
Anıtsal Çeşme ve Bazilika
Aspendos‘un en büyük ticareti, Aspendos‘ta dokunan sırmalı kilimler ve Roma pazarlarında büyük bir alıcı kitlesi bulan limon ağacından yapılmış möble ve biblolar yanında Strabon’un söz ettiği Aspendos‘un kuzey kısmında yer alan Kapria gölünden elde edilen tuz idi.
Aspendos kelimesi “hediye etmeyi sevmeyen” anlamına gelmekte olduğu ileri sürülmektedir. Burada da diğer kentlerde de olduğu gibi, bağcılık ve bu nedenle şarapçılık başta geliyordu. Ancak Aspendoslular Tanrı ya hiç şarap sunmazlardı. Buna neden olarak şu fikri ileri sürüyorlardı: “Eğer şarap yalnız tanrılara ait olsaydı, kuşlar üzümleri yemeye cesaret edemezlerdi” Aspendos‘ta tanrılara şarap adamayışlarını böyle izah etmeye çalışmış
Aspendoslular.
Aspendos Tiyatrosu içten görünüm
Kentin Gezilmesi: Antik kentin kalıntıları, biri küçük, diğeri büyük iki tepe üzerinde ve bu tepelerle Eurymedon nehri arasında yer almaktadır. Kentin bugün kalıntılarının bulunduğu alan, bu büyük tepe üzerinde yer almaktadır. Aspendos‘un esas kapısı olan güneydeki kapısından (A) başka iki kapısı bulunmaktadır. Bu kapılardan en iyi korunmuş olanı kuzeyde (C) olanıdır. Üçüncü kapı (B) kentle stadyum (O) arasındaki bağlantıyı sağlamakta, yer olarak tiyatro ve stadyumun hemen arkasında yer almaktadır.
İki tepenin arasından geçen ve surlarla korunduğu anlaşılan yoldan çıkılan ikinci büyük tepenin üzeri kentin agorasıdır. (E) Agoranın etrafı Roma Devrinde halka ait binalarla çevrili idi. Roma Devrinin 2. yüzyılında Eurymedon ırmağının taşıyıcı özelliğini kaybetmesi, buraya, diğer Pamfilya kentlerinde olduğu gibi bol miktarda mermer gelmesini önlediği içindir ki, burada binalara ait kalıntılarda hemen hemen hiç mermer görülmez. Agora’nın batı tarafında yan yana dizilmiş dükkanlar ve onların önünde bir uzunluğu 100 metreyi aşan içi çeşitli galerilerle ve odalara açılan bir bina vardır. Bu bina, hem kapalı çarşı, hem de resmi makamların bulunduğu ve mahkemelerin kurulduğu bir yer görevini gören bir bazilikadır. (H) Sonunda büyük konglomera taşlarından yapılmış bir salondan ibaret, abidevi yapı, bazilikanın giriş binasıdır.
Aspendos Anıtsal Çeşme
Meydanın kuzeyinde 35 metre uzunluğunda ve 15 metre yüksekliğinde bir duvar ile içinde iki kata ayrılmış üçer hücre bulunan bir zamanlar tamamiyle mermerle kaplı ve iki katlı bir sütun mimarisiyle süslü olduğu anlaşılan bir abidevi çeşme binası (Nympheum) (K) vardır.
Bunun gerisindeki mihraplı olarak görülen salon ise Odeon (L) Konser Salonu’dur. Aşağıda düzlükte Eurymedon’ kenarında ise hamam olarak belirlenen (T, S) yapılarla, kentin kuzey kısmında kente su getiren su kemerleri (N) vardır.
Bu kemerlerin uçlarında yerden 30 metre yükseklikte iki kule ve bu iki kule arasında 924 metre uzunlukta alçak kısımda halen sağlam durumda 29 adet kemer görülmektedir. Bu alçak kısmın çeşitli yazarların bahsettiği Kapria Tuz Gölünü aşmak üzere bir köprü vazifesini de gördüğü anlaşılmaktadır. Bu köprünün genişliği 5,5 m ve bu köprü ile iletilen su kanalının çapı 0,28 metredir. Uçlarda bulunan iki su terazisi olup, suyun azar azar yükselmesini ve ondan sonra alçalmak suretiyle daha basınçlı akmasını sağlıyorlardı. Tiyatronun kuzeyinde Stadyum (O) vardır.
Stadyumun oturma kademeleri kısmen korunmuşsa da Perge’deki kadar sağlam değildir. Stadyum’un batı tarafı daha çok tahrip olmuştur. Stadyumun arka tarafında mezarlar (P) inşa edilmiştir. Bunlar iyi korunmuşlardır. Büyük blok taşlar kesilerek mezar haline getirilmişlerdir.
