinde yürütün ve gözünüzün her defasında birden çok kelime üzerinde sabitleşmesine imkan verir.

Kalemi satır üzerinde yürüterek okumak size başlangıçta anlamsız ve çocukça gelebilir.Sonuç olarak yavaş okuduğunuzda ağır ve sıçramalı okuyuşunuzdan ötürü çabuk sıkılır ve dikkatiniz dağılır.Bu sebeple zihniniz okuduğunuz konudan uzaklaşır.Fakat hızlı okuduğunuz zaman elde edeceğiniz ritim ve akış okuduğunuzun anlamına daha kolay ulaşmanızı sağlar.

Be Hey Dürzü…

Be Hey Dürzü...

Ne ararsin TANRI ile aramda!...

Sen kimsin ki orucumu sorarsin?

Hakikaten gözün yoksa haramda

Basi açiga niye türban sorarsin?

Raki, sarap içiyorsam sana ne.

Yoksa sana bir zararim, içerim.

Ikimiz de gelsek kildan köprüye,

Ben dürüstsem sarhosken de geçerim

Esir iken mümkün müdür ibadet?

Yatip kalkip ATATÜRK'e dua et.

Senin gibi dürzülerin yüzünden,

Dininden de soguyacak bu millet

Isgaldeki hali sakin unutma.

ATATÜRK'e dil uzatma sebepsiz.

Sen anandan yine çikardin amma

Baban kimdi bilemezdin serefsiz...