2, 3, ve 4, Sınıf İngilizce Müfredat Değerlendirme Raporu

2017-2018 GÜVENLİK İLKÖĞRETİM OKULU İNGİLİZCE DERSİ MÜFREDAT PROGRAMI DEĞERLENDİRME RAPORUDUR (2. 3. ve 4. Sınıflar)

(A1) 2 

Genel değerlendirme:

 

İkinci ve Üçüncü sınıf müfredat programında konular, kazanımlar, beceriler ve aktiviteler genellikle çocukların yaş grubuna uygun hazırlanmıştır ve eğlencelidir.

 

2., 3. Ve 4. Sınıflarda okutulacak olan kitabın içeriği çocukların ilgisini çekmelidir ve sınıfta rahat uygulanabilecek oyun ve aktiviteler içermelidir. Bu yaş grubunda kelime öğretmek için animasyonlu oyunlar ve konuyla alakalı animasyon hikayeler çok eğlenceli ve öğretici oluyor. Ayrıca sınıf içi bol hareket içeren eğitici oyunlar kitaba eklenmelidir.

Tüm sınıflarda işlenen konular genel olarak çocukların seviyesine uygun olsa da eğitici oyun ve aktiviteler bu yaş gruplarında çok zaman aldığı için ders saatinin 2 saat olması yeterli gelmemektedir.

  1. Sınıflarda konu yoğunluğu sebebi ile uzun süren konuşma aktivitelerine yeterince zaman ayıramamaktayız. 2. ve 3. Sınıflarda ise çocukların konuyu özümsemesi için daha bol zaman gerekmektedir. 4. Sınıflarda konular azaltılıp yazma aktiviteleri çok sıkmayacak şekilde biraz artırılabilir. Şu anda bol ama sıkıcı olan listening aktiviteleri daha eğlenceli olmalıdır.

 İkinci Sınıflar:
Üçüncü ünite Türkçeye benzer kelimeler bu yaş grubu için faydalı, kolay ve eğlenceli, fakat İngilizce alfabenin okunuşları çok farklı ve zor olduğu için öğrenciler kelimeleri hecelemekte zorlanmaktadır ve moralleri bozulmaktadır. İngilizce alfabenin 4. Sınıfta tekrar edilmesinin faydalı olabilir.

Dördüncü üniteye ‘posessions’ (have got) konusunun eklenmesini basit işlendiği sürece uygun olacaktır.

Üçüncü Sınıflar:

‘Wheels of Fortune’ ünitesinin kaldırılması ve yerine genel tekrar ve hazırlık niteliğinde bir konunun eklenmesi olumludur. Öğrenciler her ne kadar çark oyunu hazırlarken eğlense de, karışık soru sormak ve oyun kurallarını yönetmekte zorlanmaktaydı.

 

‘Şimdiki zaman’ konusunun kaldırılıp yerne ‘simple suggestions’ getirilmesi çok uygun olmuş çünkü 3. Ünitedeki ‘ability’ (can-can’t) konusundan hemen sonra birden ‘şimdiki zaman’ (Ving) kazanımı öğrencilerin zorlanmasına sebep olmaktaydı.
Beşinci ünitedeki şekiller kazanımının oyuncaklar konusundan 6. Üniteye aktarılmasının da daha uygun olabilir.

Possessions (have-has got) konusunun gerekli olduğunu düşünüyoruz ancak kazanım basit bir şekilde verilmesi önemlidir.

 

Dördüncü Sınıflar:
Dördüncü sınıflarda hazırlanan müfredat programı genel olarak çocukların seviyesine uygun hazırlanmıştır. Sadece konuların içeriği biraz daha kapsamlı olduğundan daha eğlenceli konuşma etkinliklerine yeterince zaman ayrılamamaktadır. 4. Sınıf öğrencilerinin gelişimleri göz önünde bulundurulduğunda, daha ileri seviyede kelimelerin verilmesi düşünülebilir. Ayrıca, görsellerin çizgi karakterlerden ziyade daha gerçekçi karakterlere dönüştürülmesi ilelereyen senelere öğrencileri hazırlayabilir.

Have-has kazanımı konu ile paralel gitse de zaman kısıtlaması ve kafa karıştırmaması açısından önceden ayrı bir ünitede verilmesi daha uygun olabilirdi.

