Kategori arşivi: Fen ve Teknoloji

Akrep Özellikleri

AKREP TANK GİBİ KORUNAKLI

Akrep çelik zırhla kaplı korunmuş gerçek bir tanktan farksızdır.

İki gün su altında hiç hava almadan kalabilir.

3 yıl boyunca hiçbir şey yemeden hayatta kalabilir.

Derin dondurucuda 24 saat kaldıktan sonra bile canlılığını sürdürür.

Radyasyona dirençlidir. Zehir oranı arttıkça radyasyona direnci de artar. Akrebin zehirinden antinükleer aşı üretilmektedir. Kanı beyazdır. Bu serum atom bombardımanının yol açtığı yaraların kapanıp,hücrelerin yeniden üremelerine imkan sağlıyor.

Som balıkları bulundukları ırmaktan 800 km açıldıkları halde koku alma vasıtasıyla yine eski yerlerine gelip yumurtlayabilmektedirler.

Keçi kuyruğundan hava tahmini

KEÇİ KUYRUĞUNDAN HAVA TAHMİNİ

13 Kasım 1972’de Almanya’nın kuzeyinde kasırga koptu. Tesir alanı 110 bin hektar. Saatte 180 km hız.50 milyon ağaç yerle bir oldu. Ama 37 hayvan ölüsü vardı. Bir gün önce geyikler,dağ keçileri,yaban domuzu kaçışıyormuş.

Yaban kazları ve ördekler göç ediyorsa, keçiler kuyruklarını bacak arasına kıstırıyorsa, havada bulut yoksa da yağmur beklenir. Kazların sesi yakından gelirse hava iyi olacak demektir. Örümcek şevkle ağ örüyorsa hava güzel olacak demektir.

Arı iğnesini sokar zehirini aktarır. Ayrıca iğnenin bir daha çıkmamasını sağlayan çengeller var. Kendi ölür ama 24 saat iğne zehir pompalamaya devam eder. İğneyi hemen çıkartmak gerekir.

Çukurlu çıngıraklı yılanlarda kızıl ötesi dedektör var. Kanser teşhisinden, füzelere, oradan enerji santrallerinin kurulacağa yere, oradan haydutların yakalanmasına kadar bir çok alana bu durum örnek olmuştur.

Karınca alt çene avını yakalar,gedik açar,testere gibi kullanır. Alt çenenin yapısından yararlanarak pens yapılmıştır.

Karıncanın taraklı bacağı

KARINCANIN TARAKLI BACAĞI

Karıncanın bacağında tarak vardır. Sık kıllardan meydana gelen tarakla antenlerini temizler. Kursaklarında besin taşır. Aç bir arkadaşı ile karşılaştığında kursağını arkadaşına dayar ve besler. Bu olaya trofalazi denir. Dadı karıncalar kraliçe tarafından kendilerine teslim edilen larvaları havalandırır, bakar Gençler çalışır,yaşlılar hoşgörü ile karşılanır. Karıncalarda soğuk havada kullanmak üzere % 10 gliserol vardır.

Brezilyanın geniş çayırlarında yaşayan şemsiye karıncalar yuvalarını kurmak için 250 m3 toprak yığarlar Her karınca ömrü boyunca 1 kg toprak taşıyor. Yani kendi ağırlığının 5000 katı. Aynı biçimde bir çalışma ile insan topluluğunun gökdelen yapılması söylenseydi, her birimize 350 ton tuğla taşımak gerekirdi.

Karıncalar cemaatçidir. 3-4 m yükseklikte 100 m2 yer kaplayan binalar yapan termitlerde. Termitlerin binaları içinde yollar,hava yolları,besin depoları, melike ve kurtçuklar için özel odalar vardır. Termit(karınca)tepesi çelik bir levha ile ikiye bölündü. Buna rağmen yaşamlarını sürdürdüler. Her iki melike karınca hapsedildi yine iş devam etti ama kraliçe öldürülünce yapı durdu.