Bunların dışında stadyum’un güneyinde bir mezar grubu daha vardır. Bunlardan bazıları 1948 yılında açılmış ve içlerinde değişik bir gelenek gereğince steller bulunmuştur. Bu stellerin üzerinde ölen kimsenin babası ve kendi ismi yazılarak basit fakat düzgün dekore edilmiştir. Bu mezarların tarihi Helenistik olmakla beraber, gelenek eski bir Anadolu geleneğidir. Tepelerin güneyinde yer alan düzlükte hamam i andıran iki geç Roma yapısı da kentin araştırılmasını bekleyen eserler arasındadır.
ASPENDOS TİYATROSU (BELKIS) (M): Aspendos Tiyatrosu; dünyada Antik Çağdan günümüze en iyi şekilde intikal etmiş tiyatro olması ve diğer yörelerde rastlanabilecek harabe halindeki tiyatroların eski görünüşlerini gözümüzde canlandırabilmek için bir örnek oluşturması nedeniyle iyi incelemek gerekmektedir. Tiyatro İS 2. yy’da Markus Aurelius’un idaresi altında Theodoros’un oğlu Mimar Zenon tarafından inşa edilmiştir. Yaptıranlar ise iki kardeş olan Curtius Crispinus ve Curtius Auspicatus. Ana kapı tarafında şimdi bir kısmı sonradan Selçuklular tarafından yapılarla örtülmüş olan Latince ve Grekçe olmak üzere iki dildeki yazıtlarıne göre yaptıranlar tiyatroyu, kentin yerli tanrılarına ve İmparator Ailesine ithaf etmişlerdir. Roma tipinde olan bu tiyatroyu üç bölümde incelemek gerekir.
- SAHNE BİNASI (Skene): Dıştan oldukça sade bir görünüşü olan sahne binası 24 m. yükseklikte ve iç kısmı çok zengin bir şekilde süslenmiş olup, tahta bölmelerle birbirinden ayrılmış üç kattan meydana gelmiştir. İki katlı bir sütun mimarisi arz eden bu iç bölüm, tamamen mermer levhalarla örtülü, nişlerin içinde heykeller bulunuyordu. Bu sahne binasının üst kısmı ise bir üçgen ve bir yarım daire şeklinde alınlıklarda son buluyordu. Alınlıkların akroterleri heykellerle süslenmişti. Ortada üçgen şeklindeki büyük alınlığın içerisinde Şarap Tanrısı Bakus’un bir kabartması yer almaktadır. Aktörler, bu çok süslü binanın önündeki ahşap bir sahnenin üzerinde oynuyorlardı. Bunların gerideki kulisin içine girip çıkmaları ve kostüm değiştirmelerine olanak sağlamak için beş kapı mevcuttur.
2. ORKESTRA: Aspendos Tiyatrosu’nda orkestra kısmı yarım daireyi aşmaktadır. 500 kişi alabilecek büyüklüktedir. Orkestra’nın çevresi Is 3. yy’da korkuluklarla çevrilerek, tiyatronun arena olarak da kullanıldığı anlaşılmaktadır.
3. OTURMA KADEMELERİ (Cavea): Aşağı yukarı 15 – 20 bin kişi kadar seyirci alabilen alt oturma kademelerinin sayısı 20; üst oturma kademelerinin sayısı ise 19′dur. Çapı 95,48 m. olan oturma kademelerinin alt ve üst kısmını birbirinden ufki bir yol (Diazoma) ayırır. Alt kısmın seyircileri genellikle yanlardaki dehlizlerden (paradoks) oturma yerlerine ulaşırlardı. Yukarıdaki üst oturma kademelerine ise seyirciler, yanlarda bulunan ve giriş kapıları dışarda olan döner merdivenlerin oturma kademelerine açılan kapıları ile ulaşırlardı.
Tiyatronun üst tarafında revaklı galeri ise, seyircilerin temsil aralarında dinlenme ve gezinmelerini sağlamaktadır. Tiyatroda paradoksların üzerinde iki şeref locası mevcuttur. Bu localara ahşap sahneden açılan bir kapı ile halkla temas etmeden çıkılır.
Aspendos Tiyatrosu’nun bugüne kadar sağlam kalmasında tek neden Selçuklulardır. Eğer Selçuklu Türkleri Aspendos Tiyatrosunu bir kervansaray olarak kullanmak için restore etmeselerdi, bu tiyatronun sahne binası ve üstteki revaklı galerisi de Perge ve Side Tiyatrolarında olduğu gibi muhakkak harap olacaktı. 13. yüzyılda Selçuklular tarafından yapılan bu restorasyonda sahne binasının iç kısmı Selçuk çinileri ile süslenmişti. Bu çiniler 1954 yılında yapılan tiyatro temizliğinde bulunmuş ve Antalya Müzesi’nin Etnografya salonunda sergilenmektedir.