 

Sonuç olarak;

Şimdiye kadarki tecrübelerimize dayanarak, en etkili kitabın 3. Sınıf kitabı olduğunu ileri sürebiliriz. Ancak, 2. ve 4. sınıfların kitaplarında öğrencilerin düzey ve motivasyonları açısından iyileştirmelerin yapılması olumlu olabilir.

Zümre öğretmenleri:

Osmanlı’ya hasta adam diyen kim

 

osmanliOsmanlı Devleti‘nin zayıf düştüğü zamanlarda Rus kanadından bir açıklama gelir ve dönemin Çarı olan Nikolay şöyle bir ifade kullanır Kollarımız arasında, ağır hasta bir adam var.” Bu ifade, 1853 yıllarında Osmanlı devletinin zor durumda olduğunu dolaylı
bir anlatımla aktarır.. Kpss Tarih sorularının güncelliğini koruduğu günümüzde artık bunun gibi çok detay sorular gelmektedir. Lütfen doğrusal düşünce modelinden ziyade farklı bakış açısıyla bütünü yakalamaya çalışınız aksi halde başarılı olmanız zorlaşacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

12 English Jokes

English Jokes  - İngilizce Şakalar

 

A young blonde woman is distraught because she fears her husband is having an affair, so she goes to a gun shop and buys a handgun. The next day she comes home to find her husband in bed with a beautiful redhead. She grabs the gun and holds it to her own head. The husband jumps out of bed, begging and pleading with her not to shoot herself. Hysterically the blonde responds to the husband, ''Shut up...you're next!''

 

English Jokes  - 1

 

I tried water polo but my horse drowned.  

 

English Jokes  - 2

 

A blonde was taking money out of an ATM.

The blonde behind her in the line said, "Haa! Haa! Haaaaaa! I've seen your password. It's 4 asterisks (****)."

The first blonde replies, "Ha! Ha! Haaa! You are so wrong. It's 1258."

English Jokes  - 3

A young boy enters a barber shop and the barber whispers to his customer, “This is the dumbest kid in the world. Watch while I prove it to you.”

The barber puts a dollar bill in one hand and two quarters in the other, then calls the boy over and asks, “Which do you want, son?”

The boy takes the quarters and leaves.

“What did I tell you?” said the barber. “That kid never learns!”

Later, when the customer leaves, he sees the same young boy coming out of the ice cream store. “Hey, son! May I ask you a question? Why did you take the quarters instead of 

the dollar bill?”

The boy licked his cone and replied, “Because the day I take the dollar, the game is over!”

English Jokes  - 4

A girl came skipping home from school one day.

"Mummy, Mummy, she yelled, "We were counting today, and all the other kids could only count to four, but I counted to 10. See? 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10!"

"Very good," said her mother.

"Is it because I'm blonde?" the girl asked.

"Yes, It's because your blonde."

The next day the girl came skipping home from school.

"Mummy, Mummy," she yelled, "We were saying the alphabet today, and all the other kids said up to D, but I said it up to G. See? A,B,C,D,E,F,G!"

"Very good," said her mother.

"Is it because I'm blonde, Mummy?"

"Yes, It's because your blonde."

The next day the girl came skipping home from school.

"Mummy Mummy!" she yelled, "We were in gym class today, and when we were showering, all the other girls had flat chests, but I have these!"

She lifted up her tank top to reveal a pair of 36Cs.

"Very good," said her embarrassed mother.

"Is it because I'm Blonde, Mummy?"

"No Honey, Its because you're 24."

English Jokes  - 5

A fairy told a married couple: "For being such an exemplary married couple for 35 years, I will give you each a wish."

"I want to travel around the world with my dearest husband", said the wife.

The fairy moved her magic wand and - abracadabra! - two tickets appeared in her hands.

Now it was the husband's turn. He thought for a moment and said: "Well this moment is very romantic, but an opportunity like this only occurs once in a lifetime. So... I'm sorry my love, but my wish is to have a wife 30 years younger than me."

The wife was deeply disappointed but, a wish was a wish.

The fairy made a circle with her magic wand and - abracadabra!

Suddenly the husband was 90 years old.

English Jokes  - 6

Teacher: Johnny, you know you can't sleep in my class.

Johnny: I know. But maybe if you were just a little quieter, I could

English Jokes  - 7

 

Teacher: What is a synonym?

Student: A synonym is a word you use when you can't spell the other!

English Jokes  - 8

 

Teacher: "I killed a person" convert this sentence into future tense.