Avustralyalı Bayan Sidney karıncaların cenaze törenini anlatıyor. Karıncalar ikişer ikişer sıralanarak cesetlerin bulunduğu yere intizamla geldiler. İki karınca ilerledi ve arkadaşlarından birinin cesedini aldı,sonra diğer ikisi ilerledi sonuna kadar hepsi aynı şeyi yapınca,artık karıncalar yürümeye hazırdı. Herkes intizamla ilerlerken tembel olan bazıları cenazeden kaçındı. Bunlara hepsi çullandı,tek mezara attılar,cenaze töreni yapılmadı.

Tebessüm eden yüzler

TEBESSÜM EDEN YÜZLER

Hawai adalarında bir örümceğin karnında tebessüm eden yüz şekli var kuşlardan kendini koruyor.

Eğer yılanların derisi de diğer canlılar gibi olsaydı sürünürken parçalanabilirdi. Kemik gibi sert olsaydı,eğilip bükülemez,dar yerlerden geçemezdi. Temiz bir cam üzerine konulan yılan hiçbir yere gitmeden,sadece olduğu yerde kıvrılabilir. Elsiz ayaksız yılana savunma için Allah dil vermiştir. Bütün omurgalılarda kafatası kemikleri birbirine kaynaşmış olduğu halde yılanda çene kemiği esnek doku eklemlidir. Bu sebeple yılanın ağzı o kadar fazla açılabilir ki kendinden büyük hayvanları da yutabilir. Büyük avı yutarken nefessiz kalacağı için yedek nefes deliği vardır.

Bir kedinin beyin membranı alınmıştı. Bu deneyden sonra kedi görünüşte normal yaşamına devam ediyordu. Ama bütün iradesi kaybolmuştu. Burnunun dibinden geçen bir sürü fare gözlerinde hiçbir pırıltı meydana getirmedi. Buna mukabil başka bir kedinin beynini olduğu gibi bıraktılar ama omuriliğin bütün sinir düğümcüklerini aldılar. Kedi yaşamaya devam etti. Önüne bir sürü fare gelene dek. Kedinin bütün dikkati farelerde toplandı,kalbi durarak öldü. Çünkü fare kedinin beynine barsak cidarlarının hareket etmesi, bezlerin ifrazat yapması,kalbin çarpması gibi emirler göndermesini unutturmuştu. Her şey yerli yerinde yaratılmış değil mi?

Plecippus Paykulli kendisine av olarak seçtiği karasineğe ağını bir yere bağlıyor ve iple kapıp geri geliyor. 1/25.000.000 saniye… Hidrolik mekanizmayla işleyen örümcek ayak kaslarının bu kadar kısa zaman içinde kasılıp genişlemesi dikkat çekicidir.

Sivrisineğin kan emme kapasitesi

SİVRİSİNEĞİN KAN EMME KAPASİTESİ

Kızıldenizdeki dil balığı “pordaksin “dediğimiz sıvı salgılayıp felç ediyor. Balık çenesini kapatamıyor.

Ateş böceğindede pardoksin var. Dört ateş böceğinin zehiri bir litre suya karıştırılıp,köpek balığına verildiğinde önce onu sarhoş ederek hırpalamakta ve sonunda felç edebilmektedir.(Hani kuvvetliler yaşayıp zayıflar ölüyordu.)

Siz içi buz dolu 2 tane kamyoneti çekebilir misiniz?Kınkanatlılar familyasından bir böcek kendisinden 143 defa daha ağır oyuncağı çekmiştir.

Bir sivrisinek bir öğünde kendi ağırlığı kadar kan emebilir.

Arı 60000 çiçek ziyaret ettikten sonra bir çay kaşığı kadar bal yapabilecek nektarı toplayabilir.

Çekirge bir sıçramada vücut boyunun 20 katı mesafeyi kateder. İnsanın 3 adım atmada 100 metreyi aşması gibi..

