Sende siteye konu ekle! Facebook'ta Paylaş! Sayfamızı beğen, İngilizce Öğren! Favorilere ekle! Twitter'da Paylaş!

DEVELENMEK: Sırt ya da omuzların tatlı tatlı kaşınması.

DEVRİK: Gömlek, ceket, bluz, tişört gibi giysilerin yakası.

DIKIM: Bir parça lokma.

DIKIZ: Yağını, suyunu çekmiş yiyecek.

DIRABAZAN: Ağaçtan yapılmış korkuluk.

DİBİLE: El içi büyüklüğünde, undan yapılan kıvrımlı hamur tatlısı.

DİŞDİRTMEK : Erkek çocukların, ayakta yaptıkları küçük abdestlerini uzak noktalara kadar ulaştırarak yapması.

DİKENCİK: 1. Saka 2. İlkbaharda dikenli bitkilerin diplerinden çıkan ve pişirilerek yenen taze sürgün.

DİKMEK: Kümes hayvanlarının ya da kuşların gagası.

DİRGEN : Ot çatalı.

DİVİR : Sağlıklı, dinç görünümlü.

DOKURCUM: İç içe çizilmiş kareler üzerinde üçleme yaparak sayı kazanılan, dokuzar taşla, karşılıklı, daha çok eskiden oynanan damagillerden bir oyun. 

DOMA : Sakızın çiğnemesi sırasında içine hava vererek şişirilmesiyle oluşan şekli.

DOMUŞMAK: Surat asmak.

DÖKÜNTÜ: Hasat döneminden önce çeşitli nedenlerle kendiliğinden yere dökülmüş olan zeytin taneleri.

DUACI: Yağmur altında kalıp ıslandıktan sonra hastalanan eşeğin genellikle ölümle sonuçlanan hastalığı, eşek zatürresi.

DÜŞCÜKLENMEK: Elbise ya da kumaş yüzeyleri üzerinde oluşan küçük yün veya lif toplanmaları.

DÜMBEK: Darbuka.

DÜVENEK : Yalınayak gezme sonucunda ayak tabanında oluşan iltihap.

DÜVER: Yapılarda kullanılan kalın ağaç ya da dal parçası.

 

-E-

 

ENGÜCÜ: Sanırım, herhalde.

EBİLCEN: Zayıf, çelimsiz, büyümemiş bitki ya da bitkinin meyvesi.

EŞRELTİDEN: Basit, derme çatma, gelişigüzel yapılan iş.

EŞBAH: Şen şakrak ve girişken kişi.

EVİNSİZ: Özsüz, boş, kof, verimi olmayan.

EVİŞMEK: Acele etmek, gidilecek olan yere bir an önce hazırlanmak.

EVLEK : Bir dönümden az arazi ölçü birimi.

EVTİK: Oyalanmak, vakit geçirmek.

 

                                                                                                                                                      -F-

 

FASLAK   : Yumuşak (Pamuklar için)

FATMAK  : Kırmak, ezmek.

FETBAZ : Çekemeyen, kıskanç.

FİLDİRDEK : Hareketli, titrek, yerinde duramayan, havalı, cilveli, oynak.

FICITMAK : Sinirlenerek herhangi bir eşyayı atabildiği en uzak noktaya atmak.

FISMAK     : Balon, top ya da araba lastiği gibi araçların içindeki havasının inmesi.

FINDIKI     : Bordo renk.

FIŞKIN       : Rüzgarlı yağmur.

FIŞKIRIK   : Tütün, çiçek ya da sebze fidelerini sulamak için kullanılan içi geniş hacimli, ucu ince delikli süzekli kap.

FIYDIRMAK (Fıcıtmak) :Eldeki bir eşyayı hızla uzağa atmak.

FIYIK : Kuvvetli ve tiz ıslık.          

 

 

-G-

 

 

GABARCIK : Olmamış taze incir.

GAÇIL : Kenara çekil.

GALGIMAK : Zıplamak.

GALLE  : Sincapgillerden, küçük yabani bir hayvan, gelincik.

GAMAZ : Ani olarak kendi etrafında dönerek ortaya çıkan küçük çaplı rüzgâr.

GANARE : İşe yaramaz, işsiz, avanak, boş gezen.

GARIKMAK : Üşütme sonucu sesin normalden farklı çıkması durumu.

GARTLANKABAK: At ve eşek gibi hayvanları bilerek ürkütmek için küçük teneke kutuların içine ip bağlanarak yapılmış basit alet.

GARGAÇ : Karaağaç.

GASTAN-GASTANCIK : Yalandan.

GAVURTLAK : Naylonsu, yakıcı. (Kumaşlar için)

GELİNALI : Gelincik bitkisi.

GEMİRE : Soğuğa dayanıklı, pembemsi ve küllümsü kış üzümü.

GENCER : Eskiden Ramazan ve Kurban Bayramlarının ikinci ve üçüncü günleri Ödemiş’te yapılan çeşitli eğlence ve etkinliklere verilen isim.

GERNEŞMEK : Uyuşukluğu gidermek amacıyla kolları iki yana açarak esnemek, gerinmek.

GEVİK : Geveze.

GICIR : Lastik (1. İç giyimlerin beline takılan. 2. Kuş avlamak için kullanılan)

GINCIVIR : Edalı, işveli, nazlı, cilveli, oynak.

GİCİMİK : Çuvallanmış tahılgillerden insan bedenine bulaşan alerjik kaşıntı.

GİÇİŞMEK : Kaşınmak.

GİLİK : Çekirdek.

GİREŞİ : Pazar günü.

GİRENLENMEK : Havanın bulutlanmaya başlaması.

GORAF : Kez, defa, sefer.

GÖTLEK : Tembel ve miskin insan.

GÖTÜNCÜK : Geri geri gitmek.

GÖYNEK : 1. Eskiden erkeklerin kullandıkları şile bezinden dokunmuş atlet. 2. Yılanın bıraktığı dıştaki ince derisi.

GUZ : Kuzey.

GÜVER : Küçük soğan tohumu.

 

-H-

 

HAMLAMAK : El ve ayakların eldiven, çorap ve çizme gibi giyeceklerle sıkı giyinme sonucu havasız kalarak terlemesi, şişmesi veya kokması.

HANALTI : Köy evlerin bitişiğinde fazla eşyaları koymak, yemek pişirmek, küçükbaş hayvanları bağlamak gibi çeşitli amaçlarla kullanılan üstü örtülü bölüm. 

HANAY : İki katlı ev.

HASIL : Hayvanlara taze ve yeşilken yedirilen arpa, buğday gibi yiyecek.

HARANI : Evin bahçesinde su, süt ısıtmaya ya da kurban bayramlarında et pişirmeye yarayan dışı islenmiş büyükçe bakır kap.

HARIM : Etrafı çitle çevrilmiş sebze, meyve bahçesi.

HAYE : Evet.

HEŞTİNMEK : Boş vermek, aldırmamak, aldırış etmemek.

HIKKIK : Solunum isteminde kendiliğinden oluşan kısa süreli ve istem dışı hıçkırık.

Yorum yapın, mutlaka cevaplandırılacaktır

Güvenlik Kodu: 8 + 9= sonucu kutuya yazın

Her Hakkı Saklıdır © 2011 ingilizceogretim.com - Copyright © 2011 ingilizceogretim.com All rights reserved.
Şimdiye kadar sitemize 1,897 adet yorum yazılmıştır.

27 adet sorgulama 0,803 saniye içinde yüklendi.