Student: The future tense is "u will go to jail".

 

English Jokes  - 9

 

Teacher: PAPPU, give me a sentence starting with "I". 

Pappu: I is... 

Teacher: No, PAPPU. Always say, "I am."

Pappu: All right... "I am the ninth letter of the alphabet."

English Jokes  - 10

 

Teacher: What do you call a person who keeps on talking when people are no longer interested? 

Jack: A teacher.

 

English Jokes  - 11

Four friends reunited at a party after 30 years. After a few laughs and drinks, one of them had to go to the rest room The ones who stayed behind began to talk about their kids and their successes.

The first guy says: “I am very proud of my son, he is my pride and joy. He started working at a very successful company at the bottom of the barrel. He studied Economics, Business Administration, and was promoted, began to climb the corporate ladder, becoming the General Manager, and now he is the president of the company. He became so rich that he gave his best friend a top of the line Mercedes Benz for his birthday.”

The second guy says: “Damn, that's terrific! My son is also my pride and joy, I am very proud of him. He started working at a travelling agency for a very big airline. He went to flight school to become a pilot and managed to become a partner in the company where he now owns the majority of the assets. He became so rich that he gave his best friend a brand new jet for his birthday.”

 

The third guy says: “Well, well, well congratulations! My son is also my pride and joy and he is also very rich. He studied in the best universities and became an Engineer. He started his own construction company and became very successful and a multimillionaire. He also gave away some very nice and expensive thing to his best friend for his birthday. He built a 30,000 sq. ft. mansion especially for his friend.”

The three friends congratulated each other mutually for the successes of their sons. The fourth friend who earlier had gone to rest room returned and asked: “What's going on, what are all the congratulations for?” One of the three said: “We were talking about the pride we feel for the successes of our sons. What about your son?”

The fourth man replied: “My son is Gay and he makes a living dancing as a stripper at a nightclub.”

The three friends said: “What a shame that must be, that is horrible, what a disappointment you must feel.”

The fourth man replied: “No, I am not ashamed. Not at all. He is my son and I love him just as well, he is my pride and joy. In addition, he is very lucky too. Did you know that his birthday just passed and the other day he received a beautiful 30,000 sq. ft. mansion, a brand new jet, and a top of the line Mercedes Benz from his three boyfriends?”

 

İngilizce Eş Anlamlı Kelimeler – Synonyms 100 Kelime

SYNONYMS 01 (100 Kelime)

 

1 -ABANDON – GIVE UP – LEAVE                                                    vazgeçmek, terk etmek

2 -ABATE – LESSEN – DIMINISH – DECREASE – REDUCE        azaltmak

3 -ABBREVIATE – SHORTEN                                                          kısaltmak

4 -ABDICATE – STEP DOWN                                                          resmen çekilmek

5 -ABDOMEN – BELLY                                                                       karın

6 -ABANDON – RELINQUISH – DESERT – FORSAKE – LEAVE                 terk etmek, bırakmak

7 -ABROAD – OVERSEAS                                                                 deniz aşırı, yurt dışı

8 -ABRUPT – SUDDEN                                                                      ani

9 -ABSORB – SOAK UP                                                                     emmek

10 -ABSTAIN – REFRAIN – AVOID                                                                sakınmak, kaçınmak

11 -ACCELERATE – EXPEDITE – SPEED UP – HASTEN                                hızlandırmak

12 -ACCEPT – RECEIVE                                                                     kabul etmek

13 -ACCOMPANY – ESCORT                                                            eşlik etmek

14 -ACCOMPLICE – ABETTOR                                                         suç ortağı

15 -ACCOMPLISH – SUCCEED – ACHIEVE                                     başarmak

16 -ACCOUNT FOR – EXPLAIN – MAKE UP                                   açıklamak, oluşturmak

17 -ACCUMULATE – BUILD UP – AMASS                                       biriktirmek

18 -ACQUIRE – OBTAIN – ATTAIN                                                              elde etmek, edinmek

19 -ADAGE – PROVERB                                                                      atasözü

20 -ADEPT – ADROID – TALENTED                                                               usta, yetenekli

21 -ADJUST – ADAPT                                                                       uyum göstermek

22 -ADVENTUROUSLY – DARINGLY                                                             gözü pek bir şekilde

23 -ADVERSARY – ENEMY – FOE                                                    düşman, hasım

24 -ADVOCATE – SUPPORT – FAVOR                                            taraftar olmak