Balığın Sustalı Çakısı

BALIĞIN SUSTALI ÇAKISI

Cerrah balığı kendisini düşmanlarından korumak için sustalı çakısı var. Tam kuyruk dibinin iki yanında sert kıkırdak yuvada saklı iki bıçak tehlike zamanı açılarak düşmanı hacamat eder. Dalgıçlar için bile tehlikelidir.

Kuş sesleri;Bütün kuşların seslerini,hatta ormana giren balta,dozer,grayder seslerini taklit eden kuşlar var. Ardıç kuşu nağmesinde 4 ayrı notayı birden çıkarır. Tarla kuşu saniyede 80 ayrı notanın söylendiği bir hızda 103 değişik melodi çıkarır. Hususi olarak yaratılmış insanlar konuşmaya müsait olan dil,gırtlak,ses telleri,burun ve ağız boşlukları gibi yardımcı uzuvlarla donatıldıkları halde bunların çoğuna sahip olamayan bir bülbülün en mükemmel nameleri çıkarması,papağanın insan sesini taklit etmesi nasıl izah edilir?

Bütün hayatı birkaç haftadan ibaret mikroskobik canlı rotatorlar dam üzerindeki kuru curuflarda suyu çekilmiş,tekerlek organı vücut içine alınmış olarak 59 sene kalır. Mumya gibi çok yüksek ve düşük ısı derecelerinde ölmeden muhafaza edilir.

Kızıldeniz’de bulunan dil balığı kendisine saldıran köpek balığına saldırı esnasında süt gibi sıvı salgılar. Öyle ki kendilerine saldıran köpekbalıkları artık çenelerini kapatamazlar. Zira çeneleri felç olmuştur. Ayrıca bu sıvı deniz kirpileri ve kaya balığını derhal öldürür.

Et ve otun sindirimi

ET VE OTUN SİNDİRİMİ

Böcek yiyen kirpinin sert böceklerin kabuklarını kırabilmesi için sivri kesici dişler ve dikenli elbise verilmiş. Arslan dahi tostoparlak olmuş bir kirpiye bir şey yapamaz.

Et yiyen hayvanların bağırsaklarının kısa oluşu ile ot yiyen hayvanların bağırsaklarının uzun oluşu etin kolay otun zor sindirilmesindendir. Sığır otun zor sindirildiğini nereden biliyor?

Kurtlar arsa sınırlarını idrarları ile belirlerler.

Atlar salıverilip vahşileşince,beşer altışar bir araya toplanıp gruplar meydana getirir. Gruplar ne kadar karıştırılmaya çalışılırsa çalışılsın reis taifesini seçip ayırıyor. Hatta bir doğum vukua gelirse. yavru tepeler aşacak hale gelene kadar,reisleri kesinlikle kafileyi yerinden kımıldatmıyor. Bir iki hafta tay kuvvetlenince harekete izin veriliyor.

Pelikan balığı 500-2000 metre derinlik arasında yaşar.Ağzı ve çeneleri çok büyük,vücudu çok incedir. Yakaladığı avları kesesinde toplayarak depo eder. Derin ve karanlık sularda avlanmak zordur da ondan.

Fener balığı uzunca bir üçgene benzer uç kuyruk geniş bölüm ağızdır. Balığın başında anten ve ışık demeti var. Avlanmak istediğinde anteni yakıyor. Işığa balıklar gelince,ağzına doğru çekince balıklar da içeriye giriyor.

Hayvanlar dünyasından çarpıcı ayrıntılar

Hayvanlar dünyasından çarpıcı ayrıntılar
Kediler ve köpekler çim yerler (kusmak için) Kurtlar kusmak için ısırgan otu yerler. Arslan yaralandığında ağzına su ve toprak alır, çiğner sonra tükürür. Bir miktar yoğurduktan sonra yaraya sürer. Zira çamur zehiri emer. Peki diğerleri?

Avustralya’da yaşayan gökkuşağı papağanları, yaralarına ulaşamadığı zaman eşlerinin yardımı ile tükürüğünü yaralarına sürerek iyileşmesini sağlarlar.

