
1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu
Bu anayasa, dağılan ve yok olmaya yüz tutan Osmanlı İmparatorluğu’nun yerine, millet iradesine dayalı yeni bir Türk Devleti’nin kuruluşunu hukuki açıdan belgeleyen bir eserdir. Zamanın şartlarına göre yapılmış, kısa bir geçiş dönemi anayasası niteliğindedir.
Önceleri 5 Eylül 1920’de kabul edilen Nisab-ı Müzakere Kanunu ile çalışmalarını sürdüren ve kararlar alan TBMM, 20 Ocak 1921’de kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile anayasal bir çizgiye çekilmiştir. 1921 anayasasının ilk maddesinde, “Egemenliğin Kayıtsız Şartsız Millete Ait Olduğu” ifade edilmiştir. Böylece Türk tarihinde ilk kez milli egemenlik ilkesi somut olarak ortaya konulmuş ve padişahın iradesi yerine, millet iradesi geçmiştir. 23 Esas, 1 ek maddeden oluşan bu anayasa olağanüstü şartlardan dolayı kuvvetler birliği ilkesini benimsemiş ve yasama ile yürütmenin TBMM’nin içinden çıkacağı hükmünü kabul etmiştir. TBMM bu anayasadan aldığı yetki ile hem yasama, hem de yürütme gücünü kullanmış, böylece olağan üstü bir dönemin gerektirdiği ölçüde hızlı karar alma ve uygulama imkanını bulmuştur. Yasama ve yürütme gücünün TBMM’nde toplanmış olması, Bakanların meclis tarafından seçilmeleri, meclisin bakanları her zaman değiştirebilmesi, buna karşılık Bakanlar Kurulu’nun meclise karşı kullanabileceği bir silahının olmaması ve bir devlet başkanlığı makamının bulunmaması yönleriyle “Meclis Hükümeti” sistemi, ilk kez bu anayasa ile Türkiye’de uygulanmıştır.
Bütün bunlara karşın saltanat makamına karşı olumsuz herhangi somut bir hükme bu anayasada yer verilmemiştir.Ayrıca aynı dönemde Osmanlı Kanun-i Esasisi’nin yürürlükte olması, çift anayasalı bir dönemin yaşanmasına yol açmıştır.Osmanlı anayasasının, 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile çelişmeyen hükümlerinin varlığı inkar edilmemiştir.Ayrıntılı bir şekilde hazırlanmayan bu anayasada hak ve özgürlükler gibi temel konuların düzenlenmemiş olması da, Osmanlı anayasasının yürürlükte olmasına bağlanabilir.
1921 Anayasası Üzerinde Yapılan Değişiklikler
- 1921 anayasası üzerinde 29 Ekim 1923’de yapılan en önemli değişiklik,”Cumhuriyet” sözcüğünün anayasada telaffuz edilmesidir.
- 1923’deki anayasa değişikliği ile Meclis Hükümeti Sistemi terkedilmiş, Kabine Sistemine geçilmiştir.
- 1923’de yapılan bir diğer değişiklik ise, “Türk Devleti’nin Resmi Dilinin Türkçe”, “Dininin de İslam Dini” olduğu maddesine anayasada yer verilmesidir.
1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu
Milli Mücadele’nin kazanılmasının ve saltanatın kaldırılmasının ardından Osmanlı Kanun-i Esasi’si de resmen yürürlükten kalkmış ve sadece 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu en üst yasa olarak varlığını sürdürür hale gelmiştir.Ancak cumhuriyetin ilan edilmesi ve halifeliğin kaldırılması gibi köklü düzenlemeler karşısında 1921 anayasası da ihtiyaçları karşılamaktan uzaklaşmış ve tartışılır hale gelmiştir.Yeni bir anayasa için yapılan hazırlıkların tamamlanmasından sonra 20 Nisan 1924’de yeni Teşkilat-ı Esasiye Kanunu yürürlüğe girmiştir.
1924 anayasasında cumhuriyet rejiminin vazgeçilmezliği üzerinde özellikle durulmuş ve kuvvetler birliği ilkesi 1921 anayasasındaki kadar katı olmamakla birlikte korunmuştur. 1921 anayasasında olduğu gibi bu anayasada da,egemenliğin kayıtsız, şartsız millete ait olduğu, millet adına egemenliği kullanacak tek gücün TBMM olduğu açıkça vurgulanmıştır. 1924 anayasasında, Fransız İhtilali’nden sonra ortaya çıkan özgürlük anlayışı benimsenirken, bu özgürlüklerin kısıtlanmasının da ancak kanunla yapılabileceği hükmüne yer verilmiştir.Ancak bu sınırlamanın ölçüsünün açık bir biçimde ifade edilmemesi, iktidarın bu alanda geniş yetkiler elde etmesine ve sonraki yıllarda ciddi tartışmaların doğmasına yol açmıştır.
1921 anayasasında yer almayan, ancak 1924’de düzenlenen bir başka konu ise anayasanın nasıl değiştirileceği konusunun hükme bağlanmasıdır. Buna göre 1/3 üyenin değişiklik teklifi sonunda oylamaya geçilebileceği, 2/3 üyenin kabul oyu vermesiyle de anayasanın ilgili hükmünün değiştirilebileceği hükme bağlanmıştır.
1924 anayasası yargı yetkisini bağımsız mahkemelere bırakmıştır.Bu anayasa parlamento tarafından hazırlanmış ve kabul edilmiş olduğu için, Türkiye’nin en sivil ve olağan şartlarda hazırlanmış anayasası durumundadır.1924 anayasası doğrudan doğruya Kurtuluş Savaşı ve onun iktidara taşıdığı güçlerin eseridir.Ancak bu olumlu yanlarının yanısıra 1924 anayasası, siyasi partilerin durumu ve faaliyetleri açısından boşluklarla dolu olduğu için, çok partili siyasi hayata geçilen dönemde sıkıntı yaratmıştır.Ayrıca bu anayasada kanunların anayasaya uygunluğu denetleyecek bir denetim mekanizması da yoktur.Anayasa meclisteki iktidar partisi çoğunluğunca kolaylıkla değiştirilebilmiştir.
1924 Anayasası Üzerinde Yapılan Değişiklikler
10 Nisan 1928’de Yapılan Değişiklikler :
A) _ 2. Maddede yer alan “Türkiye Devleti’nin Dini İslâm’dır” maddesinin anayasadan çıkartılması.
B) _ 16. ve 38. maddedeki “Vallahi” kelimesinin anayasadan çıkartılması ve yerine “Namusum üzerine söz veririm” ifadesinin konulması.
C) _ 26. maddedeki “Ahkâm-ı Şer’i yenin Tenfizi” sözünün anayasadan çıkartılması.
Bu değişikliklerin amacı, devleti dinin etkisinden kurtarmaktır.
5 Aralık 1934’de, 10. ve 11. maddelerde yapılan değişiklikle, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmiş, 18 olan seçmen yaşı 22’ye çıkarılmıştır.
5 Şubat 1937’de 6 Atatürk ilkesi anayasaya konulmuştur.