25 -AFFLICTION – SORROW – ANGUISH – GRIEF – AGONY   acı, keder, ızdırap

26 -AFFLUENCE – PROSPERITY                                                     bolluk, bereket

27 -AGILE – NIMBLE                                                                        çevik, atak

28 -ALIKE – SIMILAR                                                                      benzer

29 -ALLEGATION – CLAIM                                                                             iddia, söylenti

30 -ALLOW – PERMIT                                                                       izin vermek

31 -ALTER – CHANGE – SHIFT                                                        değiştirmek

32 -ANALGESIC – PAINKILLER                                                      ağrı kesici

33 -ANNUAL – YEARLY                                                                     her yıl yapılan, senelik

34 -APPARENTLY – SEEMINGLY                                                    görünüşte

35 -APPLAUSE – CLAPPING                                                             alkış

36 -APPREHENSIVE – WORRIED – FEARFUL – CONCERNED    endişeli, korku içinde

37 -APPROXIMATELY – ROUGHLY                                                 yaklaşık, kabaca

38 -ARGUE – CLAIM                                                                          iddia etmek

39 -ARISE – EMERGE                                                                       ortaya çıkmak

40 -ARTISAN – CRAFTSMAN                                                         zanaatkâr, usta

41 -ASCEND – RISE – CLIMB                                                           tırmanmak, yükselmek

42 -ASSERTIVE – PUSHY                                                                iddiacı

43 -ASSIDIOUS – DILIGENT                                                        gayretli, çalışkan

44 -ASSIGN – APPOINT – ALLOCATE                                          atamak, tahsis etmek

45 –ASSUME – CONSIDER AS TRUE – TAKE FOR GRANTED – PRESUPPOSE – PRESUME farz etmek

46 -AT A PREMIUM – IN DEMAND                                                                çok aranılan, rağbette

47 -ATROCITY – PERSECUTION – CRUELTY                                               zulüm

48 -ATTIC – LOFT                                                                            tavan arası

49 -AUBERGINE – EGGPLANT                                                        patlıcan

50 -AUTOCRACY – DICTATORSHIP                                                              mutlakıyet, otokrasi

51 -AVERT INHIBIT – PRECLUDE – HIDER                                   engel olmak

52 -AWKWARD – CLUMSY                                                                               sakar

53 -BARTER – SWAP – EXCHANGE                                                 takas yapmak

54 -BASHFUL – SHY                                                                          utangaç

55 -BE COMPOSED OF – COMPRISE – CONSIST OF                                 oluşmak

56 -BECOME LARGER – EXPAND – SWELL – ENLARGE – DILATE             genişletmek

57 -BENEFICIARY – HEIR                                                                               varis

58 -BETRAY – SELL OUT                                                                  ele vermek

59 -BEWILDER – BAFFLE                                                                 afallatmak, şaşırtmak

60 -BIZARRE – UNCANNY – GROTESQUE – FREAK – PECULIAR             tuhaf, acayip

61 –BLOODY-  GORY                                                                          kanlı

62 -BOLD – BRAVE                                                                             cesur

63 -BOUND – CERTAIN                                                                    kesin

64 -BRAZEN – SHAMELESS                                                            utanmaz, yüzsüz

65 -BRIGAND – OUTLAW – BANDIT – THUG                                               haydut

66 -BRILLIANT – TERRIFIC – EXCELLENT – GORGEOUS         mükemmel

67 -BROOK – RIVULET                                                                     dere, çay

68 -BRUSH UP – DUST OFF                                                             pratik yapmak

69 -BURP – BELCH                                                                              geğirmek

70 -BURRY – EMBEDE – INTER                                                       gömmek

71 -CALM DOWN – COOL DOWN                                                    sakinleşmek

72 -CANDID – CUTE – SINCERE – CORDIAL – FRANK                               samimi, içten

73 -CANDOUR – FRANKNESS                                                         açık sözlülük

74 -CAPITULATE – SUBMIT – YIELD                                                            düşmana boyun eğmek

75 -CAPRICE – WHIM                                                                       kapris, geçici istek

76 -CAPSIZE – FLIP OVER – KEEL OVER                                       alabora olmak

77 -CAREFUL – CIRCUMSPECT – CAUTIOUS                                              tedbirli, dikkatli

78 -CARRY OUT – IMPLEMENT – CONDUCT                                idare etmek, yürütmek