Yaralı geyik ve karaca yosuna oturur. (Antibiyotik olduğu için)

Kurtlar yılan sokmalarında “yılan otu” denilen otu yerler.

Kedi 100 m yükseklikten sırtüstü atıldığında hemen kuyruğunun yardımıyla ayaklarının üzerine düşecek şekilde döner. 4 ayağını paraşüt gibi açar ve zararsız düşer.100 metreden düşüş ile 32.kattan düşüş arasında fark yoktur. Fakat 7.kattan atılan kedi frenleme sistemine geçemeden düştüğü için zarara uğrar. (usta paraşütçü..)

Kafası kesilen tahtakurusu

KAFASI KESİLEN TAHTAKURUSU

Yusufçuk kanadını saniyede 28 defa,eşek arısı 100 defa kanat çırpar. Kara sinek saniyede 1000 defa kanat çırpar. Harikadır. Hiçbir adale bu kadar süratle işleyemez.

Tahta kurusunun kafasını kesiyorlar bir sene daha yaşıyorlar.

Deve kuşu saatte 120 km hız yapıyor.

Kırlangıç saatte 171 km hızla uçar.

Taon denilen sinek türü saniyede 345m yani saatte 1242 km hız yapıyor.Yani fişek hızı.

Ağaçkakanların gagasında şok absorbe edici süspansiyon sistemi vardır. Bir ağaçkakan yuvasının deliğini kazmak için bıkıp usanmadan 5-6 saat gagasıyla oymacılık yapar. Saniyede 8-10 darbe indirir. Beton kırma makinesi gürültü ile çalışırken onu tutan işçi ellerini koyduğu yere başını koysa,birkaç saniye dursa mucize olur. Gaga ile kafatası arasında süngerimsi doku var. Beton yuva yaptılar onu da deldi. Plastik ağaçlar yaptılar. Ağaçkakan oydu ama yuva yapmadı. Yumurta da bırakmadı. Çünkü plastik ağaç gibi ses çıkaramayınca,dişisini çağıramıyordu. Bugün boksörler hemen emekli olurken ağaçkakan hala devam ediyor.

Sedefli deniz salyangozunun her bir çizgisi ay gününe karşılık gelir. Spiral şeklinde salyangozun gittikçe büyüyen bölmeleri o kadar çok bölme oluşturur ki nihayet huni şeklini alır. Sayı 31 bölmedir. Her bir iç bölme bir aylık büyümenin dilimine karşılık gelir. Ne kadar bölme varsa o kadar ay yaşı vardır. Ne kadar çizgi varsa o kadar gün geçmiştir. Her bir çizgi geceleyin bir satha çıkış ve gündüz 400 metreye dalışı gösterir. Yani canlı takvim..

Renkli mercan kayalıklarında yaşayan balıkların çok müthiş renk değiştirme kabiliyetleri vardır. Kahverengi kayanın altında kahverengi,sarının altında sarı,kırmızı da kırmızı rengi alır.

Çiçek

Çiçek

Tohumlu bitkilerin üreme organlarını taşıyan kısımdır.

Çiçeğin kısımları

Çanak yaprak: Genelde yeşil renklidir. Çiçeğin en dış kısmını oluşturur.Çiçek tomurcuk halindeyken çiçeği korur.

Taç yaprak: Çiçeğin renkli ve kokulu kısmıdır. Tozlaşmada böcekleri çekerek bitkinin çoğalmasında önemli rol oynar.

Erkek organ: Polen oluşumunun meydana geldiği kısımdır. Bitkilerde çeşitliliğin oluşmasında etkilidir.

Dişi organ: Bitkinin en iç kısmında bulunan üreme organıdır. Yumurtalık, dişicik borusu, ve tepecikten oluşur.

Çiçek tablası: Çiçek tablasından salınan şekerli maddeler böceklerin dikkatini çeker ve tozlaşmada etkili rol oynar.

Tozlaşma

Bitkide çiçeğin görevi tozlaşma yoluyla bitkinin çoğalmasını sağlamaktır. Bir çiçeğin erkek organından serbest kalan polenlerin diğer çiçeğin dişi organının tepeciğine ulaşması ve burada yeni bitki tohumlarının oluşması olayıdır. Tozlaşma olayında etkili faktörler şunlardır:

1.Rüzgar: Polenlerin taşınması rüzgarla sağlanır. Kullanışlı ve sık görülen bir tozlaşma çeşidi değildir.

2.Böcekler: Polenlerin arılar, sinekler ve benzer böcekler tarafından taşınması. Yaygın olan tozlaşma şeklidir. Çiçeğin güzel kokusu, güzel ve parlak görünümü ve salgıladığı şekerli maddeler böceklerin dikkatini çeker. Çiçeğin üzerine gelen böceklerin ayaklarına yapışan polenler böceğin diğer çiçeklere konmasıyla oralara taşınmış olurlar.

3.Kendi kendine tozlaşma: Aynı çiçeğin erkek organındaki polenlerin dişi organına ulaşması sonucu meydana gelen tozlaşma şeklidir.

Çiçekte döllenme sonucunda tohum oluşur ve bu tohumun etrafının yumurtalıkla çevrilmesi sonucu meyve oluşur. Tohumun toprakta çimlenmesiyle yeni bitkiler oluşmuş olur.

Çiçeksiz bitkiler

Tohumun meydana geldiği organ çiçektir. Dolayısıyla çiçeksiz bitkilerde tohum bulunmaz. Çoğalmaları sporlarla gerçekleşir. Çiçekli bitkilere göre daha basit yapılıdırlar. Suda ve nemli yerlerde yaşarlar.

Su yosunları:

1. Tatlı ve tuzlu sularda yaşarlar.

2. Su yosunlarına algler de denir.

3. Tek ve çok hücreli olanları vardır.

4. Gerçek kökleri olmamasına rağmen basit köksü yapıları vardır.

5. Taşıdıkları kloroplast sayesinde fotosentez yaparak kendi besinlerini kendileri üretirler.

6. Eşeyli, eşeysiz ve döl almaşıyla çoğalırlar.

Kara yosunları:

Su yosunlarından farklı olarak karada yaşamalarına rağmen iletim demetleri (damarları) olmadığı için nemli ve suya yakın yerlerde yaşarlar. Gerçek kökleri yoktur, bunun yerine suyu ve suda erimiş mineralleri alan rizoid adı verilen yapıları vardır. Çoğalmalarında döl almaşı görülür.

Eğreltiler:

1. Yapı olarak çiçekli bitkilere benzerler.

2. Gerçek kök, gövde, yaprak ve damarları ( iletim demeti) vardır.

3. Fotosentez yaparlar.

4. Çoğunlukla karada yaşarlar.

5. Çoğalmalarında döl almaşı görülür.

Döl almaşı

Çiçeksiz bitkilerde eşeyli ve eşeysiz üremenin birbirini takip etmesi şeklinde görülen bir üreme şeklidir.

Çiçekli ve çiçeksiz bitkiler

Çiçeksiz bitkiler

1. Üremelerinde döl almaşı görülür.

2. Genellikle gelişmiş kök, gövde ve yaprakları yoktur.

3. Eğrelti otları hariç iletim boruları yoktur.

4. Çiçekleri yoktur.

5. Az gelişmiş bitkiler grubuna girerler.

Çiçekli bitkiler

1. Eşeyli üreme ile çoğalırlar.

2. Kök, gövde ve yaprakları vardır.

3. İletim boruları vardır. 4. Çiçekleri vardır.

5. Çok gelişmiş bitkiler grubuna girerler

Doğada madde çevrimi (döngüsü)

Atmosferde %77 oranında azot, %21 oranında oksijen, %2 oranında diğer gazlar vardır.