79 -CATASTROPHE – DISASTER – CALAMITY – CATACLYSM                felaket

80 -CAVE – DEN                                                                                 mağara

81 -CHANGE – VARY – ALTER – MODIFY – SHIFT                       değiştirmek

82 -CHAOS – PANDEMONIUM                                                       karışıklık

83 -CHARLATAN – MOUNTEBANK                                                                şarlatan, dolandırıcı

84 -CHEAT – DEFRAUD                                                                    hile yapmak, aldatmak

85 -CHEERFUL – BLITHE                                                                  sevinçli

86 -CLAIM – CONTENTION – ALLEGATION  – ASSERTION – ARGUMENT iddia

87 -CLERGYMAN – MINISTER – REVEREND – PRIEST – MONK               rahip

88 -CLOWN – BUFFOON                                                                  palyaço

89 -COARSE – BOORISH – ABRUPT – BRUSQUE                         kaba, hoyrat

90 -COINCIDENTAL – FORTUITOUS                                           tesadüfî

91 -COLLUSION – DISCORD                                                           fikir ayrılığı, çatışma

92 -COMMENT ON – INTERPRET                                                  yorum yapmak

93 -COMMON(1) – WIDESPREAD – PREVALENT                          yaygın

94 -COMMON(2) – CUSTOMARY – FAMILIAR – ORDINARY     tanıdık, sıradan

95 -COMMONPLACE – ORDINARY – MEDIOCRE                         sıradan, alelade

96 -COMPANION – COMRADE                                                        yoldaş, sahabe

97 -COMPENSATE FOR – MAKE UP FOR                                       telefi etmek, tazminat

98 -COMPERATIVELY – RELATIVELY                                                           nispeten

99 -COMPETENCE – CAPABILITY                                                  yetenek, yeterlilik

100 –COMPLICATED-  CONFUSING – INTRICATE                    kafa karıştırıcı, karışık

 

Articles (a, an, the)

Articles (a, an, the)

● A/AN

A-an isimlerin önüne gelir ve onların bütün benzerleri içinden “ herhangi bir “ tanesi olduğunu belirtmeye yarar. Örneğin bir keçi sürüsünden hiç ayrım yapmadan bir tanesini seçelim. Bu seçtiğimiz keçi herhangi bir özelliği olmayan, bütün benzerleri içinden sadece herhangi biridir. Veya bir şey not almak için karşımızdan bir kalem istediğimizde, herhangi bir kalem istiyoruzdur. İngilizce’de isimleri kullanma ihtiyacı hissettiğimizde mutlaka onları genelleştiren ( herhangi bir anlamı veren ) bazı eklere ihtiyaç duyulur ve bu ekler İngilizce gramerinde “ Article ” diye adlandırılır.

► İsimler sessiz bir harf ile başlıyorsa önüne (a), sesli bir harf ile başlıyorsa (an) getirilir.

Examples;

– a pencil (bir kalem)

– a book (bir kitap)

– a teacher (bir öğretmen)

– an apple (bir elma)

– an engineer (bir mühendis)

– an inspector (bir müfettiş)

 “ a ve an “ sadece isimlerin önüne gelir, sıfat veya fiilerin önüne kesinlikle gelmez. Ayrıca a veya an gelen isimler mutlaka tekil olmalıdır, çoğul isimler article almaz.

– a house

– an animal

– a go (yanlış, çünkü go bir fiildir)

►  Sesli ve sessiz harf kavramı İngilizce’de kelimelerin yazılışı değil okunuşuyla ilgilidir. Örneğin “university” kelimesinin ilk harfi sesli olduğu halde okunuşu “yunivörsiti” şeklinde olduğu için başına a gelir. Veya “hour” kelimesinin ilk harfi sessiz olduğu halde “aır” şeklinde okunduğundan kelimenin başına an gelmesi gerekir.

–  a university

–  an hour

 İngilizce’de sayılamayan isimlerin önüne “a” veya “an” gelmez. İngilizce’deki sayılabilen ve sayılamıyan kelimelerin mantığı Türkçe’ye göre terstir. Örneğin Türkçe’de “bir bardak veya bir şişe su anlamında “bir su” diyebildiğimiz halde, İngilizce’de böyle bir kullanım yoktur.

– a water (bir su olmaz)

– a weather (bir hava olmaz)

 THE

A ve an article’larını anlatırken bir kalem örneğinden sözetmiştik. Bu örnek üzerinden şimdi de “the” article’ını anlamaya çalışalım. Masanın üzerinde bir sürü kalem olduğunu düşünün. Masanın hemen yanında oturan arkadaşımızdan bir kalem isteyeğiz. Eğer o anda amacımız sadece birşeyler yazmaksa, karşımızdaki insana Türkçe olarak şöyle deriz;

– Bir kalem verir misin? (Can you give me a pencil?)

Şimdi örneği biraz değiştirelim. Arkadaşınıza birkaç gün önce bir kalem ödünç verdiğinizi düşünün. Kalemi arkadaşınızdan nasıl istersiniz?

–  Bir kalem verir misin? (Can you give me a pencil?)

–  Kalemi verir misin? (Can you give me the pencil?)

İkinci cümlede “kalemi” ifadesi bize bu kalemin belirli bir kalem olduğu fikrini verir. Karşımızdaki kişi “kalemi” dediğinizde hemen ödünç aldığı kalem olduğunu anlar. İşte bu tür kelimelerin başına “the” gelir.

Kısaca bir pencere aç dediğimizde “a” veya “an” pencereyi aç dediğimizde ise “the” kullanılır.

The” “a” veya “an” gibi sayısal bir değere sahip değildir bu yüzden tekiller ve çoğullar ile kullanılabilir sadece onların bilinip bilinmediğinden bahseder.

– the book kitap

– the books kitaplar

– a book herhangi bir kitap

– a books kesinlikle olmaz

Şimdi birkaç örneği birarada görelim

– Bana bir kitap ver (Give me a book)

– Bana kitabı ver (Give me the book)

– Bir cam açarmısın? (Can you open a window?)

– Camı açar mısın? (Can you open the window?) 

The”nın kullanıldığı özel durumlar

 Doğada yalnızca bir tane olan isimlerin önünde kullanılır.

the sun (güneş)

the North pole (kuzey kutbu)

the South pole (güney kutbu)

the earth (dünya)

the world (dünya)

the moon (ay)

the sky (gökyüzü)

the air (hava)

the weather (hava)

the wind (rüzgar)

the rain (yağmur)

► Coğrafi isimlerin önünde kullanılır.

the Everest (dağlar)

the Nile (nehirler)

the Mediterrenian (denizler)

the Atlantic Ocean (okyanuslar)

the Bahamas (adalar)

 Özel isimler kesinlikle “the” almazlar. Ancak eğer ülkeler birleşik devletlerden oluşuyorsa “the” alabilir.

the John (yanlış)

the Mary (yanlış)

the Ankara (yanlış)

the England (yanlış)

the United States of America (doğru)

 Bilim dalları “the” almadan kullanılır.

Chemistry (kimya)

Economics (ekomomi)

Linguistics (dil bilimi)

 Yönle ilgili kelimeler “the” almazlar.

north (kuzey) 

south (güney)

west (batı) 

east (doğu)

 Oyunlar ve spor dalları “the” almazlar.

backgommon (tavla)

chess (satranç)

football (futbol)

basketball (basketbol)

 Müzik enstrümanları “the” ile kullanılır.

the piano 

the guitar

İngilizce Sıfatlar – Adjectives in English

İngilizce Sıfatlar – Adjectives in English

Old : Yaşlı / Eski / Yaşça Büyük

Young : Genç / Yaşça Küçük

Blissful : Çok Mutlu

Optimistic : İyimser

Pessimistic : Kötümser

Sad : Üzgün

Cheerful: Neşeli

Enjoyable : Eğlenceli

Funny :Komik / Eğlenceli

Sick : Hasta

Terrible : Korkunç / Berbat

Awful : Berbat / Korkunç

Cheap : Ucuz

Expensive : Pahalı

Handsome : Yakışıklı 

Ugly : Çirkin

İnteresting / İnterested : İlginç / İlgili

İntelligent : Zeki

Cute : Hoş / Çekici

Sweet : Tatlı / Hoş

Nice : Hoş

Lovely : Sevimli

Full : Dolu

Empty : Boş

Little : Az

Much : Çok (Sayılamayan Kelimelerle)

Many: Çok (Sayılabilen Kelimelerle)

Tall :Uzun

Short : Kısa

Long : uzun

Small : Küçük

Nasty : Pis

Dirty : Kirli

Naughty :Yaramaz (Çocuk)

Disaproving : Muhalefet

Dry : Kuru

Sunny : Güneşli

Rainy : Yağmurlu

Foggy: Sisli

Dull :Kapalı Hava

Snowy : Karlı

Wet : Nemli / Islak

Windy : Rüzgarlı

Cloudy: Bulutlu

Stupid : Aptal

Sleepy : Uykulu

Drunk : Sarhoş

Noisy : Gürültülü

Quiet : Sessiz

Crowded : Kalabalık

Thin : Zayıf / İnce

Thick : Kalın

Narrow : Dar

Large : Geniş

Agressive : Saldırgan

Rich : Zengin

Poor : Fakir / Güçsüz

Lazy : Tembel

Hardworking : Çalışkan

Light : Hafiif

Heavy : Ağır

Colourful : Renkli

Excited / Exciting : Heyecanlı / Heyecan Verici

Disgusted / Disgusting:İğrenmiş / İğrenç

Curious : Meraklı

Lovestruck : Karasevdalı

Agonized / Agonizing : Acı Çekmiş / Acı Verici

Apologetic : Pişman

Talented : Yetenekli

Afraid (Of) : Korkmuş

Eager : İstekli

Bored / Boring : Sıkılmış / Sıkıcı

Shy : Utangaç

Ashamed : Utanmış

Hot : Sıcak

Cool : Serin

Cold : Soğuk

Plump : Çok Şişman

Slow : Yavaş

Fast : Hızlı

Quick : Çabuk

Smug : Kendini Beğenmiş

Smart : Şık

Tidy : Düzenli

Pure : Saf

Skilful : Yetenekli

Doubtful : Şüpheli

Busy : Meşgul

Ordinary : Sıradan

Usual :Sıradan

Enourmous : Kocaman

Famous : Ünlü

Weak : Zayıf / Takatsiz

Dangerous : Tehlikeli

Harmful : Zararlı

Poisonous : Zehirli

İmportant : Önemli

Serious : Ciddi

Crazy : Çılgın

Polluted : Kirlenmiş / Kirli

Upset : Üzgün

Different : Farklı

Same : Aynı

Difficult : Zor

Powerful : Güçlü

Talkative : Geveze

 

İngilizce Meyve İsimleri

İngilizce Meyve İsimleri

 

Apple: elma

Appricot: şeftali

Banana: muz

Blackberry: böğürtlen

Cherry: kiraz

Grape: üzüm

Lemon: limon

Orange: portakal

Tangerine: mandalina

Sour cherry: vişne

Avacado: avokado

Pineapple: ananas

Currant: frenk üzümü

Grapefruit: greyfurt

Fig: incir

Plum: erik

Pear: armut

Wetermelon: karpuz

Melon: kavun

Apricot: kayısı

Kiwi: kivi

Mulberry: dut

Plum: erik

Raspberry: ahududu

Walnut: ceviz

Artichoke: enginar

Hazeknut:Fındık

Carrot: havuç

Coconut: hindistan cevizi

Chestnut: kestane

Apricot: zerdali

 

Animals in English- İngilizce Hayvanlar

Animals in English- İngilizce Hayvanlar

Ayı: bear

Arı: bee

Kuş: bird

Kelebek:butterfly

Kedi:cat

Tavuk:chicken

İnek: cow

Köpek: dog

Geyik: deer

Yunus: dolphin

Balık :fish

Sinek: fly

At:horse

Aslan: lion

Kurbağa: frog

Kirpi: hedgehog

Maymun: monkey

Sincap: squirrel

Yılan: snake

Örümcek: spider

Kaplumbağa: turtle

Yarasa: bat

Fox: tilki

Tavşan: rabbit

Köstebek: mole

Fare: mouse

Su samuru: otter

Gelincik: stoat

Kumru güvercin: dove

Ördek: duek

Atmaca: hawk

Baykuş: owl

Tavus kuşu: peafowl

Bülbül: robin

Serçe: sparrow

Karınca: ant

Dragonfly: yusufçuk

Yengeç: crab

Domuz: pig

İnek: cow

Zürafa: giraffe

Tiger: kaplan

Kurt: wolf

Geyik: deer

Fil: elephant

Antilop: antelope

Bit: louse

Boğa: bull

Bufalo: buffalo

Bukalemun: chameleon

Buldok: bulldog

Ceylan: gazelle

Civciv: chick

Çakal: jackal

Çita: cheetah

Dana: calf

Deve: camel

istanbul escort